Mta-türk videolar için tıklayınız.

En nihayet, her insana gelecek olan gün yaklaşmıştı. Hz. Resulüllah (S.A.V.)’ın görevi tamamlanmıştı. İnsanlığın hayrı için Allah’ın ona vahyedeceği her şey vahyolunmuştu. Hz. Muhammed (S.A.V.)’in ruhu kavmine yeni bir hayat vermişti. Yeni bir millet, yeni bir hayat görüşü, yeni müesseseler, kısacası yeni bir gökyüzü ve yeni bir yeryüzü  ortaya çıkmıştı. Yeni bir nizamın temelleri atılmıştı. Tarla sürülmüş, sulanmış ve yeni bir mahsul için tohum saçılmıştı; ve şimdi ekin yeşermeye başlamıştı. Fakat ekini biçmek başkalarına düşecekti. Onun işi sadece tarlayı sürmek, tohumu ekmek ve sulamaktı. O  bir işçi olarak gelmişti; bir işçi olarak yaşamıştı ve bir işçi olarak gidecekti. Emeğinin mükâfatını bu dünyaya ait şeylerde değil, Allah (C.C.)’ın rızasında ve hoşnutluğunda bulmuştu. Ekini biçme zamanı gelince, o bunu başkalarına bırakıp Allah (C.C.)’a dönmeyi tercih etti.

Allah’ın Habibi (S.A.V.) hastalandı. Birkaç gün mescide gitmeye ve namaz kıldırmaya devam ettiyse de, daha sonra bunu yapamayacak kadar zayıf düştü. Sahabeler her gün Resulüllah’ın sohbetine o kadar alışmışlardı ki, onun vefat edebileceğine inanmıyorlardı. Fakat Hz. Resulüllah (S.A.V.) vefat edeceğini onlara tekrar tekrar hatırlatıyordu. Bir gün bu konuya temas ederek şöyle dedi: “İnsan bir hata işlerse, öteki dünyada pişmanlık duymaması için daha bu dünyada iken hatasını tamir ermeye çalışması daha iyidir. Eğer ben içinizden birine bir fenalık yaptımsa bunu bilmeyerek yaptım. Binaenaleyh, öyle birisi varsa bana söylesin ve benden o fenalığı düzeltmemi istesin. Hatta farkında olmayarak dahi birinizi incittimse gelsin ve benden intikamını alsın. Öteki dünyada Allah (C.C.)’ın huzuruna çıktığım zaman mahcup duruma düşmek istemem.”

Sahabeler çok müteessir oldular. Hepsinin gözleri yaşla doldu. Onlar için Resulüllah’ın katlanmadığı hangi ıstırap, çekmediği hangi sıkıntı vardı? Başkalarının kâfi yiyeceği ve içeceği bulunsun diye kendisi açlığa ve susuzluğa göğüs germişti. Başkaları iyi giyinebilsin diye, o elbiselerini kendisi tamir etmiş, ayakkabılarını kendisi yamalamıştı. Böyle olduğu halde, başkalarına yapmış olduğunu sandığı muhayyel hataları bile düzeltmek istiyordu. Çünkü başkalarının hakkına karşı saygısı çok büyüktü.

Bütün sahabeler Resulüllah’ın teklifini acı bir sessizlik ile karşıladılar. Fakat içlerinden bir tanesi ortaya çıktı ve dedi ki: “Ya Resul Allah! Bir defa beni incitmiştin. Muharebeye başlamak üzere saf teşkil ediyorduk. Sen de o sırada yanımızdan geçerken dirseğinle böğrüme çarpmıştın. Bunu farkında olmadan yapmıştın. Fakat, madem ki bize istemeyerek yaptığın fenalıkların bile intikamını alabileceğimizi söyledin, o halde ben bu incinmenin intikamını almak istiyorum.”

Hz. Resulüllah (S.A.V.)’ın teklifine üzüntülü bir sessizlik ile karşılayan sahabeler fena halde içerlediler. Resulüllah’ın teklifinin ruhunu ve bu hadisenin yüceliğini hiç anlamamış olan bu adamın küstahlığı ve sersemliği onları ziyadesiyle hiddetlendirdi. Fakat, bu adam Hz. Resulüllah (S.A.V.)’ın son sözüne inanmış ve ona göre hareket etmeyi aklına koymuş gibi görünüyordu.

Allah’ın Habibi (S.A.V.) “İntikamını almakta serbestsin” dedi ve arkasını dönerek “Gel ve sana nasıl çarptımsa sen de bana o şekilde çarp” diye ilâve etti. bunun üzerine sahabe “Öyle amma, bana çarptığın vakit sırtımda gömleğim yoktu ve böğrüm çıplaktı” dedi.

Hz. Resulüllah (S.A.V.) sahabelere “Gömleğim yukarı kaldırılsın ve gelip dirseğiyle çarpsın” dedi. Sahabeler Hz. Resulüllah (S.A.V.)’ın dediğini yaptılar. Fakat bu sahabe Hz. Resulüllah (S.A.V.)’ın çıplak böğrüne vuracak yerde, nemli gözlerle eğildi ve Hz. Resulüllah (S.A.V.)’ın çıplak gövdesini öptü.

Allah’ın Habibi (S.A.V.) “Bu yaptığın ne?” diye sordu.

“Aramızda kalacağın günlerin sayılı olduğunu bize söylemedin mi? O halde, sana karşı sevgimizi ve saygımızı gösterebilmek için daha kaç kere senin mübarek bedenine el süreceğiz? Gerçi sen dirseğinle bana çarpmıştın amma, böyle bir şey için intikam almak kimin aklından geçer? Bu fikir burada hemen aklıma geldi. Bize intikam almamızı teklif ettin. Ben de intikam bahanesiyle seni öptüm.”

O ana kadar galeyan halinde bulunan sahabeler “Keşke aynı şey daha evvel bizim aklımıza gelseydi!” diye teessür duymaktan kendilerini alamadılar.


Newer news items:
Older news items:

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 429

Ahmediler biat şartlarını kabul ederek cemaate katılırlar. Peki bu 10 biat şartı aslında nedir? Bilmeden bu şartlara uymak mümkünde de...

Video

Downloads: 123

Sabır, sebat ve dua; başta Peygamber efendimiz (s.a.v.) olmak üzere, müminlerin en büyük ö...

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler