Mta-türk videolar için tıklayınız.

Hz. Mehdinin (A.S.) geleceği ile ilgili olarak üzerinde durmamız gereken bir konu daha vardır.

Bilindiği gibi bugün Müslümanların çoğu Hazret-i İsa’nın (A.S.) hâla yaşamakta olduğuna ve gökte bulunduğuna inanmaktadırlar. Oysa Ahmedî Müslümanlar, Kuran-ı Kerim, Hadisler ve bir çok imamın izah ettiği gibi Hazret-i İsa'nın da diğer bütün peygamberler gibi vefat etmiş olduğuna inanırlar. Kuran-ı Kerim'in otuz ayet-i kerimesinden Hazret-i İsa’nın (A.S.) vefatı ispat olmaktadır. Örnek olarak bir kaç âyeti burada zikredelim:  Al-i İmrân sûresinin 145' inci âyetinde Allah-ü Ta'âla şöyle buyurmuştur:

"Muhammed yalnız Allah'ın bir resulüdür. Ondan önce bütün resuller vefat etmişlerdir."[1]

Bilindiği gibi Hazret-i İsâ (A.S.) Peygamber Efendimiz Hazret-i Muhammed’den (S.A.V.) önce dünyaya gelmiş olan peygamberlerden birisidir. Bu âyette Hazret-i İsa müstesna bırakılmamıştır. Eğer o da diğer peygamberler gibi vefat etmiş olmasaydı, Allah-ü Teâla şöyle derdi: "Muhammed yalnız Allah'ın bir resulüdür. Ondan önce İsa'dan başka diğer bütün resuller vefat etmişlerdir."   Fakat   Yüce  Allah,   Hazret-i   İsa'yı müstesna bırakmıyor, aksine bütün diğer resuller gibi vefat etmiş olduğunu açıkça belirtiyor.

Kuran-ı Kerim'in başka bir âyetinde söyle denmiştir:

Meryem oğlu Mesih sâdece bir peygamberdir; ondan önce de peygamberler geçmiştir. [2]

Bu âyet Hazret-i İsa'nın da diğer bütün peygamberler gibi bir peygamber olduğunu belirtiyor ve onlar nasıl bu dünyaya gelip geçtiyse, Hazret-i İsa'nın da aynı şekilde bu dünyadan gelip geçmesi gerektiğini izah ediyor. Şimdi acaba Hazret-i İsa'dan önce dünyaya gelen peygamberler arasında göğe yükselip orada bulunmuş olan birisi var mıdır? Öyleyse Hazret-i İsa (A.S.) niye göğe çıkarılıyor? Eğer Hz. İsa (A.S.) gerçekten gökteyse o zaman bu âyetin anlamı nedir? O zaman niçin özellikle Hz. İsa’nın (A.S.) bir peygamber oluşuna ve kendisinden önce de peygamberlerin dünyadan gelip geçtiğine işaret ediliyor? Kuran-ı Kerim'in başka bir âyetinde şöyle denmiştir:

Hz. İsa (A.S.) Allah'a şöyle der: Aralarında bulunduğum müddetçe onlar hakkında şahittim. Beni öldürdüğünde onları sen gözlüyordun.[3]

Değerli okuyucular! Bu âyet-i kerimede Hz. İsa'nın hayatının bir döneminde ümmeti arasında bulunduğu diğer döneminde ise onların arasında bulunmadığı belirtilmiştir. Eğer Hz. İsa (A.S.) vefat etmemiş ve hâla gökte bulunup dünyaya inecek olsaydı o zaman onun hayatını dört döneme ayırabilirdik:

a—Ümmeti arasında bulunduğu dönem

b—Gökte bulunduğu dönem

c— Gökten tekrar indiği dönem

d—Tekrar indikten sonra vefat ettiği dönem

Fakat yukarıda belirtilen âyet-i kerimede hayatının dört dönemi değil, yalnız ve yalnız iki devresi belirtilmiştir. Bellidir ki Hz. İsa bütün peygamberler gibi dünyaya gelip ümmeti arasında bulunmuştur. Bu hayatının ilk devridir. Ondan sonrada o, vefat edip dünyadan ayrılmıştır ve bu da hayatının ikinci devresini teşkil etmektedir. Değerli okuyucular!   Bu   âyet-i   kerimede

(Felammâ teveffeyteni) kelimesi kullanılmıştır. Vefat kelimesi Arapça bir kelime olup Türkçe, Farsça ve Urdu dilinden başka birçok dillerde kullanılmaktadır ve bu dillerde bu kelimenin anlamı ölüm demektir. Meselâ "Mevlâna vefat etti; Yunus Emre vefat etti; Fâtih Sultan Mehmed vefat etti" dendiği zaman acaba bunların göğe mi yükseldikleri akla gelmektedir? Tabii ki hayır; bilakis bu yüce zâtların öldükleri anlaşılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığının 1973' de yayınladığı Kuran tercümesinde  bu kelimenin

"Beni öldürdüğünde" olarak tercüme edildiğini de burada zikredelim. Tam meal şöyledir:

“Aralarında bulunduğum müddetçe onlar hakkında şahittim, beni öldürdüğünde onları Sen gözlüyordun, Sen her şeye şahitsin.”[4]

Sadece Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınladığı Kuran mealinde değil, birçok diğer çağdaş meallerde dahi Hz. İsa’nın (A.S.) vefat ettiği bildirilmiştir. Birkaç örnek verelim. Prof. Dr. Süleyman Ateş’in hazırladığı meal şöyledir:

“Ben onların içinde olduğum sürece onları kolladım, fakat sen beni vefat ettirince onları gözetleyen (yalnız) sen oldun.” (Kuran-ı Kerim Ve Yüce Meali, Kılıç Kitabevi, Ankara, S.126)

Yine başka bir Kuran-ı Kerim mealinde Hz. İsa’nın (a.s.) öldüğü beyan edilmiştir. Bekir Sadak’ın meali şöyledir:

“Aralarında bulunduğum sürede de durumlarını gözettim, fakat Sen beni öldürüp aralarından aldığın zaman, onların denetleyicisi ve gözetleyeni tek Sen oldun.”[5]

Suudî krallığı tarafından neşredilen Türkçe Kuran-ı Kerim meali ise şöyledir:

“İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerinde kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız Sen oldun.”[6]

Hazret-i Resulüllah’ın (s.a.v.) birçok hadisinde de aynı şey belirtilmiştir. Hatta Kenz-ül ‘Ummal, Müstedrek, Hicac-ül Kirame, Celaleyn Tefsiri, Mevahib-ül Ledünniye, İbn-i Kesir ve diğer birçok kitapta belirtildiği gibi Hazret-i Resulüllah (s.a.v.) Hazret-i İsa’nın (a.s.) yaşını da belirtip şöyle demiştir:[7]

Keza, Hz. Ayşe’nin (r.a.) bildirdiğine göre, Hz. Resulüllah (s.a.v.) ölüm hastalığı esnasında kızı Hz. Fatıma’ya (r.a.) teselli vererek:

buyurmuştur.[8]

Yani "Meryem oğlu İsa yüz yirmi sene yaşamıştır." Bunun anlamı nedir? Yüz yirmi sene yaşadıktan sonra tabii ki vefat etti demektir. Başka bir yerde Hz. Resulüllâh (s.a.v.):

Yani: "Eğer İsa yaşıyor olsaydı, bana itaat etmekten başka çaresi yoktu."[9] demiştir.

Yine başka bir hadis-i şerifte:

Yani: "Eğer Musa ve İsa yaşıyor olsaydılar bana itaat etmek mecburiyetindeydiler."[10] demiştir.

Demek ki Hz. Musa (A.S.) nasıl öldüyse, Hz. İsa (A.S.) da aynı şekilde ölmüştür. Bugün yeryüzünde Musa (A.S.) hâla göklerde yaşıyor diye inanan bir kimse var mıdır? Peki öyleyse Hz. İsa'nın hâla yaşadığına niye inanalım?

Kuran-ı Kerim Hz. İsa’nın (A.S.) diğer peygamberler gibi öldüğünü belirtiyor; Hz. Resulüllâh (s.a.v.) da vefat etmiş olduğunu açıklıyor. Demek ki Müslüman Ahmediye Hareketi'nin kurucusu Ahmed (a.s.) Hazretleri yeni bir şey uydurmamıştır. Müslümanların tanınmış imamları da Kuran ile Hadis'in belirttiği gibi Hz. İsa hakkında aynı inancı savunmuşlardır, Hazret-i İmâm Hasan (R.A.), Hazret-i İbn-i Abbas (R.A.), Mâlikî mezhebin kurucusu Hazret-i İmâm Mâlik (A.R.) İmâm İbn-i Hazm (A.R.), İmâm Mühyettin (Mühyüddin) İbn-i Arabi (A.R.) ve daha nice imâm Hazret-i İsa'nın (A.S.) vefatına fetva vermişlerdir. Yukarıda adı geçen sahabe ve imamların ve diğer din adamlarının bu konudaki ifâdelerini şöyle özetleyebiliriz:

(1) İmâm Hasan Hazretleri (R.A.):— Hz. Resulüllâh'ın torunu Hz. İmam Hasan, değerli babası Hazret-i Ali'nin vefatını şöyle belirtmiştir: Meryem oğlu  İsa'nın  ruhunun yükseltildiği gece,  ruhu kabzedilmiştir.[11]

(2) İbn-i Abbas Hazretleri (R.A.):— Hz. Resulüllâh'ın (s.a.v.) sahabelerinden İbn-i Abbas Hazretleri (r.a.) Hz. İsa’nın (A.S.) öldüğüne şöyle fetva vermiştir: "Seni vefat ettireceğim."[12]

(3)   İmâm Mâlik Hazretleri (A.R.):— Maliki mezhebinin kurucusu İmâm Mâlik Hazretleri'nin, Hz. İsa'nın öldüğüne dair fetva verdiği şöyle rivayet edilmiştir:  Yani: İmâm   Mâlik,   Hz.   İsa hakkında “Öldü” dedi. [13]

(4)   İmâm İbn-i Hazm (A.R.):— Tanınmış bir ilim adamı İmâm İbn-i Hazm (a.r.), Hz. İsa'nın (a.s.) vefatına fetva vermiştir. Celâleyn Tefsiri'nde şöyle denir:   Yani: (İsa'nın) ölmüş olduğunu belirtti.[14]

(5)   İbn-i Arabi Hazretleri (A.R.):— Bir tanıtmaya muhtaç olmayan İbn-i Arabi (a.r.), Hazret-i İsa’nın (A.S.) vefatını belirtmekle kalmayıp, tekrar dünyâya geleceğini de şöyle yorumlamıştır: Yani: “(İsâ'nın) âhir zamanda başka bir beden ile nazil olacağı (ineceği) gerekir.” [15]

(6) Muhammed Bin Yusuf (A.R.):— Büyük ilim adamı ve imamlardan birisi olan Ebu Abdullah Muhammed Bin Yusuf (A.R.) Hz. İsa’nın (A.S.) öldüğünü açık olarak belirtmiş ve: “Allah, Hz. İsa'yı yükseltmeden önce ölüme kavuşturarak vefat ettirmiştir”.[16] demiştir.

(7) Hafız İbn-ül Kayyim (A.R.):— Allâme  Hafız İbn-ül  Kayyim  (A.R.)  Hz.  İsa'nın (a.s.)  göğe yükseltildiğini şöyle reddeder: Yani: “Mesihin, otuz üç yaşında göğe yükseltildiği belirtilmektedir, fakat bu konuda güvenilebilecek hiç bir doğru hadis bulunmamaktadır.”[17]

(8) Kadı Asker Allâme Bedrettin (A.R.):— Bir Türk bilgini ve tanınmış bir ilim adamı olan Kadı Asker Allâme Bedrettin İsrail oğlu Mahmud, Hicrî VIII inci asrın sonunda ve IX uncu asrın başında yaşamış bir zâttır. Elvâridât adlı kitabının değişik el yazmaları İstanbul'da Süleymâniye Kütüphanesinde mevcuttur. Aslı Arapça olan bu kitap aynı zamanda Türkçeye de tercüme edilerek bastırılmıştır. Bu kitapta Allâme Bedrettin, Hz. İsâ daha gökte yaşamaktadır inancının cahillerin inancı olduğunu, yoksa gerçek İslam ulemasının Hz. İsa'nın (a.s.) öldüğüne inandığını şöyle belirtmiştir:

“İsa (A.S.) ruhuyla yaşamaktadır fakat cesediyle ölmüştür. ... Ben sekiz yüz sekiz senesinde, Cuma günü rüyamda önüme çıkan iki kişiyi (melâikeyi) gördüm. Bunların birisinin eli üzerinde İsa (a.s.) idi ve o, ölü idi. Güya onlar bana İsa'nın (a.s.)  cesedinin öldüğünü gösteriyorlardı.”

Elvâridât adlı yedi yüz sene önce yazılmış bu kitabın Süleymâniye Kütüphanesindeki el yazmalarının bir kısmını bir örnek olarak aşağıda veriyoruz. Gerektiğinde yerinde inceleme yapılabilir. (Ayasofya K2146, K2873; Esad Ef. 1441/5; Hacı Mahmud Ef. 2574, 2841/2, 2874, 3052; Yazma Bağışlar 1463; Kasidecizâde 305; Husrev Paşa 189; Fatih 2890; İzmir 304, 767/7; İzmirli 1. Hakkı 1222; Haşim Paşa 14/1)

Aynı kitabın Osmanlıca tercümesi de el yazmaları arasında bulunmaktadır. Örnek olarak birkaçının aynı kütüphanede bulunan numarasını da veriyoruz: Hacı Mahmud Ef. 2771, 2727, 2557.

Değerli okuyucular! Yanlış bir şeye inanmak insanı doğru yoldan saptırır. O yüzden yanlış inancın yanlışlığını öğrendikten sonra da yine o inanca bağlı kalmak ve hakkında hiç düşünmemek mantıklı bir Müslüman'ın davranışı olmamalıdır. Hz. İsa’nın (A.S.) hayatıyla ilgili inanç Hıristiyan'lardan Müslümanlara sızmıştır. Her Müslüman'ın bu konuyu iyice incelemesi lâzımdır. Kuran-ı Kerim'in, Hadis-i Şerifin, sahabe ve imamların "Öldü" dediğini nasıl "Hâla yaşıyor" diye kabul edelim. Hazret-i İsa yaşıyor demek, Hazret-i Resulüllah' (S.A.V.) in derecesini küçültmek demektir. İnsanlardan biri yaşayacak olsaydı, Hazret-i Muhammed'in yaşaması gerekmez miydi? Hazret-i Muhammed (S.A.V.) öldü ise daha başka kim yaşayabilir? Bir şairin dediği gibi:

İsa göklerde yaşıyor olsun fakat bütün cihanların sultanı bizim Peygamberimiz (S.A.V.) toprağa gömülü olsun, bu ne kadar utanç vericidir.

Bu sebepten dolayı, "Hazret-i İsa göklerdedir, daha yaşamaktadır, göklerden tekrar inecektir," diye inanmak Müslümanlığa yakışmaz.

 


[1] Al-i İmran Suresi;a.145

[2] Maide Suresi; a.:76

[3] Maide Suresi:a.118

[4] Kuran-ı Kerim Ve Türkçe Anlamı, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, No:90, Ankara 1973, S.126

[5] Kuran-ı Kerim ve Türkçe Anlatımı; Ötüken; S.126

[6] Mushaf-ül Medine-tün Nebeviye; Mecem-ül Melik Fahd; S.126

[7] Zerkânî, C. 5, S. 421

[8] Kenz-ül Ümmal, C.6, S.120; El-Mevahib-ül Ledünniye; C.1; S.42; Kastalanî, C.1, S.42

[9] İbn-i Kesir Tefsiri, C. II, S. 246; Şerh-i Fıkh-ı Ekber, Mısır, S. 100

[10] Zerkânî'nin Mevâhib-ül Ledünniye Şerhi, C. 6, S. 74; İbn-i Kesir Tefsiri, C. II, S. 246; İmâm Abdülvehhâb Eşş'erânî, Elyevâkit velcevâhir,C.2; S. 24

[11] Tabakât-ı Kebir, İbn-i Sa'd, C III, S. 26

[12] Tefsir-i Hâzin, C. I, S. 285

[13] Mecmeülbihâr, İmâm Muhammed Tâhir, C. I, S. 86

[14] Tefsir Celâleyn, Âyet Felemmâ Teveffeyteni

[15] îbn-i Arabi Tefsiri, S. 65

[16] Bahr-i Muhît Tefsiri, C. 4, S. 61

[17] Zâd-ül Me'âd, C. I, S. 20, Meymeniye Mat, Mısır; Fath-ül Beyân, Sıddîk Bin Hasan el-Kanûci, C. II, S. 49


Related news items:
Newer news items:
Older news items:

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler