Mta-türk videolar için tıklayınız.

Peki öyleyse Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu ne gibi nübüvvet iddiasında bulunmuştur? Kuran-ı Kerim ve Hz. Resulüllah’ın (S.A.V.) hadislerine göre böyle bir iddiada bulunmak caiz midir? Kuran-ı Kerim Hz. Resulüllah’ın (S.A.V.) “Hatem-ün Nebiyyin” olduğunu beyan etmiştir. Bu konudaki Ayet-i Kerime şöyledir:

Yani: “Muhammed, erkeklerinizin hiçbirinin babası değildir. Ancak o, Allah’ın resulü ve Hatem-en Nebiyyin’dir. Allah her şeyi bilendir.”[1]

Bu Ayet-i Kerime’de Hz. Muhammed’in (S.A.V.) “hatem-en Nebiyyin” olduğu beyan edilmiştir. “Hatem” kelimesi, zaman bakımından “son” demek değildir; mertebe ve derece bakımından son olmak demektir. Arapçada herhangi bir kişi, belli bir iş ve sahada en üst mertebeye ulaşınca ona o konuda “Hatem” denir. Mesela: Hatem-ül Hükema, Hatem-üş Şuara, Hatem-ül etibba, Hatem-ül Evliya, Hatem-ül üdeba ve benzeri tabirlerin anlamı, o kimselerin zaman bakımından son oldukları demek değildir. Aksine kendi sahalarında en üst derece ve mertebeye ulaşmış oldukları demektir. Demek ki “Hatem-en Nebiyyin” Hz. Muhammed’in (S.A.V.) peygamberlik bakımından bütün peygamberlerden daha yüksek mertebeli olduğu anlamındadır. Yoksa bir zatın kendisine tabi olarak peygamberlik mertebesine erişebileceği Kuran-ı Kerim’e aykırı değildir. Kuran-ı Kerim’de şöyle buyurulmuştur:

 

Yani: “Herkim Allah’a ve Resul’e itaat ederse, işte onlar, Allah’ın mükafatlandırdığı kimselerle yani nebiler, sıdıklar, şehitler ve Salihlerle beraber olacaklardır. Onlar ne iyi dostturlar.”[2]

 

Bu Ayet-i Kerimede Yüce Allah’a (C.C.) ve O’nun en yüce Peygamberi Muhammed Resulüllah’a (S.A.V.) itaat edenlerin dört çeşit mükafat ile mükafatlandırılacakları beyan edilmiştir. Nebilik de bu mükafatların başında bulunmaktadır. Bu Ayet-i Kerimeden anlaşıldığına göre Hz. Resulüllah’a (S.A.V.) tabi olan peygamberlik sona erdirilmemiştir.

Hz. Resulüllah’ın (S.A.V.) oğlu Hz. İbrahim (A.S.) hicri sekizinci senede, Hz. Mariye Kıbtiye’den doğdu ve birbuçuk yaşında hicri dokuzuncu ila onuncu senede vefat etti. (Taberi, Zürkanî) Hz. Resulüllah’ın (S.A.V.) “Hatem-en Nebiyyin” olduğunu açıklayan Ayet hicri beşinci senede vahyedildi. (İbn-i Hişam; Taberi, Tarih-ül Hamûs) Hz. İbrahim (A.S.) vefat ettiği zaman onu mezara defnederken Hz. Resulüllah (S.A.V.):

Yani: “Eğer (oğlum İbrahim) yaşasaydı o, kesinlikle doğru peygamber olurdu.”[3] buyurdu.

Bu hadisten de anlaşıldığına göre Hz. Muhammed Resulüllah’tan (S.A.V.) sonra peygamberlik kapısı tamamen kapanmamıştır. Ancak İslam’dan başka bir din ve Kuran’dan başka İlahî bir kitap getirecek olan bir peygamberin gelmesi artık mümkün değildir.

Hz. Resulüllah’tan (S.A.V.) sonra peygamberlik kapısının kapandığına inananların, Hz. Resulüllah’tan (S.A.V.) sonra, bozulmuş olan ümmetini ıslah etmek üzere, İsrailoğullarının peygamberi olan Hz. İsa’nın (A.S.) geleceğine inanmaları, fakat Hz. Muhammed’in (S.A.V.) manevi evlatları arasından hiç kimsenin peygamberlik seviyesine erişemeyeceğine inanmaları ne kadar hayret vericidir. Hz. Resulüllah (S.A.V.) gelecek olan o yüce zatın şüphesiz peygamber olacağını tam dört defa beyan etmiştir.[4]

Hz. Mirza Gulam Ahmed (A.S.) bu konudaki inancını şöyle açıklamıştır:

“Şimdi artık Muhammedî nübüvvet dışında bütün nübüvvetler kapanmıştır. Artık (yeni) şeriat sahibi hiçbir nebi (peygamber) gelemez. Fakat (yeni) şeriat (ve yeni din) getirmeden bir nebi olabilir. Ancak öyle birisinin önce (Resulüllah’ın s.a.v.) ümmetinden olması gerekir.[5]

“Bana açık olarak Nebi lakabı verilmiştir. Ancak öyle ki bir yandan nebi ve bir yandan ümmetî (yani Resulüllah’ın s.a.v. ümmetinden).”[6]

O, (Yüce Allah c.c.) bana nebi adını vermiştir. Ben hem nebiyim hem de ümmetîyim (Resulüllah’ın s.a.v. ümmetinden). Böylece bizim seyidimiz ve Efendimizin (S.A.V.) önceden verdiği haber tamamlanmış olacaktır. (O da şudur ki) gelecek olan Mesih, hem ümmetî (ümmetten) hem de nebi olacaktır.”[7]

“Ben herhangi bir yeteneğimle değil, ancak Allah’ın (C.C.) lütfuyla, benden önce geçmiş olan nebilere, resullere ve Yüce Allah’ın (C.C.) seçkin kişilerine bahşedilen nimetten tam olarak payımı aldım. Eğer ben, seyidim ve efendim, fahr-ül enbiya, hayr-ül vera (bütün peygamberlerin iftihar vesilesi ve bütün mahlukatın en hayırlısı) Hz. Muhammed-i Mustafa’ya (S.A.V.) tabi olmasaydım, bu nimeti elde etmem mümkün değildi. İşte ben her ne bulduysam ona itaat etmekle buldum.”[8]

 


[1] Ahzap Suresi; Ayet 41

[2] Nisa Suresi; Ayet 70

[3] Sünen İbn-i Mace; Kitab-ül Cenaiz

[4] Sahih-i Müslim; Kitab-ül Fiten

[5] Tecelliyat-ı İlahiye, S.25; Ruhani Hazain, C.20, S.412 Tecelliyat-ı İlahiye, S.25; Ruhani Hazain, C.20, S.412 Tecelliyat-ı İlahiye, S.25; Ruhani Hazain, C.20, S.412

[6] Hakikat-ül Vahiy, S.150; Ruhani Hazain, C.22, S.154

[7] Ahbar-ı aam, Lahor, 26 Mayıs 1908

[8] Hakikat-ül Vahiy, S.63, Ruhani Hazain, C.22, S.64


Related news items:
Newer news items:
Older news items:

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 29

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş n...

Video

Downloads: 54

2010 Yılı Uluslararası Yıllık Toplantıda Huzur'un (ATBA) Hanımlara Hitaben Yaptığı Konu...

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler