Mta-türk videolar için tıklayınız.

8 Nisan 2016 Cuma Hutbesi Özeti

Kuran-ı Kerim ve sünnet bizim kılavuzumuzdur. Bunlara aykırı olan hiçbir ilham veya rüya doğru olamaz.

Seyyidna Hazret Halifetü’l Mesihi’l Hamis Atba, 8 nisan 2016’da Beytü’l Futuh Camiinde Cuma Hutbesi irşad etti. Hutbe, çeşitli dillerdeki tercümesi ile birlikte MTA’da canlı olarak yayınlandı.

Huzur-i Enver hutbede, aralıksız oruç tutmak, Hz. Mesih-i Mevud’un (as) kendi ayrı cemaatini kurması ve toplumsal meseleler, özellikle evlilik ile ilgili Hz. Muslih Mevud’un (ra) rivayetlerini anlattı. Kadiyan’da bir kadının üst üste altı ay oruç tutması ile ilgili onun rüyasından bahsederek buyurdu ki, bir rüya Kuran-ı Kerim veya Resulüllah’ın (sav) fetva ve sünnetine aykırı ise, böyle bir rüya her ne olursa olsun reddedilmeye layıktır diye değerlendirilecektir. Kendi kendini, gücünü aşan bir sıkıntıya sokmak yanlış bir şeydir, hatta salih amel de değildir. Tabi ki Allah tarafından görevlendirilen memurlara karşı Allah’ın muamelesi kesinlikle farklı olur. Onlar herhangi bir normal insanla mukayese edilemez. Hz. Mesih-i Mevud’a (as) şöyle bir suçlama yapılır: Kendisi gelip bir grup daha oluşturarak daha fazla tefrika yarattı. Hz. Mesih-i Mevud (as) şöyle buyurur: İyi sütü muhafaza etmek için onu yoğurtla bir araya mı koyarsınız yoksa ayrı mı tutarsınız. Apaçıktır ki iyi süt yoğurt ile bir dakika bile iyi durumda kalmaz. İşte, nebilerin cemaatini diğerlerinden ayrı tutmak zorunluydu. Nasıl ki hastadan sakınılmazsa sağlıklı kimse de hasta oluyorsa aynı şekilde nebinin cemaatini manen hasta olanlardan ayrı tutmak Allah’ın sünnetidir.

Huzur-i Enver, gayri ahmedilerle kızlarımızı evlendirmek hususunda şöyle buyurdu:  Hz. Mesih-i Mevud’a (as) bağlı olanlar eğer gayri ahmedilerle evlendirilirse kocası yüzünden onlar kesinlikle Ahmediyetten uzaklaşacaklardır. Bu yüzden bundan sakınmak gerekir. Biz diğerleriyle evlilik yapmıyorsak bu kesinlikle ayrımcılık değil bilakis kendi kendimizi koruma çabasıdır, dini dünyadan üstün tutma çabasıdır. İşte Ahmedi gençlerin anlaması gerekir; Eğer onlar kendilerini gerçek Ahmedi olarak görüyorlarsa sırf kişisel isteklerine bakmasın ve sadece Ahmedi kızlarla evlensinler. Gelecek nesilleri ve dini, kendi dünyevi arzularına tercih etsinler. Aksi takdirde sadece kızların diğerlerine gitmesiyle nesil bozulmayacak, bilakis erkeklerin cemaatten olmayan kızlarla evlenmesinden de nesiller bozulacak. Eğer Ahmedi erkekler cemaat dışından evlilikler yapmaya devam ederse, peki Ahmedi kızlar nereden evlenecek? Durum ne olursa olsun kızların evlilik meseleleri ve zorlukları vardır. Daima da vardı ancak bu zorlukları yine biz çözeceğiz. Eğer bir Ahmedi erkek ve bir Ahmedi kız evlenmek isterlerse onların anne babalarının da inat etmemeleri gerekir. Sülale ve benlik ile kibre düşmemek gerekir. Kızın beğenmesi ve rızası da dikkate alınmalı. Resulüllah (sav), kızın beğenmesini hak olarak yerleştirdi. Ancak din şu konuda da sınırlama getirmiştir ki, velinin izni olmaksızın nikah caiz olmaz. Kısacası, anne babaların da geçerli bir sebep yokken, yalandan bir kıskançlık adına, evliliği engelleyecek bir katı tutum sergilememeleri gerekir. Aynı şekilde din, kızların kendi başlarına evden gidip dairede nikah yaptırmasına veya birisine nikah kıydırmasına da izin vermez. Eğer bazı mecburi durumlar varsa kızlar da zamanın halifesine yazabilirler. Bu durumda şartlara göre karar verilecektir.

Huzur-i Enver şöyle dedi: Bir hutbede hz. Muslih Mevud (ra) şu konuyu açıklar: Zikri İlahi ve Allah-u Teala ile bağ kurmak için ve İlahi muhabbet için, Allah-u Teala’nın sıfatlarını önüne koyup o sıfatlar hakkında derin derin düşünmek ve o sıfatlar vasıtasıyla Allah-u Teala ile kişisel bağını artırmak gereklidir. Dünyevi olarak da zahiri bir bağ yaratmak için ya sevdiği ile yakın olmalı veya ondan bir iz yahut onun resmi önünde olmalı ki sevgi ve bağ açığa çıksın. Bu genel bir tabii kanundur. Huzur-i Enver şöyle dedi: Gerçek bir müminin din için hassasiyet ve coşku göstermesi gerekir. Bazılarının tabiatı öyle olur ki, iyi niyet ve temiz iradeye rağmen dini konularda tepki göstermezler. Onların yumuşak tabiatı bizzat kendileri için de cemaat için de zararlı olur. Bu yüzden ne olursa olsun din için hassasiyet ve tepki göstermek gerekir. Her nerede din ve cemaat nizamı aleyhinde konuşmalar ve itirazlar yapılıyorsa böyle ortamlardan kalkıp gidin. Hatta, böyle fitne yayanlar hakkında cemaat nizamına bilgi vermek gerekir ki tedbir alınabilsin.  Hz. Muslih Mevud (ra) şöyle buyurur: Şimdi bile öyle insanlar vardır ki Ahmediye Cemaatinde sihir, büyü olduğunu zannederler. Bu cemaate giren insanlar, dayak yemeğe mecbur kalırlar, onlara küfürler edilir, saygısızlık edilir, maddi zarara sokulurlar ama yine de onlar fedakar kalırlar ve Ahmediyeti bırakmazlar. Cemaatte büyü olduğunu zannedenlerin böyle düşünmesinin sebebi işte budur ki, “bütün bunlara rağmen onlar Ahmediyeti bırakmıyorlar, demek ki büyü vardır, bu yüzden onlar imanlarına bu şekilde bağlı kalıyorlar,” diye düşünürler.  Yüce Allah insanları doğruluğu tanımaya muvaffak kılsın ve bizi de kendi sorumluluklarımızı anlamaya muvaffak kılsın.

Kaynak: Roznama Alfazl, 12 Nisan 2016

 

 

 

8 Nisan 2016 Cuma Hutbesi
Kuran-ı Kerim ve sünnet bizim kılavuzumuzdur. Bunlara aykırı olan hiçbir ilham veya
rüya doğru olamaz.
Seyyidna Hazret Halifetü’l Mesihi’l Hamis Atba, 8 nisan 2016’da Beytü’l Futuh Camiinde Cuma
Hutbesi irşad etti. Hutbe, çeşitli dillerdeki tercümesi ile birlikte MTA’da canlı olarak yayınlandı.
Huzur-i Enver hutbede, aralıksız oruç tutmak, Hz. Mesih-i Mevud’un (as) kendi ayrı cemaatini
kurması ve toplumsal meseleler, özellikle evlilik ile ilgili Hz. Muslih Mevud’un (ra) rivayetlerini
anlattı. Kadiyan’da bir kadının üst üste altı ay oruç tutması ile ilgili onun rüyasından
bahsederek buyurdu ki, bir rüya Kuran-ı Kerim veya Resulüllah’ın (sav) fetva ve sünnetine
aykırı ise, böyle bir rüya her ne olursa olsun reddedilmeye layıktır diye değerlendirilecektir.
Kendi kendini, gücünü aşan bir sıkıntıya sokmak yanlış bir şeydir, hatta salih amel de değildir.
Tabi ki Allah tarafından görevlendirilen memurlara karşı Allah’ın muamelesi kesinlikle farklı
olur. Onlar herhangi bir normal insanla mukayese edilemez. Hz. Mesih-i Mevud’a (as) şöyle bir
suçlama yapılır: Kendisi gelip bir grup daha oluşturarak daha fazla tefrika yarattı. Hz. Mesih-i
Mevud (as) şöyle buyurur: İyi sütü muhafaza etmek için onu yoğurtla bir araya mı koyarsınız
yoksa ayrı mı tutarsınız. Apaçıktır ki iyi süt yoğurt ile bir dakika bile iyi durumda kalmaz. İşte,
nebilerin cemaatini diğerlerinden ayrı tutmak zorunluydu. Nasıl ki hastadan sakınılmazsa
sağlıklı kimse de hasta oluyorsa aynı şekilde nebinin cemaatini manen hasta olanlardan ayrı
tutmak Allah’ın sünnetidir.
Huzur-i Enver, gayri ahmedilerle kızlarımızı evlendirmek hususunda şöyle buyurdu:  Hz. Mesih-
i Mevud’a (as) bağlı olanlar eğer gayri ahmedilerle evlendirilirse kocası yüzünden onlar
kesinlikle Ahmediyetten uzaklaşacaklardır. Bu yüzden bundan sakınmak gerekir. Biz
diğerleriyle evlilik yapmıyorsak bu kesinlikle ayrımcılık değil bilakis kendi kendimizi koruma
çabasıdır, dini dünyadan üstün tutma çabasıdır. İşte Ahmedi gençlerin anlaması gerekir; Eğer
onlar kendilerini gerçek Ahmedi olarak görüyorlarsa sırf kişisel isteklerine bakmasın ve sadece
Ahmedi kızlarla evlensinler. Gelecek nesilleri ve dini, kendi dünyevi arzularına tercih etsinler.
Aksi takdirde sadece kızların diğerlerine gitmesiyle nesil bozulmayacak, bilakis erkeklerin
cemaatten olmayan kızlarla evlenmesinden de nesiller bozulacak. Eğer Ahmedi erkekler
cemaat dışından evlilikler yapmaya devam ederse, peki Ahmedi kızlar nereden evlenecek?
Durum ne olursa olsun kızların evlilik meseleleri ve zorlukları vardır. Daima da vardı ancak bu
zorlukları yine biz çözeceğiz. Eğer bir Ahmedi erkek ve bir Ahmedi kız evlenmek isterlerse
onların anne babalarının da inat etmemeleri gerekir. Sülale ve benlik ile kibre düşmemek
gerekir. Kızın beğenmesi ve rızası da dikkate alınmalı. Resulüllah (sav), kızın beğenmesini hak
olarak yerleştirdi. Ancak din şu konuda da sınırlama getirmiştir ki, velinin izni olmaksızın nikah
caiz olmaz. Kısacası, anne babaların da geçerli bir sebep yokken, yalandan bir kıskançlık adına,
evliliği engelleyecek bir katı tutum sergilememeleri gerekir. Aynı şekilde din, kızların kendi
başlarına evden gidip dairede nikah yaptırmasına veya birisine nikah kıydırmasına da izin
vermez. Eğer bazı mecburi durumlar varsa kızlar da zamanın halifesine yazabilirler. Bu
durumda şartlara göre karar verilecektir.
Huzur-i Enver şöyle dedi: Bir hutbede hz. Muslih Mevud (ra) şu konuyu açıklar: Zikri İlahi ve
Allah-u Teala ile bağ kurmak için ve İlahi muhabbet için, Allah-u Teala’nın sıfatlarını önüne
koyup o sıfatlar hakkında derin derin düşünmek ve o sıfatlar vasıtasıyla Allah-u Teala ile kişisel
bağını artırmak gereklidir. Dünyevi olarak da zahiri bir bağ yaratmak için ya sevdiği ile yakın
olmalı veya ondan bir iz yahut onun resmi önünde olmalı ki sevgi ve bağ açığa çıksın. Bu genel
bir tabii kanundur. Huzur-i Enver şöyle dedi: Gerçek bir müminin din için hassasiyet ve coşku
göstermesi gerekir. Bazılarının tabiatı öyle olur ki, iyi niyet ve temiz iradeye rağmen dini
konularda tepki göstermezler. Onların yumuşak tabiatı bizzat kendileri için de cemaat için de
zararlı olur. Bu yüzden ne olursa olsun din için hassasiyet ve tepki göstermek gerekir. Her
nerede din ve cemaat nizamı aleyhinde konuşmalar ve itirazlar yapılıyorsa böyle ortamlardan
kalkıp gidin. Hatta, böyle fitne yayanlar hakkında cemaat nizamına bilgi vermek gerekir ki
tedbir alınabilsin.  Hz. Muslih Mevud (ra) şöyle buyurur: Şimdi bile öyle insanlar vardır ki
Ahmediye Cemaatinde sihir, büyü olduğunu zannederler. Bu cemaate giren insanlar, dayak
yemeğe mecbur kalırlar, onlara küfürler edilir, saygısızlık edilir, maddi zarara sokulurlar ama
yine de onlar fedakar kalırlar ve Ahmediyeti bırakmazlar. Cemaatte büyü olduğunu
zannedenlerin böyle düşünmesinin sebebi işte budur ki, “bütün bunlara rağmen onlar
Ahmediyeti bırakmıyorlar, demek ki büyü vardır, bu yüzden onlar imanlarına bu şekilde bağlı
kalıyorlar,” diye düşünürler.  Yüce Allah insanları doğruluğu tanımaya muvaffak kılsın ve bizi de
kendi sorumluluklarımızı anlamaya muvaffak kılsın.
Kaynak: Roznama Alfazl, 12 Nisan 2016

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 1680

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Video

Downloads: 102

Cuma ve dua, cematimizin fedakarlıkları, şehitlerimiz

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler