Mta-türk videolar için tıklayınız.

Allah nasıl bir varlıktır?

Kûr’ân-ı Kerîm şöyle buyurmaktadır.[1]

Absar kelimesi ilim anlamında da kullanılır. Yani bu ayeti kerimeden anlarız ki insan ne bu zahiri gözlerle ne de ilmiyle Allah’ı görebilir. Ancak Allah kendisi onu çekerse tıpkı demirin mıknatıs tarafından çekilince bir kuvvet hissettiği gibi o da Allah’ı hisseder.

Tartışma bu noktaya gelince Allah’ın varlığını inkâr edenler “peki nasıl istiyorsan Allah’ın varlığını ispat et. İddiaya uygun ispatlar ver” diyorlar. Bu yüzden şimdi o deliller birer birer sunulacak:

Allah’ın varlığının ilk delili:

İlk delil olarak “genel kabul” delilini alalım. Tanrı kavramı istisnasız her yerde var. En büyük ateistler bile genel kabulü son derece sağlam bir delil olarak kabul ediyorlar. Ateistliğin kurucusu olan Spencer (her ne kadar kendi kitaplarında böyle demese de, onun ürettiği literatür diğer yazarlar tarafından ateistliğin temelini atmak için kullanılmıştır) yazmıştır ki herkes tarafından kabul görmüş fikir yanlış olamaz. Onda muhakkak doğruluk payı vardır. İstisnasız bütün kavimleri incelediğimizde Tanrı fikri mevcuttur. Öyleyse bu fikir ancak ortak bir kaynaktan gelmiş olabilir. Kûr’ân-ı Kerîm, kendisi bu genel kabul delilini sunmaktadır. Şöyle buyuruyor:[2]

Yani yeryüzünde Benim varlığımı anlatıp ve insanlara seslenip bana çağıran elçilerimin uyarmadığı bir kavim yoktur. Bu kadar homojen bir şekilde her yerde bu fikri yayan işte bu elçilerdi. Genel kabul delili budur. Ateistler buna karşı koymak için ellerinden geleni yapmışlar. Hatta sadece günümüzde değil bu kavga öteden beri olagelmiştir. Ama hep kendileri yenildiler. Allah’a inananlar bütün çağlarda hep var olmaya devam etmişlerdir. Öte yandan birçok ateist ölümün yaklaştığını görünce bu konuda emin olmadığını itiraf etmiştir. İngiltere’de bir ateist öleceğini hissedince mirasından hatırı sayılır bir kısmı bu tartışma devam etsin diye ayırtmıştır. İnkâr edenler hakkında böyle rivayetler mevcuttur ama gerçekten inanan birisi hiçbir zaman ölüm eşiğinde şüpheye düşmemiştir.

Vâdedilen Mesih anlatırdı ki bizim dayımızla (Mir Mohammad İsmail bey) birlikte aynı okulda bir ateist okurdu. Bir gün ani bir deprem olduğunda ağzından Ram-Ram[3] lafı kaçtı. Mir Mohammad İsmail Bey ona “ama sen tanrıya inanmıyorsun ki” diye sorunca o da “yanlışlıkla ağzımdan kaçtı” dedi. Aslında gerçek şudur ki ateistler yüzde yüz emin olmadıkları gibi, gerçek inananlar eminlik platformundan seslenirler. Bu yüzden ölüme yakın veya ani durumlarda ateistin içinde olan eminsizlik ortaya çıkıyor. Eğer yüzde yüz emin olsaydı ölürken son derece rahat bir şekilde ömür boyu savunduğu tezi savunmaya devam ederdi. Hâlbuki görünen manzaralar bunun tersini ispatlıyorlar. Sonuç itibariyle genel kabul delili son derece sağlam bir delildir.

Genel kabul deliline yönelik itiraz:

Deniliyor ki tanrı fikri çok yaygın olsa da hiç birisi diğerini tutmuyor. Birisi tek Tanrı olduğunu söylüyorsa diğeri iki tane olduğunu iddia ediyor. Üçüncüsü üç tane olduğu konusunda emin. Başka birisi yüz binlerce tanrı olduğunu söylerken yine başka birisine göre her şey tanrıdır. Birisi Vişnu’ya ve Şu’ya[4] tanrı derken diğeri karanlığın tanrısının ayrı ve aydınlığın tanrısının ayrı olduğunu söylüyor. Yani her ağızdan başka ses çıkıyor. Bu gösteriyor ki bu fikrin temeli sağlam değildir.

Bu itirazın cevabı basittir. Biz demiyoruz ki her ağızdan çıkan sese inanalım. Çelişki içinde olan kavramları atalım ama uyum içinde olanları atmanın bir gereği yoktur. Bütün dinler detaylar hakkında birbiriyle muhalefet içinde olabilirler ama tanrı var mıdır yok mudur konusunda hemfikirler. Detaylara yanlış diyebiliriz ama Allah’ın varlığı kavramı ortak ve doğrudur.  Örneğin birisi on, ikincisi yirmi ve üçüncüsü de otuz süvari gördüğünü iddia ederse çıkan netice hiç birisi hiç bir şey görmemiştir olabilir mi? Eğer kasten kandırmaya çalışmıyorlarsa muhakkak bazı süvarileri görmüşlerdir diyeceğiz. Sadece sayı konusunda ihtilaf vardır. Aynı şekilde dünyanın bütün kavimleri hakkında da diyebiliriz ki eğer hepsi istisnasız kandırmaya çalışmamışlarsa muhakkak bir şeyler görmüşlerdir. Zaman içerisinde bazı yanlış anlamalar söz konusu olabilir ama bu kadar dumanın çıktığı yerde hiç ateşin olmaması olanaksızdır. Yüzlerce ülkede yaşayan ve uzun bir müddet birbirinden bile habersiz olan binlerce kavmin istisnasız bütün yaratılanların bir Yaratanı vardır demesi kuvvetli bir sebep olmadan olamaz.

Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed (Muslih Mevud)

"Allah" adlı eserinden


[1] Enam (6) sûresi ayet.104

[2] Fâtır (35) sûresi ayet 25

[3] Hindu tanrılarından birisi

[4] Hindu tanrılar


Related news items:
Newer news items:
Older news items:

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 160

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak...

Video

Downloads: 62

Ses-mp3

Downloads: 97

Bakara Suresi 1-6 Tefsiri Konuşmacı S.A. Ahmad 20 Ocak 2011 Skype Toplantısı

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Galerimiz Resimler