Mta-türk videolar için tıklayınız.

Her hafta değişik konularda sorularınızı cevaplandırıyoruz. Sorularınızı canlı olarak iletebilirsiniz.

Tek yapmanız gereken aşağıdaki web sayfamıza tıklamak:
www.islamiyetin-sesi.org

Müslüman Ahmediye Cemaati, uluslararası alanda Kuzey Amerika, Güney Amerika, Asya, Avustralya ve Avrupa’nın 209 ülkesinde şubesi bulunan dinî bir cemaattir. Bu, dünya genelinde 300 milyon üyeyi kapsayan, çağdaş tarihin en dinamik İslâm topluluğudur.  Ahmediye Cemaati, 1889’da Hindistan’ın Pencap Bölgesinin, Kadiyan adında küçük ve ıssız bir köyünde Mirza Gulam Ahmed (1835-1908) tarafından kurulmuştur. Kendisi, âhir zamanda tüm dinlerin beklediği kişi, yani beklenen müceddid (Mehdi ve Mesih) olduğunu iddia etti. Kurduğu cemaat, İslâm’ın ilk günlerindeki berraklığı taşıyan hayırlı tebliğinin  -sulh, umumî kardeşlik ve Allah’ın iradesine teslimiyet – bir kuruluşudur. Hz. Ahmed  İslâm’ı, insanlığın dini olarak tanıttı. “Doğru yoldaki insanların dini.” (Beyyine-6.Ayet)

Ahmediye Cemaati, bu anlayışla bir asır içinde dünyanın her köşesine ulaştı. Cemaat bazı ülkelerde şiddetli baskılara maruz kalmasına rağmen, yerleştiği her yerde sosyal projeler, eğitim enstitüleri, sağlık hizmetleri, İslâmî yayınlar ve cami inşaları ile İslâm’ın hayırlı hizmetlerini hayata geçirmektedir. Ahmedî Müslümanlar, yasalara uyan, barışçı, azimli ve hayırsever bir cemaat olma hüviyetini hak ettiler.  İslâm’da Müslüman Ahmediye Cemaati, İslâmî ahlâkı ve manevî değerleri yeniden canlandırma amacıyla, ilâhi rehberlik doğrultusunda meydana getirilmiş bir cemaattir. Cemaat, Kur’an-ı Kerim’in şu talimatına sıkı sıkıya bağlıdır ve ona göre amel etmektedir. “Dinde zorlama yoktur,” (Bakara – 257.Ayet)

Devamını oku...

KUSURSUZ VE EKSİKSİZ AHLAKIN SAHİBİ – İNSAN-I KAMİL HZ. MUHAMMED (Sallellahu aleyhi ve sellem)

Peygamber Efendimiz hz. Muhammed Resulüllah’ın (sav) güzel ahlakı hayatın her şubesinde tecelli etmektedir. O, her güzellikte bütün insanoğlunu geride bırakmıştır. İncelediğimiz kadarıyla insanın ilişkileri üç çeşittir. İlk ilişkisi Allah ile ilgilidir ki O, onun yaratıcısı ve rızık verenidir. O’nun lütfu olmadan insan bir saniye bile rahat edemez. Rahat etmek şöyle dursun hayatı imkansız hale gelir. O’nun ihsan ve iyiliklerinin haddi hesabı yoktur ve lütuflarının yağmuru her an üzerimize yağmaktadır. O bizi en zayıf durumumuzdan bugünkü halimize eriştirdi. Akıl bağışlayarak bütün yarattıklarından üstün kıldı. Bundan dolayı Allah ile ilişkimizde dürüst değilsek, eğer bu ilişkideki ahlakımız düşük ise ve O’nun ihsanlarını göz ardı ediyorsak o zaman bizden daha rezil kimse yoktur.

Yaratıcımız ile ilgili ilişkimizden sonra sıra yaratılanlarla olan ilişkimize gelir. Çünkü onlar arasında da birileri ihsan edendir, birileri muallimimizdir, birileri bize lütufta bulunandır, birileri derdimize ortaktır, birileri rahatımız için koşmakta iken bazıları ise sevgimize ve ilgimize muhtaçtır. Bazıları zaaflarından, kötü durumlarından, yoldaşlardan geri kaldıklarından dolayı bizden yardım beklemektedir. Kısacası binlerce insan ile bir şekilde ilişkimiz vardır. Eğer onlara olan davranışlarımızda dürüst değilsek, onlara ahlaksız davranıyorsak, dünyanın barışı ve huzuru kaçar ve yerini fitne ve fesat alır. Eğer mahlukata olan davranışlarımızda dürüst ahlaka sahip değilsek o zaman biz dünyadan barış ve huzur metaını yağmalayan bir haramiye benzeriz.

Üçüncü ilişkisi ise insanın bizzat kendi nefsi iledir. O da bir çok açıdan teveccühümüze muhtaçtır. Yaratıcımızdan yüzümüzü çevirmek veya yaratılanlara kötü davranmak, ne denli zarar verici, barış ve huzuru yok edici ise kendi nefsimize kötü muamele yapmak ve ona karşı ahlak düşüklüğü göstermek de o denli tehlikeli ve fitne yaratıcıdır. Kısacası bu ilişkilerin her birinde kamil ahlaka sahip olan ve bunların hiçbirinde zaaf göstermeyen insan ancak kamil insandır.

Bu her üç alandaki ahlakı göz önünde bulundurduğumuzda, ahlakta kamil zannedilen insanların çoğunun bir çok zaafa sahip olduğunu görürüz. Onlar bir alandaki ahlakta kemale ermiş iken diğer alanlarda sınıfta kalmışlardır. Şüphesiz Allah’ın sevdiği ve tertemiz kıldığı kulların grubu, bu üç alandaki ahlaklarda kemale ermişlerdir ve herhangi bir güzellikten mahrum kalmamışlardır. Ancak, Peygamber Efendimizin ahlakını incelediğimizde onun, kemale sahip olan bütün insanların efendisi olduğunu görürüz. Dünyada kemale sahip olan bir çok kimse geçmiştir. Ancak Peygamber Efendimizin renginin parlaklığı karşısında onların rengi sönük kalır ve diğer insanlar onun sahip olduğu güzelliklerin binde birine bile sahip değildirler. Vadedilen Mesih (as) Farsça bir şiirinde ne güzel buyurmuştur:

Muhammed’in (sav) canında harikulade bir nur var,

Muhammed’in (sav) madeninde nadir ve değerli taşlar var.

İki âlemde de Muhammed (sav) gibi şevket ve şana sahip hiç kimseyi tanımam.

Biz, Peygamber Efendimizden önce ve ondan sonra da kemal sahibi büyük insanların olduğunu reddetmeyiz. Ancak şüphesiz Peygamber Efendimiz (sav) karşısında onların hali güneş karşısında mum gibi veya denize nazaran nehir gibidir. Çünkü gönülleri cezbeden Peygamber Efendimiz (sav), farklı zamanlarda kemale ermiş farklı insanların ayrı ayrı sahip oldukları bütün güzelliklere topluca sahip idi. O, Allah sevgisi ve itaatinde öylesine yok olmuştu ki bu dünyada Allah’ın apaçık mazharı idi. Allah’ın ahlakı ile ahlaklanın diyen bu yüce zat, bu sözün kamil örneği idi.

Allah'ın lütuflarıyla dolu geçen Amerika ve Guatemala turu

Gerçek Ahmedilerin Özellikleri

Huzur-i Enver (Eyyedehullahu binasrihill aziz) Kelime-yi şehadet ve Fatiha suresinden sonra şöyle dedi:

Kendine Ahmedi diyen kadın yahut erkek herhangi birinin, sadece “biz hz. Mesih-i Mevud’a ve onun iddialarına inanıyoruz,” demesi onu gerçek Ahmedi yapmaz. Aksine hz. Mesih-i Mevud (as) gerçek bir Ahmedi olmak için bazı şartlar koydu, bazı sorumluluklar yükledi ve bazı görevlere dikkat çekti. Eğer bunlara göre davranırsanız, onları yerine getirirseniz işte o zaman gerçek anlamda benim cemaatime dahil olacaksınız, buyurdu.  Fiilî Ahmedi olmak için bütün yetenek ve güçlerinizle, hz. Mesih-i Mevud’un (as) bir Ahmediden beklediği konulara göre amel etmek şarttır. Kendisi şöyle buyurdu: Biatten kastedilen canını Allah’a teslim etmektir. Bu kolay bir şey değildir, biz herhangi bir şeyi birine sattıktan sonra artık onun üzerinde bir hakkımız kalmaz. Velhasıl, üzerimizi kaplaması gereken hal budur ve canımızla ilgili aklımızda tutmamız gereken işte bu düşüncedir.

 

Devamını oku...

 

 

19 Ekim 2018 Cuma Hutbesi

Huzur-i Enver (Eyyedehullahu binasrihill aziz) Kelime-yi şehadet ve Fatiha suresinden sonra şu ayeti okudu:

اِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللّٰهِ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَ وَلَمْ يَخْشَ اِلَّا اللّٰهَ فَعَسٰى اُولٰـئِكَ اَنْ يَكُونُوا مِنَ الْمُهْتَدٖينَ

Tercümesi: Allah’ın mescitlerini, ancak Al­lah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekât veren ve Allah’tan başka kimseden korkmayan imar eder. Hidayete kavuşturulacaklardan olabilecekler (de,) işte onlardır.

Elhamdülillah, Allah-u Teala bu şehirde bizi ilk camiyi yapmaya muvaffak kıldı ve bugün bu caminin resmi açılışı vardır. Dünyevi binaların yahut dünyevî amaçları elde etmek için yapılan binaların açılışında genellikle dünyevî ve zahiri sevinç sergilenir ve bunun sayesinde biz şu dünyevi menfaati elde edeceğiz, bu dünyevi menfaati elde edeceğiz diye ilan edilir. Ancak biz, camilerin açılışını yaptığımızda, camiler inşa ettiğimizde bunu Allah’ın rızasını elde edelim düşüncesiyle yaparız. Allah’ın rızasını elde etmek için, O’nun yapılmasını emrettiği şeyleri yapmak şarttır. Ve bunlardan ilki, birinci gaye, Allah’a ibadetin hakkını vermek ve Allah’ın söylediği şekilde bu hakkı yerine getirmektir.

 

Devamını oku...

Huzur-i Enver (Eyyedehullahu binasrihill aziz) 5 Ekim 2018’de Londra’da Beytül Futuh Camisinde Cuma hutbesi verdi. Kelime-yi şehadet ve Fatiha suresinden sonra şöyle dedi: Geçen hutbede Ashab-ı Kiram’dan bahsederken Abdullah bin Mesud ile ilgili bazı rivayetler eksik kalmıştı, şimdi onları anlatacağım. Hz. Abdullah bin Mes’ud hakkında ileri gelen sahabeler şöyle derlerdi: Abdullah bin Mes’ud’un, Allah’a yakınlık ve Allah ile ilişkide olağanüstü bir mertebesi vardı ve hz. Resulüllah’ın (sav) örnek alınmasını özellikle nasihat ettiği sahabeler arasında hz. Ebubekir ve hz. Ömer’e ilaveten hz. Abdullah bin Mes’ud da vardı. Hz. Resulüllah (sav) buyurur ki, Abdullah bin Mes’ud’un yöntemine sıkıca sarılın. Peygamber Efendimizin (sav) ona karşı özel bir güveni vardı ve hz. Abdullah bin Mes’ud’un da Peygamber Efendimize karşı olağanüstü bir sevgisi vardı. Hz. Resulüllah’ın (sav) sohbeti onu, muttaki, günahtan çok sakınan ve ibadete düşkün birisi yapmıştı. İbadet ve nafilelere o kadar düşkündü ki farz namazlar ve teheccüde ilaveten duha (kuşluk vakti) namazına da önem verirdi. Ayrıca her pazartesi ve Perşembe nafile oruç tutardı. Kendisi derdi ki, teheccüd namazı vesaireyi eda ederken bedenimde zayıflık hissetmeye başlıyorum, o yüzden nafile orucun az olmasına önem veriyorum.

 

Devamını oku...

Huzur-i Enver (Eyyedehullahu binasrihill aziz) 7 Eylül 2018’de Almanya’nın Kalsruhe şehrinde, Calsa alanında Cuma hutbesi irşad etti. Kelime-yi şehadet ve Fatiha suresini okuduktan sonra şöyle buyurdu:

Elhamdülillah bugün Almanya Cemaatinin yıllık toplantısı başlıyor, Yüce Allah bize, bir yıllık toplantıya daha katılma saadeti bahşetti. Calsa Salana (yıllık toplantı) nedir? Calsa salananın maksadını, hz. Mesih-i Mevud (as) açıklayarak şöyle buyurdu: Bu toplantı, dünyevî bir festival değildir. Ve buraya toplanmak da dünyevî bir maksat veya gövde gösterisi yapmak için değildir. Dünyayı maddi olarak etkilemek de değildir. Aksine burada toplananların sadece Allah için toplanmaları gerekir ki böylece bir yandan ilmî ve manevî susuzluğunu giderip ilim ve maneviyatta ilerleyen kimseler olsunlar öbür yandan da Allah’ın kullarının haklarını eda etmeye çabalayan kimseler olsunlar.

 

Devamını oku...

Huzur-i Enver (Eyyedehullahu binasril aziz) 24 Ağustos 2018’de Londra’da Beyt-ül Futuh camiinde Cuma hutbesi irşad etti. Teşehhüd ve Fatiha suresini okuduktan sonra şöyle buyurdu:

Hz. Asım bin Sabit, hz. Resulüllah’ın (sav) bir sahabesi idi. Babasının ismi Sabit bin Kays ve annesinin ismi Şumus binti Ebu Amir idi. Hz. Resulüllah (sav) onunla hz. Abdullah bin Cahş arasında muvahat (kardeşlik) kurmuştu. Kendisi Bedir savaşına katılmıştı.

Devamını oku...

 

Huzur-i Enver (Eyyedehullahu binasril aziz) 10 Ağustos 2018’de Londra’da Beyt-ül Futuh camiinde Cuma hutbesi irşad etti. Teşehhüd ve Fatiha suresini okuduktan sonra şöyle buyurdu:

Elhamdülillah, İngiltere yıllık toplantısı, bereketlerini dağıtarak ve Allah’ın lütuflarını aşikar ederek tamamlandı. Bu üç gün çok bereketli idi. Şimdi bazı misafirlerin izlenimlerini özet olarak sunacağım. Bundan, calsanın bereketlerinin yabancılar üzerinde de ne kadar etkili olduğu anlaşılmaktadır.

 

Devamını oku...

Her Cumartesi Türkiye Saati ile 20:00, Almanya Saati ile 19:00 da

islamiyetin-sesi.org adresinden canlı izleyebilirsiniz. Sorularınızı sorabilirsiniz.

Huzur-i Enver kelimeyi şehadet ve Fatiha suresinden sonra şöyle dedi: Bu gün bahsedeceğim sahabelerden ilki, Ensardan hz. Sabit bin Halid’dir. Bedir ve Uhud gazvelerine katılmıştı. Yemame savaşına da katıldı ve şehit oldu.

Hz. Abdullah bin Urfata bir diğer sahabedir. Hz. Cafer bin Ebi Talib ile birlikte Habeşistan’a hicret etti ve Bedir gazvesine de katıldı.

Bir başka sahabe hz. Utbe bin Abdullah’tır. Ukbe biatine ve Bedir gazvesine katılmıştı.

 

Devamını oku...

Örnek alınacak yüce insanlar: Peygamber Efendimizin (sav) sahabeleri

Allah yolunda mal fedakarlığının bereketleri

Huzur-i Enver (Eyyedehullahu binasrihill aziz) Kelime-yi şehadet ve Fatiha suresinden sonra Bakara suresinin 262, 263, 266, 269, 273, 275. ayetlerini okudu ve daha sonra şöyle dedi:

Okuduğum bu ayetler Bakara suresinin ayetleridir ve bu ayetlerde mal fedakarlığından bahsedilmiştir. Allah-u Teala burada mal fedakarlığını bir devamlılık ile beyan etmiştir. Bu ayetlerin tercümesi şöyledir:

Bakara, 262. Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her başağında yüz tanecik bulunan yedi başağı çıkaran bir taneye benzer. Allah, dilediğine kat kat verir. (Şüphesiz) Allah, bolluk ihsan eden ve her şeyi çok iyi bilendir.

Bir sonraki ayette şöyle buyurdu: Bakara, 263. Mallarını Allah yolunda harca­yıp, harcadıklarının ardından başa kakmayan ve (gönül) incitmeyenlerin mükâfatları, Rablerinin Katındadır. Onlara ne korku, ne (de) kaygı vardır.

Sonra şöyle buyurdu: Bakara, 266. Allah rızasını kazanmak ve (imanlarını) sağlamlaştırmak için mallarını sarf edenlerin durumu, yüksek bir yerdeki bahçeye benzer. Ona sağanak yağmur yağdığında, meyvelerini iki kat verir. Sağanak yağmur yağmasa (da,) çisentisi bile (ona kâfidir.) Allah yaptıklarınızı görür.

Daha sonraki ayette şöyle buyurdu: Bakara, 269. Şeytan sizi yoksullukla korku­tur, hayâsızlığı (da) telkin eder. Allah (ise,) Katından size mağfiret ve lütuf vadeder. Allah, bolluk ihsan eden ve her şeyi en iyi bilendir.

Yine şöyle buyurur: Bakara, 273. Onları yola getirmek senin sorumluluğun değildir. Ancak Allah, dilediğine hidayet verir. (Allah yolunda) harcadığınız iyi malın faydası da, kendinize olacaktır. Sizler, ancak Allah’ın rızasını ka­zanmak için harcarsınız. Harcadığınız iyi malın (mükâfatı) tastamam olarak size (geri) verilecektir. Hiçbir haksızlığa da uğratılmayacaksınız.

Yine şöyle buyurdu: Bakara, 275. Gece ve gündüz, açıkça ve gizlice, mallarını (Allah yolunda harcayanların) mükâfatları Allah Katında (saklıdır). On­lara ne korku, ne de kaygı vardır.

 

Devamını oku...

26 Ekim 2018 Cuma Hutbesi

Huzur-i Enver (Eyyedehullahu binasrihill aziz) Kelime-yi şehadet ve Fatiha suresinden sonra şöyle dedi:

Allah-u Teala’nın büyük bir rahmetidir ki O bize Kendi lütfu ile, Peygamber Efendimizin (sav) bizim Mehdimiz kelimeleriyle andığı hz. Mesih-i Mevud’a (as) inanmayı nasip etti. Hz. Resulüllah’ın (sav) “bizim” diyerek hz. Mesih-i Mevud’a (as) verdiği bu yüksek makam, sevgi ve yakınlığın göstergesidir. Hz. Mesih-i Mevud (as) büyük bir sancı ile kendisine inananları biatin hakkını vermeye ve gerçek bir mümin olmaya çağırdı. Bizim bunu daima göz önünde tutmamız gerekir, manevi ilerlememizin yolu ancak budur. Biz ancak bu yolla dini idrak edebiliriz, ancak bu yolla Allah’a yakınlaşmanın yollarını arayabiliriz. Bu yolla Kuran-ı Kerim’in sırlarına ve irfanına ulaşabiliriz ve ancak bu yolla hz. Resulüllah’ın (sav) makam ve mertebesini tanıyabiliriz. Biz ancak bu yolla itikatlarımızı düzeltebiliriz ve amelî durumumuzu iyileştirebiliriz. Bu hazinenin mevcut olmasına rağmen eğer bundan istifade etmezsek bu büyük bir şanssızlık olacaktır.

 

Devamını oku...

Huzur-i Enver (Eyyedehullahu binasrihill aziz) 12 Ekim 2018’de Londra’da Beytül Futuh Camisinde Cuma hutbesi verdi. Kelime-yi şehadet ve Fatiha suresinden sonra şöyle dedi: Bugün bahsedeceğim sahabelerle ilgili olaylar ve rivayetler tarihte teferruatlı olarak korunmamıştır. Onlarla ilgili birkaç satırdan ibaret çok kısa bilgi vardır. Ancak ben istiyorum ki Bedir Sahabelerinden bir defa bahsedilsin ve bir yerde toplanarak cemaatimizin kaynaklarına girsin. Bu yüzden hakkında kısa bilgi verilen isimleri de anlatacağım. Ne kadar kısa bahsedilmiş olsa da o sahabelerin bir makamı vardır ve bu bizim için bereket sebebidir. Onlar öyle insanlardır ki fakir ve zayıf olmalarına rağmen dini korumak için ilk saflarda yer aldılar. Düşmanın gücünden korkmadılar, aksine onlar tam olarak Allah-u Teala’ya güveniyorlardı. Hz. Resulüllah’a (sav) bağlılık ve sevgi sözü verdiler ve bu yolda canlarını bile vermekten geri durmadılar. Onların bu ahde vefalarından ötürü Yüce Allah onları Cennet ile müjdeledi ve onlardan razı olduğunu açıkladı.

 

Devamını oku...

Huzur-i Enver (Eyyedehullahu binasrihill aziz) 14 Eylül 2018’de Belçika’nın Brüksel şehrinde, Calsa alanında Cuma hutbesi irşad etti. Kelime-yi şehadet ve Fatiha suresini okuduktan sonra şöyle buyurdu: Allah-u Teala’nın lütfu ile bugün Belçika Ahmediye Cemaatinin Calsa Salanası (yıllık toplantısı) başlıyor. Uzun bir müddetten sonra ben sizin calsanıza katılıyorum. Bu müddet zarfında  cemaatte de ilerleme oldu, bir çok konuda da ilerleme oldu. Mesela cemaat merkezinde ilerleme oldu, camiler ve namaz merkezlerinde de ilerleme var. İmar edilmekte olan Brüksel camisi neredeyse tamamlanma aşamasındadır ve güzel bir cami oluyor. Önceki gün Alken’da bir caminin açılışı oldu. Çok geniş bir yer ve geniş bir camidir.

 

Devamını oku...

Huzur-i Enver (Eyyedehullahu binasril aziz) 31 Ağustos 2018’de Londra’da Beyt-ül Futuh camiinde Cuma hutbesi irşad etti. Teşehhüd ve Fatiha suresini okuduktan sonra şöyle buyurdu:

Hz. Ümeyr bin ebi Vakkas Bedir savaşına katılmış sahabelerden biri idi. Hz. Ümeyr, hz. Saad bin Ebi Vakkas’ın küçük kardeşi idi ve ilk Müslümanlardan idi. Annesinin ismi Hamne binti Süfyan idi. Kureyş’in Benü Zühre kabilesinden idi. Kendisi Bedir savaşına katıldı ve orada şehit oldu. Hz. Resulüllah (sav) hz. Ümeyr ve hz. Amr bin Muaz arasında muvahat (kardeşlik) kurmuştu. Bedir savaşı ile ilgili şöyle yazılıdır: Medine’den biraz uzağa gidince Hz. Resulüllah (sav) konaklanılmasını emretti ve orduyu kontrol etti. Hz. Resulüllah (sav) ile birlikte savaşmak arzusuyla gelmiş olan küçük yaştaki gençleri geri yolladı. Hz. Ümeyr bin ebi Vakkas da küçük yaştaydı. O, yaşı küçük olanların geri gönderildiğini duyunca askerlerin arasında oraya buraya saklanmaya başladı. Fakat sonunda sıra ona geldi ve Hz. Resulüllah (sav) onun da geri dönmesini emretti. Hükmü duyunca hz. Ümeyr ağlamaya başladı. Hz. Resulüllah (sav) onun olağanüstü arzusunu görünce Bedir’e katılmasına izin verdi. Bir rivayette bildirildiğine göre Hz. Resulüllah (sav) mübarek eli ile ona kılıç kuşandırdı. Hz. Ümeyr bin ebi Vakkas Bedir savaşında şehit olduğunda 16 yaşında idi.

 

Devamını oku...

Çağımızın Sorunlarına İslam’ın Çözümü

Giriş

Bugün üzerinde konuşmak üzere seçtiğim konu, kendime bir meydan okumadır. Bu çok geniş kapsamlı ve birçok yönü bulunan bir meseledir. Mevcut kısıtlı zaman içerisinde bu konunun hakkıyla üstesinden gelemeyeceğimin endişesini bir miktar taşımaktayım. Buna rağmen iki temel soruyu yöneltmekle konuşmama başlamak istiyorum.

Bu soruların ilki şöyledir: “İçinde bulunduğumuz modern çağda, bize meydan okuyan sorunlar nelerdir?” İkinci soru ise şudur: “Bu durumlar karşısında din, bize nasıl rehberlik edebilecektir?”

Çağımızın en büyük sorunu, barış ve emniyetin kalmamasıdır. Dünyevi ilerlemeler açısından günümüz insanı çok yol kat etmiştir. Hayatın her alanındaki bu çok yönlü ilerleme ise, bilim ve teknolojinin olağanüstü gelişmesinin bir sonucudur. Özellikle birinci ve ikinci dünya ülkeleri, bunun meyvelerinden faydalanmaktadırlar. Üçüncü dünya ülkeleri-ne gelince, onlar da bir yere kadar bu bilimsel ilerlemeler-den fayda görebilmektedirler. Bu ilerlemenin ışığı, eski çağlardaki gibi ilkel yaşamın sürdürüldüğü, dünyanın en ücra köşelerine kadar ulaşmıştır. Ancak bu denli ilerlemeye rağmen günümüz insanı, gerçek mutluluk ve huzurdan mahrum bir haldedir. Huzursuzluk, ızdırap ve korku gitgide artış göstermektedir. Şüpheler ile dopdolu geleceğin korkutucu gölgeleri, her tarafı kuşatmaktadır. Geçmişten kendilerine miras kalana ise, insanlar güven göstermemektedir. Huzursuzluk arttıkça artmaktadır.

Devamını oku...

Jalsa Salana

Çocuklar İçin Oyunlar, Bulmacalar

Mta Tv (Tr - De)

Mta-tv

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 22. Sayısı

Hz. Resulüllah'ın Yüce Şanı


Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 175

Yüce Allah (cc) üst üste indirdiği vahiyler vasıtasıyla, ölüm zamanımın çok yaklaştığını bana haber vermiştir. O'nun bu konudaki v...

Video

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

MTA Türk

Duyurular

Her hafta değişik konularda sorularınızı cevaplandırıyoruz. Sorularınızı canlı olarak iletebilirsiniz.

Tek yapmanız gereken aşağıdaki web sayfamıza tıklamak:
www.islamiyetin-sesi.org

Her Cumartesi Türkiye Saati ile 20:00, Almanya Saati ile 19:00 da

islamiyetin-sesi.org adresinden canlı izleyebilirsiniz. Sorularınızı sorabilirsiniz.

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler