Mta-türk videolar için tıklayınız.

Ateistlerin itirazının ikinci ve gerçek cevabı başkadır. Onlara diyoruz ki siz müminlerin yaptıklarının amacını tamamen varsaymışsınız. Önce hayali bir şey varsaydınız, sonra onu müminlere isnat ettiniz. Allah’a inanan birisi aslında kötülük yapmak istiyor ama Allah korkusundan dolayı iyilik yapıyor fikrini nereden varsaydınız? Ya da “aslında iyilik yapmak istemiyor ama oltanın ucundaki yemi görünce dayanamıyor” düşüncesini neye dayanarak varsaydınız? Bu gerçek bir mümine ithamda bulunmaktır.

Oysa gerçek bir mümin bu seviyesiz düşüncelerin çok üstündedir. Onun iyilik yapma veya kötülük yapmama sebebi ödül ve ceza değildir. Tek sebebi Allah’a inanmasıdır. Allah’ın dediğini yerine getirmek onun için insanlığın en temel vazifesidir. Fayda ve zarar kavramları aklının ucundan bile geçmemektedir.

Üçüncü olarak şunu diyebiliriz ki dinimizde iyiliği sevap için yapmak ve kötülükten korktuğumuz için sakınmak son derece ilkel ruhani seviyelerden bir tanesidir. “Namazı cennete gideceğim diye kılıyorum” diyen mümin aslında ince bir şirk yapmaktadır. Bu İslamiyet’in ruhuna aykırıdır.

Mümin, iyilik yapıp kötülükten sakınıyorsa iyiliğin özünde güzel bir şey olduğunu ve kötülüğün özünde ayıp olduğunu bildiğindendir. İbadet sınıfına giren iyilikleri Allah’ın ihsanlarının altında ezildiğini hissettiği için yapmaktadır. Namazı cenneti elde etmek için ve orucu cehennemden korktuğu için tutmamaktadır. Onun sebepleri bellidir. Allah onu yaratmıştır ve Rububiyet[1] ve Rahmaniyet[2] sıfatlarıyla birçok ihsanda bulunmuştur. Geleceğin ödülünü kazanma hırsı değil, geçmişte kalan ihsanlar için teşekkür etmek onun gayesidir.    

Namazda mümin ne diyor ki? [3]

"Elhamdülillahi Rabbilaelmin

Er Rahmanir Rahim

Maliki yevmiddin"

Buyurun bu ayetleri bir okuyun. Neredeyse hepsi geçmişin ihsanlarıyla alakalıdır. Geleceğin umuduyla ilgili olan kısmı azdır. Müminin ibadeti teşekkür duygularının dışa vurmasıdır. İçinde açgözlülük ve ödül beklentisi yoktur. Dünyanın hiçbir kavmi, ihsanı teşekkürle karşılamaya kötü demediği gibi, aksine bunu bir fazilet olarak bilmektedirler.

Kaldı şu soru ki neden dinler iyiliklere karşı sevap vaat ediyorlar? Bunun cevabı şudur ki bu Allah’ın lütfudur; Onun kararıdır. Onun böyle bir karşılığı vermesi, müminin de bir karşılık beklentisi içerisinde olduğunu ispatlamaz. Birisi arkadaşının evine gittiğinde zaten ağırlanır, bunu herkes bilir. Ama kim “ağırlanmak niyetiyle gitmiştir” diyebilir? Onun gitmesi hissettiği sevgisindendir. Arkadaşının onu ağırlaması da kendi sevgisinin göstergesidir.

Ayrıca dikkatle incelersek inanmayan birisi gerçekten inanan birisinin ulaşabildiği seviyeye ulaşamaz. Hatta bir inananın iyilik dediği bazı şeyleri anlamsız bulacaktır. Birçok iyilik de yapana kişisel bir faydası sağlamıyor.

Daha önce de söylediğim gibi anne babaya iyi davranmak çocuğun hiçbir işine yaramaz. Kendi tanımlarına göre anne baba için para harcamak ve onların çıkarttıkları zorluklara katlanmak kişisel fayda vermediği için bir ateist için kötülük sayılması gerekir. Tersine anne babaya harcadığı paranın kendi menfaati için harcanmasının iyilik olması gerekir. Ama bir ateist inandığının tersine davranmaktadır. Aklen mantıksız olmasına rağmen o da anne babaya iyi davranır. Sebebi şudur ki kalbinde minnettar olmanın bir erdem olduğunu bilir ama farkında değildir ki minnettarlık ancak bir Allah’ın var olduğu senaryoda iyilik sınıfına girmektedir.

Bunun dışında da birçok iyilik ancak bizim verdiğimiz tarif kabul edilirse anlamlı oluyor. Yani mükemmel ve güzelliği eşsiz olan bir zatı kabul edip ona benzemeye çalışmak. Fayda zarar kavramlarıyla iyiliği tanımlamak imkânsızdır. Canımızı vermek veya ömür boyunca zorluk çekmemizi gerektiren fedakârlıklar ancak bizim tarifimize göre iyilik sınıfına girebilirler. Yani gerçekten iyiliğin en üst seviyesini yakalamak ancak bir inanana nasip olabilir. İnanmayan, eğer gerçekten inandığını yaparsa iyi olmak için adım atacak yeri kalmıyor. Hayret vericidir ki bir ateist Allah’a inananlarının ahlaklarını eleştirirken diğer taraftan kendi tanımını bırakıp inananların tanımı sayesinde ancak vicdanını rahatlatabiliyor. Yaptığı iddiasına ters düşüyor ama o bunun farkında değildir.

Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed

Allah (c.c.) adlı eserinden


[1] Allah’ın aynen bir anne baba gibi kulunu büyüten sıfatı

[2] Allah’ın bütün ihtiyaçlarımızı bizden herhangi bir çaba beklemeden bize vermesini sağlayan sıfatı

[3] Fatiha (1) sûresi, ayet 2-4


Related news items:
Newer news items:
Older news items:

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 151

Bilgi edinmek her Müslüman’ın görevidir. Bilginin sınırı yoktur. İnsan daha önce hiç bilmediği konularla karşılaşabilir. Yeni bir k...

Video

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler