Mta-türk videolar için tıklayınız.

Hz. Resulüllah (sav) ahir zamanda, ümmetinin ayrılıklara düştükleri ve İslamiyet’ten uzaklaştıkları bir dönemde zuhur edecek olan Mehdi’nin (as) doğruluğunu kanıtlamak üzere ay ve güneşin tutulacağını ve bu tutulmaların Ramazan ayında gerçekleşeceğini haber vermiştir. Hadis şöyledir:

"Bizim Mehdimizin şüphesiz iki tane alameti olacaktır. Bunlar daha önce, göklerle yerin yaratılmasından beri, o ana kadar (başka birisinin doğruluğunu kanıtlamak üzere) gerçekleşmemiştir. Ramazanda (ay tutulması geceleri arasından) birinci gecede ay tutulacak; Keza (güneş tutulması günleri arasından) orta (ikinci) günde güneş tutulacaktır." [1]

İmam Bakir olarak tanınan Muhammed B. Ali’nin (RA) rivayet ettiği ve İmam Dar-i Kutnî’nin (AR) derlediği bu hadis birçok eserde mevcut olup, doğruluğu kabul edilmiştir. Bu hadisi kapsamakta olan kaynaklar hakkında aşağıdaki dergilerden bilgi edinmek mümkündür.Khalid Aylık Dergisi; Rabwah-Pakistan; Ağustos 1994; S.126-134, 221-225Misbah Dergisi; Rabwah-Pakistan; Mayıs 1994, S.38, S.57Ansarüllah Dergisi; Rabwah-Pakistan; Mayıs 1994, S.43-58         

Keza aynı Hadis-i Şerif, çok cüzi kelime değişikliğiyle Şii kaynaklarda da mevcuttur. Detaylı bilgiler şu kaynaklardan elde edilebilir:

İkmal-üd Din; Ebu Cafer Muhammed B. Ali; Matbaa Hayderiye, Necef, S.614-615

Fürû Minel Cami El Kafi; Muhammed B. Yakub; Matbaa Nolkişor; Hindistan

Bihar-ül Envar; Cilt 13; Allame Bakir Meclisi; Bazar-ı Sultanî; Tahran; S.981 (Farsça Tercüme)         

Hadisten açıkça anlaşıldığına göre, Hz. Resulüllah (sav) ahir zamanda zuhur edecek olan Mehdinin (as) doğruluğunun anlaşılması için bazı temel gerçeklerden bahsetmiştir. Bunlar şöyle sıralanabilir:

Ay tutulması, birinci gecede (tutulmanın mümkün olduğu üç geceden birincisinde) gerçekleşecektir.

Güneş tutulması da ikinci günde (tutulmanın mümkün olduğu üç günün ortasında) gerçekleşecektir.

Hem ay hem de güneş, Ramazan ayında tutulacaklardır. (Yani Ramazan ayının içinde önce ay tutulacak, daha sonra aynı Ramazan ayı içinde güneş de tutulacak)

Ay ve güneş tutulmalarından önce Mehdi (as) zuhur etmiş olacaktır. Ancak tekzip edileceğinden dolayı Yüce Allah (cc) ay ile güneş tutulmaları vasıtasıyla, hem de her iki tutulmanın Ramazanda gerçekleşmesi sebebiyle Mehdi’nin (as) doğruluğunu ispat edecektir.         

Hz. İmam Abdülvehhap Eşşârânî  (AR) güneşin iki defa tutulacağını beyan etmiştir. O bu konuyu şu kelimelerle izah etmiştir.

"Mehdi’nin (as) doğruluğunu kanıtlamak üzere Ramazanda güneş iki defa (ayrı ayrı) tutulacaktır." [2]  

Kuran-ı Kerim’de Tutulmaların Zikri

Hak Teala (cc) El-Kıyame Suresinde ay ile güneşin tutulacağını beyan etmiştir. İlgili Ayet-i Kerime şöyledir:      

"(İnsan) “Kıyamet günü ne zamanmış?” diye sorar. İşte göz kamaştığı, ay tutulduğu, güneşle ay bir araya getirildiği zaman!" (75: 7-10) [3]         

Bu Ayet-i Kerimelerde dünyada insanları hayrete düşürecek ve gözünü kamaştıracak hadiselerin gerçekleşeceğinden bahsedilmiştir. Keza ay tutulmasından ve ay ile güneş tutulmalarının aynı ayda olacağından ve böylece ikisinin aynı ayda bir araya getirileceğinden bahsedilmiştir. Bazı müfessirler bu Ayetlerde Kıyamet gününden bahsedildiği manasını çıkarmaya çalışmışlardır. Ancak Kıyamet gününde, ay tutulmasının gerçekleşeceğini söylemek mümkün değildir. Bütün varlıklar yok edilmişken ayın tutulacağından bahsetmek nasıl mümkün olabilir?         

Aslında bu Ayet-i Kerimelerde zikredilmiş olan “Kıyamet Günü” bu dünyada gerçekleşecektir ve o da Müslümanların ve İslamiyet’in tekrar ayağa kalkacağı ve ilerleyeceği, yani geri kalmışlığından kurtulup ilerleyeceği ve gelişeceği anlamındadır. O da ancak Hz. Mehdi (as) vasıtasıyla olacaktır.  

Geçmiş Ulemaların Fikri

Geçmiş ulemalarımız arasından bu Ayet-i Kerimelerde bahsedilen tutulmaların bu dünyada gerçekleşeceğini ileri süren birçok zat vardır. Mesela Allame İsmail Hakkı (AR) Ruh-ül Beyan adlı tefsirinde:

“Ayet-i Kerimedeki güneş ile ayın cemedileceğinden murat, Hz. Resulüllah’tan (sav) rivayet edilmiş olan ay ile güneşin tutulması ve tutulmalarda her ikisinin (aynı ayda) bir araya getirileceği (yani her ikisinin aynı ayda tutulacağı) demektir” demiştir. [4]         

Hz. Allame Mahmud Ulusî de aynı anlamları beyan etmiştir. (Bakınız: Ruh-ul Meani; Cilt 29, Sayfa 159; Mektebe-yi İmdadiye; Mutlan-Pakistan)         

Keza Şii müfessir Allame Feyiz El-Kaşanî, aynı manayı destekleyerek: “Husuftan murat, ayın nurunun kaybolması, yani ayın tutulmasıdır. İmam Mehdi’nin gaybetinin (kayboluşunun) ne zaman sona ereceği sorusu sorulmuş, işte buna cevaben: “Kabe’den men edileceğiniz ve ay ile güneşin tutularak, tutulma bakımından eşit seviyeye getirileceği zaman” cevabı verilmiştir” demiştir. [5]  

Tutulmalar ve Eski Dinler         

Eski dinlerin kutsal kitaplarında bile, dini bir önderin ortaya çıkacağı zamanda ay ile güneşin tutulacağından bahsedilmiştir. Burada örnek olarak yalnız “Kitab-ı Mukaddes” adıyla tanınan “Bible”den bahsedelim. İncil’de (Yeni Ahit) Matta’da İsa’nın (as) geleceğinin alametleri beyan edilmiş ve:“O günlerin sıkıntısından hemen sonra, güneş kararacak, ay ışık vermez olacak, yıldızlar gökten düşecek göksel güçler sarsılacak; O zaman insanoğlunun belirtisi gökte görünecek; Yeryüzündeki bütün halklar ağlayıp dövünecek, insanoğlunun gökteki bulutlar üzerinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler.” denmiştir. [6]        

Kısacası Kuran-ı Kerim’in beyan ettiği ve Hz. Resulüllah’ın (sav) açıkça izah ettiği tutulmalardan, kapalı bir şekilde eski dinlerin kutsal kitaplarında bile bahsedilmiştir.  

Tutulmaların Gerçekleşmesi

Hz. Ahmed (as) 23 Mart 1889’da Müslüman Ahmediye Cemaatinin temelini atmıştır. Ancak kendisi 1882 senesinde Yüce Allah (cc) tarafından memur edilmiş (seçilip görevlendirilmiş) bulunuyordu. Hak Teala (cc) tarafından bu konuda kendisine:   

“De ki, ben (Yüce Allah tarafından insanların ıslahı için seçilip) görevlendirildim. (Buna) inananların ilki de benim.” [7] kelimelerini ilham etmişti.

Daha sonra 1891 yılında Vadedilen Mesih ve Mehdi olduğunu ilan etti.         

Hz. Resulüllah’ın (sav) verdiği müjdelere göre 1894 yılında, Ramazan ayında her iki tutulma vuku buldu. Yani 21 Mart 1894’de ay ve 6 Nisan 1894’de güneş tutuldu. H.1311 senesinde Ramazanda ayın 13’ünde gecenin ilk kısmında ay tutuldu. Aynı Ramazan ayında 28 Ramazanda Cuma günü öğleyin güneş tutuldu. Bu tutulmalardan birçok kitap ve gazetede bahsedilmiştir.

Mesela “The Civil And Military Gazette” adlı İngiliz bir gazetenin 6 Nisan 1894 sayısında yayınlanmış olan haber şöyledir:        

“The eclipse was perfectly observed at Lahore yesterday between 7:30 and 9:30 A.M. While it lasted the sunlight was so much reduced (as) to remin done of the pleasant sunshine only of an English summer’s day.”        

Yani: "Dün Lahor’da (güneş) tutulması, saat 7.30 ila 9.30 arasında çok güzel bir şekilde müşahede edilmiştir. Tutulma devam ettiği müddet esnasında güneş ışığı, İngiltere’nin hoş bir yaz gününü hatırlatacak kadar azalmış idi. "        

Bundan başka Avusturyalı Alman Profesör Th. Ritter V. Oppolzer de “Canon Der Finsternisse” adlı eserinde, (harita no: 148’de) 1894’deki tutulmalardan bahsetmiştir. Keza George F. Chambers adlı yazarın, 1902’de Londra’da yayınlanan “The Story Of Eclipses” adlı eserinde (sayfa 33) 1894’deki tutulmalardan bahsedilmiştir. Ayrıca İngiltere Kraliyet Rasathanesi (Greenwich Observatory) yayınladığı “The Nautical Almanac And Astrnomical Ephemeris 1984) adlı takvimde de sözkonusu tutulmalardan bahsedilmiştir.  


Related news items:
Newer news items:
Older news items:

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 285

1896 yılının Aralık ayında, Hindistan’ın Lahor Şehrinde (bugün Pakistan sınırları içinde bulunuyor) Büyük Dinler Konferansı toplan...

Video

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler