Mta-türk videolar için tıklayınız.

Hindistan Müslümanları için eziyet verici ve tehlikeli ikinci mesele Keşmir’de başgösterdi. Hindistan Müslümanlarının politik hayatı ve varoluşları bu meseleden dolayı son derecede tehlikeye girmişti. Keşmir'in Müslüman olmayan Mihrace’si (Hükümdarı) Müslümanların haklarını ihlal etmeye başlamıştı. O, Hindular’ın çoğunlukta oldukları yerlerde Müslümanların haklarını nasıl gasp edebildikleri konusunda kötü bir örnek ileri sürmüştü. Böyle bir durumda Müslümanlar çok ızdırap içindeydiler. Hindistan’ın Kuzeyinden Güneyi’ne kadar Müslüman düşünürler bir çare arayışı içinde idiler. Günün Müslüman liderlerinin gözleri Müslüman Ahmediye Cemaati merkezi Kadiyan’a dikilmişti. Ahmediye Cemaati Başkanı ve Vadedilen Mesih ve Mehdi’nin (A.S.) İkinci Halifesi’ne mektuplar yazıp mesajlar göndererek kendisinden bir çare bulmasını istediler. Bu liderler arasında, bugün Ahmediye Cemaati düşmanlığında ön saflarda yer aldığı söylenen Dr.Muhammed İkbal bile vardı. O, 5 Eylül 1930 günü Halife Hazretleri’nin Özel Kalem Müdürü’ne şu mektubu yazdı:

“Sizin Cemaati’niz çok düzenlidir ve birçok faal üyeniz bulunmaktadır. Dolayısıyla siz Müslümanlar uğruna çok faydalı işler becerebilirsiniz. Komite kurmak konusuna gelince o daha iyi bir düşüncedir ve üyeliği için bendeniz de hazırım. Ancak bendeniz fazla hareketli ve atak olmadığım için başkanlık için başka birisi seçilmelidir.”

Vadedilen Mesih’in (A.S.) İkinci Halifesi bu ve buna benzer mektuplar neticesinde, 1931'de Nüvvab Sir Zülfikar Ali’nin evinde bir toplantı düzenledi. Bu toplantıya iştirak edenler arasında R. Muhammed İkbal, Sir Zülfikar Ali Han, Şems-ül Ulema Hoca Hasan Nizami, Kuncpura Nüvvabı (kralı) ve daha birçok ileri gelenler bulunmaktaydı. Bu toplantıda Dr.İkbal şöyle dedi:

“Keşmir Hareketi’ni başarıya ulaştırmak istiyorsanız Ahmediye Cemaati Baş İmamı Hz.Mirza Beşirüddin Mahmud'un ismini teklif ediyorum. Kendisinden daha uygun başka birisi yoktur.”

Bunun üzerine Vadedilen Mesih’in (A.S.) İkinci Halifesi başkan seçildi. Meşhur şair Dr.İkbal kendisine hitaben şöyle dedi:

“Efendim! Siz başkanlığı kabul etmedikçe bu iş yürümez.”[3]

Müslüman Ahmediye Cemaati, Hindistan’daki Müslüman kardeşleri için ne gibi fedakârlıklar yapmıştır? Bu sorunun cevabını Keşmir’in her fidanı ve her çiçeği hal lisanıyla verecektir. Bu Cemaat’in bilgilisi bilgisizi, zengini fakiri, toplumun her kesimine mensup bütün kişiler kendi cebinden para harcayarak oraya giderler ve Müslüman kardeşlerine hizmet ederler, fakat yerli ahaliye yük olmazlardı. Onlar broşürler dağıtırlar, Mihrace’nin zulmüne maruz kalarak hapse atılırlardı. Daha sonra avukat kafileleri gider, karşılık beklemeden ve para almadan cezaya çarptırılmış olan mazlum kardeşlerine yardım ederlerdi. Bu çok uzun bir hikâyedir ve bu konuda pek çok kitap yazılmıştır. Ahmedi Cemaati’nin hizmetlerinden söz etmeden Keşmir tarihini yazabilmek mümkün değildir. Örnek olarak birkaç Müslüman gazetesinden bazı paragrafları aşağıda naklediyoruz. Seyyid Habib, “Tarih-i Keşmir” adlı kitabında şöyle demiştir:

“Keşmir mazlumlarının yardımına yalnız iki cemaat yetişti. Bunlardan birisi “Keşmir Komitesi” öteki de “Ahrar”dır. Bir üçüncü cemaat hiç ortaya çıkmadı. Ben Ahrara güvenmiyordum. Bugün Ahrar’ın Keşmir dulları, yetimleri ve mazlumları için toplanan parayı hain ve hırsızlar gibi yediği su yüzüne çıkmıştır. Aralarında bu suçu işlememiş olan bir tek lider yoktur.... Benim için “Keşmir Komitesi” ile işbirliği yapmaktan başka çare yoktu ve ben bağıra bağıra söyleyebilirim ki Müslüman Ahmediye Cemaati Baş İmamı ve “Keşmir Komitesi” başkanı Mirza Beşirüddin Mahmud Ahmed Bey, son derece samimi, çalışkan, aynı zamanda güçlü bir iradeye sahip olup, iyi niyet ve ciddiyetle mücadele vermekle kalmamış bu amaç uğruna kendi maddî imkânlarını da kullanmıştır. Bu bakımdan ben kendisine karşı son derece saygı duymaktayım.”[4]

İnkılap Gazetesi yazı İşleri Müdürü ve meşhur lider “Sergüzeşt” adlı eserinde şöyle demiştir:

“Ahrar Cemaati gereksiz olarak Müslüman Ahmediler aleyhinde kargaşalık yaratınca, Keşmir uğruna başlatılan hareket zayıflamaya başladı. Bunun üzerine Ahmediye Cemaati Baş İmamı Keşmir Komitesi’nin başkanlığından istifa etti ve yerine meşhur şair Dr.İkbal getirildi. Bazı komite üyeleri, Ahmediler’e, yalnız Ahmedi oldukları için muhalefet etmeye başladılar. Bu durum Keşmir hareketinin amaçlarına aykırı idi.”[5]

Şimdi bir de Hindu basınına da kulak verelim. Hindular hangi Müslüman cemaatten korkmaktaydılar? Hinduların düşüncesine göre Keşmir Müslümanları uğruna kim mücadele vermekteydi? Hindu bir gazete olan “Milap Gazetesi” 1 Ekim 1931 sayısında şöyle yazar: “Ahmediye Cemaati Baş İmamı, Keşmir Komitesi’ni ancak Keşmir Hükümeti’ni sona erdirmek üzere kurmuştur. Bu amaçla o, Keşmir’in her köyünde propaganda yapmış; para sarfetmiş; avukatlar göndermiştir. Ayrıca o, bu amaçla yüksek devlet görevlileriyle işbirliği yaparak Hindular aleyhinde entrikalar çevirmiştir.

”Bugün ben Pakistan Sıkıyönetim Komutanı’na soruyorum; Ahmediye Cemaati’ni Müslümanlar aleyhinde entrikalar çeviren bir cemaat! olarak gösteriyorsunuz. Allah'tan korkmanız lâzım. Suçladığınız Ahmediye Cemaati; düşmanları tarafından daima Müslümanlar lehinde entrikalar çeviren bir cemaat olarak sunulmuştur. Kur’an-ı Kerim’in belirttiği gibi (9/62) bu Cemaat “Üzünü Hayrilleküm”  yani İslâm âleminin iyiliğini isteyen bir Cemaat’tir."

Hindu gazete “Milap” 30 Eylül 1931 sayısında şöyle yazmıştır:

“Ahmediler Keşmir’de yaramazlık yaptılar. Onların vaizleri köyden köye dolaştılar; hem Urdu dilinde hem de Keşmir dilinde broşürler bastırılarak bedava dağıtıldı. Ayrıca para bile dağıtıldı.” 
 


[3] Lahore Dergisi; 5 Nisan 1965 s.12

[4] Tarih-i Keşmir s.42

[5] Sergüzeşt; s.342


Related news items:
Newer news items:
Older news items:

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 137

Bu kitap Vâdedilen Mehdi ve Mesih (a.s.)’ın Dördüncü Halifesi Mirza Tahir Ahmet hazretlerinin körfez savaşı esnasında vermiş olduğu cu...

Video

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler