Mta-türk videolar için tıklayınız.

Her hafta değişik konularda sorularınızı cevaplandırıyoruz. Sorularınızı canlı olarak iletebilirsiniz.

Tek yapmanız gereken aşağıdaki web sayfamıza tıklamak:
www.islamiyetin-sesi.org

Müslüman Ahmediye Cemaati, uluslararası alanda Kuzey Amerika, Güney Amerika, Asya, Avustralya ve Avrupa’nın 209 ülkesinde şubesi bulunan dinî bir cemaattir. Bu, dünya genelinde 300 milyon üyeyi kapsayan, çağdaş tarihin en dinamik İslâm topluluğudur.  Ahmediye Cemaati, 1889’da Hindistan’ın Pencap Bölgesinin, Kadiyan adında küçük ve ıssız bir köyünde Mirza Gulam Ahmed (1835-1908) tarafından kurulmuştur. Kendisi, âhir zamanda tüm dinlerin beklediği kişi, yani beklenen müceddid (Mehdi ve Mesih) olduğunu iddia etti. Kurduğu cemaat, İslâm’ın ilk günlerindeki berraklığı taşıyan hayırlı tebliğinin  -sulh, umumî kardeşlik ve Allah’ın iradesine teslimiyet – bir kuruluşudur. Hz. Ahmed  İslâm’ı, insanlığın dini olarak tanıttı. “Doğru yoldaki insanların dini.” (Beyyine-6.Ayet)

Ahmediye Cemaati, bu anlayışla bir asır içinde dünyanın her köşesine ulaştı. Cemaat bazı ülkelerde şiddetli baskılara maruz kalmasına rağmen, yerleştiği her yerde sosyal projeler, eğitim enstitüleri, sağlık hizmetleri, İslâmî yayınlar ve cami inşaları ile İslâm’ın hayırlı hizmetlerini hayata geçirmektedir. Ahmedî Müslümanlar, yasalara uyan, barışçı, azimli ve hayırsever bir cemaat olma hüviyetini hak ettiler.  İslâm’da Müslüman Ahmediye Cemaati, İslâmî ahlâkı ve manevî değerleri yeniden canlandırma amacıyla, ilâhi rehberlik doğrultusunda meydana getirilmiş bir cemaattir. Cemaat, Kur’an-ı Kerim’in şu talimatına sıkı sıkıya bağlıdır ve ona göre amel etmektedir. “Dinde zorlama yoktur,” (Bakara – 257.Ayet)

Devamını oku...

KUSURSUZ VE EKSİKSİZ AHLAKIN SAHİBİ – İNSAN-I KAMİL HZ. MUHAMMED (Sallellahu aleyhi ve sellem)

Peygamber Efendimiz hz. Muhammed Resulüllah’ın (sav) güzel ahlakı hayatın her şubesinde tecelli etmektedir. O, her güzellikte bütün insanoğlunu geride bırakmıştır. İncelediğimiz kadarıyla insanın ilişkileri üç çeşittir. İlk ilişkisi Allah ile ilgilidir ki O, onun yaratıcısı ve rızık verenidir. O’nun lütfu olmadan insan bir saniye bile rahat edemez. Rahat etmek şöyle dursun hayatı imkansız hale gelir. O’nun ihsan ve iyiliklerinin haddi hesabı yoktur ve lütuflarının yağmuru her an üzerimize yağmaktadır. O bizi en zayıf durumumuzdan bugünkü halimize eriştirdi. Akıl bağışlayarak bütün yarattıklarından üstün kıldı. Bundan dolayı Allah ile ilişkimizde dürüst değilsek, eğer bu ilişkideki ahlakımız düşük ise ve O’nun ihsanlarını göz ardı ediyorsak o zaman bizden daha rezil kimse yoktur.

Yaratıcımız ile ilgili ilişkimizden sonra sıra yaratılanlarla olan ilişkimize gelir. Çünkü onlar arasında da birileri ihsan edendir, birileri muallimimizdir, birileri bize lütufta bulunandır, birileri derdimize ortaktır, birileri rahatımız için koşmakta iken bazıları ise sevgimize ve ilgimize muhtaçtır. Bazıları zaaflarından, kötü durumlarından, yoldaşlardan geri kaldıklarından dolayı bizden yardım beklemektedir. Kısacası binlerce insan ile bir şekilde ilişkimiz vardır. Eğer onlara olan davranışlarımızda dürüst değilsek, onlara ahlaksız davranıyorsak, dünyanın barışı ve huzuru kaçar ve yerini fitne ve fesat alır. Eğer mahlukata olan davranışlarımızda dürüst ahlaka sahip değilsek o zaman biz dünyadan barış ve huzur metaını yağmalayan bir haramiye benzeriz.

Üçüncü ilişkisi ise insanın bizzat kendi nefsi iledir. O da bir çok açıdan teveccühümüze muhtaçtır. Yaratıcımızdan yüzümüzü çevirmek veya yaratılanlara kötü davranmak, ne denli zarar verici, barış ve huzuru yok edici ise kendi nefsimize kötü muamele yapmak ve ona karşı ahlak düşüklüğü göstermek de o denli tehlikeli ve fitne yaratıcıdır. Kısacası bu ilişkilerin her birinde kamil ahlaka sahip olan ve bunların hiçbirinde zaaf göstermeyen insan ancak kamil insandır.

Bu her üç alandaki ahlakı göz önünde bulundurduğumuzda, ahlakta kamil zannedilen insanların çoğunun bir çok zaafa sahip olduğunu görürüz. Onlar bir alandaki ahlakta kemale ermiş iken diğer alanlarda sınıfta kalmışlardır. Şüphesiz Allah’ın sevdiği ve tertemiz kıldığı kulların grubu, bu üç alandaki ahlaklarda kemale ermişlerdir ve herhangi bir güzellikten mahrum kalmamışlardır. Ancak, Peygamber Efendimizin ahlakını incelediğimizde onun, kemale sahip olan bütün insanların efendisi olduğunu görürüz. Dünyada kemale sahip olan bir çok kimse geçmiştir. Ancak Peygamber Efendimizin renginin parlaklığı karşısında onların rengi sönük kalır ve diğer insanlar onun sahip olduğu güzelliklerin binde birine bile sahip değildirler. Vadedilen Mesih (as) Farsça bir şiirinde ne güzel buyurmuştur:

Muhammed’in (sav) canında harikulade bir nur var,

Muhammed’in (sav) madeninde nadir ve değerli taşlar var.

İki âlemde de Muhammed (sav) gibi şevket ve şana sahip hiç kimseyi tanımam.

Biz, Peygamber Efendimizden önce ve ondan sonra da kemal sahibi büyük insanların olduğunu reddetmeyiz. Ancak şüphesiz Peygamber Efendimiz (sav) karşısında onların hali güneş karşısında mum gibi veya denize nazaran nehir gibidir. Çünkü gönülleri cezbeden Peygamber Efendimiz (sav), farklı zamanlarda kemale ermiş farklı insanların ayrı ayrı sahip oldukları bütün güzelliklere topluca sahip idi. O, Allah sevgisi ve itaatinde öylesine yok olmuştu ki bu dünyada Allah’ın apaçık mazharı idi. Allah’ın ahlakı ile ahlaklanın diyen bu yüce zat, bu sözün kamil örneği idi.

Huzur-i Enver (Eyyedehullahu binasril aziz) 31 Ağustos 2018’de Londra’da Beyt-ül Futuh camiinde Cuma hutbesi irşad etti. Teşehhüd ve Fatiha suresini okuduktan sonra şöyle buyurdu:

Hz. Ümeyr bin ebi Vakkas Bedir savaşına katılmış sahabelerden biri idi. Hz. Ümeyr, hz. Saad bin Ebi Vakkas’ın küçük kardeşi idi ve ilk Müslümanlardan idi. Annesinin ismi Hamne binti Süfyan idi. Kureyş’in Benü Zühre kabilesinden idi. Kendisi Bedir savaşına katıldı ve orada şehit oldu. Hz. Resulüllah (sav) hz. Ümeyr ve hz. Amr bin Muaz arasında muvahat (kardeşlik) kurmuştu. Bedir savaşı ile ilgili şöyle yazılıdır: Medine’den biraz uzağa gidince Hz. Resulüllah (sav) konaklanılmasını emretti ve orduyu kontrol etti. Hz. Resulüllah (sav) ile birlikte savaşmak arzusuyla gelmiş olan küçük yaştaki gençleri geri yolladı. Hz. Ümeyr bin ebi Vakkas da küçük yaştaydı. O, yaşı küçük olanların geri gönderildiğini duyunca askerlerin arasında oraya buraya saklanmaya başladı. Fakat sonunda sıra ona geldi ve Hz. Resulüllah (sav) onun da geri dönmesini emretti. Hükmü duyunca hz. Ümeyr ağlamaya başladı. Hz. Resulüllah (sav) onun olağanüstü arzusunu görünce Bedir’e katılmasına izin verdi. Bir rivayette bildirildiğine göre Hz. Resulüllah (sav) mübarek eli ile ona kılıç kuşandırdı. Hz. Ümeyr bin ebi Vakkas Bedir savaşında şehit olduğunda 16 yaşında idi.

 

Devamını oku...

Çağımızın Sorunlarına İslam’ın Çözümü

Giriş

Bugün üzerinde konuşmak üzere seçtiğim konu, kendime bir meydan okumadır. Bu çok geniş kapsamlı ve birçok yönü bulunan bir meseledir. Mevcut kısıtlı zaman içerisinde bu konunun hakkıyla üstesinden gelemeyeceğimin endişesini bir miktar taşımaktayım. Buna rağmen iki temel soruyu yöneltmekle konuşmama başlamak istiyorum.

Bu soruların ilki şöyledir: “İçinde bulunduğumuz modern çağda, bize meydan okuyan sorunlar nelerdir?” İkinci soru ise şudur: “Bu durumlar karşısında din, bize nasıl rehberlik edebilecektir?”

Çağımızın en büyük sorunu, barış ve emniyetin kalmamasıdır. Dünyevi ilerlemeler açısından günümüz insanı çok yol kat etmiştir. Hayatın her alanındaki bu çok yönlü ilerleme ise, bilim ve teknolojinin olağanüstü gelişmesinin bir sonucudur. Özellikle birinci ve ikinci dünya ülkeleri, bunun meyvelerinden faydalanmaktadırlar. Üçüncü dünya ülkeleri-ne gelince, onlar da bir yere kadar bu bilimsel ilerlemeler-den fayda görebilmektedirler. Bu ilerlemenin ışığı, eski çağlardaki gibi ilkel yaşamın sürdürüldüğü, dünyanın en ücra köşelerine kadar ulaşmıştır. Ancak bu denli ilerlemeye rağmen günümüz insanı, gerçek mutluluk ve huzurdan mahrum bir haldedir. Huzursuzluk, ızdırap ve korku gitgide artış göstermektedir. Şüpheler ile dopdolu geleceğin korkutucu gölgeleri, her tarafı kuşatmaktadır. Geçmişten kendilerine miras kalana ise, insanlar güven göstermemektedir. Huzursuzluk arttıkça artmaktadır.

Devamını oku...

Huzur-i Enver (Atba) 15 haziran 2018’de Londra’da Beytül Futuh camisinde Cuma hutbesi verdi. Kelime-yi şehadet ve fatiha suresinden sonra şöyle dedi:

Hz. Resulüllah (sav) Cumanın öneminden bahsederken bir seferinde şöyle buyurdu: Cumada mümin için öyle bir vakit vardır ki, eğer o vakit ona nasip olursa ve o namaz kılıyorsa, ettiği her dua kabul edilir, yahut onun istediği her iyiliği Allah-u Teala kendisine verir. Bunu izah ederken bazı kimseler derler ki Cuma hutbesi de Cuma namazının bir parçasıdır, bu yüzden hutbe de bunun kapsamına girer. Her ne olursa olsun, cumanın özel bir önemi vardır ve aşırı bir mecburiyet olmadıkça her akıllı ve yetişkin erkeğin Cuma kılmasının gerekli olduğu beyan edilmiştir. Namazda herkes kendi düşüncesine ve ihtiyacına göre dua eder. Öyle insanlar da vardır ki sadece namaz kılarlar ve kelimeleri tekrarlarlar, namazın ve duanın önemini bilemezler. Onun için ben bugün, ramazanın bu son cumasında düşündüm ki bazı duaları okuyayım ki böylece fazla bilgisi olmayanlar da duanın ne olduğunu öğrensinler. Cemaat olarak da Allah katında kendi dualarımızı edelim ve dileklerimizi arz edelim. Bu dualar arasında Kuran-ı Kerim’den bazı dualar, Hz. Resulüllah’ın (sav) bazı duaları, Vadedilen Mesih ve Mehdi hazretlerinin bazı duaları, ayrıca genel bazı dualar da vardır. Kuran-ı Bunları ezbere bilenler benimle birlikte okuyabilirler, Tabii ki okuyan herkes içinden okusun ve her duadan sonra amin desin. Allah-u Teala dualarımızı kabul buyursun. Subhanallahi ve bi hamdihi subhanallahil azim, Allahümme salli ala Muhammedin ve âli Muhammed.

 

Devamını oku...

Çocuklar oyuncakları neden kırarlar

…Yeryüzünde nasıl çeşitli özellikler bulunuyorsa aynı şekilde insanlarda da çeşitli kabiliyetler bulunur. İnsanın içinde bir coşku ve heves vardır; ilerleme, doğruluğa susamışlık, hatadan pişmanlık ve her şeyin aslını öğrenmek için insanın içinde bir çırpınış vardır. Çocuklar daha konuşmayı yeni öğrenirken anne babalarının zihnini yoklarlar ve her söz üzerine soru sorarlar, bu nedir, o nedir. Lambayı görürler, bu nedir diye sorarlar. Kediyi görürler, bu nedir derler. Köpeği görürler, bu nedir diye sorarlar. Kısacası karşılaştıkları her yeni şeyin ne olduğunu anne veya babasına mutlaka sorarlar. Avrupa’da, çocukların böyle sorularının bir araya getirilerek cevaplandığı birçok kitaplar yazılmıştır. Onlar diyorlar ki, çocuklar böyle sorular sormaya başladığında, aslında onların zihinleri işte o zaman gelişmeye başlamış olur.

Devamını oku...

Huzur-i Enver (Atba) 25 mayıs 2018’de Londra’da Beyül Futuh camisinde Cuma hutbesi verdi. Teşehhüd taavvuz ve fatiha suresinden Nur suresinin 56. Ve 57. Ayetlerini ve tercümesini okudu.

 

Tercümesi: Allah, aranızdan inanan (ve yerli yerinde) iyi işler yapanlara kesin söz vermiştir. O, kendilerinden öncekileri halife kıldığı gibi, onları (da) yeryüzünde halife kılacaktır (ve) onlar için beğendiği dinlerini mutlaka güçlendirecektir. Korkulu (durumların) ardından, kendilerini mutlaka emniyet­li (bir hale) döndürecektir. Onlar, Bana ibadet edecekler (ve) hiçbir şeyi Bana ortak koşmayacaklar. Bundan sonra (da) nankörlük eden olursa, işte itaat dışına çıkanlar (da) kendileridir. Hepiniz namazı ayakta tutun, zekât verin ve Peygamber’e itaat edin ki, merhamet edilesiniz.

 

Devamını oku...

Her Cumartesi Türkiye Saati ile 20:00, Almanya Saati ile 19:00 da

islamiyetin-sesi.org adresinden canlı izleyebilirsiniz. Sorularınızı sorabilirsiniz.

Huzur-i Enver (Eyyedehullahu binasrihill aziz) 14 Eylül 2018’de Belçika’nın Brüksel şehrinde, Calsa alanında Cuma hutbesi irşad etti. Kelime-yi şehadet ve Fatiha suresini okuduktan sonra şöyle buyurdu: Allah-u Teala’nın lütfu ile bugün Belçika Ahmediye Cemaatinin Calsa Salanası (yıllık toplantısı) başlıyor. Uzun bir müddetten sonra ben sizin calsanıza katılıyorum. Bu müddet zarfında  cemaatte de ilerleme oldu, bir çok konuda da ilerleme oldu. Mesela cemaat merkezinde ilerleme oldu, camiler ve namaz merkezlerinde de ilerleme var. İmar edilmekte olan Brüksel camisi neredeyse tamamlanma aşamasındadır ve güzel bir cami oluyor. Önceki gün Alken’da bir caminin açılışı oldu. Çok geniş bir yer ve geniş bir camidir.

 

Devamını oku...

Huzur-i Enver (Eyyedehullahu binasrihill aziz) 7 Eylül 2018’de Almanya’nın Kalsruhe şehrinde, Calsa alanında Cuma hutbesi irşad etti. Kelime-yi şehadet ve Fatiha suresini okuduktan sonra şöyle buyurdu:

Elhamdülillah bugün Almanya Cemaatinin yıllık toplantısı başlıyor, Yüce Allah bize, bir yıllık toplantıya daha katılma saadeti bahşetti. Calsa Salana (yıllık toplantı) nedir? Calsa salananın maksadını, hz. Mesih-i Mevud (as) açıklayarak şöyle buyurdu: Bu toplantı, dünyevî bir festival değildir. Ve buraya toplanmak da dünyevî bir maksat veya gövde gösterisi yapmak için değildir. Dünyayı maddi olarak etkilemek de değildir. Aksine burada toplananların sadece Allah için toplanmaları gerekir ki böylece bir yandan ilmî ve manevî susuzluğunu giderip ilim ve maneviyatta ilerleyen kimseler olsunlar öbür yandan da Allah’ın kullarının haklarını eda etmeye çabalayan kimseler olsunlar.

 

Devamını oku...

Huzur-i Enver (Eyyedehullahu binasril aziz) 24 Ağustos 2018’de Londra’da Beyt-ül Futuh camiinde Cuma hutbesi irşad etti. Teşehhüd ve Fatiha suresini okuduktan sonra şöyle buyurdu:

Hz. Asım bin Sabit, hz. Resulüllah’ın (sav) bir sahabesi idi. Babasının ismi Sabit bin Kays ve annesinin ismi Şumus binti Ebu Amir idi. Hz. Resulüllah (sav) onunla hz. Abdullah bin Cahş arasında muvahat (kardeşlik) kurmuştu. Kendisi Bedir savaşına katılmıştı.

Devamını oku...

 

Huzur-i Enver (Eyyedehullahu binasril aziz) 10 Ağustos 2018’de Londra’da Beyt-ül Futuh camiinde Cuma hutbesi irşad etti. Teşehhüd ve Fatiha suresini okuduktan sonra şöyle buyurdu:

Elhamdülillah, İngiltere yıllık toplantısı, bereketlerini dağıtarak ve Allah’ın lütuflarını aşikar ederek tamamlandı. Bu üç gün çok bereketli idi. Şimdi bazı misafirlerin izlenimlerini özet olarak sunacağım. Bundan, calsanın bereketlerinin yabancılar üzerinde de ne kadar etkili olduğu anlaşılmaktadır.

 

Devamını oku...

Huzur-i Enver (Atba) 8 haziran 2018’de Londra’da Beyül Futuh camisinde Cuma hutbesi verdi. Kelime-yi şehadet ve fatiha suresinden sonra Araf suresinin 157. Ayetini okudu.

وَاكْتُبْ لَنَا فٖى هٰـذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى الْاٰخِرَةِ اِنَّا هُدْنَـا اِلَيْكَ قَالَ عَذَابٖى اُصٖيبُ بِهٖ مَنْ اَشَاءُ وَرَحْمَتٖى وَسِعَتْ كُلَّ شَیْءٍ فَسَاَكْتُبُهَا لِلَّذٖينَ يَتَّقُونَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَالَّذٖينَ هُمْ بِاٰيَاتِنَا يُؤْمِنُونَ

“Bu dünyada da, ahirette de bi­zim için iyiliği yaz. Şüphesiz biz, tevbe ederek Sana geldik.” O, (Yüce Allah:) “Azabımı dilediğim kimseye indiririm. Ancak rah­metim, her şeyi kuşatmıştır. Onu, takvayı benimseyenlere, zekât verenlere ve ayetlerimi­ze inananlara mutlaka yazacağım,” dedi.

 

Devamını oku...

Eşsiz insanlar: Ashab-ı Kiram

Huzur-i Enver (Atba) 1 haziran 2018’de Londra’da Beyül Futuh camisinde Cuma hutbesi verdi. Teşehhüd taavvuz ve fatiha suresinden sonra şöyle dedi:

Hz. Resulüllah’ın (sav) sahabelerinden biri de hz. Ukaşe bin Mehsen (ra) idi. O, ileri gelen büyük sahabelerden sayılıyor. Kendisi, Bedir savaşına atlı süvari olarak katıldı. O gün onun kılıcı kırıldı, bunun üzerine hz. Resulüllah (sav) ona bir tahta verdi ve sanki o tahta onun elinde son derece keskin bir kılıç oldu ve Allah-u Teala fetih nasip edinceye kadar o onunla savaştı. İşte o kılıçla, Peygamber Efendimiz (sav) ile birlikte bütün gazalara katıldı ve vefat edinceye kadar o tahta kılıcı yanından ayırmadı. O kılıcın adı avn idi. Hz. Resulüllah (sav) onun hiç hesaba çekilmeden cennete gideceğini müjdelemişti. Bedir savaşında hz. Resulüllah (sav) sahabelere şöyle buyurdu: Arapların en iyi at binicisi bizimle birliktedir. Sahabeler, ya Resulallah! O kimdir? Diye sorunca Peygamber Efendimiz (sav), Ukaşe bin Mehsen, buyurdu.

 

Devamını oku...

Huzur-i Enver (Atba)18 mayıs 2018’de Londra’da Beyül Futuh camisinde Cuma hutbesi verdi. Teşehhüd taavvuz ve fatiha suresinden Bakara suresinin 184. Ayetini ve tercümesini okudu.

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

Tercümesi: Ey inananlar, oruç tutmak siz­den öncekilere farz kılındığı gibi (her tür­lü manevi ve ahlâki fenalıklardan) korunasınız diye, size (de) farz kılınmıştır.

 

Devamını oku...

Jalsa Salana

Çocuklar İçin Oyunlar, Bulmacalar

Mta Tv (Tr - De)

Mta-tv

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 22. Sayısı

Hz. Resulüllah'ın Yüce Şanı


Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 158

Bu kitap Vâdedilen Mehdi ve Mesih (a.s.)’ın Dördüncü Halifesi Mirza Tahir Ahmet hazretlerinin körfez savaşı esnasında vermiş olduğu cu...

Video

Downloads: 70

Günümüzde hilafet ve halifeye tabi olmak meselesi tüm açıklığıyla bu bölümde anl...

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

MTA Türk

Duyurular

Her hafta değişik konularda sorularınızı cevaplandırıyoruz. Sorularınızı canlı olarak iletebilirsiniz.

Tek yapmanız gereken aşağıdaki web sayfamıza tıklamak:
www.islamiyetin-sesi.org

Her Cumartesi Türkiye Saati ile 20:00, Almanya Saati ile 19:00 da

islamiyetin-sesi.org adresinden canlı izleyebilirsiniz. Sorularınızı sorabilirsiniz.

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler