Mta-türk videolar için tıklayınız.

Hz. Peygamber (S.A.V.)’a karşı muhalefet gittikçe artıyordu. Bu arada Hz. Peygamber (S.A.V.) ve taraftarları İslâmiyet’in tebliğini Mekkelilere açıklamak için ellerinden geleni yapıyorlardı. Bu, çok taraflı bir tebliğdi ve nihaî ehemmiyeti, yalnız Araplar için değil bütün dünya için de, pek büyüktü. Allah’tan gelen bu tebliğ şöyle diyordu:

Dünyayı yaratan birdir. O’ndan başka tapılmaya lâyık olan yoktur. Peygamberler her zaman O’nun birliğine inanmışlar ve ümmetlerine bunu öğretmişlerdir. Mekkeliler putlara tapmaktan vazgeçmelidir. Görmüyorlar mı ki putlar, tapanlar sunduğu kesilmiş kurbanlar üzerine konan sinekleri bile kovmaktan âcizdirler. O putlar kendilerine yapılan bir saldırıyı defedemezler; kendilerine sorulan bir suale cevap veremezler; kendilerinden yardım dileyen olsa bir şey yapmaktan âcizdirler. Fakat bir olan Allah Kendinden yardım dileyene yardım eder; Kendine düşman olanlara dosta çevirir; Kendi önünde alçalanları yükseltir. Allah’tan ışık gelince O’na tapanları aydınlatır. O halde, Mekkeliler niçin Allah’tan yüz çevirip cansız putlara dönüyorlar ve boşuna ömür telef ediyorlar. Görmüyorlar mı ki, bir olan gerçek Allah’a inanmamaları kendilerini hurafeperest ve ehliyetsiz yaptı? Neyin pâk, neyin murdar ve neyin doğru neyin yanlış olduğu hakkında bir fikirleri yok. Analarına saygı göstermezler.kız kardeşlerine ve kızlarına vahşice muamele yaparlar ve onları haklarından mahrum ederler. Karılarına kötü muamele yaparlar. Dullara eza ve cefa ederler, yetimleri ve fakirleri istismar ederler ve refahlarını başkalarının sefalet ve perişanlığı üstüne bina etmek isterler. Yalancılıktan, dolandırıcılıktan veya hırsızlıktan ve yağmacılıktan utanmazlar. Zevkleri kumarbazlık ve ayyaşlıktır. Kültür ve milletçe devamlı olarak zarar ve ziyanlara uğramaya, sıkıntı çekmeye daha ne kadar devam edecekler? Nefislerini ve ahlâklarını düzeltseler daha iyi olmaz mı? Birbirlerini değişik şekillerde istismar etmekten vazgeçseler, hakkı sahibine teslim etseler, servetlerini millî ihtiyaçlar için ve fukara ve düşkünlerin durumunu düzeltmek için harcasalar, yetimlere, öksüzlere bir emanet, bir vedia gözüyle bakıp onları korumayı görev saysalar ve bunu teşvik etseler, yalnız insaf ve adalet değil âlicenaplık ve merhamet ve şefkat duygularını da geliştirseler daha iyi olmaz mı? Bu dünyadaki hayat, hayıra ve iyiliğe vesile olmalıdır. Geride iyi bir hatıra ve hayırlı işler bırakınız ki, siz buradan gittikten sonra onlar gelişsin ve meyve versin. Başkalarından almakta değil, başkalarına vermekte fazilet vardır. İlâhi iradeye teslimiyet göstermeyi öğreniniz ki, Allah’a yaklaşasınız. Hemcinsleriniz olan insanlara karşı tok gözlülükle hareket ediniz ki, Allah katında mertebeniz yükselsin. Müslümanlar gerçi şimdi zayıftır amma, onların güçsüzlüklerine bakmayınız. Hak ve hakikat üstün ve başarılı olacaktır. Takdir-i İlâhi böyledir. Peygamberin delâleti ile iyiyi ve kötüyü, doğruyu ve yanlışı ayırt etmek için dünyada yeni bir ölçü, yeni bir kıstas vazedilecektir. Adalet ve merhamet hâkim olacaktır. Din meselesinde zorlama ve müdahaleye müsaade olunmayacaktır. Kadınlara ve kölelere yapılan zulüm ve haksızlık ortadan kalkacaktır. Allah’ın hükmü yerine geçecek ve üstün duruma gelecektir.

Bu tebliğ Mekke halkına telkin ve talim edildiği ve iyi niyetli ve düşünceli Mekkeliler üzerinde derin bir tesir yapmaya başladığı vakit, Mekke reisleri meseleyi ciddi buldular. Bir heyet halinde Hz. Peygamber (S.A.V.)’ın amcası Ebu Talib’e giderek ona şu şekilde hitap ettiler:

“Sen reislerimizden birisin ve şimdiye kadar senin hatırın için yeğenin Muhammed’e dokunmadık. Ancak, bu millî buhrana, aramızdaki bu mücadeleye, son verme zamanı artık gelmiştir. Onun tanrılarımız aleyhinde konuşmaktan vazgeçmesini istiyoruz. İsterse Allah’ın bir olduğunu ilân etsin, fakat bizim putlarımız aleyhinde bir söz söylemesin . buna razı olursa onunla olan ihtilâf ve mücadelemiz biter. Onu ikna etmeni istiyoruz. Ancak bunu yapamazsan, ,ki durumdan biri gerçekleşecek: Ya sen yeğeninden vazgeçeceksin, veyahut da biz, senin kavmin, senden vazgeçeceğiz.” (Hişam)

Ebu Talip çetin bir durum karşısında kalmıştı. Yeğeninden vazgeçmesi zordu. Fakat kendi kavmi tarafından reddedilmesi de aynı derecede zorluk arz ediyordu. Arapların para olarak pek az servetleri vardı. Prestijleri reis veya baş olmaktan ibaretti. Onlar kavim ve kabileleri için, kavim ve kabileleri de onlar için yaşardı. Ebu Talip çok üzülmüştü. Hz. Peygamber (S.A.V.)’ı arattı ve Mekke ileri gelenlerinin talebini kendisine anlattı. Gözleri yaşla dolu olarak “Muvafakat etmezsen, ya ben senden vazgeçeceğim, veyahut da kavmim benden vazgeçecek,” dedi. Hz. Peygamber (S.A.V.)’ın amcasına, acıdığı belli idi. Gözleri yaşlarla doldu ve şöyle dedi:

“Kavminden vazgeçmemeni istiyorum. Beni desteklememeni istiyorum. Benden vazgeç ve kavmini destekle. Bir olan, tek olan Allah’ın gerçekliğini ilân etmekten geri durmayacağım. Bunu ölünceye kadar yapmalıyım. Sen dilediğin gibi hareket edebilirsin.” (Hişam ve Zurkani)

Bu keskin ve samimî cevap Ebu Talib’in gözünü açtı. Derin derin düşünceye daldı. Gerçi kendinde imana gelecek kadar cesaret yoktu. Fakat, bu fevkalâde iman örneğine ve görev duygusuna şâhit olacak kadar ömür sürdüğü için kendini sayabileceğini anladı. Hz. Peygamber (S.A.V.)’a dönerek “Yeğenim! Bildiğin gibi hareket et. Görevini yap. Kavmim isterse beni terk etsin. Seninle beraberim” dedi. (Hişam)

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 112

Bu küçük kitap, Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.); "Her kim namazımızı kılar, yüzünü kıblemize çevirir ve bizim kestiğimiz hayvanın et...

Video

Downloads: 56

Müslüman Ahmediye Cemaatinin 29 Mart 2008 Tarihinde İngiltere'de Baitul Futuh Camiinde düzenl...

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler