Mta-türk videolar için tıklayınız.

Hindular arasında Arya Samac adında yeni bir fırka ortaya çıkmıştı. Bu fırka İslam’ın zayıf durumunu görünce, Müslümanları Hindulaştırmayı planladı. Hedeflerine ulaşmak üzere, dini liderleri her fırsatta İslam’a dil uzatıyor ve ağza alınmayacak kelimeleri içeren kitaplar yayınlıyorlardı. Bu liderler arasında dili en çirkin olan ve hayâsızca itirazlar ileri süren Lekram adında bir şahıstı. Vadedilen Mesihas, onu İslam’ın doğruluğu konusunda ikna etmeye çalıştığı halde, o inadında ilerlemeye devam etti. Lekram Kuran-ı Kerim ayetlerini ağza alınmayacak çirkin kelimeler ile tercüme ederdi. Şerefli ve haysiyetli bir kimse için, yazdıklarını okumak bile zordu. Lekram’a göre dünyanın en kötü insanı, insan kemallerini şahsında toplayan Peygamber Efendimizsav idi. Bütün ilimlerin kaynağı olan Kuran-ı Kerim, ona göre lakırdılarla doluydu. Onun hali güneş ışığından zarar gören hastalıklı bir göze benzemekteydi. Tartışmalar uzayınca, bu adam Peygamber Efendimizsav hakkında çirkin bir dil kullanmakta gitgide ilerledi. O, Vadedilen Mesihas ile dalga geçerek, kendisine de bir mucizenin gösterilmesini istedi.  Sonunda Vadedilen Mesihas onun hakkında Allah’a dua edince, Allahcc onun pek yakında helak edileceğini bildirdi. Bu gaybi haberi yayınlamadan önce Vadedilen Mesihas, bunun onu üzüp üzmeyeceğini Lekram’a sordu. Bu haberin yayınlanması onun hoşuna gitmeyecekse onu açıklamayacağını kendisine bildirince, Lekram Vadedilen Mesihinas gaybi haberlerinden korkmadığını yazarak, bu haberin yayınlanmasını istedi. Allahcc tarafından verilen haberde, muayyen bir zamandan bahsedilmemişti ve Lekram bir zaman tayin edilmesini ısrarla talep etti. Bundan dolayı Hz.Mirza Gulam Ahmedas, Allahcc tarafından muayyen bir zaman bildirilinceye dek, elindeki gaybi haberi yayınlamadı. Allah-u Teâlâ ona muayyen bir zaman hakkında haber verdiğinde ise o, 20 Şubat 1893’den itibaren altı sene içerisinde Lekram’ın ölümle neticelenen ıstıraplı bir azaba yakalanacağı bilgisini verdi. O, bu gaybi haberi aynen yayınladı. Yayınlanan vahiyler arasında bulunan Lekram hakkındaki Arapça bir ilham ise şöyleydi:

عِجْلٌ جَسَدٌ لَهُ خُوَارٌ لَهُ نَصَبٌ وَ عَذَابٌ

Yani, bu adam Samiri’nin buzağısına benzemektedir ve yalnızca gürültü çıkarır. Onda maneviyattan hiçbir eser yoktur. Onun üzerine de bir bela ve azap inecektir.[1] Bundan sonra Vadedilen Mesihas şunları yazmıştır: “Ben bütün dinlerin bütün fırkalarına ilan ediyorum ki, eğer bu adam 20 Şubat 1893 tarihinden itibaren altı sene zarfında bir azaba yakalanmazsa, benim Allah tarafından gönderilmediğimi anlayın. Üzerine inecek olan, alelade sıkıntılardan olmayıp, İlahi heybeti taşıyan olağanüstü bir azap olacaktır.[2]

Bu gaybi haberin açıklanmasından bir müddet sonra, Vadedilen Mesihas Lekram’ın helaketini içeren bazı ayrıntılar ile ilgili ikinci bir gaybi haber yayınladı.

وَبَشَّرَنِى رَبِّى وَقَالَ مُبَشِّرًا   سَتَعْرِفُ يَوْمَ الْعِيدِ وَالْعِيدُ اَقْرَب

“Allah bana müjde vererek şunları söyledi; Sen bir bayram gününü göreceksin ve o gün bayram gününe bitişik olacak.” Daha sonra ise o, şunları kaleme aldı: “Allah’ın bana olan lütufları arasından bir tanesi, onun Lekram hakkındaki duamı kabul etmesidir. O, bana onun helak edileceğine dair haber verdi. Bu adam Peygamber Efendimizesav küfür ettiği için, ben onun aleyhinde dua ettim ve Rabbim bana onun altı sene içerisinde öleceğini bildirdi. Hak talep edenler için bunda birçok alamet mevcuttur.[3]

Daha sonra bu gaybi haberle ilgili ayrıntılar ona bildirilince, o bunları Barakat-üd Dua adlı kitabında “Lekram Peşaverî ile ilgili yeni bir haber” başlığı altında yayınladı.

Bugün Hicri 1310 senesinin Ramazan ayının on dördüne tekabül eden, 2 Nisan 1893 günüdür. Sabahleyin hafif uyku halindeyken, geniş bir evde oturduğumu gördüm. Birkaç dostum da yanımda bulunuyordu. Derken çok güçlü, korkunç birisi benim önüme çıkıp dikildi. Sanki yüzünden kan akıyordu. Ben gözlerimi kaldırdığımda, onun bilinmedik bir yaratılış ve özellikte birisi olduğunu gördüm. O insan değil de, çok kötü ve dehşet veren melaikeden biriydi ve korkusu kalpleri kaplıyordu. Ona bakıyordum ki bana, Lekram nerede diye sordu. Bana bir başka şahsın ismini de söyleyerek, onun da nerede olduğunu sordu. O zaman ben onun, Lekram ve öteki şahsın cezalandırılması için görevlendirildiğini anladım...[4]

Vadedilen Mesihas Ayna-yi Kemalat-i İslam adlı eserinde Lekram hakkında manzum olarak şunları yazmıştır:

“Ey yolunu şaşırmış nadan düşman, Muhammed’in keskin kılıcından kork

Ey Muhammed’in şanını ve parlak nurunu inkâr eden,

Keramet gerçi maziye karışmış gibi görünse de, gel ve Muhammed’in hizmetkârlarından zuhur eden bir kerameti gör.[5]

Bütün bu gaybi haberlerden anlaşılan, Vadedilen Mesih’eas farklı zamanlarda aşağıdaki haberlerin verilmiş olduğudur.

(1) Ölümle sonuçlanacak bir azaba Lekram yakalanacaktır.

(2) Bu azap altı sene zarfında gerçekleşecektir.

(3) Azabın ineceği gün bayram gününe bitişik olacak, yani bayram arifesi veya bayram ertesi gerçekleşecektir.

(4) Lekram, Samiri’nin buzağısının durumuna düşecektir. Samiri’nin buzağısı parçalanıp yakılmış ve nehre atılmıştı.

(5) Onun helakı için gözlerinden kan akan bir kimse görevlendirilmiştir.

(6) Lekram, Muhammed’insav kılıcıyla öldürülecektir.

Bu alametler, mefhumunda hiçbir şüphe olmayacak kadar açıktır. Bu gaybi haberler üzerinden tam beş yıl geçmişti ki, muhalifler bu haberler gerçekleşmedi diye dalga geçmeye başladılar. Ardından idrak edilen Ramazan Bayramı bir Cuma gününe rastladı. Bunun ertesi günü, yani Cumartesi ikindi vakti sıralarında Lekram bilinmeyen bir kimse tarafından keskin bir hançer ile yaralanıp, Pazar günü de öldü. Böylece Allah’ıncc kelamı tüm ayrıntılarıyla gerçekleşmiş oldu. İlahi ilhamda onun altı sene içerisinde helak olacağı bildirilmişti ve Lekram da altı yıl içerisinde öldü. Allah’ıncc vahyinde bu olayın bayrama bitişik bir günde gerçekleşeceği ve o günün de müminler için bir bayram olacağı bildirilmişti. Nitekim Lekram Ramazan Bayramının ertesi günü yaralandı. Ayrıca Allah’ıncc kelamında onun, gözlerinden kan akan bir kimse tarafından helak edileceği de bildirilmişti. Keza bu da aynen gerçekleşti. Söz konusu gaybi haberde onun Muhammed’insav kılıcı ile katledileceği de belirtilmişti. Lekram aynen bildirildiği gibi katledildi. Allahcc onun Samiri’nin buzağısına benzediğini de söylemişti. Samiri’nin buzağısı Cumartesi günü paramparça edilmişti. Lekram da Cumartesi günü paramparça edildi. Buzağı önce yakılıp sonra da külleri nehre atılmıştı. Keza Hindu olması sebebiyle, Lekram da önce yakıldı sonra da külleri nehre atıldı.

Onun katli hakkında başkaları tarafından anlatılanlar şöyledir. Gözleri kanlı bir adam kendisine gelip, İslam’ı terk edip Hindu olmak isteğini bildirdi. Arkadaşları Lekram’ı uyardıkları halde, o bu adama çok güvendiği için, onu sürekli yanında bulundurmaya başladı. Aslında yaralandığı gün, Lekram o adamı Arya yapacağını ilan etmişti. Bu Cumartesi günü idi ve Lekram o sırada bir şeyler yazmakla meşgul iken, bu adamın kendisine bir kitap vermesini istedi. Bunun üzerine gözleri kanlı bu adam, kitap getiriyormuşçasına bir gürültü çıkarıp Lekram’a yaklaştığında, hançeri onun karnına sapladı. Daha sonra o, bağırsaklarını param parça etmek için hançeri birkaç kez karnının içinde döndürdü. Lekram’ın akrabalarının anlattıklarına göre, ardından adam kayboluverdi. Lekram o sırada evin ikinci katındaydı. Evin alt kattaki girişinde ise birçok kişi toplanmıştı. Ancak onlardan hiçbiri adamın üst kattan aşağı indiğini görmedi. Lekram’ın annesi ve hanımı katilin evden çıkmadığı konusunda emindiler. Ancak arkadaşları eve hemen girip arama yaptıklarında, hiçbir yerde onu bulamadılar. Katilin nereye kaybolduğunu bir tek Allahcc bilir. Kısacası Lekram, acı veren bir azaba yakalanıp, Vadedilen Mesiheas bildirildiği gibi Pazar günü öldü ve Allah’ıncc elçisinin doğruluğuna şahitlik etti. Lekram, Peygamber Efendimizinsav mübarek kişiliğine dil uzatanlara bir ibret olarak bu dünyadan göçüp gitti.

Altıncı gaybi haber: “Sihler için hüccet olan Maharaca Dalip Singh”

Şimdi de zamanında gerçekleşerek, İslam ve Vadedilen Mesihinas doğruluğunun delili olan, Sihler ile ilgili bir gaybi haberden bahsedeceğiz. Pencap İngilizlerin eline geçince, ülke çıkarları gereği tahtın varisi Raca Dalip Singh İngiltere’ye yollandı. Raca henüz küçük yaştaydı. İngilizlerin Pencap üzerindeki hâkimiyeti her bakımdan sağlamlaşıncaya dek, onun geri dönüşüne izin verilmedi. 1857’deki isyandan sonra Delhi hükümeti de ortadan kaldırıldı ve böylece hiçbir tehlike kalmadı. O günlerde Raca Dalip Singh, Pencap’a geri dönmeye niyetlendi ve her tarafa onun geri döneceğine dair haberler yayıldı. Bu esnada Allahcc Vadedilen Mesih’eas Raca’nın iradesinin gerçekleşmeyeceğini bildirdi.[6] Vadedilen Mesihas birçok kişiyi ve özellikle Hinduları bu durumdan haberdar etti. Ayrıca bir bildiri ile buna işaret ederek, “Dönecek bir Pencap Racası sıkıntıya düşecek.[7]” diye ilan etti. Bu vahiy yayınlandığında hiç kimse Raca’nın Hindistan’a dönüşünün engelleneceğini düşünemiyordu. Aksine herkes, onun yakında döneceği beklentisi içerisindeydi. Bu esnada İngiliz hükümeti Raca’nın geri dönmesi halinde bu durumun ülke çıkarlarına zarar vereceği hakkında duyumlar aldı. Onun dönüş haberi yayıldıkça Sihler arasında eski örf ve adetleri canlanıyor ve coşkuları da artıyordu. Bundan dolayı İngiliz hükümeti ülkede huzursuzluğun çıkabileceğini düşündü. Çoktan yola çıkmış olan Raca Aden’e vardığında durduruldu. Onun birkaç gün içerisinde Hindistan’a geri döneceğini beklemekte olan Sihler büyük bir üzüntü yaşadılar. Ancak bu gaybi haberin gerçekleşmesi ile gaybı bilen ve celal sahibi olan Allah’ıncc ululuğu zuhur etti ve insanlar kendi düşüncelerinden henüz haberdar değillerken, Allah’ıncc onların kalplerindekini okuduğu ispatlandı.

 


[1] Tezkere, s.229, (4. baskı) Tercümesi: “Bu cansız bir buzağıdır, onun için sıkıntı ve azap vardır.”

[2] Ruhani Hazain, c.5, s.649-651, Ayna-yi Kemalat-i İslam

[3] Ruhani Hazain, c.12, s.119, İstifta

[4] Ruhani Hazain, c.6, s.33, Barakatü’d Dua

[5] Ruhani Hazain, c.5, s.639, Ayna-yi Kemalat-i İslam

[6] Ruhani Hazain, c.22, s.248, Hakikatu’l Vahiy

[7] Ruhani Hazain, c.4, s.124, Al Hak Mubahasa Ludhiana

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 93

Orijinal adı “Hasti-i Bari Teala” olan kitabımızın girişinde, kitabın yazarıda olan Hz Mirza Beşiruddin Ahmed radiyallahü anh şöyle ...

Video

Downloads: 146

Bu bölümde, kalbim temiz deyip ibadet yapmayanların durumu nedir, tesettürün anlamı ve hikm...

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler