Mta-türk videolar için tıklayınız.

Not: 4. Halife Mirza Tahir Ahmed'in bir hutbesinden çevirilen aşağıdaki yazıyı okuyunuz istifade ediniz ve tekrar okuyunuz istifade ediniz. 4. Halife "Çocuğun Eğitimi" nin aslında toplumları nasıl etkilediğini, çok önemli ve unutulmaması gereken konularda hanımlar ve erkeklere nasihatlerde bulunmakta.

Gelecek nesillerin sorumluluğu bize aittir. Allahu Teala Mehdi (as)’a müjde vermiştir ki; temiz yaratılışlar üzerine melekler inecektir. Mehdi (as) “Ben temiz yaratılışlılar üzerine melekler inerken görüyorum” demiştir. Allah bize bu devri görmeyi nasip etmiştir ki dünyanın dört bucağında temiz yaratılışlı insanları melekler teşvik etmektedirler ve onlar gelip Mehdi (as)’a tabî olmaktadırlar.

Bu gün dünyanın dînî eğitim konularında o kadar büyük ihtiyaçları vardır ki eğer biz bütün çabalarımızı sarf etsek bütün kaynaklarımızı bu konuda harcasak dahi yetmiyor. Allahu Teala bize yeni kaynaklar vermedikçe yetmemektedir.

Dünyanın çeşitli ülkelerinde cemaat büyük bir hızla büyümektedir. Bu günler de komünist Rusya parçalandı ve bunun sonucu orda çeşitli yerlerde cemaat kuruldu ve bazı insanlar zannediyorlar ki Rusya kapitalizm karşısında yenildi halbuki Rusya’nın komünist sistemi yenildiyse yok olduysa kapitalizm de yok olmak üzeredir. Bunda da artık gerileme belirtileri başladı. Bu şekilde parçalandığı zaman onlara sahip çıkacak kimse olmayacak Allahu Teala bizi o devrin insanına sahip çıkalım diye hazırlamaktadır ve ona göre biz hazırlıklarımızı yapmalıyız. Bir çok yerler vardır, mesela bu Rusyanın Müslüman yerleri kominist tasallutundan özgürlüğe kavuşan ki ordaki insanların çoğu Müslümandır ama İslamiyetin ne olduğunu bile bilmiyor. Ve o insanlar ile uğraşmak onların eğitimleri ile uğraşmak katiyen kolay bir iş değildir. Bunun zorluklarını biz görmekteyiz.

İslami  konularda sayısız ihtiyaçlar var, Bir çok tercüme yapmak gerekir, bir çok dini hizmetlerde bulunan insanlar gerekir, ve bir çok kadın lazım ki onları kadınların meselelerinden haberdar edebilsin. Ben sizi gelecekteki sorumluluklarınızdan açıkça haberdar ediyorum.

Ben istiyorum ki bizim kadınlarımız erkeklerden bir zerre geri kalmasınlar bu hizmetlerde. Ve ben bunu tecrübe ile  biliyorum ki bizim kadınlarımız erkeklerden hiçbir zaman geride kalmadılar kalmayacaklar. Mesela Mehdi (as) ikinci halifesi döneminde veya sonralarında ne zaman onlara bir iş verildiyse cemaatin hanımlarına onlar çok güzel bir şekilde bu sorumluluklarını yerine getirdiler, benim dönemimde de görüyorum ki hanımlar verilen  her işi güzel şekilde yapmaktadırlar hatta erkekler onlardan geri kalmaktadırlar, erkekler tembellik gösteriyorlar. Bu benim kendi müşahedemdir. Biz Hanımlarda bunu da görüyoruz ki onlar eğitim konusunda çok ilerdedirler. Kolej eğitimi olsun üniversite eğitimi olsun erkeklere nispetle çok ilerdedirler. Çünkü erkekler dışarıda boşa zaman harcamaya çok fırsat buluyorlar, ama kızlarımız evde ve aile içinde boşa lak lak yapma fırsatı olduğu halde zamanlarını güzel değerlendiriyorlar ve eğitimlerini tamamlıyorlar.

Bizim bir işimiz dünyanın ilmi ihtiyaçlarını karşılamaktır hanımlar bu konuda büyük işler başarabilir. Ve birinci olarak ben size şunu söylüyorum şu anda eğitim gören bizim neslimiz çeşitli diller, yabancı diller öğrenmelidir, çünkü bizim islamiyeti insanlara ulaştırmak için ve Mehdi (as)’ın mesajını insanlara iletmemiz için ve Resûlüllah (sav)’in doğru dinini insanlara öğretmek için çeşitli dillerde uzmanlaşmış insanlar lazım.

Sonra bize, çok güzel eğiten eğitici hanımlar lazım, ve Mehdi (as)’ın kitaplarını çeşitli dillere çevirecek insanlar kız çocuklar lazım. Eğer siz çocuklarınızı çocukluğundan beri böyle bir hedef verirseniz, biz sizi Allah’ın büyük dininin hizmeti için büyütüyoruz diye bir hedef verirseniz bunun çok büyük faydası olur. Göreceksiniz ki  çocuklarınız bir çok kötülükten kendiliğinden korunacaktır. Çünkü insan yaratılışında bir şey var, hedefini büyük tuttuğu zaman, yüce bir şey hedeflediği zaman o ufak tefek işlerle uğraşmaz, çocuğunuza bunu aşıladığınız zaman etrafındaki kötü çevreden etkilenmez ve bu yola devam ederken yaptığı her şeyden lezzet alır. Diğer şeyler ona boş gelir.

İkincisi çocuklarınıza çocukluğundan itibaren dini sorumluluklar vermelisiniz. Onlara dini işler vermelisiniz. Mesela cemaat içinde çeşitli işler olur. Calsalara katılanlar bilirler küçük çocuklara su dağıtma işi veriliyor, Mehdi (as)’ın misafirleri geldi diye. Mesela çocuklar daha çocukluğundan itibaren çanda vermeye alıştırılıyor, öyle bir alışkanlık oluyor ki bu, vermeyince rahatsız olurlar.

Başka mesela küçük çocuklara sen gideceksin çanda toplayacaksın, sen şu işi yapacaksın, sen şu işi yapacaksın ufak ufak işler. Böyle sorumluluklar verin çocuklarınıza diyor. Böyle sorumluklar ve yüce hedef vermeniz onlara şöyle bir şey verecek ki biz büyük ve yüce amaçlar için yaratıldık, bizim yaratılışımızın amacı ufak tefek işlerle uğraşmak değil büyük işlerle uğraşmaktır. Ve biz dünyaya tabi olmak için değil, dünyayı arkamızdan sürüklemek için, dünyayı kendimize tabi kılmak için yaratıldık. Bu onları çok büyük ölçüde kötülükten koruyacaktır. Ve bu güzellikleri çocukluğundan ona verin.  Büyüdükten sonra bunları aşılamaya çalışırsanız o pek etkilenmez.

Hayatları dine adanmış çocuklar görüyorum, onların anne babaları hayatlarının dine adanmış olduğunu aşılamışlar, bu onlar için büyük gurur kaynağıdır. Ve onların gözlerinin parıltısı değişiktir diğer çocuklara göre. Ama  çocuğunuz ister dine adanmış olsun, isterse olmasın bu şekilde yetiştirin. Bu şekilde büyütmeniz onun içinde bir bekçi yaratacaktır. İçinde bekçi olmayınca dışarda bir bekçi var, devamlı anne babanın nasihatleri olarak ama anne baba ne zamana kadar gözetleyecek. Anne babanın gözünden uzaklaşınca ister istemez başka şeylerle uğraşacak ama eğer onun içinde bir bekçi uyanmışsa o artık Allah-u Teala’nın koruması altındadır. O nereye giderse gitsin, hangi üniversiteye giderse gitsin o etrafındakileri çevirir ama etrafındakiler onu yolundan çeviremezler.

Ben diyor burada bir çok çocuk görüyorum ki öyle din sevgisiyle Allah ve Resulüllah (sav) sevgisiyle büyümüşler ki belki bilgileri çocukçadır, bilgileri yaşlarına göredir ama öğretmenler onlara din dersleri verirken bu çocuklar öğretmenlerine cevap veriyorlar “hayır sizin söylediğiniz yanlıştır ve asıl olan budur” diye. Ve böyle yaptıkları zaman Allah-u Teala onlara ilginç ilginç noktalar, püf noktaları gösteriyor ve bu da onların Allah’a olan sevgisini güvenini artırıyor.

Şunu çok iyi biliniz ki bizim çocuklarımızı İslamiyete çekmeye ve korumaya çalıştığımız ortamların, kültürlerin zehri çok tesirlidir. Çok derin etkilecidir bu zehir.Bunun karşısında birinci hedefimiz çocuklarımızı korumaktır. Ve  bu koruma iki şekilde olur.

Birincisi saldırgana müdafaaya geçmek. Bu pasif bir savunmadır.

İkincisi saldırgana senin saldırıya geçmen ve onu püskürtmen onu pasif duruma düşürmen. Bu ikinci şekli önemlidir.

Tabi bunu söylerken ben zalimler gibi saldırıya geçmek demek istemiyorum. Bu da iki şekilde oluyor. Bazıları zulme dayanarak başkalarını yok etmek istiyorlar, ama bunu bir başka şekli sevgiye dayalı saldırılardır.

Mesela köpek veya kedi bunlar saldırgan hayvanlardır. O da tehlikeyi başkasına saldırarak uzaklaştırmaya çalışır. Ama tavuğa baktığımız zaman, tavuk masum, hiç kimseye zarar vermez ama kendi yavrusunu öylesine seviyor ki yavrusuna köpek saldırdığı zaman bu tavuk pervasızca gözü kapalı köpeğe saldırıyor ve köpek bile kaçıyor oradan. Sanki bu tavuğun içinde uyuyan bir aslan varmış da uyanmış ve saldırıya geçmiş. Bizim savunmamız bu şekilde olmalı, sevgiye dayanan. Çocuklarımıza  Allah ve peygamber sevgisini öylesine aşılayalım ki hiçbir zehirli kültür onları etkilemesin. Tam tersine o zehirli kültürler çocuklardan kaçsın, korksun.

Benim aklıma bir şey geldi; Resulüllah (sav) buyuruyor ki Ömer öyle bir adam ki şeytan onu görünce kaçar. Halbuki Ömerin yaptığı bir şey yok. Saldırmıyor. Aynı şekilde biz böyle çocuklarımızı eğitmeliyiz ve bu gün bunu yaptığınız takdirde sizin çocuklarınız bu zehirli ortama galip gelecektir.Ve İslam bu gün çocuklarını bu şekilde eğiten annelere muhtaçtır. Siz İslamiyetin bu ihtiyacını karşılamak zorundasınız. Ve bu eğitiminiz, gelecek nesilleri eğitmeniz sadece dille olmaz. Sadece güzel dil kullanarak, güzel nasihatler vererek vs.olmaz. Çünkü bu eğitim güzel bir organize işler, ve güzel bir örnek ile olur. Öyle güzel örnek ki bir yerde oturduğu zaman konuşmasa dahi karşısındakini etkileme gücüne sahip örnekler. Bize böyle örnek anneler lazım dedi huzur.

Ve bu şekilde konuşmasalar dahi başkalarını değiştirecek kadar güçlü olan çocukların yetişmesi için iyi anneler lazım. Bu mümkün değildir ki, bir anne sadece dua etsin de “Ey Allah’ım! Benim çocuğum dine hizmet etsin, seni sevsin vs. diye ve sonra desin ki işte ben dua ediyorum. Siz böyle çocuğunuzu yetiştiremezsiniz. Çünkü bizim tecrübemizdir bir çok anne görüyoruz içinde İslam sevgisi de var ama fiilen zayıf olan anneler dünyevi sevgisi ağır basıyor, dünyevi bir lezzet söz konusu olunca hemen ona yöneliyorlar. Ve böyle olunca  çocuklar da çok kurnaz ve zekidirler. Onlar hiçbir zaman anne babanın sözüne dikkat etmezler, görünürde belki dinler görünürler ama sözden daha ziyade anne babanın tavırlarını ve ilgi alanlarını meyl ettikleri şeyleri çok iyi kavrarlar ve ona göre hareket ederler. Ve bu çocuklar anne babanın dünyaya düşkün olduğunu görüp eninde sonunda anne-babanın elinden kaçarlar ve anne-babanın yapacağı fazla bir şey kalmaz.

Nitekim anne babanın çocuklara efendim siz iyi çocuk olun daima doğruyu söyleyin, Allah’ı sevin vs.demesi ve kendilerinin yalan söylemeleri ve hiç iyiliklerle uğraşmamaları vakti zayi etmekten başka bir işe yaramaz. Bunun tersine anne- babalar gerçekten Allah ve Resulünü seviyorlarsa çocuklarına hiçbir şey söylemeseler dahi bunların o sevgisi çocuklar üzerinde etkileyici olur. Çünkü sevgi daima etrafındakileri etkiler. Hatta ben bir çok okur yazarlığı olmayan anneleri tanırım, bu annelere dini ve dünyevi açıdan cahil diyebiliriz ama içlerinde iyilik sevgisi Allah ve Peygamber sevgisi vardı, ve onların çocukları çok terbiyeli güzel büyüdüler, ve onlara siz nasıl böyle güzel eğitimli oldunuz diye sorulduğu zaman bu bizim annemizin üzerimizdeki iyiliğidir diyorlar,  annemiz bize sütüyle beraber Allah sevgisi emzirtti diyorlar.

Şimdi huzur dedi ki Allah sevgisi emzirtti bu bir deyimdir. Ne demektir; Bu çok hikmetli bir sözdür. Yani o annelerin damarlarında kan yerine Allah sevgisi dolaşıyordu. Ve bunların oturuşlarından kalkışlarından davranışlarından konuşmalarından hatta çocuğu emzirmelerinden çocuk Allah sevgisi kapıyordu. İşte bu demektir, bizim annemiz sütüyle beraber Allah sevgisi emzirtti. Hatta dediki onların ninnileri bile Allah sevgisiyleydi. Ve bu anneler hem bu şekilde kendi hayatlarını fiilen Allah sevgisi üzerine bina ederken öbür taraftan dua ediyorlardı. Ve kendilerinin dini ve dünyevi bilgileri pek fazla olmamalarına rağmen alim olmadıkları halde çocuklarını çok güzel büyüttüler, çünkü takva sahibiydiler. Bir annenin çocuğuna miras olarak bırakacağı en güzel şey takvadır. Takvadan ne kastediyorum, takva korkmak, korunmak demek.

Huzur dedi ki ben burada takvadan şunu kastediyorum. Çocuklarımıza öylesine Allah sevgisi verelim ki onlar Allah sevgisinden mahrum kalma yani öyle bir şey yaparım da Allah sevgisi benim içimden gider korkusuyla büyüsünler. Yani Allah sevgisinden mahrum kalmaktan korkmak, bu anlamda. Ve diyorki bu iş daha çocuğunuzun bebekliğinden başlanacaktır. Çocuk büyüdükten sonra, burada muhatap annelerdir, sizin kızınız serpilip saçını taramaya başladığında, dışarıya kötü gözler önüne süslenip çıktığı zaman, uygun olmayan elbiselerle sokağa çıkmaya başladığı zaman, annelerin ah ben şimdi çocuğumu nasıl bu kötülüklerden kurtarayım diye çırpınmaları, iş oraya gelince ettikleri duada pek fayda vermez. Çünkü siz tohumu yanlış ektiniz. Onun şimdi meyvesini yiyeceksiniz. Ama gene de bu tür çocuklara dua nispeten az etkileyici olur. Onların tavırları değişmeye başladığı zaman sizin yapabileceğiniz pek fazla bir şey yok. Tabi buna kız çocukları da dahil erkek çocukları da.

Bazı kız çocuklar görürüm, bunlar pek iyi eğitilmemiş diye bir kanaate varırım. İyi eğitilmemenin bazı sebepleri vardır. Bazı anne babalar var çocuklarını michael jakson gibi dansederken görünce diyorki bak benim çocuğum ne güzel yetenekleri var, kendileri öyle şeyler görmedikleri için bunu bir şey zannediyorlar. Veya bu aslında bir kompleksten kaynaklanan hadisedir. Çok böyle şeylere özenmek, kendi kişiliğinden bu şekilde taviz vermek, kendi duygu ve düşüncelerinden bu şekilde taviz vermek bu aslında bir kişiliksizliktir. Bu tür anne babalar çocuklarını böyle nazlar içinde büyüyor görünce, mesela fakir aileler var, çocuğa çöpü dışarıya çöpe atması söylenince çocuk bunu kendisi için bir aşağılanma sayıyor, bunu hakir bir şey sayıyor. Halbuki insanın kendi işini kendisinin yapması onun kişiliğini gösterir.

Anne babalar bizim çocuklarımız öyle şeyler yapmıyor artık, bütün gençler böyle davranır vs. diye çeşitli bahaneler bulurlar. Ve bununla övünürler. Hatta bazen çocuklar konuşmalarının arasına birkaç yabancı kelime katınca anne babalar gururla onlara bakıyorlar, bizim çocuğumuz ne kültürlü diye. Veya başka milletlerin elbiselerine özenmeleri bunların hepsi cahillikten, kompleksten kaynaklanıyor. Bu anne babalar fakirlik içinde yetişmişler belki, rüyalarında bile böyle elbiseler görmemişlerdi ve bunu bir şey zannediyorlar. Bu tavırların bu elbiselerin önemli bir şey olduğunu zannediyorlar. Ve bu şekilde çocukları artık elden gidiyor. Zannederler ki bizim çocuklarımız çok modern. Halbuki onlar o çocukların nereye gittiklerinin farkında değildirler. Ve bu aynen buna benziyor, belki de bu anne-babalar benim çocuğum Allah ve Peygamber sevgisi içinde büyüsün diye düşünüyor bu çocuklarını çok paralar harcayarak bir çok fedakarlıklara katlanarak büyütüyorlar okutuyorlar, ama cahillikleri yüzünden çocuklarını Resulüllah (sav)’e değil de şeytana teslim ediyorlar.

Ama eğitim için evdeki huzur şarttır. Zenginlikten ziyade onların ihtiyaç duyduğu sevgiye saygıya dayalı huzurlu bir aile ortamıdır. Bu aynı buna benziyor bir adam kalkmış sabah erken saatte bir geziye çıkıyım, deniz kenarına gideyim, kırlara yürüyeyim vs. diye, başka bir adamda uyuyor. Uyuyan adam diyor ki ya bu ne kadar ahmak adam sabah sabah kalkmış yürüyor, böyle güzel güzel uyumak varken, çünkü sadece uyumanın lezzetini biliyor. Siz onu da kaldırırsanız size kızar niye beni kaldırıyorsun. Ama o eğer bir kere kalkıp sabah yürüme lezzetinin, koşma lezzetinin ne olduğunu öğrenirse o zaman derki gerçek lezzet budur.

Aynen şu anki toplumların durumu böyledir. Onlar uyuma lezzeti içindedirler. Uyanma lezzetini ve o yürüyüş lezzetini bilmiyorlar, onlara bunu tattırmak size düşer.  Ben şunu dedim diyor, sizin evleriniz, yaşadığınız yerler huzur yuvası olmalı, bunu derken sadece kadın bundan sorumlu değildir. Erkek ve kadın her ikisi eşit derecede bundan sorumludur. Hatta erkek büyük ölçüde sorumludur.

Erkekler bunu çok iyi dinlesinler Allahu Teala erkeği geçimden sorumlu tutmuştur. Ve bazı erkekler vardır, onlar sadece hanımlarının kazançları ile geçimlerini sağlarlar. Evde sadece ekmek parçalamaktan başka işleri yok, bu erkekler kadınların başına bela musibet olmuşlardır. Ve halbuki Allahu Teala erkekleri sorumlu tutmuştur. Onlar kazansın ve hanımlara bu hayırlı işler için zaman bıraksınlar. Çünkü hanım çocuk ta doğuracaktır, yemek te pişirecektir. Çamaşır vs. Ve o 24 saat işten başını kaldıramıyor. Onun o kadar çok sorumlulukları var ki ben onu sayamam. Bununla beraber o din işlerini de yürütecek. Ve hanımın bütün bu işlerinin toplamını gördüğümüz zaman, gerçekten kadınlar erkeklere nispetle daha çok çalışmaktadırlar. Bir de siz geçim sorumluluğunu ona yüklüyorsanız bu çok büyük haksızlıktır.

Huzur diyor ki Allahu Teala çocuk eğitiminde erkekten fazla sorumlu tutmuşsa ve sizin zamanız o kadar dolu geçiyorki sanki siz evleriniz içinde kapanmış görünüyorsunuz. Halbuki Allahu Teala bütün bu sorumluluklarla beraber, bu sorumlulukların sonucunda öyle azametler vermiştir ki erkeğe öyle azamet verilmedi.

Mesela Resulüllah (sav) “Cennet annelerin ayağı altındadır” buyurdu. Bu kadına verilmiş olan bir azamettir. Hiçbir zaman cennet babaların ayağının altındadır diye bir ifade yok. Ve bu ne kadar büyük bir makamdır, kadına verilmiş olan. Kadına bu kadar değer vermiş olan bir dine saldıran insan ancak ve ancak cahil ve aptal olabilir. Ama bu makamı elde etmek için erkeklere bazı sorumluluklar düşmektedir. Eğer erkek hanımla terbiyesizce konuşuyorsa onun izzeti nefsini zedeliyorsa onun anne babasını hakir görüyorsa veya küfür ediyorsa, onun yaptığı işle söylediği sözle dalga geçiyorsa onu hakir görüyorsa, şunu yapmadın bunu yapmadın diye hanımını hep tenkit ediyorsa ve kadın ne yaparsa yapsın memnun olmuyorsa o zaman böyle bir erkek çocukların annelerinin ayağının altında cennet değil cehennem yaratmasına neden olur.

Çünkü böyle kadınlar kocalarının bu tutumlarından bıkarlar ve huzur dolu bir hanım olmaktan çıkıp, huzursuz bir anne haline geliyor, ve babaları yokken çocuklarının yanında hep babaları aleyhinde konuşuyor. Ben bu kadar fedakarlıklara katlandım ama senin baban bana bunları bunları yaptı vs. diye. Böyle olunca da çocuklar iyi eğitim alamıyorlar.  Ve çocuklar da bir ikilik arasında kalıyorlar ve sonunda çocuklar babaya baş kaldırıyorlar. Babaların annelerine karşı olan tavırlarından dolayı böyle çocuklar cemaatten de uzaklaşıyorlar. Bunun da sonucu olarak bu gibi anneler çocuklarının cennete değil cehenneme gitmesine sebep oluyorlar.

Cennetin annelerin ayağının altında kalmasından kastedilen budur ki nesillerin cennete veya cehenneme gitmesine vesile olan onların anneleridir.Yani bu şekilde bu büyük sorumluluğu annelere yüklemiştir Resulüllah (sav) ki bakın cennet var ayağınızın altında. Eğer bir anne bunu bile bile çocuğunu cehenneme itiyorsa bunda çok büyük sorumluluklar vardır. Bunun için dedi erkekler sorumluluklarını tam manasıyla yerine getirmelidirler. Onlar her fedakarlıkta bulunuşunda hanımlarıyla çocuklarıyla beraber bunları paylaşmalıdır, mesela çanda veriyorsa vs. öyle erkekler var, hanım kim oluyor ki diyerek hiç iyi işlerine hanımlarını karıştırmıyorlar. Erkekler onlarla beraber, onlarla güzel geçinmek suretiyle beraber almak suretiyle elinden tutmak suretiyle bu işleri yapmaları lazım. Böyle davranıldığı takdirde hanımlar erkekler için bir huzur vesilesi olacaklardır.

Çünkü Kuranı Kerim erkeklere hitaben şunu diyor. Ey erkekler Allahu Teala “liteskünû ileyha” hanımları yarattı ki sizin için huzur oradadır, o hanımlarda. Şimdi dediki bu küçücük ayet parçası içerisinde kadın ve erkek ilişkilerinin büyük sırları vardır. Erkeğe diyor ki sen eğer huzura kavuşmak istiyorsan o zaman sen hanımla iyi geçinmen lazım. Eğer sen hanımına terbiyesizce davranıyorsan, ona iyi davranmıyorsan, onu hakir görüyorsan o zaman sen hiçbir zaman huzur bulamazsın. Allahu Teala bunu demek istiyor. Ve bir toplumun cennete girmesinin temel kuralını bu cümle içinde Allahu Teala bu şekilde söyledi.

Ve erkek diyor hanıma iyi davrandığı takdirde o ev onun için huzur yuvası olacak ve o dışarda değil bu ev içerisinde huzur bulacaktır. O ailenin çocukları dahi huzuru dışarda değil evde buluyorlar ve koşa koşa eve geliyorlar. Bu onların cennetinin temelidir ki onlar evden uzaklaşmıyorlar. Ama bazı huzursuz ailenin çocukları biran evvel bu evden kurtulayım diye düşünüyor, huzuru dışarda arıyor. Ama Allahu Teala bu ayetle önemli bir noktaya ışık tuttu ki siz çocuklarınız için huzur istiyorsanız, ey erkekler hanımlarınıza iyi davranın. Bu devirde evler cehennem halindedirler. Erkekler dışarda huzur arıyorlar ,evlerinde huzur bulamıyorlar. Eğer sizin evlerinizde böyle olursa çocuklarınız yok olur gider hem de siz ayakları altında cennet bulunan anneler olamazsınız. Ve bunu ben hem erkeklere hem kadınlara söylüyorum ki bakın bu sizin sorumluluğunuzdur. Eğer erkekler bu konuda hanımlarla işbirliği yapmazlarsa Allah indinde çok büyük sorumlulukları vardır. Bu hanımlara terbiyesiz davranan erkekler, hatta el kaldıran erkekler şunu bilmelidirler ki belki onlarında kız çocukları vardır, eğer ben bu gün buna kötü davranıyorsam, yarın benim kızıma da başkası kötü davranır.

Ve bu çok korkunç bir şeydir. Ben diyorum ki bazı günahlar vardır onlara büyük günahlar deniliyor,hanımlara kötü davranmak, onlara haksızlık etmek o kadar büyük günahtır ki bunun etkisi sadece bir insan üzerinde değildir. Bir toplum bundan zarar görmektedir, nesiller bu günahın etkisinden kurtulamıyorlar. Bu tür ailelerin çocukları hep boşa hayatları boşa geçer hiç eve gelmek istemezler.

Toplumun huzura kavuşması, erkeklerin hanımlara iyi davranması konusunda da annelere  büyük görevler düşmektedir. Çünkü anneler özellikle erkek çocukları çok şımartıyorlar, onların erkek çocuklarını ilerde hanımlara çok iyi davranacak şekilde büyütmeleri lazım. Mesela bu günün anneleri yarının kocalarını doğuruyorlar. Görünürde erkek kadına zulmediyor, halbuki biz bunun derinine indiğimiz zaman aslında kadın kadına zulmediyor. Bunu açıklayacak olursak, birincisi kadınlarda erkek çocuk doğurmak isteği çok fazladır. Erkeklere nazaran. Sonra bu erkek çocuk doğduğu zaman onu çok nazlarlar. Eğer bir aile içinde hem kız hem erkek çocuklar varsa bu anneler çok belirgin şekilde ikisi arasında farklı muamele yapıyorlar. Böylece erkek çocuk kız çocuktan daha üstün olduğunu düşünmeye başlıyor.

Mesela bizim toplumlarımızda çok görürüz evde abla var ve erkek daha küçük, hep kız çocuğa yavrum kardeşine çay getirsene deniyor. Bu çok yanlış bir şeydir. Abla abladır, siz deyin ki hadi oğlum ablana çay getir. Bu gün tam tersi yapılıyor. Veya erkek çocuk hiçbir zaman ablasının elbisesini ütülemez, ama ablası hem okur, belki hem çalışır ve üstüne üstlük erkek kardeşinin elbisesini hep o ütüler. Bu olay, ailelerde ki bu şekilde davranışlar erkek çocuğun şımarmasına ve çocukluğundan itibaren ben kız çocuktan daha üstünüm kanaatine saplanmasına sebep oluyor. Ve yarın bu erkek çocuk evlendiği zaman ben kadından daha üstünüm zannıyla hareket ediyor ve hanıma her türlü eziyet verme hakkını kendinde görüyor. Ve bu şekilde aslında kadın kadına zulmediyor.

Kendi kocasının haksızlığından şikayetçi olur ama kendi erkek çocuğunu öylesine yetiştirir ki o erkek çocuk en üstün benim diye kabul eder ve hanımı aynı şekilde ezmeye çalışır, babasının annesini ezdiği gibi. Ve dedi ki erkek ve kız çocuklarınızı eşit şekilde büyütün. Belki anneler ağzıyla demiyor, ben eşit muamele ediyorum diyor ama muamelede fark ediyor. Erkek çocuk daha çok yiyecek diye, daha güzel yemek erkek çocuğa veriliyor, daha güzel elbise erkek çocuğa vs. diye.

Huzur dedi ki Allah bizim babamızdan razı olsun bizim babamız erkeklere nispetle kız çocukları daha çok severdi, ve kız çocukların haklarının korunması konusunda çok ciddiydi. Ben hatırlıyorum biz çocukken ablalarımızla kavgalarımız olurdu, bazen onlar bizi döverdi, ve ablam beni dövdüğü halde ben ona el kaldırdığım zaman babam beni öyle sert şekilde cezalandırırdı ki bazen hayattan dahi nefret ederdim. Ben ilerde şunu anladım ki babamız bizi o şekilde yetiştirmekle bize bir şey aşıladı ki hanım çok kutsal bir varlıktır. Ve yarın sana bir hanım teslim edildiği zaman ona el kaldırılmaz. Ve diyor ki biz bunu sonradan anladık ki bizim içimize böyle bir duygu kendiliğinden yerleşmiş.

Bunun tersine geçenlerde biz ablamızla konuşuyorduk, babamız hakkında yani Mehdi (AS)’ın 2.halifesi. O anlatıyor bir gün başka kızlarla ben de oturuyorum, yani huzurun ablası, bütün kızlar bir hata yaptı ve babam bana da kızdı ve benim de o hataya iştirak ettiğimi zannederek beni de azarladı. Ve dedi ki size o geziye gitmek yok cezalısınız vs diye azarladı.Ben diyor kapıyı kapattım ve üzgün bir şekilde ağlamaya başladım. Az sonra baktım ki dışarda babam dolaşıyor ve şöyle diyor ki içerde benim bir yavrucuğum var o babasına kızmıştır halbuki o bilmiyor ki onun babası dışarda ondan özür dilemek için dolaşıyor. Ve huzurun ablası anlatmaya devam ediyor, bunun üzerine ben kapıyı açtım, babamla kucaklaştık ve ikimiz de ağlamaya başladık. Sanki bu ağlama birbirini çok seven iki kişinin uzun müddetten sonra kavuştuklarında ki ağlamaya benziyordu. Mehdi (as)’ın 2. Halifesinin muamelesi bu şekildeydi ve huzur dediki siz de çocuklarınızı bu şekilde büyütün.

Erkeklerin üstünlüğünü aileniz içinden kaldırın. Ve diyor ki babamızın bu muamelesi şunu öğretti ki Allahu Teala yarın size bu nazik cins yani hanım, size teslim ettiği zaman onların nazik duygularını korumak ve dikkate almak zorundasınız. Ve fedakarlığı onlardan istemeyip siz fedakarlığa katlanmalısınız.

Huzur dedi ki “Ey hanımlar! Eğer siz kendinize acımak istiyorsanız, o zaman erkek çocuklarınızı iyi eğitin ve onlara hanımların haklarında bahsedin, ablalarına ve kız kardeşlerine karşı saygılı olmayı öğretin, o kadar ki abla ve kız kardeşlerine karşı sert kelime dahi kullanmamalıdırlar, eğer siz bu şekilde erkek çocuklarınızı bu şekilde büyütürseniz ben size söylüyorum ki emin olunuz siz gelecek nesillere çok büyük iyilik yapmış olursunuz”.

Her nesilden sonra öyle erkek çocuklar büyüyecektir ki sizin kızlarınız rahat edecektir. Ve bu kocalar eşlerine karşı sevgi dolu iyi niyetli fedakar olacaklar ve Resulüllah (SAV)’in şeklinde görülen eşler görebileceğiz ve dedi ki Resulüllah (SAV)’ın kendi eşleriyle olan ilişkilerini incelediğimiz zaman bir tek olay dahi yoktur ki hanımlarının haksızlığı karşısında onlara haksızlık yapmış olsun. Bir tek olay dahi yoktur. Halbuki Resûlüllah (sav) bazen hanımlarından sert kelimeler dahi duydu. Ama Resulüllah (sav) bir kere dahi onlarla kızgınlıkla öfkeyle konuşmadı. Bakın bu çok zordur, siz bu kadar tahammül ve sabır gösteremiyorsanız bile Resûlüllah (sav)’e benzemeye çalışın.

Resûlüllah (sav)’in bu örneğine karşılık hanımlarının ufak tefek kusurlarından dolayı bazı kimselerin onlara el kaldırmaları onlara saygısızlık etmeleri, anne babasına küfür etmesi vs. bunlar öylesine korkunç şeylerdir ki İslamiyet bunların bir zerresine dahi müsaade etmez. Ama bunlar nasıl Müslüman erkeklerdir ki bunları yapabiliyorlar. Halbuki Resûlüllah (sav) öyle bir eştir ki dışardaki bütün işlerini yapıp eve geldiği zaman evde hanımların yapması gereken işlere de yardım ediyor. Bu ne yüce bir örnektir. Resûlüllah (sav)’in bu yüce örneklerinden dolayıdır ki Müslümanlar da nesilden nesile bu örnekler yetiştirdi. Sonra insanlar bu örnekten uzaklaşıp kendi örf ve adetlerine göre devam etmeye başlayınca Müslümanlar da bozuldu.

En son olarak tekrar bunu diyeceğim ki eğer siz çocuklarınızı iyi yetiştirmek istiyorsanız sadece kız çocuklarınızın üzerinde durmayın, erkek çocuklarınızı da güzel yetiştirin ve onlara harikulade güzel duygular verin, onların hislerini ve duygularını sertlikten koruyun. Sert duygular onların içinde yerleşmemeli, yumuşak olmalıdırlar. Ben demiyorum ki erkek çocuklarınızı sevmeyin, onları da sevin, istediğiniz kadar sevin ama onları şımartmayın ve kız çocuklardan ayrıcalıklı davranmayın, onlar kız çocuklarından daha faziletliymiş gibi davranmayın. Bunu yaptığınız takdirde onların akılları bu konuda dengesini kaybeder. Allah size bu konuda yardımcı olsun, bize böyle evler lazımdır, güzel sevimli evler erkeklerin erkek çocukların ve kız çocukların hepsinin temennisi olmalı böyle evlere kavuşmak. Bizler evlerimize döndüğümüzde bize orda huzur nasip olmalı, öyle evler ki bu evlerde birbirine karşı saygı ve sevgi olmalı, ve nerde olursak olalım o evde bulduğumuz huzuru başka hiçbir yerde bulmayalım. Böyle olunca siz Kuranı kerimin bu ayetinin liteskünû ileyha tasviri haline gelesiniz.


Related news items:
Newer news items:
Older news items:

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 223

İspanya, Seville Üniversitesi İslamî Bilimler Bölümünün l2 Mart l990 yılında yaptığı davet üzerine, Mirza Tahir Ahmed Hazretleri “

Video

Downloads: 103

Vadedilen Mehdi'nin (a.s.) sahabelerinin imanı

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler