Mta-türk videolar için tıklayınız.

Hz. Peygamber (S.A.V.) otuzunu geçtikten sonra, Allah aşkı ve Allah’a tapma aşkı gittikçe onun benliğini sarmaya başlamıştı. Mekkelilerin rezaletlerinden, putlara tapmalarından ve kötü âdetlerinden tiksinen Hz. Peygamber (S.A.V.) tefekkür ve murakabe amacıyla, iki üç kilometre uzaktaki bir yere çekilirdi. Burası bir tepe üzerinde bir mağara idi. Karısı Hz. Hatice Anamız (R.A.) ona birkaç gün yetecek kadar yiyecek hazırlar ve o da bunu alıp Hira mağarasına giderdi. Mağarada gece gündüz ibadet ederdi. Kırk yaşında iken bu mağarada bir varlık gördü. Gördüğü bu varlık okuyacağını bilmediğini söyledi. Aynı varlık ısrar etti ve en sonunda Hz. Peygamber (S.A.V.)’e şu ayetleri okuttu: “Yaratan Tanrının adıyla oku. O, insanı, kan pıhtısından yarattı. Kalem ile öğreten, insana bilmediğini öğreten, payansız kerem ve ihsan sahibi olan Tanrının adıyla oku.” (96:2-6)

Hz. Peygamber (S.A.V.)’e ilk vahyedilen bu ayetler, daha sonra vahyedilen diğer ayetler gibi, Kur’an’ın metnine dahildir. Muazzam manalar taşıyan bu ayetlerde Hz. Peygamber (S.A.V.)’e harekete geçmesi; insanı yaratan ve Allah sevgisi ile insanlık sevgisinin tohumlarını beşerî fıtrat içine ekilmiş olan tek Tanrının, tek yaratıcının -Hz. Peygamber (S.A.V.)’in ve bütün varlıkların tek Tanrısı ve yaratıcısının- adını âleme yayması emredilmektedir. Bu Tanrının tebliğini âleme yayması Hz. Peygamber (S.A.V.)’e emredilirken, bu hususta kendisine yardım edileceği ve korunacağı va'dolunmuştu. Aynı âyetler, dünyaya kalem vasıtasıyla her çeşit bilginin ve daha (önce) hiç işitilmemiş şeylerin, öğretileceği bir zaman geleceğini de önceden haber vermişti. Bu âyetler Kur’an’ın özüdür. Daha sonraki âyetlerde Hz. Peygamber (S.A.V.)’e bildirilmiş olan her şey rüşeym halinde bu ayetlerde mevcuttur. İnsanlığın manevî gelişmesinde evvelce bilinmeyen büyük bir gelişmenin temeli o âyetlerde atılmıştı. Yazdığımız Kur’an tefsirinde bu âyetlerin manası ve açıklaması mevcuttur. Burada o ayetlerden bahsetmemiz, onların vahyolunmasının Hz. Peygamber (S.A.V.)’in hayatında büyük bir hadise teşkil etmesinden ötürüdür. Hz. Peygamber (S.A.V.) bu vahyi aldığı vakit, omuzlarına Allah’ın yüklemeye karar verdiği mesuliyet kendisini çok korkutmuştu. Onun yerinde başka kim olsa gurur duyardı- büyük bir adam olduğu düşüncesine kapılırdı.  Hz. Peygamber (S.A.V.) böyle değildi. Büyük işler başarabilirdi, fakat başarısıyla kendisinden geçmezdi. Başından geçen bu büyük tecrübeden sonra, halecan ve heyecan içinde ve yüzü süzülmüş bir halde eve döndü. Hz. Hatice Anamız (R.A.) ne olduğunu sorunca, Hz. Peygamber (S.A.V.) her şeyi ona anlattı ve korkusuna “Zayıf ve âciz bir adamım; Allah’ın omuzlarıma yüklemek kararında olduğu mesuliyeti bilmem nasıl taşıyabileceğim,” sözleriyle özetledi. Hz. Hatice Anamız (R.A.) derhal şu cevabı verdi: “Vallahi. Allah, başarısızlığa uğrayasın ve liyakatsizlik gösteresin de ondan sonra Kendisi de terk etsin diye bu Kelâmı sana göndermedi. Sen akrabalarına karşı şefkat ve saygı ile muamele ederken, fakirlere ve kimsesizlere yardımda bulunup onların yükünü taşırken, Allah sana öyle bir şeyi nasıl yapabilir? Memleketimizde ortadan kaybolan faziletleri sen geri getiriyorsun; misafirlerine hürmet ediyorsun, ve sıkıntıda olanlara yardım eli uzatıyorsun. Allah hiç senin başını derde sokar mı?” (Buharî)

Bu sözleri söyledikten sonra, Hz. Hatice Anamız (R.A.) Hz. Peygamber (S.A.V.)’i Varaka bin Nevfel’e götürdü. Hatice (R.A.)’nin yeğeni olan Varaka bin Nevfel Hristiyandı. Hz. Peygamber (S.A.V.)’in başından geçeni işitince: “Musa’ya indirilen melek eminim ki sana da indirilmiştir” dedi. (Buharî)

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 160

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak...

Video

Downloads: 56

Günümüzde hilafet ve halifeye tabi olmak meselesi tüm açıklığıyla bu bölümde anl...

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler