Mta-türk videolar için tıklayınız.

Her hafta değişik konularda sorularınızı cevaplandırıyoruz. Sorularınızı canlı olarak iletebilirsiniz.

Tek yapmanız gereken aşağıdaki web sayfamıza tıklamak:
www.islamiyetin-sesi.org

Müslüman Ahmediye Cemaati, uluslararası alanda Kuzey Amerika, Güney Amerika, Asya, Avustralya ve Avrupa’nın 209 ülkesinde şubesi bulunan dinî bir cemaattir. Bu, dünya genelinde 300 milyon üyeyi kapsayan, çağdaş tarihin en dinamik İslâm topluluğudur.  Ahmediye Cemaati, 1889’da Hindistan’ın Pencap Bölgesinin, Kadiyan adında küçük ve ıssız bir köyünde Mirza Gulam Ahmed (1835-1908) tarafından kurulmuştur. Kendisi, âhir zamanda tüm dinlerin beklediği kişi, yani beklenen müceddid (Mehdi ve Mesih) olduğunu iddia etti. Kurduğu cemaat, İslâm’ın ilk günlerindeki berraklığı taşıyan hayırlı tebliğinin  -sulh, umumî kardeşlik ve Allah’ın iradesine teslimiyet – bir kuruluşudur. Hz. Ahmed  İslâm’ı, insanlığın dini olarak tanıttı. “Doğru yoldaki insanların dini.” (Beyyine-6.Ayet)

Ahmediye Cemaati, bu anlayışla bir asır içinde dünyanın her köşesine ulaştı. Cemaat bazı ülkelerde şiddetli baskılara maruz kalmasına rağmen, yerleştiği her yerde sosyal projeler, eğitim enstitüleri, sağlık hizmetleri, İslâmî yayınlar ve cami inşaları ile İslâm’ın hayırlı hizmetlerini hayata geçirmektedir. Ahmedî Müslümanlar, yasalara uyan, barışçı, azimli ve hayırsever bir cemaat olma hüviyetini hak ettiler.  İslâm’da Müslüman Ahmediye Cemaati, İslâmî ahlâkı ve manevî değerleri yeniden canlandırma amacıyla, ilâhi rehberlik doğrultusunda meydana getirilmiş bir cemaattir. Cemaat, Kur’an-ı Kerim’in şu talimatına sıkı sıkıya bağlıdır ve ona göre amel etmektedir. “Dinde zorlama yoktur,” (Bakara – 257.Ayet)

Devamını oku...

KUSURSUZ VE EKSİKSİZ AHLAKIN SAHİBİ – İNSAN-I KAMİL HZ. MUHAMMED (Sallellahu aleyhi ve sellem)

Peygamber Efendimiz hz. Muhammed Resulüllah’ın (sav) güzel ahlakı hayatın her şubesinde tecelli etmektedir. O, her güzellikte bütün insanoğlunu geride bırakmıştır. İncelediğimiz kadarıyla insanın ilişkileri üç çeşittir. İlk ilişkisi Allah ile ilgilidir ki O, onun yaratıcısı ve rızık verenidir. O’nun lütfu olmadan insan bir saniye bile rahat edemez. Rahat etmek şöyle dursun hayatı imkansız hale gelir. O’nun ihsan ve iyiliklerinin haddi hesabı yoktur ve lütuflarının yağmuru her an üzerimize yağmaktadır. O bizi en zayıf durumumuzdan bugünkü halimize eriştirdi. Akıl bağışlayarak bütün yarattıklarından üstün kıldı. Bundan dolayı Allah ile ilişkimizde dürüst değilsek, eğer bu ilişkideki ahlakımız düşük ise ve O’nun ihsanlarını göz ardı ediyorsak o zaman bizden daha rezil kimse yoktur.

Yaratıcımız ile ilgili ilişkimizden sonra sıra yaratılanlarla olan ilişkimize gelir. Çünkü onlar arasında da birileri ihsan edendir, birileri muallimimizdir, birileri bize lütufta bulunandır, birileri derdimize ortaktır, birileri rahatımız için koşmakta iken bazıları ise sevgimize ve ilgimize muhtaçtır. Bazıları zaaflarından, kötü durumlarından, yoldaşlardan geri kaldıklarından dolayı bizden yardım beklemektedir. Kısacası binlerce insan ile bir şekilde ilişkimiz vardır. Eğer onlara olan davranışlarımızda dürüst değilsek, onlara ahlaksız davranıyorsak, dünyanın barışı ve huzuru kaçar ve yerini fitne ve fesat alır. Eğer mahlukata olan davranışlarımızda dürüst ahlaka sahip değilsek o zaman biz dünyadan barış ve huzur metaını yağmalayan bir haramiye benzeriz.

Üçüncü ilişkisi ise insanın bizzat kendi nefsi iledir. O da bir çok açıdan teveccühümüze muhtaçtır. Yaratıcımızdan yüzümüzü çevirmek veya yaratılanlara kötü davranmak, ne denli zarar verici, barış ve huzuru yok edici ise kendi nefsimize kötü muamele yapmak ve ona karşı ahlak düşüklüğü göstermek de o denli tehlikeli ve fitne yaratıcıdır. Kısacası bu ilişkilerin her birinde kamil ahlaka sahip olan ve bunların hiçbirinde zaaf göstermeyen insan ancak kamil insandır.

Bu her üç alandaki ahlakı göz önünde bulundurduğumuzda, ahlakta kamil zannedilen insanların çoğunun bir çok zaafa sahip olduğunu görürüz. Onlar bir alandaki ahlakta kemale ermiş iken diğer alanlarda sınıfta kalmışlardır. Şüphesiz Allah’ın sevdiği ve tertemiz kıldığı kulların grubu, bu üç alandaki ahlaklarda kemale ermişlerdir ve herhangi bir güzellikten mahrum kalmamışlardır. Ancak, Peygamber Efendimizin ahlakını incelediğimizde onun, kemale sahip olan bütün insanların efendisi olduğunu görürüz. Dünyada kemale sahip olan bir çok kimse geçmiştir. Ancak Peygamber Efendimizin renginin parlaklığı karşısında onların rengi sönük kalır ve diğer insanlar onun sahip olduğu güzelliklerin binde birine bile sahip değildirler. Vadedilen Mesih (as) Farsça bir şiirinde ne güzel buyurmuştur:

Muhammed’in (sav) canında harikulade bir nur var,

Muhammed’in (sav) madeninde nadir ve değerli taşlar var.

İki âlemde de Muhammed (sav) gibi şevket ve şana sahip hiç kimseyi tanımam.

Biz, Peygamber Efendimizden önce ve ondan sonra da kemal sahibi büyük insanların olduğunu reddetmeyiz. Ancak şüphesiz Peygamber Efendimiz (sav) karşısında onların hali güneş karşısında mum gibi veya denize nazaran nehir gibidir. Çünkü gönülleri cezbeden Peygamber Efendimiz (sav), farklı zamanlarda kemale ermiş farklı insanların ayrı ayrı sahip oldukları bütün güzelliklere topluca sahip idi. O, Allah sevgisi ve itaatinde öylesine yok olmuştu ki bu dünyada Allah’ın apaçık mazharı idi. Allah’ın ahlakı ile ahlaklanın diyen bu yüce zat, bu sözün kamil örneği idi.

18 Ocak 2019 Cuma Hutbesi

Huzur-i Enver kelimeyi şehadet ve Fatiha suresinden sonra şöyle dedi: Bugün ben hz. Amir bin Fuhayra’dan bahsedeceğim. Onun lakabı Ebu Amr idi. Azd kabilesindendi ve Hz. Aişe’nin üvey erkek kardeşi Tufeyl bin Abdullah’ın kölesi idi. Kendisi Afrikalı bir köle idi.  Hz. Resulüllah’ın (sav) dar-ı Erkam’a gitmesinden önce İslam’ı kabul etmişti ve hz. Ebubekir’in keçilerini otlatırdı.  İslam’a girdikten sonra kafirler tarafından kendisine büyük eziyetler yapıldı. Sonra hz. Ebubekir onu satın alıp azat etti.  Medine’ye hicret esnasında Hz. Rfesulüllah (sav) ve hz. Ebubekir (ra) Sevr mağarasında iken o,  hz. Ebubekir’in  keçilerini otlatıyordu. Hz. Ebubekir ona, keçileri yanlarına getirmesini emretmişti. Kendisi bütün gün keçileri otlatır, akşamları da keçileri alıp Sevr mağarasının yakınına götürürdü ve her ikisi bizzat keçilerinin sütünü sağarlardı.

 

Devamını oku...

Mali Fedakarlık: Vakfe Cedid 2019

Huzur-i Enver kelimeyi şehadet ve Fatiha suresinden sonra şöyle dedi: Bugün 20192un ilk cumasıdır. İlk olarak bütün dünyadaki Ahmedilerin yeni yılını tebrik etmek istiyorum. Allah-u Teala bu yılı bize mübarek kılsın ve birçok başarıları nasip etsin. Ancak şunu da unutmamamız lazım ki sadece tebrik etmenin bir faydası yoktur, adet olarak tebrik etmek Allah’ın rızasını elde etmemizi de sağlamaz. Allah-u Teala’nın bize güneşini gösterdiği ve ulaştırdığı yeni bir yılda, biz içimizdeki zaafları ve karanlıkları gidermek için çabalayacağımıza söz vermemiz lazım. Gerçek yeni yıl kutlaması işte budur.  Geçen yılda oluşan eksiklikleri gidereceğimize dair söz verelim. Biz, içimizde öncesinden daha fazla pak değişiklik yaratmak için çabalayacağız ki buna dair hz. Mesih-i Mevud’a (as) biat sözü verdik.

 

Devamını oku...

Sahipzade Mirza Enes Ahmed: İslam'a hizmet ile geçen bir ömür

Örnek alınacak yüce insanlar: Peygamber Efendimizin (sav) sahabeleri

Allah yolunda mal fedakarlığının bereketleri

Huzur-i Enver (Eyyedehullahu binasrihill aziz) Kelime-yi şehadet ve Fatiha suresinden sonra Bakara suresinin 262, 263, 266, 269, 273, 275. ayetlerini okudu ve daha sonra şöyle dedi:

Okuduğum bu ayetler Bakara suresinin ayetleridir ve bu ayetlerde mal fedakarlığından bahsedilmiştir. Allah-u Teala burada mal fedakarlığını bir devamlılık ile beyan etmiştir. Bu ayetlerin tercümesi şöyledir:

Bakara, 262. Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her başağında yüz tanecik bulunan yedi başağı çıkaran bir taneye benzer. Allah, dilediğine kat kat verir. (Şüphesiz) Allah, bolluk ihsan eden ve her şeyi çok iyi bilendir.

Bir sonraki ayette şöyle buyurdu: Bakara, 263. Mallarını Allah yolunda harca­yıp, harcadıklarının ardından başa kakmayan ve (gönül) incitmeyenlerin mükâfatları, Rablerinin Katındadır. Onlara ne korku, ne (de) kaygı vardır.

Sonra şöyle buyurdu: Bakara, 266. Allah rızasını kazanmak ve (imanlarını) sağlamlaştırmak için mallarını sarf edenlerin durumu, yüksek bir yerdeki bahçeye benzer. Ona sağanak yağmur yağdığında, meyvelerini iki kat verir. Sağanak yağmur yağmasa (da,) çisentisi bile (ona kâfidir.) Allah yaptıklarınızı görür.

Daha sonraki ayette şöyle buyurdu: Bakara, 269. Şeytan sizi yoksullukla korku­tur, hayâsızlığı (da) telkin eder. Allah (ise,) Katından size mağfiret ve lütuf vadeder. Allah, bolluk ihsan eden ve her şeyi en iyi bilendir.

Yine şöyle buyurur: Bakara, 273. Onları yola getirmek senin sorumluluğun değildir. Ancak Allah, dilediğine hidayet verir. (Allah yolunda) harcadığınız iyi malın faydası da, kendinize olacaktır. Sizler, ancak Allah’ın rızasını ka­zanmak için harcarsınız. Harcadığınız iyi malın (mükâfatı) tastamam olarak size (geri) verilecektir. Hiçbir haksızlığa da uğratılmayacaksınız.

Yine şöyle buyurdu: Bakara, 275. Gece ve gündüz, açıkça ve gizlice, mallarını (Allah yolunda harcayanların) mükâfatları Allah Katında (saklıdır). On­lara ne korku, ne de kaygı vardır.

 

Devamını oku...

26 Ekim 2018 Cuma Hutbesi

Huzur-i Enver (Eyyedehullahu binasrihill aziz) Kelime-yi şehadet ve Fatiha suresinden sonra şöyle dedi:

Allah-u Teala’nın büyük bir rahmetidir ki O bize Kendi lütfu ile, Peygamber Efendimizin (sav) bizim Mehdimiz kelimeleriyle andığı hz. Mesih-i Mevud’a (as) inanmayı nasip etti. Hz. Resulüllah’ın (sav) “bizim” diyerek hz. Mesih-i Mevud’a (as) verdiği bu yüksek makam, sevgi ve yakınlığın göstergesidir. Hz. Mesih-i Mevud (as) büyük bir sancı ile kendisine inananları biatin hakkını vermeye ve gerçek bir mümin olmaya çağırdı. Bizim bunu daima göz önünde tutmamız gerekir, manevi ilerlememizin yolu ancak budur. Biz ancak bu yolla dini idrak edebiliriz, ancak bu yolla Allah’a yakınlaşmanın yollarını arayabiliriz. Bu yolla Kuran-ı Kerim’in sırlarına ve irfanına ulaşabiliriz ve ancak bu yolla hz. Resulüllah’ın (sav) makam ve mertebesini tanıyabiliriz. Biz ancak bu yolla itikatlarımızı düzeltebiliriz ve amelî durumumuzu iyileştirebiliriz. Bu hazinenin mevcut olmasına rağmen eğer bundan istifade etmezsek bu büyük bir şanssızlık olacaktır.

 

Devamını oku...

Her Cumartesi Türkiye Saati ile 21:30, Almanya Saati ile 19:30 da

islamiyetin-sesi.org adresinden canlı izleyebilirsiniz. Sorularınızı sorabilirsiniz.

1 Şubat 2019 Cuma Hutbesi- Allah'ın en hayırlı kulları:Ashab-ı Kiram

Huzur-i Enver kelimeyi şehadet ve Fatiha suresinden sonra şöyle dedi: Bugün anlatacağım sahabenin ismi hz. Ebu Hüzeyfe bin Utbe’dir. Kendisi çok uzun boylu ve çok güzel yüzlüydü. Hz. Resulüllah’ın (sav) Dar-ı Erkam’a gitmesinden önce iman etmişti. Başlangıçta iman edenlerden idi. Ondan bahsederek hz. Mirza Beşir Ahmed şöyle yazar: Hz. Ebu Hüzeyfe bin Utbe Beni Ümeyye’den idi, babası Kurfeyş’in liderlerinden Utbe bin Rabia idi. Hz. Ebu Hüzeyfe Habeşistan’a yapılan her iki hicrete de katılmıştı. Ve hanımı hz. Sehle binti Suheyl de kendisiyle birlikte hicret etmişti. Müslümanlara yapılan eziyetler son noktaya ulaşıp Kureyşliler eziyet etmekte ileri gidince hz. Resulüllah (sav) Müslümanlara şöyle buyurdu: İmkanı olan Habeşistan’a hicret etsin, Habeşistan’ın padişahı adaletli ve insaftan yanadır, onun idaresinde hiç kimseye zulmedilmez.

 

Devamını oku...

25 Ocak 2019 Cuma Hutbesi-Ashab-ı Kiram

11 Ocak 2019 Cuma hutbesi-Ashab-ı Kiram

Huzur-i Enver kelimeyi şehadet ve Fatiha suresinden sonra şöyle dedi: Bu gün bahsedeceğim sahabelerden ilki, Ensardan hz. Sabit bin Halid’dir. Bedir ve Uhud gazvelerine katılmıştı. Yemame savaşına da katıldı ve şehit oldu.

Hz. Abdullah bin Urfata bir diğer sahabedir. Hz. Cafer bin Ebi Talib ile birlikte Habeşistan’a hicret etti ve Bedir gazvesine de katıldı.

Bir başka sahabe hz. Utbe bin Abdullah’tır. Ukbe biatine ve Bedir gazvesine katılmıştı.

 

Devamını oku...

Allah'ın lütuflarıyla dolu geçen Amerika ve Guatemala turu

Gerçek Ahmedilerin Özellikleri

Huzur-i Enver (Eyyedehullahu binasrihill aziz) Kelime-yi şehadet ve Fatiha suresinden sonra şöyle dedi:

Kendine Ahmedi diyen kadın yahut erkek herhangi birinin, sadece “biz hz. Mesih-i Mevud’a ve onun iddialarına inanıyoruz,” demesi onu gerçek Ahmedi yapmaz. Aksine hz. Mesih-i Mevud (as) gerçek bir Ahmedi olmak için bazı şartlar koydu, bazı sorumluluklar yükledi ve bazı görevlere dikkat çekti. Eğer bunlara göre davranırsanız, onları yerine getirirseniz işte o zaman gerçek anlamda benim cemaatime dahil olacaksınız, buyurdu.  Fiilî Ahmedi olmak için bütün yetenek ve güçlerinizle, hz. Mesih-i Mevud’un (as) bir Ahmediden beklediği konulara göre amel etmek şarttır. Kendisi şöyle buyurdu: Biatten kastedilen canını Allah’a teslim etmektir. Bu kolay bir şey değildir, biz herhangi bir şeyi birine sattıktan sonra artık onun üzerinde bir hakkımız kalmaz. Velhasıl, üzerimizi kaplaması gereken hal budur ve canımızla ilgili aklımızda tutmamız gereken işte bu düşüncedir.

 

Devamını oku...

 

 

19 Ekim 2018 Cuma Hutbesi

Huzur-i Enver (Eyyedehullahu binasrihill aziz) Kelime-yi şehadet ve Fatiha suresinden sonra şu ayeti okudu:

اِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللّٰهِ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَ وَلَمْ يَخْشَ اِلَّا اللّٰهَ فَعَسٰى اُولٰـئِكَ اَنْ يَكُونُوا مِنَ الْمُهْتَدٖينَ

Tercümesi: Allah’ın mescitlerini, ancak Al­lah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekât veren ve Allah’tan başka kimseden korkmayan imar eder. Hidayete kavuşturulacaklardan olabilecekler (de,) işte onlardır.

Elhamdülillah, Allah-u Teala bu şehirde bizi ilk camiyi yapmaya muvaffak kıldı ve bugün bu caminin resmi açılışı vardır. Dünyevi binaların yahut dünyevî amaçları elde etmek için yapılan binaların açılışında genellikle dünyevî ve zahiri sevinç sergilenir ve bunun sayesinde biz şu dünyevi menfaati elde edeceğiz, bu dünyevi menfaati elde edeceğiz diye ilan edilir. Ancak biz, camilerin açılışını yaptığımızda, camiler inşa ettiğimizde bunu Allah’ın rızasını elde edelim düşüncesiyle yaparız. Allah’ın rızasını elde etmek için, O’nun yapılmasını emrettiği şeyleri yapmak şarttır. Ve bunlardan ilki, birinci gaye, Allah’a ibadetin hakkını vermek ve Allah’ın söylediği şekilde bu hakkı yerine getirmektir.

 

Devamını oku...

Jalsa Salana

Çocuklar İçin Oyunlar, Bulmacalar

Mta Tv (Tr - De)

Mta-tv

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 22. Sayısı

Hz. Resulüllah'ın Yüce Şanı


Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 50

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş n...

Video

Downloads: 145

Sabır, sebat ve dua; başta Peygamber efendimiz (s.a.v.) olmak üzere, müminlerin en büyük ö...

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

MTA Türk

Duyurular

Her hafta değişik konularda sorularınızı cevaplandırıyoruz. Sorularınızı canlı olarak iletebilirsiniz.

Tek yapmanız gereken aşağıdaki web sayfamıza tıklamak:
www.islamiyetin-sesi.org

Her Cumartesi Türkiye Saati ile 21:30, Almanya Saati ile 19:30 da

islamiyetin-sesi.org adresinden canlı izleyebilirsiniz. Sorularınızı sorabilirsiniz.

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler