Mta-türk videolar için tıklayınız.

14 Mart 1914’den 7 Kasım 1965’e kadar 52 yıllık, büyük ve geniş atılımları içeren bir süre boyunca cemaati yönetti. Bu atılımlardan bazıları şunlardır:

İslâm’ı Yayma

Onun en önemli başarılarından biri İslâm’ı yurt içinde ve dışında yaymak ve tebliğ etmek için sağlam bir nizamın temellerini atmış olmasıdır. Hilâfet makamına yükseltilişinin ardından kısa bir zaman sonra ilk işinin İslâm’ı yaymak olacağını ilân etti.12 Nisan 1914’de çıkardığı ferman ile ülkenin her tarafından İslâm’ı yayma konusunda istişare etmek amacıyla temsilcileri Meclis-i Şura’ya davet edildi. Orada şu arzusunu dile getirdi:

“Aramızda çeşitli dillere vâkıf insanlar olmalı ki, bunlar sayesinde İslâm’ı kolayca yayabilelim.”

Kendisi şöyle devam etti: “Ahmediyet’in hakikatinin dünyanın her tarafında parlayışını görmek isterdim. Buna muvaffak olmak Yüce Rabbimiz için zor değildir.”

Bu işi gerçekleştirmek amacıyla 1919’da Davet ve Tebliğ Bakanlığı’nı ve genel merkez olarak Ahmediye Medresesi’ni kurarak onu sadece bir ilâhiyat fakültesi olmaktan çıkarıp genel bir üniversite düzeyine getirmeye çalıştı. Tüm bu çaba ve gayretler çok iyi eğitilmiş Dâîler (Hakk’a davetçiler) ve mübelliğler yetiştirmeye yönelikti. İslâm’ı yaymak amacıyla yurt dışında çeşitli merkezler açtı. Kendisi bu dünyadan göçtüğünde 46 İslâm ülkesinde sapasağlam merkezler tesis edilmişti. Bunların etrafında o günden bu güne çalışkan ve sâdık cemaatler mevcuttur.

Kur’anî Hikmet

Allah-u Zülcelâl ona doğuştan Kur’an-ı Kerim için derin bir ansiklopedik ve ruhanî bilgi ve anlayış bahşetmişti ki, böylece onun vasıtasıyla İslâm’ın şânının ve Kur’an’ın haysiyetinin inandırıcı bir şekilde yerleştirileceğini müjdeleyen gaybî haber gerçekleşti. O Allah’ın kendisine Yüce Kur’an'ın yüzlerce, binlerce hakîkatini hususî tehaddüs ve vahiy lütfuyla ifşa ettiğini söylemişti. (Tefsir-i Kebir, Cilt-VI, Syf:483)

O aynı zamanda, hangi bilgi veya dine sahip olursa olsun eğer herhangi biri Kur’an-ı Kerim’i eleştirecek olsa Allah’ın lütfuyla onu sadece Kur’an’ın kendisiyle ikna ve tatmin ederek susturacak kadar kendisine Yüce Kur’an hakkında bereketli bir manevî marifet ihsan edildiğini açıkladı.

Birçok kez Kur’anî hikmet üzerine şerh yazmak hususunda başkalarına meydan okudu. O, Yüce Kur’an’dan daha önce hiç bilinmeyen yeni malûmatlar tefsir edeceğini iddia ediyordu. 1944’de Delhi’de kendisinin Müslih-î Mev’ud (Va’dedilen ıslâhatçı) olduğunu iddia edip Kur’an-ı Kerim’in hikmet ve hakikatlerinin tefsiri hakkındaki meydan okumasını tekrar ettiği halka açık bir toplantıda o şunları söylüyordu:

“Şu anda tekrar iddia ediyorum ki, eğer binlerce âlim benimle Kur’an’ın tefsirini yazma hususunda yarışmak için toplanmış olsa idi, yine de dünya benim tefsirimin, derin ilâhi hakîkatlerin hikmeti açısından emsalsiz olduğunu kabul ve tasdik ederdi”.

Tefsir-i Kebîr’inde  sunulan Kur’an-ı Kerim’in hikmetinin yeni tarifi üstteki iddianın meşruiyet ve sadâkatının inkârı kâbil olmayan kanıtını taşıyor. Çağ onun Kur’anî ilminin üstünlüğüne emin oldu. Kendisi seçkin bir Müslüman önder, yazar ve Ahmediyet’in amansız karşıtı olan Lahor “Daily Zemindar” gazetesi müdürü Muallâvi Zafer Ali Han diğer muhalif fırkalara seslenirken şunu teslim ediyordu:

“İyice kulaklarınızı açın da dinleyin! Siz ve sizin suç ortaklarınız kıyamete kadar hiçbir zaman Mirza Mahmud’la yarışamazsınız. Mirza Mahmud’un yanında Kur’an var.. Ve.. Derin bir Kur’an bilgisi. Ya sizin neyiniz var?.. Siz Kur’an’ı daha rüyanızda bile okumadınız." [Eyk Havfnak Seziş, Muallavî Mazhar Ali Ezhar, sayfa:196]

Ölümü münasebetiyle Lucknow, Sıdk-ı Cedîd dergisinde çıkan bir taziye notunda şöyle yazıyordu: “Allah’tan Ahmediye Cemaati imamının Kur’an-ı Kerim ve onun ilminin bütün dünyada yayınlanması ve ayrıca İslâm’ı dünyanın her köşesine yayma amacıyla sarfettiği çabalarını mükâfatlandırmasını niyaz ediyorum. Gelin bu meyanda bütün diğer konuları gözden geçirelim. Onun yüce Kur’an’ın hikmet ve hakikatini teferruatla tefsir edişinde ortaya koyduğu derin ilmî üslûp hakikaten eşsizdi.” [Sıdk-ı Cedid, Lucknow, Cilt 51, 18 Kasım 1965]

Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed Resim Galerisi

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 433

Ahmediler biat şartlarını kabul ederek cemaate katılırlar. Peki bu 10 biat şartı aslında nedir? Bilmeden bu şartlara uymak mümkünde de...

Video

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler