Mta-türk videolar için tıklayınız.

Kehanet böylece gerçekleşti. 1835’te doğan çocuk 1891’de Vadedilmiş Mesih ve Mehdi olduğunu ilan etti. İddiasını ispat etmek için, bir çok deliller gösterdi ve semavi alametler zikretti. Aynı zamanda, bir takım kehanetlerde bulundu ki, bunlardan bir kısmı kendi hayatı esnasında bir kısmı daha sonra gerçekleşti ve hala da gerçekleşmektedir.          

Muassır ilahiyatçılar onun iddiasını reddetmişlerdi. Onlar, buna sebep olarak, kutsal peygamber Muhammed’in kehanetinin, yani böyle bir iddia sahibinin doğruluğuna alamet olmak üzere muayyen bir ayda ve muayyen tarihlerde vuku bulacak ay ve güneş tutulmalarının, henüz gerçekleşmediğini söylemişlerdi. Binaen aleyh, onlara göre, o mehdi olamazdı. Lakin, Allahü Teala daima vaadini tutar ve samimi kullarına sevgi ve vefakârlık gösterir. Kendi ilahi vaadine ve resulü kutsal Muhammed’in kehanetine uygun olarak, ay ve güneş tutulmaları, 1894 yılında, aynen önceden haber verilen ayda ve tarihlerde vuku buldu ve böylece Muhammed’in (üzerine selam) Allah’ının kadir-i mutlak olduğu bütün dünyaya ayan oldu. Allah bu semavi alameti yalnız bir kere değil, iki kere zahir etti; çünkü aynı alamet ertesi sene Batı yarımkürede tekrar zuhur etti. Doğu ve batı- eski dünya ve yenidünya- milletleri Allah’ın kudret ve izzetini ve kutsal peygamber Muhammed ile onun manevi oğlu Hazreti Mirza Gulam Ahmet’in geçekliğine şahadet etsinler diye, ay ve güneş tutulması aynen önceden haber verilen ayda ve tarihlerde vaki oldu.         

İlahi menşeli bilgiye dayanarak böyle bir kehanette bulunan kutsal Muhammed ve şahsında bu kehanet gerçekleşmiş olan manevi oğlu Hazreti Mirza Gulam Ahmet, Allah’ın büyük kullarıdır.         

Muhammed’den (üzerine selam) Mirza Gulam Ahmed’e kadar geçen bin üçyüz yıl esnasında birkaç kişi Mehdi olduklarını iddia etmişlerdi. Fakat, ay ve güneş Hazreti mirza Gulam Ahmed’den gayrisinin gerçekliğine şahadet etmemişti. Yalnız bu hadise bile, tebliği bu akşam tarafından size bildirilen ve gerçekliğine ay ve güneş şahit olan bu iddia sahibinin iddiasını ciddiyetle ve tarafsız bir zihniyetle düşünmemiz ve dikkate almamız için kâfi bir sebeptir.         

Şimdiye kadar aydan ve güneşten konuştuk. Şimdi de yeryüzüne dönelim ve onun ne söylediğini bir dinleyelim. Vadedilmiş Mesih ve Mehdi’nin ortaya çıkması ile garip ve harikulade olaylar, muazzam maddi ve manevi değişiklikler vuku bulması mukadderdi.         

Filvaki; birçok inkılâplar ve büyük tarihi değişiklikler, onun Mesih ve mehdi olarak ortaya çıkması ile başlayan aynı muazzam cereyanın muhtelif cepheleri olup, gerçekliğinin birer şahididir. Hem de, bu harikulade olaylar kutsal Muhammed’in ve Vadedilmiş Mesih’in önceden haber verdikleri şekilde cereyan etmektedir.         

Vadedilmiş Mesih’in tebliğe memur olduğu ilk günlerde, Batı’nın medeniyetine ve kudretine rakip olacak hiçbir doğulu millet yoktu. Sonraları, bazı Doğu milletlerinin Batı hâkimiyetine ve üstünlüğüne meydan okuyacak kadar önemli dünya devletleri olarak yakında ortaya çıkacağı, 1904’te kendisine vahyedildi. Bunu akabinde, Japonya Rusya’yı 1905’te mağlup ederek, Doğulu bir dünya devleti olduğu iddiasını ispat ve teyit etti. Daha sonra, ikinci Dünya Harbi’nde Japonya’nın sukutunu müteakip, doğulu büyük bir dünya devleti olarak Çin ortaya çıktı. Bu iki milletin birer büyük devlet olarak ortaya çıkması tarihin seyrini değiştirdi ve yıllar geçtikçe onların tesiri büyük ölçüde kendini hissettirecektir.         

Bütün bunlar, Allah’ın iradesine uygun olarak, vadedilmiş Mesih’e vahyedildiği şekilde vuku bulmuştur. 20. yüzyılın bütün dünyada tesiri çok hissedilen başka bir olayı, Çarlığın ve emperyalist Çarlık rejiminin tasfiyesi ve Komünizmin galebesidir. Tarihin akışını değiştirdiği görülen Rus ihtilali, Vadedilmiş Mesih’in istikbali önceden haber veren beyanlarına tamamı ile uygun düşmüştü.         

O, ilahi vahye dayanarak, Rus Çarı ile hanedanının ve çarlık hükümetinin büyük belalara ve dertlere uğrayacağını da 1905’te haber vermişti. Şayanı hayretti ki, bu kahinane beyanın ilan edilmesi üzerinden birkaç ay geçmişken, Çarlığı ve Çar hanedanını on iki veya on üç sene sonra ortadan kaldıracak olan bir siyasi parti kurulmuştu.         

En sonunda komünizmin ortaya çıkıp geniş ölçüde dal budak salması, açıklayamaya hacet kalmayacak kadar malumdur. Ancak şu kadarını söyleyeyim ki, çarlık rejiminin yıkılması ve Rusya ile başka yerlerde Komünizm’in zafer kazanması, insanlık tarihinde ıstırap duymadan okunamayan ve önem verilmemesi katiyen caiz olmayan facialarla dolu bir fasıldır.         

Sizin memleketiniz de (Konferansın verildiği İngiltere) dâhil olmak üzere, dünyada hiçbir memleket komünizmin sademelerinden ve tesirlerinden kurtulamamıştır. Fakat biz, hadiselerin cereyan tarzı karşısında şaşırmadığımız gibi, itidalimizi de kaybetmemişizdir. Onların şiddeti, sürati ve istikameti Vadedilmiş Mesih tarafından daha önceden haber verilmiştir ve ilahi planın yerine gelmesinde ziyadesi ile amil oldukları çok geçmeden anlaşılacaktır.         

Vadedilmiş Mesih ve Mehdi’nin zamanında iki büyük devlet ortaya çıkacağı ve dünyanın iki düşman gruba ayrılacağı önceden haber verilmişti ve bu haber tafsilatlı ve sarihti. Başka hiçbir devlet onların hâkimiyetine meydan okuyamayacaktı. Onlar en sonunda birbirleri ile çarpışacak ve bu esnada yok olacaklardı.         

Mamafih, Vadedilmiş Mesih’in önceden bildirdiği yegâne harp bu değildir. O, bütün dünyaya şamil beş büyük felaket hakkında kehanetle bulunmuştu.         

Birinci Dünya Harbi ile ilgili olarak, onun dünyayı birdenbire bastıracağını ilan etmişti. Yolculuğa çıkanlar, seyahat edenler, büyük sıkıntılarla karşılaşacaklardı. Nehirler akan kanlardan kızıllaşacaktı. Gençler manevi darbelerin şiddetli tesiri ile erken ihtiyarlayacaklardı. Dağlar intifak edip kaybolacaktı. Harbin dehşetleri insanı çılgına düşürecekti. Bu, Çar’ın ortadan kalkacağı zaman olacaktı.  Dünya Komünizm’inin tohumu ekilecekti. Donanmalar harbe hazır tutulacaktı. Büyük deniz savaşları cerayan edecekti. İmparatorluklar yıkılacak, şehirler mezarlığa dönecekti.         

Bu muazzam felaketin peşi sıra, daha mühlik neticeler doğuracaktı olan daha da geniş ikinci bir dünya harbi çıkacaktı. Bu ikinci dünya Harbi dünyanın haritasını değiştirecek ve milletlerin kaderini yeni bir biçime sokacaktı. Komünizm dünyada bir kuvvet haline gelecek ve emirlerini dikte etmeye başlayacaktı. Geniş bölgeler onun nüfuzu altına girecekti.         

Bu kehanetler ikinci Dünya Harbi’nden sonra aynen yerine geldi. Evvela birçok Doğu Avrupa memleketi ve arkasından yediyüz milyonluk Çin kominist oldu. Afrikanın ve Asyanın yeni milletleri Komünizm’in son derece tesiri altında bulunuyor. Dünya birbirine düşman iki gruba ayrılmıştır ve bu gruplar dünyayı bir ölüm ve yıkım cehennemi içine sürüklemeye hazır bulunan son sistem silahlarla tepeden tırnağa kadar silahlanmıştır.         

Vadedilen mesih, İkinci Dünya Harbi’ni hatta daha da geniş bir üçüncüsünün takip edeceğine dair başka bir kehanette de bulunmuştur. İki muhasım taraf o kadar ani bir şekilde çarpışacaklar ki, herkes gafil avlanacaktır.        

Gökten ölüm ve yıkım yağacak ve muazzam alevler dünyayı saracaktır. Modern medeniyet devi yere yıkılacaktır. Bu hengame içinde komünistler de, onlara düşman olanlarda mahvolacaktır. Bir taraftan Rusya ve peykleri, öte yandan Amerika ve müttefikleri çökecek, kudret ve ihtişamları sönecek, medeniyetleri yok olacak ve sistemleri parçalanacaktır.         

Kurtulup hayatta kalanlar bu facia karşısında şaşkına dönecekler. Rusya, Batıya nazaran, bu felaketten kendini daha evvel toplayacaktır. Kehanetten, Rusya halkının süratle kalkınacağı ve çoğalacağı anlaşılmaktadır. Onlar yaratıcıları ile uzlaşacaklar, İslamiyeti ve kutsal İslam peygamberi Muhammed’i kabul edeceklerdir. Allah’ın ismini dünya yüzünden ve kendisini göklerden sürüp atmaya çalışan bir millet akılsızca davrandıklarını anlayacak ve Allah’ın birliğine kuvvetle inanarak Ona bağlanacaklardır.         

Söylediklerim size hayal mahsulü gibi gelebilir. Fakat, üçüncü Dünya Harbi’nden sağ çıkanlar sözlerimin doğruluğuna şahadet edeceklerdir. Bunlar Allah’ın sözleridir ve yerine gelecektir. Kimse Onun takdirine engel olamaz.         

Üçüncü Dünya harbi’nin sonu, İslamiyetin zaferinin başlangıcı olacaktır. İnsanlar yığın yığın İslamiyetin gerçekliğine iman getirecekler, hak dinin yalnız İslamiyet olduğunu ve ancak Muhammed’in tebliği vasıtası ile insanlığın kurtulabileceğini takdir edeceklerdir.         

Bütün bu hadiseler insanlık tarihinde önemli dönüm noktalarıdır. Doğu ufkunda evvela Japonya’nın ve sonra Çin’in büyük birer devlet olarak belirmesi, Çarlık Rusya’sının ortadan kalkması, Komünizm’in muzaffer olup dünyada nüfuz kazanması, dünya haritasını değiştiren Birinci Dünya Harbi ve dünyada kıyamet kopmasına benzer karışıklıklar meydana getiren ikinci Dünya Harbi alelade olaylar değildir.         

Bunlar, Vadedilmiş Mesih’in önceden haber verdiği şekilde vaki oldu. Kendisi 26 mayıs 1908’de ilahi memuriyetini ikmal edip Allah’ın rahmetine kavuştu. Lakin onun bu kehanetleri mezkur tarihten çok evvel geniş ölçüde yayınlanmıştı. Bu ciheti gözden kaçırmamak gerekir.         

Binaenaleyh, İslamiyetin nihai ve cihanşümul zaferine dair olan vahiy ve kehanetler de, zamanı gelince, muhakkak gerçekleşeşektir. Çünkü, onlar aynı zincirin halkalarıdır. İslamiyetin tekrar canlandığını gösteren alametler şimdiden ortaya çıkmıştır. Bu alametler aşikar olmasa bile, yine de kolayca seçilebilmektedir. İslamiyetin güneşi en sonunda bütün ihtişami ile meydana çıkacak ve dünyayı ışıklandırıcaktır. Fakat bundan evvel, dünyanın başından, insanlığı sarsacak ve uslandıracak yeni bir harb yeni bir kanlı macera geçmesi iktiza ediyor.         

Fakat baylar, unutmayın ki, bu kehanett bütün diğer kehanetler gibi, bir ihtar, bir ikazdır. İnsan Rab’bine yönelir, pişmanlık duyar ve halini islah eylerse kehanetin yerine gelmesi geciktirilebilir ve hatta önlenebilir.         

İnsanoğlunun zenginlik, kuvvet, şöhret ve şan gibi sahte tanrılara tapmaktan vazgeçmesi, Rab’bi ile hakiki ve samimi münasebet kurması, bütün kötülüklerden ve günahlardan sakınması, Allaha ve insanlara karşı vazifesini yapması ve insanlığın gerçek refahı uğrunda çalışmayı öğrenmesi şartı ile, Allah’ın gadabından kurtulma imkanı henüz mevcuttur.         

Herşey, bugün dünyaya hakim olan ve servet, kuvvet, şan ve ihtişam şarabının başlarına vurması ile kendilerinden geçen milletlere bağlıdır. Onlar bu mestlikten ve sarhoşlıktan vazgeçmeye hazır mıdırlar? Manevi ve ruhi saadete nail olmaya istekli midirler? Hazır ve istekli değillerse Allha’ın gadabı muhakkak suretle gelecektir. Saptıkları kötü yoldan dönmezlerse, kibirlerinden ve azametlerinden vazgeçmezlerse, taptıkları sahte tanrılarla sahip oldukları servet ve kudret onları tedip sillesinden kurtaramayacaktır.         

Binaenaleyh, hem kendinize hem de çocuklarımıza karşı müşfik olunuz. Merhameti ve şefkati ve ihsanı bol olan Rab’binizin sesine kulak tutunuz. Allah’tan size şefkat ve merhametle bakmasını, gerçeği kabul etmenize ve ondan yararlanmanıza fırsat ve ve imkan vermesini niyaz eylerim.


Related news items:
Newer news items:
Older news items:

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 27

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş n...

Video

Downloads: 123

Sabır, sebat ve dua; başta Peygamber efendimiz (s.a.v.) olmak üzere, müminlerin en büyük ö...

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler