Mta-türk videolar için tıklayınız.

Hz.Ahmed’e yapılan suçlamaların çarpıcı bir örneği de kendisinin ve cemaatinin bir “İngiliz Fidan” olmasıyla ilgilidir. Hz.Ahmed (a.s.)’a muhalif olan hocalara göre İngilizler, Hindistan’daki Müslümanları bölmek için Ahmed’i (a.s.) seçmişler; onu kendi menfaatleri uğruna kullanmışlar ve cemaatini de bir çıbanbaşı olarak Hindistan’da bırakmışlardır. Bu düşünceye göre Ahmed (a.s.) daha önce ihtilaflı konular olarak saydığımız yeni fikirleri ileri sürerek İslâm âlemini karıştırmıştır. Hz.Ahmed’e muhalif olan hocalar bu konuda Hz.Ahmed (a.s.)’ın şu yazısını ileri sürerler:

“İngiliz Hükümeti elli yıllık tecrübe sonucu ailemizin vefalı ve fedakâr olduğunu görmüştür. Bu aile hakkında öteden beri Hükümet’in yüce makamları daima bildirilerinde İngiliz Hükümeti’ne içtenlikle bağlı olduğunu ve büyük hizmetlerde bulunduğunu kabul etmiştir. İngiliz Hükümeti’nin kendi elleriyle diktiği bu fidan hakkında akıllı ve dikkatli davranması, her şeyi iyice araştırıp incelemesi ve dikkatle karar vermesi lâzımdır."[1]

Hocalara göre Ahmed (a.s.) İngilizler’i abartarak gereğinden fazla övmüş, hatta hop hoplayarak yağ çekmiştir. Bu da onun bir İngiliz uydurması olduğunu kanıtlar.

AHMEDİLER’İN CEVABI:

Ahmediler bu suçlamaya şöyle cevap verirler:Söz konusu yazı Hz.Ahmed (a.s.)’ın ailesiyle ilgilidir. Bu aile fertlerinin çoğu Ehl-i Sünnet idiler. Bu yazının Müslüman Ahmediye Cemaati ile bir alâkası yoktur.

Hz. Ahmed o yazıyı şu sebepten dolayı yazmıştır:

Hz.Ahmed (a.s.)’ın ailesi Hindistan’ın Batala ilçesinde seksen kadar köye sahip idi. Bu ailenin bu köylerde hakimiyeti vardı. Sihler o yöreye hakim olunca bütün Müslümanlara işkence yaptılar. Camiler ahırlara dönüştürüldü. Birçok Müslüman kadının ırzına geçildi. Müslümanlar evlerinden kovuldular vb. Bu arada Ahmed (a.s.)’ın ailesinin bütün malına da el konuldu ve sahip olduğu köyler elinden alındı.İngilizler, Sihler’i iktidardan uzaklaştırarak bölgeye hakim olunca Müslümanlar’a karşı daha müsamahakâr  davrandılar. Bu arada Hz. Ahmed (a.s.)’ın ailesinin sahip olduğu seksen köy arazisini geri vermedilerse de, “Pencap Chiefs” adlı kitapta belirtildiği gibi yalnız iki üç köy arazisini onlara geri verdiler. Hz.Ahmed (a.s.) ise İngilizler’e yalnız bu sebepten dolayı teşekkür etmek istemiştir ki bunda yadırganacak bir şey yoktur. Bu güne kadar arşivlerden Hz.Ahmed (a.s.) ile İngilizler arasında yapılan herhangi bir anlaşma, yahut İngilizler’in Hz.Ahmed (a.s.)’a ve Cemaati’ne yaptığı malî bir yardım vs. ile ilgili resmî vesika veyahut bir delil ileri sürülmemiştir. İngilizler’i övme meselesine gelince devrin bütün ileri gelenleri İngilizler’i övmüşlerdir. Mesela Türk milletinin de tanıdığı meşhur şair Dr. İkbal’in bir şiirini burada nakledelim. İngiliz Kraliçesi Victoria öldüğü zaman Dr. İkbal şöyle demiştir:

“Kraliçe’nin cenazesi kaldırılmıştır; Kendisine saygı göstermek gayesiyle,

İkbal uçarak gelsin; Kraliçe’nin yolunda hâk (toprak) olsun.” Hz. Ahmed aynı Kraliçe’yi İslâm’a davet etmiş ve şöyle demişti:

Ey saygı değer Kraliçe! İslâm dinini kabul etmediğine hayret ediyorum. Bil ki İslâm dini nurlardan oluşmuştur. Ey saygıdeğer Kraliçe! Dünya nimetleri bakımından Allah’ın sana büyük bir lütfüdür. Sen artık tövbe et ve hakimiyette de bir ortağı bulunmayan Tek ve Bir Allah’a boyun eğ. Ey kraliçe! Tövbe et; tövbe et ve kulak ver."[2]

İngilizler’e yağ çekmiştir diyerek Hz. Ahmed’i suçlayan hocaların hiçbirisi İngiliz kraliçesini bu şekilde İslâmiyet’e davet edememiştir. Bu bir yardakçının konuşma tarzı değildir. Hz.Ahmed (a.s.)’ın ileri sürdüğü talimat ve savunduğu fikirlerde dahil İngilizler’e yarayacak hiçbir şey bulunmamaktadır. Tam aksine o, “İsa çarmıhta can vermemiştir. Hıristiyanlığın temeli olan haçla ilgili, İsa’nın haçta can verdiği inancı batıldır” diyerek İngilizler’in dinlerini yalanlamıştır. Böylece Hindistan’da İngiliz çıkarlarını baltalamıştır. İngiliz Hükümet’i, Hindistan’daki iktidarlarını pekiştirmek için elinden gelen çabayı sarf etmiştir. Gerçek olan şudur ki hiçbir İslâm bilgini Hz.Ahmed (a.s.) gibi Hıristiyanlık aleyhinde mücadele etmemiştir Zaten o yüzden Hz.Ahmed (a.s.)’ın bir çok yazısı değişik hocalar tarafından kendilerine mal edinmek istenmiştir .Mesela Hıristiyanlık aleyhinde çok ün kazanmış olan Güney Afriklı Ahmed Deedat adlı hocanın kendi adına neşrettiği kitapların büyük bir kısmının Hz.Ahmed’e ait olduğu apaçık ortadadır. HAYIR ASLA! Ahmediler İslâm dininden başka bir dine inanıyorlarmış. Hayır- Asla!Ahmediler Kuran’a inanmıyorlarmışHayır - Asla!Ahmediler Kelime-i Şehadet’e inanmıyorlarmışHayır - AslaAhmediler Kabe’yi kıble olarak kabul etmiyorlarmış ve Kıbleleri Beytüllah’tan başka imiş.Hayır - Asla!Ahmediler kendi merkezlerinde sunî bir cennet yapmışlar. Orada huriler varmış. Böylece insanları aldatmaya çalışıyorlarmış. Hayır - Asla! Mirza Gulam Ahmed Kadiyanî, İslâm şeriatinin artık sona erdiğini ilân ederek yeni bir şeriat ileri sürmüş.Hayır - Asla! Müslüman Ahmediye Cemaati aslında bir İngiliz oyunu imiş ve İngilizler İslâm âlemini karıştırmak amacıyla bu cemaati seçmişler imiş.Hayır - Asla!Ahmediler’in namazları, Müslüman namazı değilmiş. Ahmediler sözde namaz kılarken Müslümanlar’ın ifade ettiği kelimeleri tekrarlamayıp kendi uydurdukları kelimeleri mırıldanıyorlarmış.Hayır - Asla!Ahmediler’in ezanları “ Ezan-ı Muhammedî” değilmiş.Hayır -Asla!Ahmediler hac için Mekke’ye gitmiyorlarmış. Aksine merkezlerini ziyarete ederek hacı oluyorlarmış. Hayır - Asla!Ahmediler zekât vermiyorlarmış. Onun yerine yalnız kendi cemaatlerine aidat veriyorlarmış.Hayır - Asla!Hz. Ahmed ve Cemaati’ne “İngiliz Fidanı” olduğuna dair yapılan bu suçlama kimler tarafından yapılmaktadır? Bu suçlama yapanların esas gayeleri nedir? Neden bütün dünyada; özellikle İslâm ülkelerinde, hatta Ahmediler’in sayıca fazla olmadıkları bazı İslâm memleketlerinde Ahmediye Cemaati aleyhinde propaganda yapılmakta ve İngiliz fidanı olduğu ileri sürülmektedir? Bu konu, kalbi temiz her Müslüman’ı hayrete düşürecek kadar enteresandır. Ahmediye Cemaati’ne “İngiliz Fidanı” olduğuna dair yapılan bu suçlama Türkler’in yakından tanıdıkları Vahhabiler tarafından ileri sürülmektedir. Suudi Arabistanlı Vahhabilerin bir “İngiliz Fidanı” oldukları bilinen bir gerçektir.

Osmanlı İmparatorluğu aleyhinde İngilizler ile kim işbirliği yaptı? Keza İngilizlerle işbirliği yaparak Osmanlı’yı arkadan kim hançerledi? Bunu bilmeyen var mıdır? Hıristiyan olan İngilizler ile anlaşarak Müslüman kardeşine balta vuranın Suudi Arabistan’ın Vehhabileri olduğunu Türkler’den daha iyi kim bilir? Hindistan’da “Ehl-i Hadis Devbendî” olarak bilinen bu vahhabiler daha düne kadar İngiliz hükümetinin Hindistan’da hüküm sürmeye en fazla lâyık ve onların anne babadan daha babacan olduğunu ifade etmiyorlar mıydı?[3]

Hatta İngiliz idaresini bütün İslâmî saltanatlardan ve hatta Osmanlı İmparatorluğundan daha iyi, daha hayırlı ve daha uygun olduğunu bağıra bağıra ilân etmiyorlar mıydı?[4] Yalnız bu kadarla kalmayıp İngiliz idaresine isyan eden bir Müslüman’ın Müslüman olmadığına ve İslâm diniyle bir alakası bulunmadığına fetva vermiyorlar mıydı?Yalnız bu kadarla kalmayıp İngiliz idaresine isyan eden bir Müslüman’ın  Müslüman olmadığına ve  İslâm diniyle bir alakası bulunmadığına fetva vermiyorlar mıydı?[5]Bugün Ahmediler’in “İngiliz Uydurması” olduğunu yayan Vahhabiler, İngiliz idaresi zamanında Ahmediye Cemaati Kurucusu Hz.Mirza Gulam Ahmed’in İngiliz idaresi için çok tehlikeli olduğunu söylemekteydiler. Münşi Abdüllah adlı Vahhabi bir lider, Hz.Ahmed hakkında şöyle demiştir: “Yandaşlarına Kuran ayetleri okuyarak onları İngilizlerle savaşmaya hazırlıyor.”[6]Keza Muhammed Hüseyin Batalavî adlı başka bir din bilgini Hz.Ahmed aleyhinde İngiliz hükümetini şöyle kışkırtıyordu: “O, içten yabancı hükümet üyelerinin canını almayı ve malını yağma etmeyi caiz ve mubah saymaktadır. O yüzden İngiliz hükümeti ona güvenmemelidir ve ona karşı dikkatli davranmalıdır. Yoksa İngiliz hükümetine Sudanlı Mehdi’nin bile veremediği zararı bu Kadiyanlı Mehdi verebilir.”[7]

Kısacası gerçek “İngiliz Fidanı” işte Suudi Arabistanlı Vahhabilerdir. Çitan (Kaya) Dergisi’nin yorumladığı gibi İngilizlerin kendi elleriyle diktiği bu fidan kısa bir zamanda dinî bir hareket olarak gelişti.[8]

Bu arada İngilizler bu fidanı Hindistan’da da diktiler ve aşırı kurnazlıkla bütün memlekete yayılmasına yardım ettiler.[9]O yüzden bugün bu İngiliz Fidanının Müslüman Ahmediye Cemaati’ni ve kurucusunu suçlaması hayret verici olmamalıdır.

 


[1] Kitab-ül Beriye; Ruhanî Hazain; c.13; s.350

[2] Ayna-ı kemâlât-i İslâm; s.530

[3] Lectures; Nazir Ahmed Dehlevî; 1890

[4] İşaat-üs Sünneh; Sayı 10; s.292

[5] Zanidar Gazetisi; Lahore; 11 Kasım, 1911

[6] Şehadet-i Kuranî; s.20

[7] İşaat-üs Sünneh; c.16; s.4

[8] Çitan; 15 Ekim; 1963

[9] Tufan Dergisi; 7 Kasım 1962

Mirza Gülam Ahmed Resim Galerisi

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 226

İspanya, Seville Üniversitesi İslamî Bilimler Bölümünün l2 Mart l990 yılında yaptığı davet üzerine, Mirza Tahir Ahmed Hazretleri “

Video

Downloads: 48

2010 Yılı Uluslararası Yıllık Toplantıda Huzur'un (ATBA) 3. Gün Yaptığı Kapanış Konu...

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler