Mta-türk videolar için tıklayınız.

Hak Teala (cc) Kuran-ı Kerim’in Cin Suresinde şöyle buyurmuştur: 

“O, bütün görülmeyenleri bilir. Sırlarına kimseyi muttali kılmaz; Ancak (bildirmeyi) dilediği peygamber bunun dışındadır. Çünkü O, bunun önünden ve ardından gözcüler salar.”[1] 

Ali Fikri Yavuz’un Kuran-ı Kerim ve İzahlı Meali Ali’sinde bu Ayetler şöyle izah edilmiştir:

“O, bütün gaybı bilendir; Gaybe dair ilmini ise hiç kimseye açmaz. Ancak bir peygamber olarak seçtiği müstesnadır; (ona gaybe dair bazı ilimleri açıklar ve bunlar mucize olur.) Çünkü Allah, peygamberinin önünden ve ardından muhafız melekler tayin eder (de onu korurlar).”[2]

Bu Ayet-i Kerimelerden anlaşıldığına göre gaybı bilen ancak Yüce Rabbimizdir (cc). Ancak O, dilediği kimseleri peygamber kılar ve o peygamberlere gayb bilgisini dilediği gibi bildirir. “İzhar Alel Gayb” değişik sözlüklerde izah edildiği gibi “tam olarak gayb bilgisini haberdar etmek, yahut olağanüstü bir biçimde gaybden haberler vermek” demektir. (Bkz: Müfredat, Ekreb-ül Mevarid, Lisan-ül Arab, Ruh-ül Meani vb.)         

Ayet-i Kerimelerde izah edildiği gibi “İzhar alel gayb” yani gayb bilgisine tam yahut olağanüstü bir şekilde sahip olmak ancak Allah’ın elçilerine mahsustur. Onlara ise gayb bilgisi Yüce Allah’tan verilir.        

Gayb bilgisi yalnız Yüce Allah’a (cc) mahsustur. Bu konu aşağıdaki Ayet-i Kerimelerde izah edilmiştir:

“De ki: Ben size Allah’ın hazineleri benim yanımdadır demiyorum. Ben gaybı da bilmem.” (6:51)     

“Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır; onları O7ndan başkası bilmez.” (6:60)     Yani: “De ki: Gayb ancak Allah’ındır.” (10:21)     

“De ki: Göklerde ve yerde, Allah’tan başka kimse gaybı bilmez. Ve onlar ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.” (27:66) [3]         

Kısacası, gaybı bilmek ancak Yüce Allah’a (cc) mahsustur. O, kendi peygamberlerine gayb bilgisini verir. Yani gelecekte vuku bulacak hadiselerden bilgi verir. Demek ki eğer bir kimse peygamber olduğunu iddia ediyorsa; Allah’ın kendisine bildirdiğini iddia ettiği gayb haberlerini de veriyorsa ve onun verdiği gayb haberleri, zamanı gelince haber verdiği gibi aynen gerçekleşiyorsa, bu, onun Allah’ın (cc) elçisi olduğunu göstermektedir.         

Hz. İmam Razî (ar) bu konudaki fikrini   kelimeleriyle izah etmiştir:

“Gaipten haberler vermek şüphesiz (bir) mucizedir.” [4]         

Aynı şekilde geçmiş büyüklerimizden Eş-Şeyh Ebul Hasan Ali B. Muhammed El-Maverdî (ar) gaipten verilen bilgilerin iki şartla mucize sayılabileceğini ileri sürerek:     

“İnsanların bilmedikleri konularda gaybı açmak, mesela gayb hadiselerinden haber vermek, iki şart ile mucize sayılabilir. Birincisi, tesadüf sınırın aşacak derecede tekerrür etmesi (çok olması) dır. İkincisi o (gayb bilgisinin) herhangi (maddi) bir vasıtayla elde edilmemiş olmasıdır” der.[5]         

Böylece bu zat bir peygamber ile dünya bilginleri ve kahinler arasında bir ayırım yapmaktadır. Kahinlerin verdikleri gayb bilgileri bazen tesadüfen doğru çıkabilir. Ancak peygamberlerin verdikleri gayb haberleri o derece çok olurlar ki açıkçası o gaybî bilgilerin tesadüf neticesinde olduğunu ileri sürmek mümkün değildir. Keza bir peygamber ile bir dünya bilgini arasında da fark vardır. Dünya bilginleri, mevsim bildirenlerin yaptıkları gibi, maddi vasıtalar kullanarak gayb bilgilerini ileri sürerler. Ancak peygamberlerin hiçbir maddi cihaz ile gayb bilgileri elde ettikleri asla iddia edilemez. 

Bir Kahin İle Bir Peygamberi Ayıran Faktörler

Bazı kimseler kâhinlerin de gayb bilgisine sahip olduklarını iddia ederek, bir kahin ile bir peygamberi birbirinden nasıl ayırabileceğimizi sorarlar. İşte bir kâhin ile bir peygamberi birbirinden ayıran özellikler şunlardır. Kahinlerin verdikleri gayb haberleri zan ve tahminden ibaret olurlar. Ancak peygamberlerin verdiği gayb haberleri kesin olurlar ve aralarında asla bir tahminin izi bile bulunmaz.

Kahinler gelecekte vuku bulacak olan hadiselerin emareleri belirlenince onları görerek kehanette bulunurlar. Buna mukabil peygamberler, hiçbir emaresi görülmeyen, hatta çoğu kez çok ileride vuku bulacak olan hadiseleri önceden bildirirler. Hatta ve hatta peygamberlerin verdikleri gayb haberleri görülen gerçeklere ters düşmekte olur, fakat yine de onlar önceden haber verdikleri gibi aynen vuku bulurlar.

Kahinlerin verdikleri haberlerin birçoğu gerçekleşmez ve onlar nadiren vuku bulan gayb haberleriyle övünürler. Buna mukabil peygamberlerin bildirdikleri gayb haberlerinin hepsi gerçekleşir.

Ancak bazı durumlarda Allah-u Teala (cc) insanları sınamak gayesiyle peygamberlerinin önceden bildirdikleri haberleri gerçekleştirmezse de onun da kuralları vardır. Mesela, Hz. Yunus’un (as) kavminin tövbe ettiği gibi. Tövbe neticesinde azap haberi ertelenebilir. Keza Hz. Musa’nın (as) kavminin savaşa katılmadıkları gibi, fedakarlıkların yapılmayışı neticesinde Hz. Musa’nın müjdesinin tehir edildiği gibi durumlar müstesnadan ibarettir. Ancak kahinlerin kehanetlerinde böyle bir kural söz konusu olmaz.

Kahinlerin hayatlarında ve yaşayışlarında asla Yüce Allah’ın (cc) yardımı bulunmaz. Onlar, ancak inancı zayıf olan insanları aldatırlar. Fakat ömürleri genellikle bir rezillik içerisinde geçer. Buna mukabil Allah’ın (cc) peygamberlerinin yaşayışında Yüce Allah’ın yardımı apaçık kendini gösterir.Kahinlerin ahlakları genellikle insanlar için bir örnek teşkil etmezler. Onların çoğunun ahlakı bozuk olur. Fakat peygamberlerin ahlakı çok temiz ve çekici olup insanlar için, tabi olmaları gereken bir örnek mahiyetinde olur.         

Bir peygamber ile bir kahini birbirinden ayıran faktörler işte bunlardır. Bunları beyan ettikten sonra “İzhar alel gayb”, yani sonradan gerçekleşecek olan hadiselerden, vuku bulmalarından önce, hem de çoklukla haber vermek bakımından Hz. Ahmed’in (as) doğruluğunu inceleyelim. Bunlardan bazılarını, mesela Lekram; Dowie vb ile ilgili önceden verdiği haberlerin aynen gerçekleştiğini daha önce incelemiştik. Şimdi Hz. Ahmed’in önceden, gerçekleşeceğini haber verdiği birkaç önemli haberden daha bahsedelim.  


Related news items:
Newer news items:
Older news items:

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 137

Bu kitap Vâdedilen Mehdi ve Mesih (a.s.)’ın Dördüncü Halifesi Mirza Tahir Ahmet hazretlerinin körfez savaşı esnasında vermiş olduğu cu...

Video

Downloads: 85

Sabrın Bereketleri

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler