Mta-türk videolar için tıklayınız.

Bu günlerde bir çok aile problemleri ile ilgili haberler almaktayız. Ailelerde kavgalar gürültüler olmaktadır. Bazen öyle kötü ve öylesine derinden inciticidir ki bu davranışlar insan hayret eder. Eğer Allah’ın talimatı olmasa yani “Onları uyar, uyarmak daima faydalı olur” bu talimat olmasa insan ümidini kaybeder ve bu kötü insanları unutalım diyebilir.

Fakat Allah-u Tealanın talimatına göre insanları uyarmak gerekir. Resulüllah (sav)’in Mehdisi ve Mesihi onun temsilcisi olarak insanları uyarmak gerekir demişti.

Bu zamanın imamına inananlar için hiç şüphesiz dürüstlük tohumları vardı ve bunun sonucu olarakta bu tohumlar yeşermeye başladı ve onlar Ahmediyete inanarak bağlı kaldılar. İşte bu nedenle Allah-u Tealanın talimatına göre ne görevimiz varsa bu görevleri yerine getirmek için onları uyaralım ki Allah-u Teala’da bizi nimetlendirsin.

Allah-u Teala benim sözlerimde etki yaratsın ve huzursuz olan evler cennete dönüşsün.

Ben farklı farklı hutbelerimde hatırlatmıştım fakat görevimi bugün gene yapmak istiyorum.  Mektupları okuyarak veya bazı kavgaları dinleyerek insan huzursuz hale gelmektedir. Bizim amacımız öyle yücedir ki nasıl olur da kendimizi böyle küçük ve geçersiz meselelere kaptırırız, nasıl evlerimizi huzursuz bir yer haline getiririz.

Pozitif olarak görevlerimizi yerine getireceğimize negatif olarak gayret sarfedilmektedir. Kim bu problemleri yaratıyorsa Allah-u Teala onlara akıl versin ve böylece onlar Allah-u Teala’nın Vadedilen Mesih’i (as) göndermesinin amacını anlasınlar. Allah-u Teala’nın beni tayin etmesinin amacı "ne huzursuzluklar varsa hangi anlaşmazlıklar varsa yaratan ile yaratılan arasında, onların arasında sevgiyi ve samimiyeti yeniden kurmam gerekir" der Mesih (as).

Allah-u Teala beni dünyaya gönderdi ki tahammül ile ve yumuşaklık ile ben insanları Allah-u Teala’ya çekeyim ve bana verilen nur ile onlara gerçek doğru yolu göstereyim, insanın buna ihtiyacı vardır. O öyle ispatları bulmalıdır ki böylece Allah-u Tealanın varlığı kesin olarak onlarda yerleşmelidir. İşte bu çok büyük bir amaçtır ve her Ahmedi elinden geldiği kadar bunu ne kadar yerine getirdiğine bakmalıdır.

Hiçbir Ahmedi kendi bencil duygularından kurtulmadıkça bu amaçlarına hizmet edemez ve  Vadedilen Mesih (as)’ın bize gösterdiği hidayetlere uyamaz. Eğer evlerimiz yumuşaklığı ve yüce ahlaki değerleri göremezse yanlış yola sapan insanlara biz yol gösterebilirmiyiz? Yolunu kaybetmiş insanlara yol göstereceğimiz yerde biz yolumuzu kaybetmiş oluruz. Bu nedenle her Ahmedi kendisine bakmalıdır, kendisine ve evlerindeki duruma bakmalıdır. Bizler Kuran-ı Kerimin talimatlarından uzaklaştık mı acaba diye bakmalıdır. Farkında olmadan Vadedilen Mesih (as)’în talimatlarından uzaklaştık mı ve bizler kendi bencilliğimizin ağlarına mı yakalandık?

Hem hanımlar hem de beyler bu durumda kendilerini incelemelidirler ve kayınvalideler ve kayınpederler de incelemelidirler. Şikayetler bazen erkek tarafından bazen de kız tarafından gelir. Ve bazen erkekler aşırılığa giderler bazen de hanımlar aşırılığa giderler fakat çoğunlukla aşırılıklar erkek tarafından gelmektedir.

Ben burada emir beyden araştırma yapmasını istedim. Yüzde otuz veya kırk anne babalardan çıkmaktadır huzursuzluk. Kızların anneleri daha az sorumluluk taşımaktadırlar bu huzursuzluklarda. Erkeğin anne babaları kendi üstünlüklerini göstermek için öyle konuşurlarki bunun sonucu olarak ta gelinler huzursuz olarak kendi annelerinin evine dönerler. Erkeklerin anne babalarına hürmet etmek görevleridir tabii ama hanımlarına olan sorumluluklarını da yerine getirmelidirler. Bu yapıldığında genel olarak hanımlar kocalarına ve onların ailelerine hizmet ederler. Burada cemaatimizde kayınvalideler damatlarına kendi çocuklarından daha iyi bakarlar. Amerika’da Kanada’da Avrupa’da araştırma yapılırsa aynı durumu görmüş olursunuz.

Heryerde cemaatlerde terbiyet ve eğitim departmanı olmalıdır ve yan kuruluşlarda olmalıdır ve bunlar daha aktif olmalıdır. İslam bize öyle çekici talimatlar verir ki evdeki ilişkilerimizde sevgi ve saygı atmosferini kurmamıza yardım eder. Üzücü olan bir şey vardır böyle kendi bencilliklerinin ağlarına kapılanlar evlerde ve aileler arasında problemler yaratırlar böylece kendi nesilleri arasında da problem yaratırlar.

Allah-u Teala İslami evlilik ve onun duyurulmasında kadın ve erkeği birleştirerek artık karı-koca ilişkilerinde olmak üzereyken okunan Kuran-ı Kerimin ayetlerine uyulursa ve hayatımızı buna göre idame ettirirsek;

Buradaki ilk uyarı takva edininiz, Allah’tan korkunuz denilmektedir. İşte bu nikah esnasında okunan ayettir ve bu talimatlar altında bu evliliği kabul etmekteyiz. Esas itibariyle sizin Rabbiniz siz daha doğmadan önceki ihtiyaçlarınızı bile göz önünde tutmuş ve yerine getirmiştir eğer siz bu Rabbin sevgisini ve takvasını kalbinizde tutar ve salih amel işlerseniz, onun rızasını kazanırsınız bunun sonucu olarak Rabbinizin nimetlerine nail olacaksınız demektir.

Karı ve koca birbirleriyle bağlandıklarında ve sözleşme yaptıklarında, birbirlerine olan görevlerini yerine getireceklerine söz verdiklerinde, iyi ilişkiler kurarak birbirlerinin akrabalarına karşı da sorumluluklarını göz önünde tutmalıdırlar. Unutmayınız ki birbirinizin duygularını göz önünde tutmak ve akrabalarınıza göz kulak olmak onlara saygı göstermek bütün kötü etkileri yok edecektir. Dışardan gelen müdahaleler bile böylece yok olacaktır. Eğer takvayı takip ederseniz Allah-u Teala sizi şeytanın saldırılarından koruyacaktır.

Eğer karı-koca arasında iyi ilişkiler varsa onları kışkırtan ne kadar yakın akraba olursa olsun onlara şu cevap verilecektir ki; koca ben hanımımı biliyorum ve hanım da ben kocamı biliyorum siz yanlışsınız diyecektir. İşte hem hanım hem de koca takvayı benimsemeli ve aralarındaki ilişkinin geliştirilmesi için Allah-u Teala’ya dua etmelidirler ve birbirlerine saygı göstermelidirler, birbirlerinin akrabalarına saygı göstermelidirler, bir şey duyduklarında, ne olursa olsun, ne derece yakın olursa olsun bu akrabalar hanım ve koca beraberce oturarak bu durumu düzeltmelidirler ki yalan söyleyen böylece ortaya çıksın.

Eğer ikinci hanım ile evlenmek istiyorsanız helal olarak bu hak size verilmişse evlenebilirsiniz fakat ilk hanımınıza kötü isim takmayınız. Bunu sadece ondan kurtulmak için yapmaktaysanız veya ben bunu yaparsan kendisi benden ayrılacaktır ve ben ona ödediğim hak mehirden kurtulurum diye düşünmek çok aşağılık bir düşüncedir.

Bazı erkekler hanımların parası ile ev satın alırlar ve sonra da bu evi kendi adlarına dönüştürürler, kanuni olarak belki bunu yapabilirler ama Allah-u Teala’nın gözünde çok büyük bir günah işlemiş olmaktadırlar. Allah-u Teala eğer siz hanımlarınıza hazineler bile vermiş olsanız bunu geri almayınız, hanımlarınıza ait olan şeyleri ellerinden almaya çalışmayınız diye buyurur. Bazen erkek bahane arar ve hanımların itaat etmediğini söyler ve beni dinlemiyor derler. Veya, sadece benim anne babama saygısızlık etmekle kalmayıp onları aşağılamakta benim kardeşlerimle kavga etmektedirler ve çocukları benim aleyhimde kışkırtmaktadırlar ve komşularla konuşarak benim adımı kirletmektedirler, derler. Allah-u Teala'dan açık talimatlar vardır bu konuda. Allah-u Teala şöyle der

"Eğer siz hanımların isyan ettiğini düşünüyorsanız ilkönce onları uyarın, ondan sonra onları yataklarında yalnız bırakın, eğer bunlarla da yola gelmezlerse fiziksel olarak onları cezalandırabilirsiniz."

Burada ilk yapılan şey o meseleyi onlara açıklamak ve onları uyarmaktır. Eğer bu fayda vermezse yani dinlemezlerse ve aşırılığa giderlerse ve sizler kötü isim alıyorsanız etrafınızdakilerden o zaman size onlara karşı sert olma izni verilmiştir. Fakat bunu yapmak için küçücük bir şeyi bahane ederek onlara adaletsiz davranmaya ve dövmeye hakkınız yoktur.

Bazen kadınlar öylesine dövülür ki onlar yaralanır, bu çok kötü bir davranıştır. Resuli Ekrem (sav)’in hadisini göz önünde bulundurunuz. Eğer fiziksel olarak onları cezalandıracaksınız onların bedenine bir yara getirmeyiniz der. Benim önümde bana niçin bağırdınız yemeği niçin böyle pişirdiniz, niçin benim babamın önünde benimle şu şekilde konuştun gibi bahanelerle onları dövmeye hakkınız yoktur, bunlar küçücük meselelerdir.

Allah-u Tealanın talimatlarına kendi arzularınıza göre şekil vermeyiniz, Allah-u Teala’dan korkunuz. Ondan sonra Allah-u Teala şöyle der, eğer hanımınız aşırılığa gitmişse ve onu cezalandıracaksanız kalbinizde bir kötülük olmasın, size tamamen boyun eğdiklerinde artık onlara karşı aşırılığa gitmeyiniz. Eğer onlar size boyun eğerlerse sizin hiçbir şekilde onların aleyhinde gitmeye hakkınız yoktur. Allah-u Teala son derece hikmet sahibi ve yücedir. Unutmayınız ki eğer sizler hanımlarınızdan daha güçlüyüz diye düşünüyorsanız Allah-u Teala sizden daha güçlüdür. Hanımın da makamı vardır, eşit durumdasınız fakat Allah-u Teala ile karşılaştırıldığında sizin hiçbir öneminiz yoktur. Onun için Allah-u Tealadan korkunuz. Böyle kötü davranışları bırakınız.

Böyle meseleler sık sık bize getirilmektedir. Onlar evlilik yaptıklarında hemen birbirlerinden hoşlanmamaya veya zıt fikirlerde olmaya başlarlar. Niçin o zaman evlendiniz? Bu sayılar ne yazık ki bu ülkelerde artmaktadır. Belki Ahmediler bundan etkilenmektedir. Allah-u Teala bilakis Ahmedilere vadedilen Mesih (as)’ın cemaatine katılmayı ve kendi sıfatlarını vermiştir.

Yapılacak şey nedir? Beraberce yaşayınız ve evlilikler sizin hoşlanmadığınız şekilde bile olsa birbirlerinizi anlamaya çalışınız ve bu uyarılar üzerinde durunuz, düşününüz. Nikah sözünü aldığınızda takvayı takip ediniz. Bütün bunları yaptığınız halde hoşlanmadığınız şeyler daha da artarsa boşanabilirsiniz, fakat ilkönce her iki taraftan da aileden birer kişiyi tayin ediniz ve nasıl ortayı bulacağınızı düşününüz ve sonuca varınız. Fakat ne yazık ki çok az olay olmasına rağmen daha ilk günden kızlar talepte bulunmaya başlarlar, ben onunla evlendim fakat onunla birlikte oturmak, onunla birlikte yaşamak istemiyorum diye.

Biz konuyu araştırdığımızda erkeklerin veya kızların kendi anne ve babalarının baskısı ile onları evlendirdiğini veya kendilerinin başkasıyla evlenmek istediğini anlarız. Anne ve babalar kendi çocuklarının aile hayatlarını bozmamalıdırlar. Çok sayıda Hindistan’dan veya Pakistan’dan evlenerek buraya gelen vardır, kalıcı vize aldıklarında eşlerinden ayrılmak için bahane ararlar ve aşırılığa giderler, onlara adaletsiz davranırlar. Allah-u Teala şöyle der;

"Onlarla iyi geçinmeye çalışın. Onlardan hoşlanmayacak olursanız (yine de kendileriyle güzel geçinin). Bakarsınız Allah,sizin hoşlanmadığınız bir şeyi size çok hayırlı kılar."

İşte bu nedenle bir kere evlendiğinizde, birbirlerinize iyilikler yapınız ve tolerans gösteriniz, birbirinizi anlamaya çalışınız ve Allah-u Teala’dan korkunuz. Allah-u Teala’nın talimatlarına uyarsanız birbirlerinize iyi davranırsanız, o zaman görünürdeki hoşlanmadığınız şeyler hoşlandığınız şeylere dönecek ve bundan daha fazla iyilikler elde edeceksiniz. Çünkü siz görünmeyeni bilmezsiniz Allah-u Teala görüneni de görünmeyeni de bilir ve O’nun elinde her türlü güç vardır, iyilikleri ve nimetleri verir.

Birinci Halife hazretleri bir keresinde:

"Ben bir erkeğin kendi hanımına iyi davranmadığını ve saygısızlık yaptığını öğrendim. Yolda onu gördüm ve bu Ayet-i Kerime’nin ışığı altında ona açıklamada bulundum. Direk olarak hanımına gitti ve hanımına dedi ki 'biliyorsun bugüne kadar sana çok kötü davrandım fakat bugün Hazreti Mevlana Nuruddin Bey benim gözümü açtı şimdi artık ben sana iyi davranacağım ve nazik davranacağım.' Ondan sonra Allah-u Teala onları öylesine nimetlendirdi ki onların dört güzel oğlu oldu ve mutlu yaşamaya başladılar."

İşte Allah böyle nimetleri verir eğer, sizler O’nun rızasını kazanmak istiyorsanız.

Evlerde başka bir hastalık daha vardır ki bu evler tahrip olmuştur, barış ve huzur kalmamıştır; huzursuzluk vardır evlerde. Kapasiteleri olmasına rağmen herhangi bir bahaneleri olmamasına rağmen evlendikten sonra anne baba ve kızkardeşleriyle birlikte yaşamaya gayret ederler. Eğer anne babasının ihtiyacı varsa tabii ki erkeğin anne babasına bakma görevi vardır fakat kardeşleri ve kızkardeşleri de onlarla birlikte yaşıyorsa o zaman ayrı bir ev açmanız gerekir. Beraber yaşamaktan dolayı birçok problemler ortaya çıkmaktadır. Eğer siz böyle günahkar davranışlara katılırsanız bu dindarlık değildir.

Eğer beraberce yaşıyorlarsa ve bu nefreti artırıyorsa o zaman ayrılın, ayrı bir ev açın. Kendi duygularınızla hareket edeceğinize bilakis aklınızı kullanın karar vermek için.  Bu ayeti kerimeyide biliyorsunuz, Nur Suresi 62. Ayeti Kerime;

"Körlere, topallara, hastaya ve size de kendi evinizden, yahut babalarınızın evlerinde, yahut annelerinizin evlerinden, yahut kardeşlerinizin evlerinden, yahut kızkardeşlerinizin evlerinden, yahut amcalarınızın evlerinden, yahut halalarınızın evlerinden, yahut dayılarınızın evlerinden, yahut teyzelerinizin evlerinden, ya da eşyalarında idareci olarak görevli bulunduğunuz kimselerin evlerinden, yahut dostlarınızın evlerinden bir şeyler alıp yemenizde hiçbir sakınca yoktur. (Aynı zamanda) hep bir arada yada ayrı ayrı yemek yemenizde hiçbir sakınca yoktur. Evlere girerken, yakınlarınıza ve dostlarınıza selam veriniz. Bu, Allah katından pek hayırlı ve temiz bir duadır. Akıl edesiniz diye, Allah kendi ahkamını böylece size apaçık anlatır."

Eğer Allah-u Teala’nın talimatlarını takip edersiniz, bu ayeti kerimede yani evlerinde yiyiniz demek anne ve babanın evi ayrı evli çocukların evleri ayrıdır, onun için o evlere giderek yiyebilirsiniz demektir. Bu insanlar eğer biz anne babadan ayrılırsak ve ayrı ev açarsak çok büyük bir günah işliyoruz diye düşünürler, anne babalarda çocukların akıllarına böyle bir korkuyu sokarlar. Sanki onlar ayrı ev açtıklarında hemen cehenneme gideceklerini zannederler. Bu tamamen yanlış bir düşüncedir. Kayınvalidelerin önünde biz mutlu olarak yaşıyoruz derler, kendi başlarınayken biz onlarla zorla beraber yaşamağa mecbur olduk derler. Bunun sonucu olarak yavaş yavaş ya gelin kayınvalideye adaletsiz davranır ya da kayınvalide geline adaletsiz davranır.

Vadedilen Mesih (as) sevgi yaymaya gelmiştir. Ahmedi olarak bu sevgiyi geliştiriniz ve bunun için gayret sarfediniz, nefreti yaymayınız. Beraber yaşayamayanlar eğer seçenekleri varsa en iyisi evlerini ayırsınlar. Bu son derece önemli bir noktadır, eğer gerekli ise beraberce yaşamak o zaman niçin Kuran-ı Kerim ayrı evlerden bahsetmiştir. Onlara hizmet etmeyi, onların ihtiyaçlarını göz önünde tutmayı, onlarla ilgili kötü düşünmemek, hatta onlara karşı herhangi bir şikayette bulunmamak ve bunlara bağlı kalmayı karı koca göz önünde tutmalıdır. Koca hanımının anne babasına saygı göstermelidir gelin de kocasının anne babasına saygı göstermelidir.

Esas itibariyle birbirlerimize bakmamız ve adaletsizlikten kaçınmamız gerekir. Ne olursa olsun hangi tarafta olursa olsun bazen insanlar öylesine adaletsiz ve öylesine saygısızdırlar ki yanlış iddialarda bulunarak hanımlara kötü davranırlar veya bazen hanımlar adaletsiz davranmaktadırlar. Fakat erkeklerin daha güçlü olmalasından dolayı mali sorumlulukları da vardır ve onlar bundan avantaj elde ederler.

Bazı insanlar öylesine adaletsiz davranırlar ki ve hala kendilerine Ahmedi derler, onlar çocuklarını alırlar ve diğer ülkelere giderler ve anne ağlar bağırır gene de akrabalar böyle kocaya yardım ederler. Böyle kocalara ve onları destekleyen böyle akrabalara cemaat organizasyonu karşı durmalıdır. Böyle birtakım davranışlara karşı cemaat harekete geçmelidir. Anne ve babalar bazen kendi çocuklarını zorlarlar ve onlarla ilgili yanlış iddialarda bulunurlar. Kuranı Kerim bunu yapmayın der. Bu iddialar ve çocukların anne ve babalarına karşı ifadeleri son derece adaletsizdir. Onlar çocukların ahlakını bozmakta ve kendi egoları ile kendi çocuklarını ateşe atmaktadırlar.

Her durumda ne olursa olsun yine söylediğim gibi temel olan sorumluluklar  adaletsizliği gidermek ve adaleti temin etmektir. Adaleti temin etmek Allah-u Teala’nın son derece önemli bir talimatıdır. İdareciler bunun önemini bilmelidir. Hangi Cemaatte olurlarsa olsunlar, nerede çalışıyorlarsa çalışsınlar, yaşayan halifenin temsilcileridir bu cemaatler, onun içindir ki adaletin şartlarını yerine getirmek için bu son derece büyük önemli bir görevdir. Allah-u Teala’nın görüneni ve görünmeyeni bildiğini bilerek kendi görevlerinizi yerine getiriniz. Sizler karar verdiğinizde ve halifeye teklifte bulunduğunuzda bütün kişisel duygularınızı bir tarafa bırakınız ve böylelikle adaletle öneriyi getiriniz ki böylece gereksiz olarak bir tarafı desteklemeyiniz. Karşı gruplar bir tarafı tutarlar ve yanlış ifadeler kullanarak gereksiz hakları ellerine geçirirler. Daha önce de bildirdiğim gibi bu uyarıları Kuran-ı Kerimin uyarılarını göz önünde tutunuz, takvayı takip ediniz ve eğri büğrü karmaşık değil dosdoğru konuşunuz. Böyle olursa hiçbir zaman böyle problemler ortaya çıkmayacaktır. Haksız olarak bir hakkı ele geçirmek yanlıştır.

Resul-i Ekrem (sav) eğer kanunsuz olarak  karar vermemi isterseniz ateşe atıyorsunuz kendinizi ve putperestlik yapıyorsunuz demiştir. Eğer takvadan uzaklaşırsanız o zaman hiç şüphesiz putperestliğin kucağına düşmüş olursunuz. Bu nedenle Allah-u Teala’dan af dileyerek, istiğfar ederek, Allah-u Teala’dan Rahmet isteyiniz ve tövbe ediniz ve Allah-u Teala’dan korkunuz.

Yine söylediğim gibi sizler çocuklarınızı başka ülkelere götürdüğünüzde, onlardan çocuklarınızı sakladığınızda ve yanlış ifadeler kullanarak mahkemelerde çocuklarınızı alarak kaçırdığınızda, Allah-u Teala kendi çocuğundan dolayı anneye eziyet edilmemelidir der, ne de baba çocuklarından dolayı acı çekmemelidir.

Eğer takvayı takip etmiyorsanız ve birbirlerinize olan görevlerinizi yerine getirmiyorsanız unutmayınız ki Allah-u Teala her şeyi bilir ve O her şeyi bildiği gibi sizi görmektedir. Allah-u Teala kötüleri ve adaletsizleri cezasız bırakmayacaktır onun içindir ki bunu devamlı göz önünde tutunuz.

Anne ve babanın hakları olduğu gibi çocukların da anne babaları üzerinde hakları vardır. İşte genel olarak bu adaletsizlikler baba tarafından daha fazla yapılmaktadır. Bizim gözlemlerimiz göstermektedir ki ben babalara söylüyorum kendi hanımlarınıza iyi bakınız ve onların haklarını yerine getiriniz. Ondan sonra genel olarak eşleriniz size itaat edecektir. Evlerinizi paramparça edeceğinize evleriniz topluma büyük bir örnek olan evler olmalıdır.

Vadedilen Mesih (as) bir uyarı mektubu yazmıştır bir takipçisine ve şöyle der;

"Ben sizin yakın arkadaşınızdan duyduğuma göre, o sizin yakın arkadaşınızdır ve size güvenmektedir. Duyduğuma göre sosyal ilişkilerinizde hanımınıza ve evdekilere çok sert davranıyormuşsunuz ve hatta bazen sınırları aşıyormuşsunuz. Ben bu şikayetleri hayretle karşılamaktayım çünkü bana bunu söyleyenler size çok yakın olan ve sizi çok sevenlerdir. Fakat Allah-u Teala size üstünlük vermiştir ve size hanımınıza göre üstünlük vermiştir fakat onlar kendi haklarını kullanırlarsa herhangi bir neden olmaksızın Resul-ü Ekrem (s.a.v.) de söylediği gibi hanımlarınıza  tolerans gösteriniz. Onun içindir ki ben sizin iyi bir insan olduğunuzu düşünüyorum ve Allah-u Teala 'onlarla öylesine yaşayınız ki onların ahlaki değerlerine karşı bir şey olmasın, onların kötü davranışları olmasın onları bu geçici dünyada bir misafir olarak kabul ediniz ve onlara yumuşak davranınız.'  ve 'Hayrüküm hayrüküm bi ehli' demiştir, yani 'aranızdan en iyi olan, hanımlarına en nazik davranandır.' Bunun üzerinde öyle durmuş ki beraberce yaşama üzerinde bunların hepsini burada anlatamam. Erkeklerin eşleri zayıftır ve Allah-u Teala bakmaktadır koca hanımlarına nasıl davranmaktadır, diye. Onlara yumuşak davranınız ve aklınızda tutunuz ki benim hanımım geçici bir misafirdir benim evimde ve Allah-u Teala görmektedir beni, ben görevlerimi nasıl ne derece yerine getiriyorum, ben Allah-u Teala’nın kuluyum ve benim ne üstünlüğüm var ki. Onlara sert davranmayınız, onlara rahmetli davranınız ve onlara dini öğretiniz. Ben inanıyorum ki insanoğlunun ilk sınavı insanın hanımıdır. Bazen hanımıma çok sert davrandığımda titrerim. Yüzlerce mil öteden benim gözetimime benim emrime verilen bu hanımımdan dolayı ben çok korkmaktayım. Ben hanımıma söylüyorum benim için dua edin diye. Benim bu davranışım Allah-u Teala’nın rızasına aykırı ise beni affetsin, ben aşırılığa gitmeyim. Onun için ümit ederim ki siz de aynısınız ve bizim Yüce Efendimiz Allah’ın Resulü (s.a.v.) öylesine hanımlarına yumuşak idi ki daha bundan başka ne yazabilirim ki size vesselam."

Allah-u Teala bize kendi rızasını kazanmayı nasip etsin ve Allah-u Teala Resul-ü Ekrem (s.a.v.) ve onun Mesih’inin (as) yaptığı güzel davranışları yapmayı nasip etsin. Amin.

 

Hz. Mirza Masroor Ahmed

Vadedilen Mehdi ve Mesih Hazretlerinin 5. Halifesi

10 Kasım 2006 Tarihinde Londranın Beyt-ül Fütuh camiinde verdiği Cuma Hutbesinin metnidir.

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 123

Müslüman Ahmediye Cemaati’nin kuruluşunun 100. Yıldönümü dolayısıyla; Kelime-i şahadet getirmelerinden dolayı "suçlanan" ve ağır e...

Video

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler