Mta-türk videolar için tıklayınız.

Kur’an-ı Kerim’in Cuma Suresi’nde Hak Te’ala (cc) şöyle buyurmuştur (62:3-5) :

Yani: “Ümmîlere içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara Kitab’ı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen O’dur. Kuşkusuz onlar önceden apaçık bir sapıklık içindeydiler. (Peygamberi) müminlerden henüz kendilerine katılmamış bulunan diğer insanlara da göndermiştir. O, azizdir, hakimdir." [1]

Hak Te’ala (cc) Hz. Muhammed’in (sav)

"Veaharine minhüm lemma yelhagubihim" olarak belirtilen insanlara da gönderileceğini bildirmiştir. Bugünkü müfessirler bunların Araplar dışındaki insanlar olduklarını beyan ediyorlar. Örnek olarak Türkiye de yayınlanmış olan bazı Kur’an-ı Kerim meallerine bir göz atalım:

Diyanet Vakfının yayınladığı Kur’an-ı Kerim meâlinde şöyle denmiştir:

“Hz. Peygamber, Arapların dışındaki milletlere de peygamber olarak gönderilmiştir. Çünkü Peygamberimizin nübüvvet risaleti evrensel ve süreklidir. O, kıyamete kadar gelecek bütün insanlara peygamber olarak gönderilmiştir.” [2]

 

Prof. Dr. Süleyman Ateş’in hazırladığı Kılıç Kitapevinin 1980 senesinde Ankara da yayınladığı Kur’an-ı Kerim meâlinde şöyle ifade edilmiştir:

 

“Peygamber, yalnız ümmi Araplara değil, kıyamete dek gelecek bütün insanlara gönderilmiştir.” [3]

İstanbul eski müftüsü Sayın Ali Fikri Yavuz Bey; Sönmez Neşriyatının 1984 senesinde İstanbul da yayınladığı Kur’an-ı  Kerim ve İzahlı Meâl-i Alisinde şöyle beyan etmektedir:

“(Allah, hem okuyup yazmak bilmeyen ümmi Araplara peygamberimizi gönderdi hem de ) Onlardan başkalarına (ashaptan sonra kıyamete kadar gelecek olanlara) ki henüz onlara (bu ilk Araplara) kavuşmamışlardır. [4]

Demek ki bugünkü müfessirlerimiz “Aharin” kelimesinden, Resullah (S.A.V.) ve ashabı kiramdan sonra kıyamete kadar gelecek olan ve Araplardan olmayan diğer bütün insanların kastedildiğini anlıyorlar.

Şüphe yoktur ki Hz. Muhammed Resulüllah (S.A.V.) bütün müfessirlerden daha üstündür. Eğer müfessirlerimizin tefsirleri, Resulüllah’ın (S.A.V.) tefsiriyle çelişki halinde olursa, şüphesiz Hz. Resulüllah’ın (S.A.V.) tefsiri benimsenecek ve diğer bütün tefsirler reddedilecektir. Hz. Resulüllah (S.A.V.) “Aharin” hakkında şöyle buyurmuştur:

"Ebu Hüreyre (R.A.) şöyle rivayet eder: Biz [ashab-ı kiram (r.a.)] Hz. Resulüllah'ın (S.A.V.) huzurunda otururken, kendisine Cuma süresinin: “Veaharıne minhum lemma yelhagubihim” ayeti kerimesi nazil oldu. Bunun üzerine Ebu Hüreyre, Hz. Resulüllah'a (S.A.V.): "onlar kimlerdir?" diye sordu. Hz. Resulüllah (S.A.V.) cevap vermedi. Ebu Hureyre (R.A.) aynı soruyu üç defa tekrarladı. Aramızda (yani ashaplar arasından) Selman-ı Farisî (R.A.) de vardı. Hz. Resûlüllah (S.A.V.) mübarek elini Hz. Selman’ın (R.A.) üzerine koydu daha sonra: "Eğer iman süreyya (Ülker) yıldızına kadar yükselmiş olursa (ve dünyadan tamamen kalkmış olursa) bunlar arasından öyle erler veya er olacak ki ona yetişirler." [5]

“ Eğer iman ülker yıldızında bile olursa Farsoğullarından bir er kişi peşine mutlaka ona erişecektir.”

Bu hadiste müjdesi verilen “er” yahut “erler” kimlerdir? Sahih-i Buhari’nin şarihi Kirmani (R.A.) ile Kurtile (R.A.) bunların Farslı olduklarını ileri sürerler. Kâmil Miras; Diyanet İşleri Başkanlığının yayınladığı Sahih-i Buhari Muhtasarı Teczide-i Sarih Tercümesi ve Şerhi adlı eserinden bu izahın, (yahut) zatların Türkler olduğunu ileri sürmüştür. [6]

Hadis’te bu zatın imanın dünyadan tamamen kalkmış olacağı bir zamanda zuhûr edeceği bildirilmiştir. Buda ancak Hz. Resûlüllah (S.A.V.)’in ümmetinin değişik hiziplere bölüneceği, hatta bu hiziplerin sayısının da, hadislerde belirtildiği gibi yetmiş üçe ulaşacağı bir zamana rastlayacaktır.

Şüphe yoktur ki Osmanlı Türkler devrinde böyle bir durum söz konusu değildi ve bu durum ortaya çıktığı zaman Osmanlı İmparatorluğu yıkılmaktaydı. Bundan da açık olarak anlaşıldığı gibi bu hadis ancak Hz. Mehdi (A.S.) ve onun halifelerinden bahsedilmiştir. Hz. Mehdinin (A.S.) Farisî bir sülaleden geldiği ve Türk olduğu, daha sonra ispatlanmıştır.

Hak Te’ala (c.c.) Saff süresinde şöyle buyurmuştur:

“Müşrikler istemeseler de dinini bütün dinlere üstün kılmak için Peygamberini hidayet ve hak üzerine gönderen O’ dur.” [7]

Hz. Resûlüllah (S.A.V.) zamanında İslam dini, bütün dinlerle bir yarışmaya girip üstün çıkmıştır. Ancak, Hindu dini; Budizm; Sanata dini vb. ile İslâm dininin Hz. Resûlüllah (S.A.V.) hayatı döneminde hiçbir teması olmamıştır. O nun için eski müfessirlerimiz İslam dininin, diğer dinlerden üstün çıkacağı müjdesinin, Hz. Resûlüllah (S.A.V.) manevi bir evladı olan Hz. Mehdi (A.S.) zamanında gerçekleşeceğini bildirmişlerdir. Mesala İbn-i Cerer’in tefsirinde:

“Bu müjde (İslam dininin diğer dinlere üstün çıkması) Hz. Mehdinin ortaya çıkışından sonra gerçekleşecek.

Şii kaynakları bile bu müjdenin Hz. Mehdinin (A.S.) zatıyla gerçekleşeceğini bildiriyorlar.[8]

“Nezelet Filgaimi Min Ali Muhammed’in” denmiştir. Yani bu ayet Âl-i Muhammed (S.A.V.) arasından çıkacak olan (Mehdi) hakkında nazil olmuştur.

Bu ayeti kerimedeki “Resul” kelimesinden murat Vadedilen Mehdi İmamdır. [9]

Sünen Ebu Davud, Kitab-ül Mehdide şöyle bir hadis bulunmaktadır:

“Abdullah’ın bildirdiğine göre Hz. Resûlüllah (S.A.V.) şöyle buyurmuştur:

"Eğer bu dünyadan ancak bir gün kalmış olursa, Allah (C.C.) mutlaka o günü uzatacak ve benden olan, yahut ehli beytimden olan bir zâtı gönderecek. O zâtın ismi benim ismime benzeyecek; babasının ismi de babamın ismine benzer olacaktır. Yeryüzü nasıl zülüm ve haksızlıkla doldurulduysa, o, zât onu insaf ve adalet ile dolduracaktır.”

Hz. İsa’nın (A.S.) Nüzûlü İle İlgili Hadisler:

Hz. Mehdi'nin (A.S.) nüzulü ile ilgili hadisler yanında, Hz İsa (A.S.)’ın nüzulü ile ilgili bir çok hadis de mevcuttur. Mesela: Nüzulü İsa’daki hadis şöyledir.[10]

"Hz Ebu Hureyre’nin (R.A.) bildirdiğine göre Hz. Resûlüllah (S.A.V.) şöyle buyurdu: "Meryem’in oğlunun, insafla kararını verecek bir hâkim olacak aramıza ineceği pek yakın (olan bir hadise gibi) kesindir. O, haç kıracak (yani haç ile ilgili bâtıl olan inancı yok edecek) ve domuz (özelliğine sahip insanları) öldürecek ve savaşı da ortadan kaldıracak."

Sahih-i Müslim’de bu hadis şöyle rivayet edilmiştir:

"Hz Ebu Hüreyre (R.A.), Hz. Resûlüllah (S.A.V.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: Meryem oğlu, adaletle karar verecek bir hâkim olarak mutlaka inecektir. O, mutlaka haç kıracak; domuz (niteliği taşıyan insanları da) mutlaka öldürecek ve cizyeyi de mutlaka ortadan kaldıracak. İşte (onun devrinde) dişi develer mutlaka terk edilecek ve üzerine binilmeyecektir." [11]

Yukarıdaki hadis, Müsned Ahmed B. Hanbel’de şöyle rivayet edilmiştir;

"Aramızda kim yaşayacaksa o, kesinlikle Meryem’in oğlu İsa ile buluşup görüşecektir. (Meryem’in oğlu İsa) Mehdi imam olacak ve adalet ile hükmedecek olan bir hâkim olacaktır. O, haçı kıracak (yani haç ile ilgili bâtıl inançları yok edecek); domuz (niteliğindeki insanları da) öldürecektir." [12]

Hz. Ebu Hureyre’nin (R.A.) bildirdiğine göre Hz. Resûlüllah (S.A.V.) şöyle buyurdu:

"Meryem oğlu aranıza ineceği zaman siz ne (acınacak) durumda olursunuz! (unutmayınız ki) O, sizin kendi aranızdan sizin imamınız olacak." [13]

Sahih-i Müslim’de bu hadis şöyledir:

"Meryem’in oğlu aranıza ineceği zaman siz ne (acınacak) durumda olursunuz! (unutmayınız ki) O, sizin kendi aranızdan (çıkacak ve) size imamlık yapacak." [14]

Sahih-i Müslim; Kitab-ül Fiten; Bab-ü Zikri Deccal’da gelecek olan Mehdi İmamın, Hz. İsa (A.S.) mertebesinde olacağı bildirilmiştir ve kendisinin bir “NEBİ” (PEYGAMBER) olacağı da zikredilmiştir. Hz. Resûlüllah (S.A.V.), dört defa kendisine “NEBİYYÜLLAH” diyerek, şüphesiz “Nebi” olacağını bildirmiştir. Bu hadisten de anlaşılacağı gibi, Ümmete geleceği müjdelenmiş olan bu zat, Hz. Muhammed Resûlüllah'a (S.A.V.) tabi bir peygamber olacaktır. [15]

Not: Hz. Mehdi’nin ne gibi peygamber olacağı konusunda daha detaylı bilgi edinmek isteyenlerin, Müslüman Ahmediye Cemaati’nin neşrettiği diğer eserlere müracaat etmeniz rica olunur.

İleride detaylı olarak açıklayacağımıza göre Hz. Resûlüllah (S.A.V.) geleceğine dair müjde verdiği İsa Mehdi ve İmamı Mehdi, iki ayrı kişi olmayıp bir tek zattır. Bu konuyu daha sonra daha detaylı olarak izah edeceğiz. Bundan önce Hz. İsa’nın (A.S.) geleceğine dair Hz. Resûlüllah (S.A.V.)’in bazı hadislerini derlemiş bulunuyoruz. Şimdi Hz. Mehdi’nin geleceğini ile ilgili bazı hadislerden bahsediyoruz:

Hz. Enes’in (RA.) rivayet ettiğine göre Hz. Resûlüllah (S.A.V.) "Bir Cemaat Hindistan’da dini savaşlarda bulunacak. Bu [Mehdi (AS.) cemaati olup] Mehdi ile birlikte olacak. Mehdinin isminde “Ahmed” olacak buyurdu." [16]

Hz. Resûlüllah (S.A.V.) : "Doğudan bazı insanlar çıkacak ve Mehdi’nin (AS) vatanını, yahut saltanatını hazırlayacaktır." [17]

Hz. Resûlüllah (S.A.V.): “Doğudan bazı insanlar çıkacak ve Mehdi (AS) vatanını için (savaş ederek) yolları katledecekler ve böylece onun (manevi) saltanatını hazırlayacaklar” buyurdu. [18]

Hz. Ebu Said El-Hüdrî (AS) rivayet etmiştir. Hz. Resûlüllah (S.A.V.) : “Benim ümmetim arasında Mehdi olacak.....O zaman benim ümmetim daha önce aslâ elde edemediği nimetleri elde edecektir” buyurdu.[19]

Hz. Resûlüllah (S.A.V.): “Onu gördüğümüz zaman ona bi’at ediniz. (Ne kadar zor olursa olsun) ister kar üzerinde sürünerek ve diz çökerek dahi olsa, (yine ona gidip bi’at olunuz); çünkü o, Allah’ın hidayete erdirdiği kimse (Mehdi) dir” buyurdu.[20]

Hz. Resûlüllah (S.A.V.): “Bin iki yüz kırk sene geçince Yüce Allah (CC) Mehdiyi ortaya çıkaracak” buyurdu.[21]

Hz. Muhammed B. Ali’nin (RA) rivayet ettiğine göre Hz. Resûlüllah (S.A.V.) şöyle buyurdu: "(Bizden olan gerçek ve doğru) Mehdinin iki alameti olacak. Bunlar göklerin ve yeryüzünün yaratılışından beri daha önce (birisinin doğruluğunu kanıtlamak üzere) gerçekleşmemişlerdir. Ramazan ayında, (ay tutulmasının gerçekleşeceği gecelerin) ilk gecesinde ay tutulacak. (güneşin tutulduğu üç günün) ortasında da güneş tutulacaktır. Yüce Allah (CC) göklerle yeryüzünün yaratılalıdan beri bu her iki tutulma daha önce gerçekleşmemiştır." [22]

"Hz. Mehdi (AS) vera-ün nehir bölgesinden (Hindistan’a işarettir) çıkacak. Kendisine “Haris” denerek; yani kendisi bir çiftçi olacak."[23]

Hz. Mehdi (AS) “Kade” denen bir karyeden (köyden) çıkacaktır." [24]

"Gelecek olan Mehdi ve Mesih bir hakem (kadı) olacak ve (Müslüman inanç anlaşmazlıkları konusunda) insaf ve adaletle son kararı verecektir." [25]

"Gelecek olan Mehdi ve Mesih, Hıristiyanlığın temeli olan  “HAÇ” (yani çarmıh) inancını yenilgiye uğratacak ve böylece “Haç” kıracak." [26]

Not: Mişkat Şerhi El Mirkat’ta şöyle demiştir: “Yeksirüs-salibe ey-yuktilun-nasraniyyete” Yani: “haç kırmaktan murat, Hıristiyanlığın bâtıl olduğunu ispat etmektir.” [27]

İmam Bedrüddin Aynî (RA) bu konuda şöyle der:

"Allah’ın lutfuyla burada bana bir mana açıklanmıştır. O da şudur ki, “Kesr-i Salih” (haç kırmak)’tan murat Hıristiyanların yalanını ortaya çıkarmıştır." [28]

"Gelecek olan Mesih ve Mehdi domuz öldürecek. (Yani domuz özelliğine sahip olan bazı kimseleri öldürecektir.) [29]      Allah (CC) bir tek gece de kendisini ıslâh edecek." [30]

"Mağaralarda yaşayanlar onun yardımcıları olacaklardır. Yardımcıları (Ashabı Keyfin durumundan geçecekler.)" [31]

"Ermiş kişiler onun davetini ikâme edecekler (mesajını yayacaklar.)" [32]

"Gelecek olan Mehdi ve Mesih (AS) o kadar çok (manevî ve dinî) malları dağıtacak; ancak hiç kimse o malı kabul etmeyecektir." [33]

Derlediğimiz bu alâmetlere; daha sonra değinmeye, bazı alâmetleri daha detaylı olarak izah etmeye çalışacağız.

 


 

[1] Kur’an-ı Kerim Ve Açıklamalı Meâli; Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, No: 86; Ankara, 1993)

[2] A.G.E.; S. 552

[3]  A.G.E.: S. 522

[4]  A.G.E.; s. 554

[5] Sahih-i Buhari; Kitab-üttefsir; bab-ül Cum’a Kavlühu: Ve Aharıne Minhüm

[6] A.G.E.; C.11;Ankara 1983;Diyanet Sayı No: 123- S.201-202

[7] Kur’an-ı Kerim ve Açıklamalı Meâli; Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları; No;86 Ankara; 1993

[8] Bihar-ül Emvar  C.13’te

[9] Gaye-tül Maksûd; C.2:123

[10] Sahih-i Buhari; C.1; Kitab-ül Enbiya; bab-ü Nüzul-i

[11] Sahih-i Müslim; Kitab-ül İman Bab-ü Nüzul-i İsa

[12] Müsned Ahmed B.Hambel C.2 S.411, Mısrî

[13] Sahih-i Buhari; Bab-ü Nüzul-i İsa-bn-i Meryem)

[14] Sahih-i Müslüm; Kitab-ül İman

[15] Bkz.: Sahih-i Müslim Kitab-ül Fiten; bab-ü Zikrideccal Ve Sifatihi ve Ma Ma’ahü

[16] Tirmizi-ül Buhari

[17] Ebu Davut; Bab-ü Hürûc-il Mehdi

[18] Sünen-i bn-i M3aceh; kitab-ül Fiten

[19] Sinen İbn-i Mâceh; Kitab-ül Fiten

[20] Sünen İbn-i Mâceh; Kitab-ül Fiten

[21] Emmecm-üs Sakıp; C.2; S.209

[22] Sünen Dar-ı Kütnî; Kitab-ül

[23] Mişkât; Bab-ü Eşrat-is Saat

[24] Cevahir-ül esrar, Bihaz-ül Envar; C.3; S.19

[25] Müsned Ahmed B. Hanbel; C.2; S.411; Mısır

[26] A.G.E.; S. 411

[27] A.G.E. C.5 S. 221

[28] Ümdet-ül Kâri; Şerh-il Buhari; Bab-ü Kâtl-il Hınziri; C.5; S.585

[29] Müsned Ahmed B. Hanbel; C.2; S.411

[30] Sünen İbn-i Mâceh; Kitab-ül Fiten; Bab-ü Huruç-il-Mehdi

[31] Yenabi-il Mevaddeh; C.3; S.163; ikinci Baskı; İrfan Matbası Beyrut

[32] A.G.E;  S.132

[33] Sahih-i Buhari; Kitab-ül Enbiya; Bab-ü Nüzûl-i İsa


Related news items:
Newer news items:
Older news items:

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 285

1896 yılının Aralık ayında, Hindistan’ın Lahor Şehrinde (bugün Pakistan sınırları içinde bulunuyor) Büyük Dinler Konferansı toplan...

Video

Downloads: 48

2010 Yılı Uluslararası Yıllık Toplantıda Huzur'un (ATBA) 3. Gün Yaptığı Kapanış Konu...

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler