Mta-türk videolar için tıklayınız.

Huzur-i Enver (Atba) Kelime-yi şehadet ve Fatiha suresini okuduktan sonra şöyle buyurdu: Kuran-ı Kerim’de müminlerin mal fedakarlığına dikkat etmeleri konusundan bir çok yerde bahsedilmiştir. Bir yerde Allah-u Teala şöyle buyurur: “Vema tünfigu min hayrin fe lienfüsiküm” her ne mal harcarsanız o sizin faydanız içindir. Ve bununla birlikte müminin alametini şöyle bildirmiştir: O, Allah rızasını elde etmek için harcar. “Vema tünfigune illebtiğâe vechillah” siz ancak Allah rızasını elde etmek için harcarsınız, buyurur. İşte bu düşünce ile malını Allah yolunda harcayanlar ne talihli insanlardır.

Allah’ın lütfu ile yeryüzünde, Allah rızası için mal fedakarlığı yapma düşüncesi taşıyan ancak Ahmedilerdir. Bir Cemaat olarak topluca, Allah rızasını elde etmek, düşkünlere ve ihtiyaç sahiplerine yardım etmekle beraber Dinin yayılması ve İslam’ın gerçek resmini dünyaya göstermek için, yük yüklenerek bile malî fedakarlık yapan, ancak Ahmediye cemaatidir. Bir Hadis-i Kutsî’de Allah-u Teala şöyle buyurur: Ey Adem oğlu! Sen hazineni Benim yanımda biriktirerek gönlün ferah olsun. Böylece ne ateşte yanma tehlikesi, ne suya kapılma endişesi ne de bir hırsızın çalma tehlikesi olur. Senin en fazla ihtiyaç duyacağın gün, Benim yanıma konulan hazineleri Ben tam olarak sana vereceğim.

Kısacası, görünürde harcandı gitti zannettiğiniz, aslında harcanmadı sizin hesabınızda toplandı ve ne zaman ihtiyacınız olursa Allah-u Teala onu geri verecektir. Aynı şekilde bir rivayet vardır. Hz. Resulüllah (sav) şöyle buyurdu: Kıyamet günü hesap-kitap tamamlanıncaya kadar, Allah yolunda infak edenler, Allah yolunda harcadıkları mallarının gölgesinde olacaklar. Fakat bununla birlikte hz. Resulüllah (sav) bir yerde şu şartı da koydu: Pis mal, yani caiz olmayan yollarla kazanılmış maldan Allah-u Teala hoşlanmaz, bilakis temiz kazanç ve gayret ile kazanılmış mal eğer Allah yolunda harcanırsa işte o kabul olacaktır. Sahabelerin nasıl çaba sarfederek mal fedakarlığına katıldıkları, bir rivayette şöyle zikredilir: Hz. Ebu Mansur Ensarî diyor ki, hz. Resulüllah (sav) her ne zaman sadaka ve mal fedakarlığı emretse, aramızdan bazıları pazara gider, işçilik yapar ve eline ne geçerse onu getirip vererek bu çağrıya uyardı. Hz. Ebubekir Sıddık (ra) hakkında rivayet edilir ki, o Müslüman olduğunda ticari işleri ve topraklarına ilaveten 40 bin eşrefiye (altın) da vardı. O, bunların hepsini din için harcamaya karar verdi ve harcamaya devam etti. Hicret vaktinde sadece 500 altın kalmıştı. Eğer o zamanın altın eşrefiyelerini değer bakımından bugünkü eşrefiye ile anlamaya çalışırsanız belki 11-12 milyon pound olacaktır. İşte sahabelerin durumu böyleydi, elinde bir şey olmayan işçilik yaparak mal fedakarlığına katıldı, malı olan elinin darlaşmasını hiç umursamadı ve Allah yolunda hadsiz hesapsız infak etti.

Sonra Hz. Mesih-i Mevud’un (as) sahabelerinden birinci Halife hazretlerinin fedakarlıkları anlatılır, kendisi hadsiz hesapsız fedakarlık yaptı.  Hz. Doktor Halife Reşidüddin bey, hz. Mesih-i Mevud’un iddiasını duyduğunda, bu kadar büyük iddiada bulunan birisi yalancı olamaz dedi ve hemen biat etti ve mal fedakarlığında da ön sırada yer aldı. Onun mesleği doktorluk idi ve iyi bir geliri vardı. Hz. Muslih Mevud (ra) diyor ki; Onun fedakarlığı o kadar artmıştı ki hz. Mesih-i Mevud (as) ona şu teminatı verdi: Siz Cemaat için o kadar mal fedakarlığında bulundunuz ki artık daha fazla mal fedakarlığı yapmanıza gerek yoktur.

Gurdaspur’daki mahkeme devam ederken hz. Mesih-i Mevud (as) dostlarına şu çağrıyı yaptı: masraflar çok arttı, mahkemenin bile masrafları var, özellikle misafirhanenin masrafları çok arttı. Hz. Mesih-i Mevud (as) orada kaldığı için Gurdaspur’da da Kadiyan’da da misafirhane faal idi, bu yüzden çandaya (bağış) teşvik etti. Bunun üzerine Halife Reşidüddin bey, bütün maaşını hz. Mesih-i Mevud’a (as) gönderdi. Doktor bey o gün maaş almıştı ve o günlerde 450 rupi idi. Bu çok büyük bir meblağ idi, bugünkü yüzbinlerce Rupiye bedeldir. Birisi ona, evinin ihtiyaçları için de biraz ayırsaydın dediğinde o şöyle cevap verdi: Allah’ın Mesih’i din için ihtiyaç vardır dedikten sonra başka ne için para ayırayım.

Hz. Mesih-i Mevud (as) şöyle buyurur: Ben Cemaatimin muhabbet ve ihlasına hayret ediyorum, onlardan benim köyüme yakın oturan Miyan Cemalüddin, Hayreddin ve İmamüddin Keşmirî gibi çok az ücret alan kimseler var. Bunlar belki de üç yahut dört ane (kuruş) günlük ile çalışan fakir kardeşlerdir, fakat içtenlikle aylık çandaya katılırlar ve düzenli olarak çanda verirler. Onların arkadaşı olan Miyan Abdulaziz Patvari’nin ihlasına da hayret ederim. Az maaşına rağmen birgün yüz rupi verdi ve ben istiyorum ki Allah yolunda harcansın dedi. Bu garip, belki de o yüz rupiyi senelerce biriktirmiştir. Ancak İlahî sevgi onu Allah rızasını kazandırmak için çosturdu.

Huzur-i Enver şöyle dedi: Mali fedakarlığın bu silsilesi, Allah-u Teala’nın emirlerine göredir ve Allah’ın lütfu ile hz. Mesih-i Mevud’un (as) cemaatinde bugün de görülmektedir.  Allah-u Teala, başka hiç kimseye vermediği mali fedakarlık şuurunu hz. Mesih-i Mevud’un (as) cemaatine verdi. Biz bunun sayısız örneklerini her sene görmekteyiz. Geleneğimize göre ocak ayının ilk Cuma hutbesinde vakfe cedid’in yeni yılı ilan edilir. Buna istinaden ben bugün mali fedakarlık yapanların bazı iman verici olaylarından bahsedeceğim.

Burkina Faso’nun Cemaat başkanı şöyle yazmıştır:  Bizim bir cemaatimizin yakınında devlet fiber optik kablo için kazı yaptırıyordu. Cemaatin hüdamları müteahhit ile konuşarak 1 kilometrelik kazı işinin kendilerine verilmesini istediler. Kabul edilince cemaatin hüdamları birleşerek kazı işini yaptılar. Bunun karşılığında ellerine geçen 1 milyon frank sifa, yaklaşık 1250 pound’u vakfe cedid çandası olarak verdiler.  Ahmediye Cemaati dışında başka hiçbir yerde görülmeyen, işte bu ruhtur.

Burkina Faso’dan bir üye kendisiyle ilgili olayı şöyle anlatır: Ben bir yolculuğa çıkacaktım, vakfe cedid’in dönemi sona ermek üzereydi. Gitmeden önce çocuklara, mahsülü tamamen topladığınızda yüzde onunu ayırıp çanda olarak verin, dedim. Bunu tembihleyip ben yolculuğa çıktım. Çocuklar bütün mahsülü toplayıp eve getirmişler ve çanda vermemişler. Geri döndüğümde, çocukların bütün mahsülü eve koyduklarını öğrenince çocuklara bütün mahsülü dışarı çıkarmalarını ve çanda payını ayırmalarını söyledim. Çocuklar mahsülü dışarı çıkarıp yüzde on çandayı içinden ayırıp geriye kalanı tekrar içeri koyduklarında hiçbir azalma olmadı. Çocuklar bunu görünce çok şaşırdılar. Bunun üzerine ben onlara dedim ki, Allah-u Teala size, Allah yolunda harcamakla malın azalmadığını, aksine çoğaldığını gösterdi. İşte, binlerce kilometre uzakta yaşayan ve hz. Mesih-i Mevud’u (as) kabul etmiş insanların imanı budur.

Çandanın bereketiyle sıkıntıların yok olması ve imanın kuvvetlenmesi ile ilgili bir olay var. Dongo, Fildişi Sahilleri’nin bir cemaatidir. Oralı bir Ahmedi arkadaş, Yakup bey diyor ki, ben uzun zamandan beri Ahmediyim, fakat çanda sistemine katılmamıştım. Daha önce hayatım daima sıkıntılarla dolu olurdu, bazen çocuklar hasta olur, bazen mahsül yüzünden üzüntü çekerdim. Geçen üç yıldan beri ben vakfe cedid’in bereket dolu sistemine dahilim ve Allah’ın lütfu ile mali nizamın düzenli bir parçası olduğumdan beri Yüce Allah hayatımı değiştirdi. Şimdi çocuklarım öncekinden daha sağlıklı ve mahsül de daha fazla oluyor.

Yeni biat etmiş olanlarda Allah’ın rızasını elde etmek için fedakarlık ruhu nasıl oluşuyor? Fildişi Sahilleri’nden bir arkadaş, Zeblür Bey, bir müddet önce Hıristiyanlıktan İslam’a geçerek Ahmedi olma saadetine erişti. O, kendi şehrinde tek Ahmedi Müslümandır ve Halifenin hutbelerini de birçok cemaat programlarını da düzenli olarak dinlemektedir. Çok ihlaslı birisidir, imanda ve ihlasta çok ilerledi. Biat ettikten sonra Cemaatin Fransızca yayınlarını okudu ve şimdi iyi bir tebliğci de oldu. O, İslam’ı olabildiğince fazla öğrenmek için kendi köyünü bırakıp Cemaatin merkezine yakın bir yerde yaşamaya başladı. Bu dönemde onun işi gücü yoktu, yerini değiştirdiği için işinde fark oldu ve iş arıyordu. Sadece hanımı biraz para kazanıyordu ve ev masrafları onunla karşılanıyordu. O çanda vermeye teşvik edilince zor durumuna rağmen 5 bin frank sifa çanda verdi ve bu benim ve ailemin çandasıdır, durumumun zor olduğu doğrudur ama ben çandanın bereketlerinden mahrum kalmak istemem, dedi.

Çanda verenlere Allah-u Teala tarafından nasıl iç huzuru nasip olur, bununla ilgili Fildişi Sahillerinden mürebbimiz şöyle yazmıştır: Bondogo şehri, Fildişi Sahilleri’nde İslam’ın kalesi olarak görülür, mollaların çoğu buradadır. Orada tebliğ ettiğimiz arkadaşlardan birisi, Abdurrahman bey biat etmişti. O, bir broşür vasıtasıyla Cemaat hakkında bilgi edinmişti. Kendisi şöyle anlatıyor: Ben dört yıl önce ailemle birlikte Hıristiyanlıktan Müslüman olmuştum, fakat kalbim teselli bulmuyordu. Cemaatle ilgili bilgi edinince cemaat merkezine gidip bazı sorular sorduğumda bütün sorularımın cevabını aldım ve hemen biat ettim. Biat ettiğimde aralık ayıydı, mürebbi bey camide vakfe cedid çandasının önemini anlattı ve teşvik etti. O anda cebimde 2 bin frank sifa vardı, onun bin frank sifasını derhal vakfe cedid çandası olarak verdim. Elhamdülillah, o günden itibaren Allah-u Teala benim hayatımı değiştirdi ve işime bereket verdi. Çalıştığım yerde müdürler de dahil, herkes bana saygı gösteriyor ve kısıtlı gelirimde öyle bereket var ki rahat bir şekilde hayatımı geçiriyorum. Abdurrahman bey, biat ettiği günden beri düzenli olarak çanda sisteminin bir parçası oldu.

Mısır’lı Abdurrahman bey şöyle anlatıyor: Geçen Cuma günü cebimde yüz Mısır pound’u vardı, onun ellisini cemaate çanda olarak verdim ve ellisini de yolculuk ve diğer ihtiyaçlar için bıraktım. Ben evimden ve bölgemden uzakta kalıyorum. Ertesi gün birdenbire öğrendim ki genellikle geç verilen aylık maaşım bu defa çabuk geldi ve o gün almam gerekiyordu. Buna rağmen ben iki gün sonra gittim, bir de baktım ki hükümet benim maaşımı yüzde altmış artırmış. Şimdi niyetim, gelecek Cuma bunun yarısını da Allah yolunda vermektir. Dua edin ki Allah-u Teala Kendi yolunda mal harcamanın lezzetini versin.

Hindistan’dan müfettiş Selim bey şöyle yazdı: Gucrat eyaletinde bir cemaati kontrole gittik ve oradaki bir arkadaş ile telefon vasıtasıyla irtibat kurduk ve dedik ki biz bir saat içinde size geleceğiz. Bir saat sonra oraya gittiğimizde henüz sohbet ederken iki adam gelip onunla konuştu ve daha sonra buzdolabını alıp gittiler. Ben ona, bu neyin nesi diye sorunca o şöyle dedi: Siz bize geleceğinizi söylediğinizde bizde hiç para yoktu biz de evde duran buzdolabını sattık. Biz, bu kadar acele etmeye ne gerek vardı, böyle yapmasaydınız keşke, şimdi bile geri alabilirsiniz, dedik. O, merkezden birisi bizim yanımıza gelsin ve biz onu eli boş geri dönderelim, bu olamaz, buzdolabı nedir ki biz yeniden satın alırız inşallah, dedi. Allah-u Teala onun malına bereket indirsin. Bu zat kiralık evde yaşıyor ve ustalık yapıyor. Ama o, elinin darlığına rağmen Allah yolunda fedakarlık yapmaktan vazgeçmedi.

Hindistan’ın vakfe cedid müfettişlerinden Münir bey şöyle yazdı:  Yupi eyaletinin Sandhin cemaatini dolaşırken bir arkadaşın yanına vakfe cedid çandası almaya gittiğimizde o arkadaş sıkıntısından bahsederek, şu anda durumum iyi değil, yarın sabah gelin, bakarız, dedi. Ertesi gün ben onun evine tekrar gittiğimde, parayı ayarlayamadım dedi. Onun küçük kızı da orada bizi dinliyordu. O çocuk babasının yanına gelip, sen bana kışlık ayakkabı alacağına söz vermiştin, soğuklar iyice arttı, benim kışlık ayakkabım için ayırdığın parayı bana ver, dedi. Kız inatlaşarak babasından parayı aldı ve hepsini vakfe cedid çandası olarak verdi ve dedi ki ayakkabı sonradan da alınır önce vakfe cedid çandasını ödeyelim.

Yine Hindistan’ın vakfe cedid müfettişlerinden Ferid bey şöyle yazdı: Yupi eyaletinde vakfe cedidin mali kontrolü için gittiğimde Merath’ta da, yıllardan beri cemaat ile irtibatı olmayan bir ahmedi ev olduğunu öğrendim. Bu eve vardığımda onların dikkatini mali fedakarlığa çektim. Bunun üzerine onlar, biz sadece vakfe cedid sistemine değil bütün çanda sistemine iştirak etmek istiyoruz, dediler. Böylece onlar kendilerinin gerekli çandalarını hesap ettirip bütçeye yazdırdılar, aynı zamanda vakfe cedid, tahrike cedid ve yan kuruluşların çandalarını da bütçelettirdiler ve vakfe cedid çandası için 15 bin Rupi hemen ödediler. Böylece Allah-u Teala, vakfe cedidin bereketiyle bir ailenin Ahmediye Cemaati ile irtibat meselesinin hallolmasını nasip etti. Huzur-i Enver şöyle dedi: Daha önce de bir çok defa söylediğim gibi, bizim tarafımızdan, bizim çalışanlarımız tarafından tembellik oluyor, çalışanlar cemaatlerle irtibat kurmuyorlar ve bazen uzun bir zaman irtibat kurulmuyor. Aynı şekilde bütün cemaat nizamının faal olması lazım ki insanlara ulaşılabilsin.

Bu anlattıklarım birkaç olaydır. Bunlar bir yandan bize, din için mali fedakarlık yapmak hakkında bilgi vermekte, diğer taraftan da Hz. Mesih-i Mevud’un (as) doğruluğunun, Ahmediye Cemaatinin hak üzerinde olduğunun ve Allah-u Teala tarafından kurulduğunun bir ispatıdır. Yüce Allah lütfetsin ki Cemaat üyelerinin imanı ve idraki artmaya devam etsin ve onlar Allah rızasını elde etmek için fedakarlıkta hep ilerlesinler. Amin.

Allah’ın lütfu ile vakfe cedidin 60. Yılı 31 aralıkta sona erdi ve 1 ocakta yeni dönemi başladı. Dünya genelinde Ahmediye Cemaatinin bu dönemde toplam vakfe cedid çandası, 8 milyon 862 bin pound oldu ve bu meblağ, geçen yıldan 842 bin pound fazladır elhamdülillah. Pakistan’a ilaveten İngiltere birinci sıradadır, Almanya ikinci, Amerika üçüncü, Kanada dördüncü, Hindistan beşinci, Avustralya altıncı, Ortadoğunun bir cemaati yedinci, Endonezya sekizinci, yine bir Ortadoğu cemaati dokuzuncu, Gana onuncudur. Gana da bu sefer çok ilerleme kaydetti.

Yerel para birimi bakımından belirgin artış gösteren ülkelerin başında bu yıl Kanada gelmiştir ve çok ilerlemiştir. Buna ilaveten Afrika ülkelerinden Nijerya çok ilerleme kaydederek yüzde 83 artış gösterdi. Mali ülkesi yüzde 55, Sierra Leone yüzde 45, Kamerun yüzde 45, Gana yüzde 24 ilerledi, yani geçen yıla göre daha fazla çanda toplandı.

Huzur-i Enver şöyle dedi: Asıl olan katılan kişi sayısının artması gerekir. Allah’ın lütfu ile bu yıl vakfe cedide 1 milyon 600 bin kişi katıldı, bunun içinde yeni katılanların sayısı 268 bin kişidir. Katılan sayısının artması bakımından Nijerya birinci  ve sırasıyla Sierra Leone, Niger, Benin, Mali, Kamerun, Ivory Coast, Senegal, Burkina Faso, Gambia, Guinea-Bissau, Kenya, Tanzania, Zimbabwe belirgin iş yapmışlardır.

Yüce Allah fedakarlık yapanların hepsinin mallarına ve nesillerine hadsiz hesapsız bereket versin, iman ve ihlaslarını artırsın ve her biri sözü ve fiili ile Allah’ın rızasını elde edenler olsunlar. Amin.

Kaynak: https://www.alislam.org/friday-sermon/2018-01-05.html


Newer news items:
Older news items:

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 22. Sayısı

Hz. Resulüllah'ın Yüce Şanı


Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 217

Dostlarım, bana biraz olsun kulak verirmisiniz? Çağımızda maddiyatçılığın karanlığı yeryüzünün her köşesine yayılmış ve birço...

Video

Downloads: 89

Kadiyan Calsası, Calsanın Önemi

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Her hafta değişik konularda sorularınızı cevaplandırıyoruz. Sorularınızı canlı olarak iletebilirsiniz.

Tek yapmanız gereken aşağıdaki web sayfamıza tıklamak:
www.islamiyetin-sesi.org

Her Cumartesi Türkiye Saati ile 20:00, Almanya Saati ile 19:00 da

islamiyetin-sesi.org adresinden canlı izleyebilirsiniz. Sorularınızı sorabilirsiniz.

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler