Mta-türk videolar için tıklayınız.

13 Ocak 2017 Cuma Hutbesi Özeti

Teşehhüd Taavvuz ve Fatiha suresini okuduktan sonra Huzur-i Enver şöyle dedi:

Bazı insanlar, dinin onların hürriyetini kısıtladığını ve engeller koyduğunu zannederler. Ancak Allah-u Teala Kuran-ı Kerim’de;

وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِى الدّٖينِ مِنْ حَرَجٍ

Yani, dinin talimatlarında size hiçbir zorluk yüklenmemiştir, buyurur.  Aksine şeriatın amacı insanın yükünü azaltmaktır ve sadece bu da değil, onu her türlü musibet ve tehlikelerden korumaktır.  İşte Allah-u Teala’nın bu hükmünde apaçık beyan edilmiştir ki, bu din, yani İslam dini sizin için indirildi ve onda sizi zora sokacak hiçbir hüküm yoktur. Tersine, en küçük emirden en büyük emre kadar her hükmü rahmet ve bereket vesilesidir. İnsanın kendi düşüncesi yanlıştır, Allah'ın kelamı yanlış olamaz.

Eğer biz Allah’ın yarattığı mahluk olmamıza rağmen O’nun hükümlerine göre hareket etmezsek o takdirde kendimizi zarara sokarız. Eğer insan aklını kullanmazsa, “ben insanları saptıracağım ve onları zarara sokacağım,” diye ilk günden niyet etmiş olan şeytan, insanı mahvoluşun çukuruna düşürecektir. Eğer şeytanın saldırılarından korunmak istersek, Allah’ın hükümlerini kabul etmek şarttır.  Bazı konular görünüşte küçük zannedilir, ancak zamanla birlikte onları küçük zannetmek yüzünden onların neticesi ileri derecede korkunç olacaktır. İşte, bir müminin hiçbir zaman herhangi bir emri küçük zannetmemesi gerekir.

Görüyoruz ki bugün dünyanın çoğu dinden uzaklaşmıştır, bu yüzden onların iyilik ve kötülük ölçüleri de değişmektedir. Mesela bu çağda, özgürlük ve moda adı altında kadınlarda ve erkeklerde çıplaklığın genelleştiğini görüyoruz. İlerlemiş olmanın belirtisi, apaçık hayasızlık yapılmasıdır. Açıktır ki bunun etkileri,  bizim, burada (Avrupa’da) yaşayan erkek ve kız çocuklarımız üzerinde de olacaktır, bir dereceye kadar olmaktadır da. Bazı kızlar gençlik çağına geldiklerinde bana şöyle yazmaktadırlar: İslam’da örtünme neden gereklidir? Neden biz de burada Avrupa’daki özgür genç kızlar gibi dar pantolon ve bluz giyerek, dış örtü veya pardösü giymeden evden dışarı neden çıkamıyoruz?

İlk olarak daima hatırımızda olmalı ki eğer biz din üzerinde sağlam kalacaksak, dini talimatlara göre hareket etmemiz gerekir. Eğer biz Müslüman olduğumuzu ilan ediyorsak ve dine bağlı isek o zaman bazı kısıtlamalar da şarttır. Allah ve O’nun Resulü’nün ﷺ emirlerine göre hareket etmek gereklidir. Resulüllah ﷺ, hayâ (edep) imanın bir parçasıdır, buyurdu. İşte, hayâlı elbise ve örtü imanımızı korumak için şarttır. Eğer ilerlemiş ülkeler özgürlük ve ilerleme adına kendi haya duygularını yok ediyorlarsa bunun sebebi onların dinden çoktan uzaklaşmış olmalarıdır.

Kısacası hz. Mesih-i Mevud’a (as) inanmış olan bir Ahmedi kız, ben dinimi dünyadan üstün tutacağım, diye söz vermiştir. Hz. Mesih-i Mevud’u (as) kabul etmiş bir Ahmedi delikanlı, erkek ve kadın, dini dünyadan üstün tutacağım, diye söz vermiştir. Dini dünyadan üstün tutma, dinin talimatlarına uygun hareket ettiğinizde olacaktır.

Bu da bizim bahtiyarlığımızdır ki hz. Mesih-i Mevud (as) her konuda açık açık bilgi vermiştir. Nitekim örtüsüzlük ve hayasızlık ile ilgili bir yerde açıklama yaparak şöyle dedi: İnsanlar Avrupa gibi tesettürsüzlükte de ısrarcıdırlar, ancak bu asla uygun değildir. Kadınların bu özgürlüğü fasıklık ve günahın temelidir. Böyle özgürlükleri reva gören ülkelerin ahlaki durumunu biraz inceleyin. Eğer onların özgürlüğü ve tesettürsüzlüğü ile iffetleri ve namuslulukları arttıysa, o zaman biz yanlışlık üzerinde olduğumuzu kabul edeceğiz. Ancak bu çok açık ki kadın ve erkek genç olursa aynı zamanda özgürlük ve tesettürsüzlük de olursa onların ilişkileri ne kadar tehlikeli olacaktır. Kötü gözlerle bakmak ve nefsin coşkusuna genellikle yenik düşmek insanın özelliğidir. Tesettürde dikkatsizlik olunca insanlar günaha giriyorlarsa,  o zaman özgürlük zamanında neler neler olmayacaktır.

Erkeklerin durumuna bakın, onlar nasıl dizginsiz atlar gibi oldular. Ne Allah korkusu kalıyor, ne ahirete iman. Dünyevî zevklerini put haline getirmişlerdir.

Kısacası her şeyden evvel gerekli olan, bu özgürlük ve tesettürsüzlükten önce erkeklerin ahlaki durumunu düzeltin. Eğer bu düzelirse ve erkeklerde en azından nefsani arzularına yenik düşmeyecek kadar kuvvet olursa, o zaman tesettür gerekli midir değil midir tartışmasını yapın. Aksi takdirde mevcut durumda, özgürlük ve çıplaklık olsun diye ısrar etmek, sanki keçileri aslanların önüne atmak demektir. Bu insanlara ne oldu ki hiçbir şeyin neticelerini düşünmüyorlar. En azından kendi vicdanlarına baksınlar, gerçekten erkeklerin durumu, kadınları çıplak olarak onların önüne koyacak kadar ıslah edilmiş midir?

Huzur-i Enver şöyle dedi: Bu günkü toplumda gördüğümüz kötülükler hz. Mesih-i Mevud’un (as) tek tek her kelimesini tasdik etmektedir. Velhasıl, her Ahmedi genç kız, delikanlı, erkek ve kadının haya ve edep seviyesini yüksek tutarak toplumun pisliklerinden korunmak için çaba sarfetmesi lazım. Çocuklara küçük yaştan itibaren İslam talimatını ve toplumun kötülüklerini anlatmak, anne-babaların, özellikle de annelerin görevidir. Ancak o zaman bizim nesillerimiz din üzerinde kalabilirler ve sözde ilerlemiş toplumların zehirlerinden korunabilirler.

Önceki günlerde bir kız bana şöyle yazdı: Ben çok fazla tahsil gördüm ve bankada güzel bir iş bulma ümidim var. Ben sormak istiyorum ki eğer orada örtünmeme ve tesettür yapmama müsaade edilmezse, pardösü bile giyemezsem acaba ben bu işi yapabilir miyim? Bu kızda en azından şu kadar temiz fıtrat var ki o bana, eğer siz men ederseniz o zaman ben çalışmayacağım, diye yazdı.

Bu sadece birisinin değil birçok kızların sorusudur. Doktorlar bazı durumlarda mecbur olurlar, orada geleneksel tesettür veya çarşaf giyerek çalışılamaz. Mesela ameliyat sırasında. Ancak orada onların elbisesi öyle olur ki başlarında bone, yüzlerinde de maske olur ve elbiseleri de geniş olur. Buna ilaveten doktor da tesettür ile çalışabilir. Rabvah’ta bizim bayan doktorlarımız vardı, doktor Fehmida.  Biz onu daima tesettürlü gördük. Nusret Cihan hastanesinde doktordu, çok tesettürlü giyinirdi.

Aynı şekilde biz araştırma yapan bayanlara dedik ki bir kız eğer araştırma yapmaya uygun ise ve kütüphanede özel bir elbise giymek zorunda ise o zaman o ortama uygun elbise giyebilir, o zaman çarşaf giymesin. Orada da onların bone vesaire giymesi gerekecektir. Ancak oradan dışarı çıkar çıkmaz, İslamiyet’in emrettiği şekilde tesettürlü giyinecektir. Banka işi insanlığa hizmet işi değildir. Bu yüzden sıradan çalışanlar için tesettürü çıkarmaya izin verilemez. Zaten çalışanlar da orada, günlük elbise ve makyaj ile herhangi bir özel elbise giyemezler.

Velhasıl, daima hatırda olması gerekir ki, hayâ için hayâlı elbise şarttır ve tesettürün şu anki revaçta olan uygulaması da hayâlı elbisenin bir parçasıdır. Eğer tesettürde gevşeme yaparsanız daha sonra hayalı elbisede de birçok bahane ile değişiklikler yaparsınız ve sonra da bu toplumun rengini alırsınız ki burada hayasızlık önceden beri yayıldıkça yayılmaktadır.

Dünya çoktan beri, dininin talimatlarına göre hareket eden insanları özellikle de Müslümanları, bir şekilde dinlerinden uzaklaştırmanın peşine düşmüştür. İslam’a muhalif güçler, dinî talimatları ve gelenekleri Müslümanların içinden çıkarıp atmak için çok kuvvetli bir şekilde uğraşıyorlar. Bunlar kendilerine, dini zorla yok ediyorlar şeklinde bir suçlama yapılmasın diye, dini özgürlük ve kişisel hürriyet adı altında öyle yollarla dini yok etmek istiyorlar ki.

Bizim duaları da çoğaltmamız lazım ki Allah-u Teala bu şeytanî entrikalara karşı koyabilmek için güç ve muvaffakiyet versin ve bize yardım etsin. Eğer biz doğruluk üzerindeysek ve gerçekten öyleysek, o zaman bir gün bizim başarımız da kesindir. İslamî öğreti kesinlikle dünyaya galip gelecektir.

İslam ebedidir, Kuran-ı Kerim’in öğretisi kıyamete kadardır. Bu yüzden bizim hiçbir aşağılık kompleksine kapılmadan İslamî öğretiye göre hareket etmek için çaba sarfetmemiz lazım ve bunun üzerinde sebat etmemiz gerekir. Başkalarına da anlatmalıyız ki, söylediğiniz şeyler Allah-u Teala’nın isteğine aykırıdır ve mahvoluşa götüren şeylerdir.

İslam, insana yanlış kısıtlamalarla pranga vuran bir din değildir, bilakis gerekli durumlarda kendi talimatlarında yumuşaklık da vardır.

Biz Ahmedilerin daima hatırında tutması gerekir ki bu çağ çok tehlikeli bir çağdır, şeytan her taraftan bütün gücüyle saldırmaktadır. Eğer Müslümanlar, özellikle de Ahmedi Müslümanlar, erkekler, kadınlar, gençler, hepsi, dinin değerlerini canlı tutmaya çalışmazlarsa o zaman kurtuluşumuzun hiçbir garantisi yoktur. Bizler gerçeği anladık, hz. Mesih-i Mevud (as) bize anlattı ve biz yine de amel etmediysek o zaman biz, diğerlerinden daha fazla Allah’ın gazabına yakalanacağız.

İşte, eğer yok olmaktan korunmak istiyorsanız o zaman öz güvenle bütün İslamî talimatlara uyarak dünyada yaşamak zorundayız. Zannetmeyin ki bizim bekamız, ilerlemiş ülkelerle birlikte hareket etmektedir. Onların ilerlemesi son sınırına ulaşmıştır ve şimdi onların yaptığı hareketler onları zevale (düşüşe) götürmektedir, bunun etkileri artık belli oldu. Bunlar Allah’ın öfkesini çağırıyorlar ve kendi helaketlerini davet ediyorlar.

Böyle durumlarda, onlara benzemek yerine, insanî empati ile onlara doğru yolu göstererek kurtarmaya çalışmak gerekir. Kibirleri ve dinden uzak oluşları yüzünden zahiren çok zor görünmektedir ama eğer bunlar ıslah edilmezse, gelecekte dünyanın ilerlemesinde, ahlaki ve dini değerlere sahip çıkan kavimler rol oynayacaklardır. Daha önce de söylediğim gibi bizim, özellikle de gençlerimizin Allah’ın talimatlarına dikkat etmesi gerekir, dünyadan etkilenerek onun peşinden gitmek yerine dünyayı peşimizden yürütmek zarureti vardır.

Tesettür ve elbise konusu ile başlamıştım, bununla ilgili şunu da üzülerek söylemek istiyorum ki, bazı insanlar, “acaba İslam ve Ahmediyetin ilerlemesi için sadece tesettür mü gereklidir,” diye soruyorlar. Birisi, şimdi artık bu talimat eskimiştir ve eğer biz dünyaya karşı koyacaksak bunları bırakmamız lazım, der. Neuzübillah. Böyle insanlar bilsinler ki, eğer dünyaya düşkün olanların peşinden giderseniz ve hayatlarınızı onlar gibi geçirirseniz o zaman dünyaya karşı koymak yerine bizzat kendiniz dünyanın içinde boğulacaksınız. Namazlar bile yavaş yavaş zahiri duruma gelecektir, yahut herhangi bir iyilik veya dini bir amel sadece zahiri şekilde kalacaktır. Daha sonra onlar da yok olacaktır.

Velhasıl, Allah-u Teala’nın hiçbir emrini basit zannetmemek gerekir, bu korkulacak bir durumdur. İslamiyetin ilerlemesi için, Allah-u Teala’nın ve Allah’ın Resulü’nün ﷺ emrettiği her şey gereklidir. Tesettür konusundaki şiddetli vurgu, İslamiyetin kısıtlamaları  sadece kadınlar için değil, bilakis erkek ve kadın, her ikisi içindir.

Allah-u Teala önce erkeklere hayâ ve tesettürün yolunu öğretti. Şöyle buyurur:

قُلْ لِلْمُؤْمِنٖينَ يَغُضُّوا مِنْ اَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْ ذٰلِكَ اَزْكٰى لَهُمْ اِنَّ اللّٰهَ خَبٖيرٌ بِمَا يَصْنَعُونَ ۞

Mümin erkeklere söyle, bakışlarını yere indirsinler ve edep yerlerini korusun­lar. Bu, onların çok daha temiz olmalarına vesile olur. Şüphesiz Allah, onların yaptıklarından daima haberdardır.

Allah-u Teala önce erkeklere buyurdu ki, bakışlarınızı yere indirin. Neden? Çünkü bu onların pak olmaları için şarttır. Eğer bu temizlik olmazsa o zaman Allah’ı elde edemezsiniz, Allah ile buluşamazsınız. Kısacası kadınlardan önce erkeklere denilmiştir ki, arzularınızı kabartabilecek her şeyden kaçının.

Huzur-i Enver şöyle dedi: Hiçbir Ahmedi kızın ve kadının, hiçbir gencin hiçbir aşağılık kompleksine kapılmasına gerek yoktur. Dünyaya barış verecek ve Allah’a çekecek olan ancak İslam’ın öğretisidir. İslami öğretiyi anlamak ve ona göre amel etmekten başka çare olmadığını dünya bir gün anlayacaktır. Erkeklere bakışlarını yere indirmeleri ve kadının saygınlığını yerleştirmeleri emredildikten sonra kadınlara da, bakışlarını yere indirmeleri, nasıl tesettür yapacakları, kimlere karşı tesettür yapacakları tafsilatlı bir şekilde anlatılmıştır. Eğer siz bunlara göre davranırsanız başarılı olacaksınız.

Hz. Mesih-i Mevud (as) bir yerde şöyle der: Bugünlerde tesettüre saldırılmaktadır. Ancak bu insanlar, İslamî tesettürden muradın zindan, yani hapishane olmadığını bilmezler. Bilakis, yabancı erkek ve yabancı kadının birbirine bakmaması için bir çeşit engeldir. Tesettür olursa sapmaktan korunacaklardır.

Ziynetin kimlere  gösterileceğine dair uzun bir tafsilat vardır. Yakın akrabalar; erkek kardeş, kız kardeş, koca, baba, anne, onların çocukları. Sadece bunlara karşı tesettür yoktur. Makyaj yapılacaksa ancak bunların karşısında yapılabilir, bunun dışında değil. Bununla ilgili tafsilatı Allah-u Teala Kuran-ı Kerim’de verdi ve bütün akrabaları beyan etti. Ve o ziynet de şudur ki kendiliğinden belli olan ziynet. Yani şekil, boy pos vesaire. Bunun anlamı, onların (yani beyan edilen akrabaların) önünde ve evde dar pantolon ve dar bluz veya açık elbise giyerek dolaşabilirsiniz demek değildir. Bu mahrem erkeklere karşı bile tesettür etmek gerekir.

Huzur-i Enver şöyle dedi: Ben mürebbiler ve onların hanımlarına da bir şey söyleyeceğim. Onlar da bakışlarına ve giyimlerine çok dikkat etsinler. Cemaat onların örneğine bakmaktadır. Mürebbi ve mübelliğin hanımı da mürebbi olur ve onun her davranışında yüce örnek sergilemesi gerekir. Allah-u Teala lütfetsin ki bizim erkeklerimiz ve kadınlarımız hayânın yüksek seviyelerini koruyanlar olsunlar ve İslamî hükümlere hepimiz bağlı olalım. Amin

Kaynak: https://www.alislam.org/friday-sermon/2017-01-06.html

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 157

Müslüman Ahmediye Cemaati 3. Halifesi Hz. Mirza Nasır Ahmed’in bir konuşmasından metne aktarılmış olan bu kitapta Hz. Mirza Gulam Ahmed

Video

Downloads: 56

Günümüzde hilafet ve halifeye tabi olmak meselesi tüm açıklığıyla bu bölümde anl...

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler