Mta-türk videolar için tıklayınız.

İslâm dinine en iyi bir şekilde hizmet etmekte olan Müslüman Ahmediye Cemaati  bugün, değişik gerçek dışı ve yalan suçlamalara hedef tutulmuştur. Böylece bütün dünyada Allah’ın tek oluşunu üstün kılmak için cihad etmekte olan bu Cemaat yenilgiye uğratılmak; Hz. Muhammed’in (S.A.V.) yüceliğini ispat etmek için gece gündüz uğraşmakta olan bu Cemaat mahvedilmek; Kuran-ı Kerim’in değişik dillere tercüme edilerek yayınlanmasını sağlamakta olan ve bu kutsal vecibeyi yerine getirmekte olan bu Cemaate engel olunmak istenmektedir. İslâm düşmanları bu Cemaat’in, gelecekte İslâmiyet’in olağanüstü başarısını elde edeceğini ve Hz. Muhammed’in (S.A.V.) sonsuz yüceliğini ispat ederek İslâmiyet’in evrensel zaferini sağlayacağını kesin olarak bilmektedirler. Bundan dolayı Cemaat utanç verecek şekilde karşı konulmaktadır. Kimi zaman bu Cemaate yanlış inançlar isnat edilmekte, kimi  zaman da dinden çıkmış olmakla suçlanmakta, bazen Pakistan Millet Meclisinde! İslâm’dan dönmüş olmakla itham edilmekte; başka bir zaman da sıkıyönetim emriyle zalimane bir şekilde kâfir sayılmaktadır. İş bu kadarla  da bitmiyor. Gerçek şu ki yalnız Ezan-ı Muhammedî okumaları dolayısıyla ülke hapishaneleri bu Cemaat üyeleriyle doldurulmuştur. Kelime-i Şahadet getirdikleri için de onlara dayak atılmış, çarşı ve sokaklarda linç edilerek şehit edilmişlerdir.

 

Kısacası Hz. Muhammed (s.a.v.) zamanında İslâm düşmanlarının sahabelere yaptıkları her türlü zulüm, günümüzün modern çağında Pakistan İslâm Cumhuriyeti’nde Ahmedi Müslümanlara yapılmaktadır. Hâlbuki Müslüman Ahmediye Cemaati üyeleri Allah’ın birliği ve Hz. Muhammed (S.A.V.) Hatem-ün Nebiyyin’in sevgisi uğruna canlarını bile feda etmeye hazır bulunmakta; içtenlikle Kelime-i Teyyibeyi (la ilahe illallah Muhammed-ür Resulüllah) okuyup inanmakta ve İslâm’ın beş temel şartına göre hareket etmektedirler. Ayrıca Allah’ın indirdiği bütün kitaplara, meleklere, peygamberlere, ahiret gününe, cennet ile cehenneme inanmakta ve kıbleyi de kabul etmektedirler. Müslüman Ahmediye Cemaati de diğer Müslümanlar gibi Hz. Muhammed’in (S.A.V.) Hatem-ün Nebiyyin olduğuna inanmaktadır ve Kuran-ı Kerim, Hadis, imamlarla din büyükleri ve İslâm düşünürleri “Hatem-ün Nebbiyin” tabirini nasıl izah ediyorlarsa, Müslüman Ahmediye Cemaati de aynı şekilde izah edip inanmaktadır. Bu Cemaat, Hadis ve imamların bildirdikleri gibi geleceği önceden haber verilmiş olan Mesih ve Allah’ın peygamberini de kabul etmektedir. Müslüman Ahmediye Cemaati’ni diğer Müslümanlardan ayıran en büyük anlaşmazlık Hz. İsa ile ilgilidir. Acaba o, iki bin seneden beri gökte yaşamakta olup Hz. Muhammed’in ümmetini ıslah etmek için tekrar dünyaya gelecek midir?

İşte bu soru cevaplandırılıp çözüme kavuşturulduğu zaman diğer bütün meseleler kendiliğinden çözülmüş olur ve ortada hiçbir anlaşmazlık kalmaz. Esas mesele budur. Bu engel ortadan kalkınca bütün Müslüman hizipleri bir araya gelerek Allah’ın (C.C.) birliğini ispatlamak ve İslâmiyet’e hizmet ederek üstünlüğünü elde etmek uğruna çalışacaklardır. Her Müslüman’ın İsa Peygamber’in yaşamakta olduğu inancından usanıp ümitsizliğe kapılacağı günler çok yaklaşmıştır. Müslüman Ahmediye Cemaati kurucusu Hz. Ahmed büyük bir güvenle şöyle demiştir:“Hatırınızda olsun, gökten hiç kimse inmeyecektir. Şu anda yaşamakta olan bütün muhaliflerimiz öleceklerdir fakat hiç birisi Meryem oğlu İsa’yı gökten inerken görmeyecektir. Sonra geri  kalan evlâtları da ölecek, fakat onlardan hiç birisi de Meryem oğlu İsa’yı gökten inerken görmeyecektir. Sonra evlâtlarının evlâtları öleceklerdir. Yalnız onlar bile Meryem’in oğlunu gökten inerken görmeyeceklerdir. Bunun üzerine Allah onların kalplerinde şaşkınlık ve heyecan yaratacak ve onlar, haç üstünlüğü zamanı bile geçip gitmiş  ve dünya başka bir renge girmiştir, fakat Meryem’in oğlu hâlâ gökten inmemiştir diye düşüneceklerdir. O zaman aklı  başında olanlar birden bu inançtan sıkılıp usanacaklardır.”[1]

Hz. Mirza Tahir Ahmed bu temel anlaşmazlıkla ilgili olarak, Londra’da 7 Nisan 1985’de İngiltere Müslüman Ahmediye Cemaati Yıllık Toplantısı’nda çok açık ve gerçeğe dayanan bir  ilân ileri sürmüştür. Müslüman kardeşlerimizin bundan böyle Müslüman Ahmediye Cemaati ile ilgili yanlış düşüncelerini düzeltmelerini Allah’tan diliyoruz. Bu çeşit batıl inançlardan vazgeçip İslâm’ın varoluşu ve yeniden dirilişi için hep birlikte çaba sarf edeceklerini umuyoruz. Yüce Allah bize bu konuda muvaffakiyet ihsan eylesin. Âmin. Müslüman Ahmediye Cemaati Baş İmamı Kuran-ı Kerim’e, hadislere, din büyükleri ve İslâm düşünürlerinin sözlerine dayanarak şöyle demiştir:“

Hz.Resulüllah (S.A.V.) sürekli olarak İsa gelecektir diye haber vermektedir. O bakımdan artık karar vermelisiniz. Sözde İslâm düşünürlerine mi inanacaksınız yahut Hz. Muhammed’in (S.A.V.) arkasından mı yürüyeceksiniz? Musa ümmeti ile ilgili olan ve Muhammed ümmetiyle hiçbir alâkası bulunmayan bir Mesih gelecektir diye mi inanacaksınız yoksa Muhammed ümmetinden doğan; bu ümmetle ilgili olan ve Hz. Muhammed’in ruhani (manevî) hizmetçisi ve kölesi olan bir Mesih’i mi benimseyeceksiniz? Ümmetin artık karar vermesi lâzımdır; Musevi Mesih’i mi kabul edecektir yahut Muhammedi Mesih’i mi benimseyecektir? Biz ise zaten Muhammedi Mesih’i benimsemişizdir. Kaldı ki Mesih’in rütbesi konusunda sizin inancınız nasılsa bizim inancımız da aynıdır. Yani Muhammed ümmetinde “Ahirîn”lerde (ümmetin son kısmında) gelecek olan Mesih, tam olarak Muhammed dinine ve Hz. Muhammed’e (S.A.V.) bağlı ve “Ümmetî Nebi” olacaktır. Bu Mesih’in rütbesi konusunda aramızda bir zerre kadar anlaşmazlık bulunmamaktadır. Gelecek olan Mesih kesinlikle Ümmetî Nebi (Ümmetten bir peygamber) olacaktır. Sizin inandığınız gibi biz bile kesin olarak aynı şekilde inanmaktayız. Bu konuda aramızda hiçbir anlaşmazlık yoktur.

Durum böyleyse, o zaman bu yalanlar, bu yaygaralar, bu iftiralar nedendir? Neden bunca kitap yazılmıştır? Niçin “Tekfir” (dinden çıkarmak) ve kâfir saymak meselesi başlatılmıştır? Mesih adına gelecek olan, kim olursa olsun, mutlaka Allah’ın peygamberi olacaktır. Bu sizin kendi inancınızdır ve bu tam olarak benimsenmiş bir inançtır. Eski Mesih mi gelecektir yoksa yenisi mi gelecektir, bu konuyu şimdilik bir tarafa bırakalım. Sizin kendi ulemalarınızın ve tanınmış  düşünürlerinizin belirttiklerine göre:- Gelecek olan mutlaka peygamber olacaktır ve kim olursa olsun peygamberliğini inkâr eden her kişi kâfirdir.Hatta bazı tanınmış din büyüklerinin dediklerine göre: - Gelecek olan “Eski Mesih” değildir. O, yeni bir vücut ve beden ile birlikte gelecektir. Yani ilk beden olmayacaktır. Aksine başka bir şahıs gelecektir.

Hz. Muhammed’in (S.A.V.) bu konudaki kararı da bellidir. Kendilerine göre Mehdi ile İsa Mesih iki ayrı kişi olarak çıkmayacaklardır. Aksine bu her iki isim aynı tek kişiye verilmiştir. Peygamber Efendimizin "İsa’dan başka Mehdi yoktur" hadis-i şerifi buna bir delidir.

Kısacası Müslüman Ahmediye Cemaati inancına göre, bu konu çok açık ve kesindir. Bu mesele Kuran-ı Kerim ile Hadis-i Şerif ışığı altında gün gibi açık ve bellidir. Bunda hiçbir şüphe yoktur; hiçbir karanlık bulunmamaktadır. Buna rağmen sizler yüz yıldan beri biz Ahmedi Müslümanlarla çekişmekte ve yüz yıldan beri de bu temiz Müslüman Cemaat’e türlü zulüm yapmaktasınız. Bugün bile görünürde bu zulümlerden vazgeçmeye niyetinizi yoktur. Bugün Pakistan’ın Sind eyaletinden yeni bir haber gelmiştir. Daha önce Müslüman Ahmediye Cemaati, Sakkar şehri Amiri’ne saldırı yapılmış ve kendisi bu saldırıda yaralanmıştır. Ondan önce de başka bir Amir yaralanmıştı. Bugün gelen habere göre Müslüman Ahmediye Cemaati Navab Şah Amiri bu sabah saat onbirde şehid edilmiştir. Aramızdaki bu anlaşmazlıklar böyle mi çözümlenecektir? Bir tane Ahmedi Müslüman’ı şehit edebilirsiniz; iki tanesini, dört tanesini hatta bin tanesini şehid ediniz; bildiğimiz şu ki Yüce Allah (C.C.), onların hayatta olduklarını bildirmektedir ve ilerde dahi, hep hayatta olduklarını bildirecektir. Allah’ın (C.C.) yaşattığını sizler öldüremezsiniz. Bu elinizde değildir. Elbette ki Allah’ın (C.C.) öldürdüğünü yaşatmaya uğraşıyorsunuz. Siz o işinizde de başarısız kaldınız, bu işinizde dahi başarısız kalacaksınız. Hiçbir zaman İsa’yı yaşatamazsınız. Hiç ama hiçbir zaman Musa Ümmeti’nden bir peygamber olan Meryem Oğlu İsa’yı yaşatamazsınız. Sizin inancınıza göre eğer o, gökte bulunuyorsa, oradan indiğini göstermek size nasip olmayacaktır. Gelecek nesiller boyunca onu bekleye durunuz. Allah adına yemin ederim ki sizin bu hasretiniz hiçbir zaman bitmeyecektir.

Müslüman Ahmediye Cemaati’ni öldürmek istiyorsanız biliniz ki on, yüz yahut bin kişiyi öldürmekle bu Cemaat ölmeyecektir. Siz ancak bir tek kişiyi yaşatarak gösteriniz; bütün Cemaat o anda ölmüş olur. İşte o tek kişi Hz. İsa’dır. Bu anlaşmazlık uzun zamandan beri sürmektedir. Aradan yüzyıl geçmiştir. Dünya nereden nereye varmıştır. Yüz yıldan hatta daha da öncesinden beri sizin ulemalarınız mahvolmuş olduğunuzu söylemektedirler. İçinizde İslâmiyet’in bir belirtisi kalmamıştır. Öyleyse Allah aşkına söyleyiniz. İsa gökte oturup ne yapmaktadır? Neden inmiyor?  İlaç, yılanın soktuğu öldükten sonra mı gelecektir? Biraz düşününüz. Doktoru ölmüş olan hastanın sonu ne olacaktır? Hiç şüphesiz İsa vefat etmiştir ve gökte berhayat oluşu ancak sizin kuruntunuzdur. Binlerce yüz binlerce Ahmedi Müslüman’ı öldüreceğinize bir tek bu ölmüş olanı yaşatınız.

Ben Müslüman Ahmediye Cemaati adına size meydan okuyorum. Aramızdaki kavga da işte böylece sona ersin. Eğer Hz. İsa’yı berhayat iken gökten indirirseniz, Allah adına yemin ederim ki ben ve bütün Cemaatim ona ilk başta biat oluruz. Biz eski inançlarımızdan vazgeçip tövbe ederiz ve İsa’nın (A.S.) önünde de çarpışırız; arkasında da çarpışırız; sağında ve solunda da çarpışırız. Çünkü biz “Evet” diyenlerdeniz ve “Amenna ve Seddakna” (inandık ve doğruladık) diyenler arasında bulunmaktayız.

Bununla birlikte size söylüyorum. Eğer sizin İsa’nız, yani ileri sürdüğünüz farzedilmiş İsa, farzedelim hayattayken göğe çıkmış olsa bile; eğer o, tekrar dünyaya inerse dahi, sizler yine de ona ancak karşı çıkacaksınız. Size nasip olan ancak ve ancak karşı çıkmaktır. Bu anlaşmazlığı neden karara bağlamıyorsunuz? Neden dua etmiyorsunuz? Neden Allah’a yalvarmayıp, alınlarınızı onun huzurunda yere sürmüyorsunuz? Ya Rabbi! bu anlaşmazlık çok büyüdü. Dünya nereden nereye vardı. Bari şimdi gelmesiyle hayat bulabileceğimizi umduğumuz İsa’yı gönder diyerek neden Allah’a yalvarmıyorsunuz? Sizler gibi, İlyas peygamberi gökte zannedip bugüne kadar yolunu gözetleyen Yahudiler’den neden ibret almıyorsunuz? Onların inancı da sizinkinin aynısıdır. Yani güya İlyas peygamber gökten inince Musa ümmeti dirilecektir. Fakat aradan iki bin sene geçmesine rağmen İlyas peygamber onların düşündüğü gibi gökten inmemiştir. Onlar bugüne dek Kudüs’te  “Ağlama Duvarı” denen bir duvarın yanına giderek haykırırlar ve şöyle derler:

Ya Rabbi! Gelişinden sonra Mesih gelecek olan İlyas peygamberi gönder.

Sizin kalplerinizde hiçbir zaman bir hasret doğmuyor mu? İsa gelmeden İslâm dini dünyada üstün gelmeyecektir diye içinizde bir ıstırap yahut bir huzursuzluk doğmuyor mu? Öyleyse neden İsa’nın (A.S.) gelmeyişinden bir üzüntü duymuyorsunuz? İsa bir yana, daha Deccal’ın üstüne binip yolculuk yapacağı ve her yana ölüm ve felâket saçacağı “Deccal’ın eşeği” bile zuhur etmemiştir diye niçin düşünmüyorsunuz? Deccal çıktıktan sonra İsa Mesih inecekti. Yazıklar olsun. Sizler hikâyelere yapışıp kalmışsınız. Gerçek ile hiçbir ilişkiniz kalmamıştır. Eyvahlar olsun sizlere, Biz büyük hasretlerle sizler için dualar etmekteyiz. Canım ve bütün Ahmedi Müslümanlar’ın canı elinde olan Yüce Allah’ın (C.C.) büyüklüğü ve yüceliği üzerine yemin ederim ki eğer İsa gerçekten hayatta ise ve biz yalancı isek Allah hepimizi helâk edip yok etsin. Yalnız Yüce Allah adına yemin ederim ki İsa vefat etmiştir; fakat İslâm yaşamaktadır. İslâm’ın hayatı bugün sizden bir fidye istemektedir. O fidye nedir? İsa’nın (A.S.) ölümüdür. O yüzden bırakınız İsa ölsün. İslâm’ın hayatı işte buna bağlıdır.

Hazret Mirza Tahir Ahmed

Türkçesi: Dr. M. C. ŞEMS


[1] Tezkiret-üş Şehadeteyen; 1903, s.65


Related news items:
Newer news items:
Older news items:

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Video

Downloads: 68

Büyü var mı? Peygamber Efendimize büyü yapıldı mı? Evliliklerin daha iyi yürümesi için...

Ses-mp3

Downloads: 104

Beyyine Suresi 1-4 Tefsiri Konuşmacı S.A. Ahmad 09 Nisan 2011 Skype Toplantısı

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler