Mta-türk videolar için tıklayınız.

26 Şubat 2016 Cuma Hutbesi Özeti

Gerçek dostluk Allah-u Teala ile kurulmalı ve O’nun yolunda mal, can ve vakit fedakarlığı için hazır olunmalı.

Seyyidna Hazret Halifetü’l Mesihi’l Hamis Atba, 26 şubat 2016’da Beytü’l Futuh Camiinde Cuma Hutbesi irşad etti. Hutbe, çeşitli dillerdeki tercümesi ile birlikte MTA’da canlı olarak yayınlandı.

Huzur-i Enver şöyle buyurdu: Dünyada bir çok insanlar bir çok konuşmaları fuzuli ve sebepsizce yaparlar. Bazı insanlar şaka olsun diye birisine fuzuli şeyler söylerler ve bunun neticesinde kavga ve problemler ortaya çıkar. Bazen böyle şeyler toplantılarda yapılır ki bunlar faydasız olur. Bazen öyle alaycı konuşmalar olur ki bunun yüzünden diğerleri eziyet bile duyarlar. Lağv’ın sözlük manası fuzuli ve faydasız konuşmak veya düşünmeden anlamadan  konuşmak, ahmak ve akılsızlar gibi konuşmak demektir. Allah-u Teala Kuran-ı Kerim’de müminleri lağv sözlerden men etmiştir. Müminin özelliği şöyle söylenmiştir: Onlar bir lağv (söz veya davranış) gördüklerinde onun yanından geçip giderler. İşte mümin için şart şudur ki onun konuşmalarının daima  bir maksadı olmalı ve her türlü lağv’dan uzak olmalı. Huzur-i Enver bununla ilgili bazı örnekler verdi. Buyurdu ki, bir müminin, kendi tavırlarıyla, davranışlarıyla, başkalarına faydalı olmakla ve başkalarına ihsanda bulunmak suretiyle kendi saygınlığını yaratmak için çaba sarfetmesi lazım. Bir Ahmedi ile ilgili güzel övgüler sadece onun kendi şahsıyla sınırlı kalmaz, hatta Cemaatin de iyi nam elde etmesine vesile olur ve böylece tebliğin bile yolu açılır. Huzur-i Enver, hz. Muslih Mevud’un (ra) anlattığı olaylar ve nasihatleri sundu.

Huzur-i Enver şöyle dedi: Cemaatin her mürebbisinin coğrafya, tarih, matematik, tıp, konuşma adabı, toplantı adabı ve sair konulara vakıf olması gerekir. Mürebbilerin, toplantıların saygın kimseleri arasına dahil olacak kadar böyle bilgilere haiz olması gerekir. Bu, çok zor bir iş değildir, biraz çaba ile elde edilebilir. Bunun için, her ilmin başlangıç seviyesindeki kitaplarını okumak gerekir. Buna ilaveten, bugünlerde bizim mürebbilerimize dünyanın içinde bulunduğu durum ile ilgili sorular sorulmaktadır, bu yüzden mevcut durumlarla ilgili bilgi sahibi olmak ve hangi toplantıya gidilecekse ona hazırlıklı olarak gidilmesi gerekir.

Huzur-i Enver, bir örnek vererek şöyle dedi: Herhangi bir hata yapan birisi o hatadan sonra Allah’a yönelir, O’nun huzurunda eğilir ve kusurunu itiraf ederek pişmanlığını gösterirse Allah-u Teala onun tövbesini kabul eder ve ona öncesinden daha fazla merhamet eder. İşte, bir müminin de Allah’ın sıfatlarına bürünerek, kusur işleyen bir kardeşinin dürüst bir kalple af dilediğini ve hatasını itiraf ettiğini gördüğünde, onun kusurunu göz ardı etmesi gerekir. Hem de bununla birlikte onun için dua bile etmelidir. Birisi af dilemiyorsa onun için de dua etmelidir ki Allah-u Teala onun hatalarını da bizim hatalarımızı da affeylesin ve göz ardı etsin.

Huzur-i Enver hutbesini şöyle sürdürdü: İnsanın karakteri her durumda güçlü olmalı. Huzur-i Enver bir olayı anlatarak, Allah ile kuvvetli bir bağ kurmayı ve takvayı benimsemeyi telkin etti ve, işte insanların Allah ile dostluk kurmaları ve O’nu sevmeleri gerekir, buyurdu. Manevi ilerlemenin yolu şudur: İnsan kendini Allah’ın eline teslim etmeli ve O nereye götürmek isterse oraya doğru yürümeli. Hz. Mesih-i Mevud (as) gerçek bir müminin misalini, gerçek bir dost örneği ile verirdi. Bir olayı anlattıktan sonra şöyle dedi: Gerçek dostluğu, insandan daha fazla Allah-u Teala ile kurmak gerekir ve canını, malını ve herşeyini feda etmeye hazır olmalı. Asıl ilişki şudur ki kolaylıkta ve zorlukta, her durumda sarılmalı ve her iki durumda da hiçbir fark meydana gelmemeli. İşte, namazlarının hakkını vermeyen insanlar kendini hesaba çekmeli; Dini dünyadan üstün tutma sözünü yerine getirmeyenler kendilerini muhasebe etmeli. Kendi ülkelerindeki sıkıntılardan dolayı Ahmediyet vesilesiyle buraya, Avrupa’ya gelen insanların, Cemaate hizmet için olabildiğince öne çıkmaları lazım. Fakat onlar, bunu unuturlar ve bazen itiraz etmeye başlarlar. Böyle kimseler ne gerçek abiddir ne de gerçek vefakar. Vefa, zorlukta da, rahatlıkta da, her iki durumda da yüksek seviyede olmalı. Eğer bizler hz. Mesih-i Mevud’a (as), onun işlerinde yardımcı olacağız diye biat sözü verdiysek, o zaman bizim bütün gücümüzle onun sesine “lebbeyk” hazırım diyerek öne çıkmamız lazım, sevgimizi ortaya koymamız lazım, durumumuzda tertemiz değişiklik yaratmamız lazım, vefamızın seviyesini yükseltmemiz lazım. Ve her fedakarlık için hazır olmamız lazım. Allah-u Teala bizi buna muvaffak kılsın. Amin

Kaynak: Roznama Alfazl, 1 Mart 2016

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 188

Dostlarım, bana biraz olsun kulak verirmisiniz? Çağımızda maddiyatçılığın karanlığı yeryüzünün her köşesine yayılmış ve birço...

Video

Downloads: 89

Vahiy ve ilham nedir? Günümüzde vahiy kapısı açık mıdır? Allah (c.c.) kullarıyla bugün...

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Galerimiz Resimler