Mta-türk videolar için tıklayınız.

Huzur-i Enver kelimeyi şehadet ve Fatiha suresinden sonra şöyle dedi: Bu gün bahsedeceğim sahabelerden ilki, Ensardan hz. Sabit bin Halid’dir. Bedir ve Uhud gazvelerine katılmıştı. Yemame savaşına da katıldı ve şehit oldu.

Hz. Abdullah bin Urfata bir diğer sahabedir. Hz. Cafer bin Ebi Talib ile birlikte Habeşistan’a hicret etti ve Bedir gazvesine de katıldı.

Bir başka sahabe hz. Utbe bin Abdullah’tır. Ukbe biatine ve Bedir gazvesine katılmıştı.

 

 

Hz. Kays bin ebi Sa’sa Ensardan bir sahabedir. Kendisi 70 Ensar ile birlikte Ukbe biatine katılmıştı. Bedir ve Uhud gazvelerine de katılma şerefine erdi. Hz. Resulüllah (sav) ordu ile birlikte Bedir gazvesi için yola çıkarak Medine’nin dışında Büyut-üs Sukya adlı yerde durdu. Peygamber Efendimiz (sav)  ile birlikte gazveye katılma arzusuyla gelmiş olan küçük yaştaki gençleri geri gönderdi. Sukya’dan yol çıkarken hz. Resulüllah (sav) hz. Kays bin ebi Sa’sa’yı Müslümanları saymakla görevlendirdi. Hz. Kays sayıp da hz. Resulüllah’a (sav) sayının 313 olduğunu söylediğinde Peygamber Efendimiz (sav) sevindi ve Talut’un beraberindekilerin sayısı da aynı idi, buyurdu. Yine hz. Resulüllah (sav) saka’nın komutanlığını ona vermişti.  Saka, orduyu korumak için arkadan gelen takıma denilir. Bir keresinde o, Peygamber Efendimize (sav), ben ne kadar sürede Kuran-ı Kerim’i hatmedeyim, diye sordu. Peygamber Efendimiz (sav), on beş gecede, buyurdu. Hz. Kays, ben kendimde daha fazla yapma gücü görüyorum, diye arzetti. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (sav), bir cumadan gelecek cumaya kadar tamamla, buyurdu.  Hz. Kays, ben bundan da fazla yapabilirim, dedi.  Daha sonra o, uzun müddet bu şekilde Kuran okumaya devam etti. Nihayet kendisi yaşlanıp gözleri ağırlaştığında on beş gecede hatmetmeye başladı. O zaman derdi ki,  keşke ben hz. Resulüllah’ın (sav) söylediğini kabul etseydim.

Bir diğer sahabe olan hz. Ubeyde bin Haris, hz. Resulüllah’ın (sav) yakın akrabalarındandı. Kendisi ilk iman edenlere dahildi. Peygamber Efendimizin (sav) Dar-ı Erkam’a girmesinden önce iman etmişti. Hz. Ubeyde’nin, Peygamber Efendimizin (sav) nezdinde özel bir değeri vardı. Kendisi, Benü Abdi Menaf’ın liderlerinden idi. Hz. Ubeyde, kardeşleri hz. Tufeyl bin Haris ve hz. Hüseyin bin Haris ile birlikte Medine’ye hicret etti. Hz. Resulüllah (sav), hz. Ubeyde bin Haris ve hz. Âmîr bin Elhammam arasında muvahat (dini kardeşlik) kurdu. Her ikisi de Bedir gazvesinde şehit oldu. Hicretten sekiz ay sonra Peygamber Efendimiz (sav) hz. Ubeyde bin Haris’i altmış yahut seksen atlı birlikte gönderdi.  Peygamber Efendimiz (sav) hz. Ubeyde için beyaz renkli bir sancak verdi, o sancağı hz. Mastah bin Esase taşıdı. Bu seferin gayesi, Kureyş’in bir ticaret kafilesini durdurmaktı. Kureyş kafilesinin lideri Ebu Süfyan idi ve o kafilede 200 kişi vardı. Sahabeler Rabık vadisinde kafileye yetişti. İki taraf arasında ok atmak dışında bir karşılaşma olmadı ve savaş için düzenli bir saf düzeni de alınmadı. Müslümanlar tarafından ilk oku atan hz. Saad bin Ebi Vakkas idi ve o ok İslam tarafından atılan ilk ok idi. Hz. Ubeyde bin Haris’in komutasında, İslam’ın bu ikinci akını idi.

Hz. Ubeyde bin Haris, Bedir gazvesinde Müslümanların tarafından Velid bin Utbe ile teke tek çarpıştı. Kuran-ı Kerim’in bir ayeti bu olay ile ilgili indi. Nitekim hz. Ali (ra) şöyle rivayet etti: “Hâzâni hasmâni-h tesamû fî rabbihim” ayeti, Bedir günü teke tek çarpışanlar hakkında inmişti.  Yani hz. Hamza bin Abdulmuttalib, hz. Ali bin Talib ve hz. Ubeyde bin Haris, ve bunların karşısına çıkan Utbe bin Rabia, Şeybe bin Rabia ve Velid bin Utbe. Bu mübarezet (savaştan önceki teke tek çarpışma) Sünen ibni Davud’da, hz. Ali’den şöyle beyan edilmiştir: Utbe bin Rabia ve onun ardında da oğlu ve kardeşi de çıktı ve kim karşımıza çıkacak diye bağırdı. Bunun üzerine Ensar’dan bir çok genç onlara karşılık verdiler. Utbe, siz de kimsiniz, dedi. Onlar, biz Ensar’danız dediler. Utbe dedi ki, bizim sizinle bir alakamız yok, biz sadece amcamızın oğulları ile savaşmak niyetindeyiz. Bunun üzerine hz. Resulüllah (sav) buyurdu ki, ey Hamza! Kalk, ey Ali! Ayağa kalk ve ey Ubeyde bin Haris! öne çık. Hz. Ali der ki, Peygamber Efendimizin (sav) sesini duyar duymaz hz. Hamza, Utbe’ye doğru ilerledi. Ben, Şeybe’ye doğru ilerledim. Ubeyde bin Haris de Velid ile karşı karşıya geldi ve her ikisi birbirlerini ağır bir şekilde yaraladılar. Sonra biz Velid’e yöneldik ve onu öldürdük, Ubeyde’yi savaş meydanından alıp geldik. Bedir’e yakın Safra adlı yerde vefat etti ve oraya defnedildi. Bir rivayete göre hz. Ubeyde’nin bacağı kesilmişti ve kanlar akıyordu, sahabeler kendisini hz. Resulüllah’ın yanına getirdiler. O zaman hz. Ubeyde, Ya Resulallah! Ben şehid değil miyim, diye sordu. Peygamber Efendimiz, neden olmasın, sen şehidsin, buyurdu.

Bir rivayete göre hz. Ubeyde bin Haris, Peygamber Efendimize (sav) getirildiği zaman, hz. Resulüllah (sav) onun başını dizlerine koydu. O zaman hz. Ubeyde şöyle dedi:

Eğer Abu Talip bu gün hayatta olsaydı, o zaman o sıkça dile getirdiği cümleyi ondan daha ziyade benim hak ettiğimi bilecekti. Abu Talip şöyle derdi;

Bizim Muhammed’i (sav) size teslim edeceğimiz bir yalandır. Bu ancak onun etrafından dağılmak, çoluk çocuğumuzu bile ihmal etmek ve onlardan gafil olmak suretiyle mümkündür.

İşte onların duyguları bu şekildeydi. Şehit düştüğünde kendisi 63 yaşındaydı

Huzur-i Enver daha sonra şöyle dedi: Bu sahabelerden bahsettikten sonra şimdi ben, 19 kasımda vefat eden bizim Endonezyalı bir vakfe zindigi (hayatını İslam’a adamış) hizmetçimiz, Cemaatin mübelliğinden bahsetmek istiyorum. Onun adı Suyuti Aziz Ahmed idi. İnna lillahi ve inna ileyhi raciun. Allah-u Teala onun derecelerini yükseltsin ve Firdevs Cennetinde yüksek makam lütfetsin, geride kalanlara sabr-ı cemil versin, evlatlarının ve gelecek neslinin onun ayak izlerinden yürümesini nasip etsin. Amin.

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 22. Sayısı

Hz. Resulüllah'ın Yüce Şanı


Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 175

Yüce Allah (cc) üst üste indirdiği vahiyler vasıtasıyla, ölüm zamanımın çok yaklaştığını bana haber vermiştir. O'nun bu konudaki v...

Video

Downloads: 102

Mali fedakarlığın önemi ve Vakf-e Cedit'in yeni dönemi

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Her hafta değişik konularda sorularınızı cevaplandırıyoruz. Sorularınızı canlı olarak iletebilirsiniz.

Tek yapmanız gereken aşağıdaki web sayfamıza tıklamak:
www.islamiyetin-sesi.org

Her Cumartesi Türkiye Saati ile 20:00, Almanya Saati ile 19:00 da

islamiyetin-sesi.org adresinden canlı izleyebilirsiniz. Sorularınızı sorabilirsiniz.

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler