Mta-türk videolar için tıklayınız.

İslamiyet’e göre insanoğlunun yaratılışının gayesi, Allah’acc ibadet etmektir. Allahcc Kuran-ı Kerim’de; “Ben cinleri ve insanları yalnız Bana ibadet etmeleri için yarattım."[1] buyurulmuştur. İbadet Yüce Allah’ıncc buyruklarına tam olarak boyun eğmek demektir. Hz. Muhammed-i Mustafasav, Yüce Allah’ıncc mesajını insanlara getirmekle kalmayıp, İslam dinine göre Yüce Allah’ıncc bütün buyruklarını izah da etti.

İslam’ın beş şartı

İslamiyet beş temel şarta dayalı bir din olup her Müslüman bunları mutlaka yerine getirmelidir. Genel olarak bunlara İslam’ın beş temeli veya şartı denilir.

Birinci şart “Kelime-i Şehadet”tir. Yani Allah’tancc başka ibadete layık olanın bulunmadığına ve Hz. Muhammed’insav Allah’ıncc peygamberi olduğuna şehadet etmektir. Allah’ıncc birliği İslam’ın ana temelidir.

İkinci şart “Salat” yani namazdır. Namaz belli şartlara göre eda edilir.

 

Üçüncü şart ise “Zekât”tır. Müslümanlar belli şartlara göre para yahut benzeri araçlarla Allahcc yolunda mali fedakarlıkta bulunurlar. Zekât Hak Teala’nıncc Kuran-ı Kerim’de belirttiği gibi hayırlı yollarda kullanılır.

 

Dördüncü şart Ramazan ayında (ve bazen de nafile olarak Ramazan dışında) “Oruç” tutmaktır.

Beşinci şart “Hac”dır. Bir Müslüman belli şartlar çerçevesinde, ömrü boyunca en az bir kere Mekke’ye giderek, Beytullah’ı ziyaret etmelidir.

İslam, bütün dini emirler arasında namaza çok fazla önem vermektedir. Beş vakit namaz kılmak her yetişkin ve aklı başında Müslüman’a farzdır. Namazın nafile (isteğe bağlı) olan bazı kısımları da vardır.

Bir Müslüman maneviyata çok önem verir. Maddiyatçı bir insan maddiyata ne kadar önem verirse, ihlâs sahibi bir Müslüman maneviyata ondan çok daha fazla önem verir. Yemek ve hava maddi hayat için nasıl gerekli ise, namaz da manevi hayatımız için aynı şekilde gereklidir. Günün değişik vakitlerinde namazı eda etmedikçe manevi hayatımız asla devam edemez.

Namaz, belli hareketlerden oluşmaktadır. “Kıyam” yani namaz için ayakta durmak, “Ruku” yani eğilmek, “Secde” yani alnımızı belli bir şekilde yere değdirmek, “Kâde” yani oturmak. Bütün bu durumlarda belli dualar okunur. Bu dualar Arapça olduğuna göre her Müslüman bunları ezbere bilmeli ve namazda Rabbindencc ne istediğini bilmesi için bu duaların anlamlarını da öğrenmelidir.

Namazın farz oluşu

Namaz her yetişkin ve aklı başında Müslüman’a farz olup açıklandığı şekilde eda edilmesi gerekir. Çocuklara gelince, yetişkin çağa erişinceye kadar kendilerine namaz farz değildir. Ancak, çocukları namaza alıştırmak için çaba sarf etmeliyiz ve onlara nasihat ederek namazın önemini anlatmalıyız. Böylece onlar yetişkin çağa gelince kendiliklerinden namaza başlasınlar ve şartlarına göre eda etsinler. Kısacası çocukların bu konuda eğitilmeleri ve terbiye edilmeleri gerekir. Hz. Resulüllahsav anne ve babaya, çocukları yedi yaşına erdiği zaman kendilerine namaz kılmayı tavsiye etmelerini buyurmuştur. Diğer taraftan çocuklar on yaşına ulaştıklarında ve namaz kılmadıkları durumlarda anne ve babaları tarafından uyarılmaları gerektiğini de beyan etmiştir.[2]

Çocuklar ergenlik çağına erince artık namaz kılmaları kendilerine farz olmuş olur. Bu yaşta hiçbir kimse yahut devlet, onları namaza zorlayamaz. Zorla kılınan namazın dinen hiçbir değeri yoktur. Namaz daima kişinin kendi isteğiyle eda edilmelidir. Bu da kul ile yaratan arasındaki ilişkidir. O bakımdan anne ve babalar çok küçük yaştan itibaren çocuklarını namaza alıştırmalıdırlar. Ayrıca çocuklarımızın namaza alışmaları konusunda Rabbimizecc içtenlikle dua etmeliyiz. Namaz çok büyük ve önemli bir ibadet olduğuna göre, bu konuda Allah’ıncc yardımı da istenmelidir.

Kuran-ı Kerim’in buyurduğuna göre Hz. İsmailas ömrü boyunca, aile üyelerine namazları hiç aksatmadan eda etmelerini tavsiye ederdi. Genel olarak müşahede edildiği gibi eğer büyükler namazı hiç aksatmadan eda ederlerse, onları gören çocuklar da onların hareketlerini taklit etmeye başlarlar ve böylece namaza alışırlar. Çocuk yedi yaşına erişince namazın nasıl uygun olarak eda edilmesi gerektiği kendisine öğretilmelidir. Ayrıca namaza katılması konusunda da çocuk teşvik edilmeli ve eğer mümkünse anne ve babası ile birlikte camiye gitmesi için ikna edilmelidir. Çocuk böylece namaza alışacak ve daha sonraki yıllarda namazını muhafaza edecektir. Çocuk on ila on iki yaşlarındayken anne ve babanın yahut büyüklerin de namaz konusunda daha düzenli olmaları ve çocuk namaza yaklaşmıyorsa kendisini uyarmaları gerekir. Bu çocuğa eziyet etmeleri yahut ceza vermeleri gerekmez. Aksine nasihat etmeleri gerekir. Mesela çocuk okula gitmediği durumda nasıl nasihat ediyorlarsa, namaz kılmadığı durumlarda da aynı şekilde nasihat etmeleri lazımdır. Çocuk on iki yaşına gelince anne ve babası artık ona yeterince nasihat etmiş olduklarını ve bundan böyle bu işin kendisi ile Rabbi arasında olduğunu kendisine iyice söylemelidirler. Bu onların çocuğa bundan böyle nasihat etmeyecekleri anlamına gelmez. Nasihat ömür boyunca devam eder ve gerekirse onlar çocuklarına bu konuda mutlaka nasihat etmelidirler. Ancak çocuk oniki yaşına gelince ona karşı sert davranılmamalıdır. Daha önce de söylediğimiz gibi Hz. İsmailas kendi aile üyelerine aynı şekilde sevgi ve şefkat ile nasihatte bulunurdu. Hz. Resulüllahsav da yetişkin aile üyelerine benzer tarzda nasihat ederdi. Bildirildiğine göre Hz. Resulüllahsav kızı Fatmara ile damadı Hz. Ali’yira sabah namazına uyandırmak üzere seslenmeyi alışkanlık haline getirmişti.

 

[1] Zariyat (51) Suresi, 57

[2] Sünen Ebu Davud; Kitab-üs Salat


Related news items:
Newer news items:

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 93

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza re...

Video

Downloads: 84

Sabrın Bereketleri

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler