Mta-türk videolar için tıklayınız.

Bir kitap okudu Müslüman oldu!

Tarih saat: 17.10.2008 20:21:00       Kategori: Dünya

Bir zamanlar Almanya’da ünlü bir müzisyen olarak tanınan Julia Jawairiyah, kendisine hediye edilen bir kitap sonrası yaşadığı enteresan olayların ardından Müslüman olmaya karar verir. Müslüman olduktan sonra Peygamber Efendimizin eşlerinden biri olan Cuveyriye Annemizin ismini alan Alman Müzisyen, şu an Filistinli Mültecilerle birlikte Suriye’deki bir mülteci kampında yaşıyor. Filistinli bir gençle evli olan ve gelecekte Gazze’de yaşamayı düşünen Alman Müzisyen, artık en çok müzik dinlemekten değil; Kur’an okumaktan zevk aldığını söylüyor. Son derece ilginç olan bu hidayet öyküsünü ilginize sunuyorum.

-Geçmişinizle başlayalım isterseniz. İslam’la tanışıp Müslüman olana kadar hangi süreçlerden geçtiniz? Sizi tanımak istiyoruz.

Ailem, Alman bir aile. Babam Katolik annem ise Protestan’dır. Babam Katolik’ti fakat dindar değildi, dinleri de pek fazla sevmezdi. Annem geceleri dua ederdi, ben de onunla birlikte dua ediyordum. Annem her Pazar erkek kardeşimle beni kiliseye götürürdü. Kiliseye gittiğimde mutlu oluyordum, özellikle İsa Mesih ve diğer peygamberlerle ilgili hikâyeleri dinlemek beni mutlu ediyordu. Kilisede ve okulda İsa Mesih’in Allah’ın oğlu olduğunu öğrenmiştik; fakat ben bir türlü İsa Mesih’i Allah’ın oğlu olarak hayal edemiyordum. Küçük yaşlardan itibaren İsa Mesih’in Allah’ın oğlu değil de, tıpkı Süleyman ve Davut Peygamber gibi Allah’ın nebilerinden biri olduğuna inandım.

-Niçin böyle inanıyordunuz? Bunun sebebini neydi?

Bilmiyorum. Fakat zihnim ve kalbim İsa Mesih’i Allah’ın oğlu olarak kabul etmiyordu. 14 yaşımdan sonra kiliseye gitmeyi bıraktım; fakat geceleri Allah’a dua etmeye devam ettim. Lise yıllarımda Hippi Felsefesiyle ve Müziğiyle tanışarak hippiliğe ilgi duymaya başladım. Vakitlerimin büyük bir kısmını hippi arkadaşlarımla birlikte geçiriyordum. Hippi olduktan sonra Hıristiyanlığı ve yaptığım duaları tamamen terk ettim. Çünkü dinlerin ve duanın faydasız şeyler olduğunu düşünmeye başlamıştım.

-Nasıl bir felsefeleri ve yaşamları vardır hippilerin?

Hippi Felsefesi’ne göre arzularınıza sınır koymazsınız, siyasetle ilgilenmezsiniz, doğaya, gezmeye, müziğe ve barış içinde yaşamaya önem verirsiniz. Hippi Felsefesi özgürlüğün insanın içinde olduğunu ve insanın içindeki özgürlüğü keşfetmesi gerektiğini savunur. Hippiler insanların arasında hiçbir farkın olmadığına ve bütün insanların eşit olduğuna inanırlar. Ortak, komün bir hayat sürdürürler fakat komünizme karşıdırlar, çünkü hippiler komünizmin tıpkı dinler gibi insanın yaşamına sınır koyan bir düşünce biçimi olduğunu düşünüyorlar. Hippiler her şeyi birbirleriyle paylaşarak, şarkı söyleyerek hayattan zevk almaya çalışırlar. Paraya hiç önem vermezler. Bizim arkadaş grubumuzun da birkaç evi vardı. Bu evlerde sık sık bir araya gelip partiler düzenlerdik ve bu partilerde genelde ben sahneye çıkardım. Daha sonra Alman Gençler arasında meşhur olmaya farklı şehirlerde konserler vermeye başladım.

-Müzik tarzınız kimlerin veya hangi grupların müziklerine benziyordu?

Kendime Bob Dylan, Pink Floyd, Led Zeppelin ve The Beatles’i örnek alıyordum. Benim müziğim bir felsefeye dayanıyordu ve daha çok hayatın sırrı, özgürlük, doğa, eşitlik ve insanın zihnindeki karışıklıklar üzerine besteler yapıyordum.

“MÜSLÜMANLARDAN NEFRET EDİYORDUM”

-Daha sonra ne oldu?

Müziğe karşı yeteneğim vardı. Bu nedenle kendimi geliştirmeye karar verdim ve özel bir akademide müzik dersleri almak için 22 yaşımda Londra’ya gittim. İslam’la da ilk olarak Londra’da tanıştım.

-İslam’la tanışmadan önce Müslümanlar hakkında ne düşünüyordunuz?

Müslümanlardan nefret ediyordum ve İslam’ın da tıpkı Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi insanların özgürlüklerini ellerinden alan bir din olduğunu düşünüyordum. Müslümanlar benim gözümde cahil, yaşamdan zevk almayan özgürlüklerini kaybetmiş insanlardı. Onların son derece zayıf olduklarını, bu nedenle de bir yaratıcıya ihtiyaç duyduklarını düşünüyordum.

-İslam’la nasıl tanıştınız? İslam’a giriş öykünüzü merak ediyoruz.

Londra’da Stop Nevengten isimli bir bölgede yaşamaya başladım. Oturduğum bölgede kilise, sinagog ve mescit vardı. Burada tanıştığım Yahudiler ve Müslümanlar çok mutlu insanlardı. Cumartesi günü Yahudilerin, Cuma günü de Müslümanların mutlulukları daha fazla artıyordu. Yahudiler Cumartesi günleri özel yemekler hazırlıyorlardı, Müslümanlar da Cuma günü en güzel elbiselerini giyip mescide gidiyorlardı. Londra’da dinler üzerine düşünmeye ve hippiliği sorgulamaya başladım. Biz hippiler olarak mutlu olmayı, hayattan zevk almayı savunuyorduk; fakat Londra’da gördüğüm Yahudi ve Müslümanlar bizden daha mutlu insanlardı. İnançları onların mutlu olmalarını sağlıyordu. Bir süre Yahudilik üzerine araştırmalar yaptım, onların dini kitaplarını okudum. Bu araştırmalarım sonucu Yahudiliğin milliyetçi bir din olduğu sonucuna ulaştım. Milliyetçilikten nefret ettiğim için Yahudi olmamaya karar verdim. İslam’a ve Müslümanlara karşı olan olumsuz ön yargılarım nedeniyle İslam’ı araştırmıyordum. Çünkü asla Müslümanlar gibi yaşamayacağımı düşünüyordum.

- Müslümanların yaşamından size zor gelen neydi?

5 vakit namaz kılıyorlardı ve Müslüman Kadınların birçoğu örtülüydü. O dönem örtüneceğimi asla düşünemiyordum.

-Öyleyse Müslüman olmaya nasıl karar verdiniz?

Bir gün Londra sokaklarında yürüyordum ve caddenin birinde gösteri yapan insanlarla karşılaştım. Bu insanlar Kürt’tü ve bir şeyleri protesto ediyorlardı. Kürtçe konuşmalar yapıp sloganlar attıkları için ne dediklerini anlamıyordum. Bu arada caddede kitap satan bir adam gözüme çarptı ve bu adamın yanına giderek O’na bu insanların neyi protesto ettiklerini sordum. “Türkiye’yi, Türk Devleti’ni protesto ediyorlar” dedi. Pakistanlı olan kitapçıyla tanışıklığımız bu şekilde başladı. Kitapçı bana İslam hakkında ne düşündüğümü sordu. O’na “İslam kadınları ezen, insanlara terör fikrini aşılayan bir dindir” diye cevap verdim. Bu sefer “İslam sizin düşündüğünüz gibi bir din değil, İslam’ın nasıl bir din olduğunu gerçekten öğrenmek ister misiniz?” diye sordu ve benim cevabımı beklemeden anlatmaya başladı.

-Cevabınız ne olacaktı?

“Hayır” diyecektim. İslam’a karşı olan ön yargılarım oldukça sertti ve bu adamı dinlemek istemiyordum. Benden 3 dakika süre istedi ve bana İslam’ı anlatmaya devam etti.

-Pakistanlı Kitap Satıcısı İslam’la ilgili size neler anlattı?

İslam’ın İsa Mesih’in, Davut ve Süleyman Peygamberin gerçek dini olduğunu ve İslam’ın değil; eski zamanlardan kalma bazı geleneklerin kadınları ezdiğini söyledi. İslam’ı araştırırsam çok farklı bir dünyayı keşfedeceğimi ve yaşamın sırrına ulaşacağımı ifade etti. Ben Pakistanlıyı daha fazla dinlemek istemiyordum, bu nedenle kendisine ayrılacağımı söyledim. Bunun üzerine bana bir kitap hediye etti ve “eğer bir gün aramayı düşünürsen beni bu numaradan bulabilirsin” diyerek bana bir telefon numarası verdi. Verdiği kitabı ve numarayı çantama koydum, eve dönünce de Pakistanlıdan aldığım kitabı kitap dolabıma yerleştirdim. Bu kitabı okumayı asla düşünmüyordum; fakat kitap evime girdikten sonra evimde ilginç olaylar olmaya başladı.

-Nasıl ilginç olaylar?

Kitabın etrafında zaman zaman beyaz bir nur halkası beliriyordu. İlk başlarda çok şaşırdım, hayal gördüğümü sandım. Fakat gördüklerim hayal değil; gerçekti. Beyaz bir nur halkası 2 veya 3 dakika Pakistanlının bana verdiği kitabın etrafında geziniyordu, daha sonra kayboluyordu. Bu olay 2-3 günde bir tekrarlanıyordu.

BİR KİTAP, O’NUN HİDAYETİNE VESİLE OLDU

-Anlattıklarınız inanılır gibi değil.

Müslüman oluş hikâyemi anlattığım insanların birçoğu sizin gibi şaşırıyorlar ve inanmak istemiyorlar. Fakat ben bu anlattıklarımı aynen yaşadım. 10 gün geçtikten sonra kitabın etrafını saran nur tamamen ortadan kayboldu. Çok inatçı biriyimdir. Şahit olduğum ilginç olaylara rağmen İslam ve Müslümanlardan nefret ettiğim için Pakistanlı adamın hediye ettiği kitabı okumak istemiyordum. Hatta bir ara kitabın etrafında dolaşan nur halkasının bir büyü, kitabı aldığım Pakistanlının da bir büyücü olabileceğini bile düşündüm. İçimde büyük bir merak olmasına rağmen iki buçuk ay boyunca kendimle mücadele ettim ve kitabı okumadım. İki buçuk ayın sonunda artık dayanamadım ve kitabı okumaya başladım. Kitap gerçekten harikaydı, okudukça mutlu oluyordum ve İslam’ın hakikat olduğunu anlıyordum. Özellikle imanın şartları beni çok etkiledi. İslam bize bütün meleklere, bütün kitaplara, bütün peygamberlere inanmamız gerektiğini söylüyordu. Okuduğum kitap İslam’ın bir deniz olduğunu ve bütün dinlerin bir nehir gibi bu denize aktığını belirtiyordu. Kitabı bitirdikten sonra içimi büyük bir huzur sardı ve gerçeği bulduğumu, Allah’ın bana gerçeği bulmam için aylardır yardımcı olduğunu anladım. İslam’la ilgili zihnimde birkaç soru vardı. Bu soruları cevaplandırmak ve İslam hakkında daha fazla bilgi edinmek için Pakistanlı kitapçının bana verdiği numarayı aradım. Daha sonra adresini alıp, evine gittim. Pakistanlı yaşadıklarımı duyunca şaşırdı ve Allah’ın Müslüman olmam için bana yardımcı olduğunu söyledi. Kendisi ve eşiyle bir ay boyunca İslam hakkında konuştuk. Onlara sorular sordum ve bu bir ayın sonunda Müslüman olmaya karar verdim.

-Sizi etkileyen kitabın ismi neydi ve kim tarafından yazılmıştı?

Mirza Tahir isimli bir yazar tarafından yazılmıştı. Kitabın ismi de İslam’a Giriş Bilgileri’ydi.

-1 ay gibi kısa bir sürede Müslüman olmaya karar verdiniz öyle değil mi?

Evet.

-Nasıl oluyor da bu kadar kısa bir sürede eski hayatınızı terk edip kendinize yepyeni bir hayat kurabiliyorsunuz? Bu çok zor olsa gerek.

Benim için çok zor olmadı. Zaten Hippi Felsefesi zihnimdeki sorulara cevap veremiyordu. Fakat İslam’ı araştırdıkça zihnimdeki sorulara ikna edici cevaplar bulabiliyordum. Ayrıca İslam’la ilgilendikçe Allah’ın kalbimi açtığını ve Allah’ın sürekli beni gözlemlediğini hissetmeye başlamıştım. Bu daha önce hiç yaşamadığım bir duyguydu.

- Müslüman olmanız çevrenizdekiler tarafından nasıl karşılandı?

Ailem ve arkadaşlarım delirdiğimi düşündüler. Okuluma devam ettim; fakat konser vermeyi bıraktım. Hayranlarım da büyük bir şaşkınlık geçirdiler, fakat ben kararımı vermiştim.

-Müslüman olduktan ne kadar süre sonra örtünmeye karar verdiniz?

İslam’a ilk girdiğim günler sadece namaz vakitlerinde örtünüyordum, diğer vakitler başım açıktı. Önce Allah’ın kadınlardan niçin örtünmelerini istediğini araştırdım. Sonunda şöyle bir sonuca ulaştım: “ Allah bize değer veriyordu ve bizi korumak istiyordu, bu nedenle de örtünmemizi emrediyordu”. Rabbimin bu isteğine uymam gerektiğini anlayınca örtünmeye karar verdim.

-İslam hayatınızda neleri değiştirdi?

Her şeyi. Hippiler hayatı kuralsız yaşarlar ve Hippilerin bağlı oldukları ahlak kuralları yoktur. Ben de hayatı böyle yaşıyordum. Hatta zaman zaman uyuşturucu da kullanıyordum. Müslüman olduktan sonra yeni bir hayata başladım, eski arkadaşlarımı ve kötü alışkanlıklarımı terk ettim.

-Şu an müzik çalışmalarınızı sürdürüyor musunuz?

Hayır. Müziği tamamen bıraktım.

-Niçin? İslam’ın müziği yasakladığını mı düşünüyorsunuz?

Müslüman olmadan önce müziği ruhum için bir ihtiyaç olarak görüyordum. İçimdeki mutsuzluktan, karışıklıklardan müzik sayesinde kurtulmaya çalışıyordum. Fakat şu an çok huzurlu ve mutluyum. Müziğe artık ihtiyacım yok. Ruhuma en çok huzur veren şey ise Kur’an okumak ve dinlemek.

-Uzun zamandır Filistinli Mültecilerle bir arada Yermük Kampı’nda yaşadığınız duyduk. Bunun özel bir sebebi var mı?

İsrail’in Filistin’de yaptığı zulümlere Müslüman olmadan önce de karşı çıkıyordum. Hatta İsrail işgalini protesto etmek için düzenlenen bazı konserlerde de sahne almıştım. Müslüman olduktan sonra Filistinlilerin hürriyet mücadelelerine olan ilgim daha da arttı. Çünkü O’nlar benim kardeşlerim. Şu an Filistin’in özgürlüğü için düzenlenen bazı etkinliklerde görev alıyorum. Filistinli Mültecilerle yaşama kararını eşimle birlikte aldık. Eşim Londra’da yaşayan bir Filistinliydi, Londra’yı terk edip Suriye’ye gelerek Filistinli Mültecilerle birlikte yaşamaya başladık. Belki ileriki zamanlarda eşimle birlikte Gazze’ye yerleşebiliriz. (Gerçek Hayat)

 

(Bu röportaja konu olan esere ulaşmak için tıklayın )


Related news items:
Newer news items:
Older news items:

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 22. Sayısı

Hz. Resulüllah'ın Yüce Şanı


Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 57

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş n...

Video

Ses-mp3

Downloads: 101

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Her hafta değişik konularda sorularınızı cevaplandırıyoruz. Sorularınızı canlı olarak iletebilirsiniz.

Tek yapmanız gereken aşağıdaki web sayfamıza tıklamak:
www.islamiyetin-sesi.org

Her Cumartesi Türkiye Saati ile 21:30, Almanya Saati ile 20:30 da

islamiyetin-sesi.org adresinden canlı izleyebilirsiniz. Sorularınızı sorabilirsiniz.

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler