Mta-türk videolar için tıklayınız.

10 Temmuz 2015 Cuma Hutbesi Özeti

Seyyidna Hazret Halifetü’l Mesihi’l Hamis Atba, 10 Temmuz 2015’de Beytü’l Futuh Camiinde Cuma Hutbesi irşad etti. Hutbe, çeşitli dillerdeki tercümesi ile birlikte MTA’da canlı olarak yayınlandı.

Huzur-u Enver, bugün Allah’ın lütfu ile yirmi ikinci oruç geçmektedir, dedi. Resulüllah’ın (sav) buyurduğuna göre bizler, Allah-u Teala’nın rahmet ve mağfiret günlerinden geçerek şimdi cehennemden kurtaran on gününden geçiyoruz. Ancak bakılması gereken şudur ki, acaba biz bugünlerin feyzinden bir şey elde ettik mi, etmedik mi? Allah-u Teala’nın hükümleri ve Resulüllah’ın (sav) irşatları şartsız olmaz, onların bazı şartları olur. Bugünlerin rahmetinden feyz bulmak, mağfiretten pay almak ve cehennemden kurtulmak için bazı şartları yerine getirmek gerekir. Bizim bunlardan feyz almamız için o şeyleri aramamız gerekir. Allah-u Teala’nın rahmetinin iki kısmı vardır; ilki ihsan olaraktır, insan bunun için çabalamak zorunda olmaz, Allah’ın bu rahmetinden bütün insanlar pay alırlar. İkinci kısımki rahmet, Allah-u Teala’nın, “kesinlikle Allah’ın rahmeti muhsinlere (ihsan edenlere) yakındır,” buyurduğu gibi amellere bağlıdır. Ve muhsin, başkalarına iyilik eden, takva üzerinde yürüyen, ilim sahibi olan ve Allah-u Teala tarafından bildirilen bütün şartlara uygun olarak işlerini yapandır. Onlar üzerine Allah’ın rahmeti iner ve onların duaları kabul olur. İşte, duaların kabulü isteniyorsa muhsin olmak şarttır. Muhsinler, içlerinde temiz değişiklikler yaratmak için, ramazanı özel bir vesile kılmaya çabalarlar. İşte bize gerekli olan, daima bizimle birlikte kalacak olan rahmeti çekmektir.

Huzur-u Enver şöyle buyurdu: Şeytan her zaman bize musallat olduğu için, o rahmeti elde ettikten sonra onda kaim kalabilmek için gelecek on günde tekrar Allah’ın yardımını ve gücünü arayın. Ve işte o güç, istiğfardır. Resulüllah (sav) buyurdu ki, ramazanın ikinci on günü mağfirete vesiledir. Mümin, Hüda Teala’nın rahmetini hayatının bir parçası haline getirendir ve onun göstergesi, müminin ibadetleri, diğer iyi ameller ve kalıcı istiğfardır. İşte bu olduğunda Allah’ın rahmeti bizi sarmalamaya devam edecektir. Hazreti Mesih-i Mevud (as) şöyle buyurur: İstiğfarın gerçek manası, beşeriyete özgü zaafların gözükmemesini, Hüda Teala’nın, fıtrata kendi gücünün kolaylığını lütfetmesini ve Kendi koruma ve yardımının halkası içine almasını talep etmektir. Resulüllah (sav), ikinci on günün mağfiret günleri olduğunu buyurarak bizim dikkatimizi şuna çekmiştir: Allah’ın rahmetinden kalıcı pay almak ve kendi beşeri zaaflarınızdan kurtulmak için, Allah-u Teala’nın huzurunda istiğfar ederek O’na sığının. Allah-u Teala lütfetsin ki, aramızdan çoğu bu düşünceyle Allah’ın mağfiretini talep ederek ikinci on günü geçiriyor olsun.

Huzur-u Enver şöyle dedi: Resulüllah (sav), ramazanın son on günü cehennemden kurtulma günleridir buyurduğuna göre,  insan Allah-u Teala’nın örtüsü altına girdiğinde, O’nun mağfiretinin nurundan güç bulup onda devamlı da olunca, sonra eğer devamlı olarak O’nun mağfiretini talep etmeye devam ederse, o takdirde sadece ramazanda değil, bilakis bu otuz günün ibadetleri, kulların haklarını ve Allah’ın haklarını eda etme, tövbe ve istiğfarın kalıcı alışkanlığı, daimi olarak cehennemin kapılarını kapatacaktır. Cehennemden necata kavuşmak bu dünyada başlar ve cennete kavuşmak bile bu dünyada olur ve bunun geniş etkileri muhtelif durumlar ve renklerde insana gelecek cihanda nasip olur.

Huzur-u Enver şöyle dedi: Resulüllah (sav), son on gün içinde, bir mümine kadir gecesini de müjdelemiştir. Kadir gecesini bulmak için, iman ve nefis muhasebesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Oruçları ve kadir gecesini iman durumunda ve nefis muhasebesi yaparak geçiren her şahısın Allah’ın affını ümit etmesi gerekir. İşte bir müminin her zaman, Allah’ın hükümlerine göre amel etmenin zorunlu olduğu hissiyatında olması gerekir. Nebinin zamanına da “Leyletü’l Kadir” denmiştir. Her bir kimse için onun kadir gecesi, o dünyanın pisliklerinden meyillerinden temizlendiğindedir; imanı üzerinde güçlü bir şekilde sebat ettiğindedir; ve kendi muhasebesini yaparak bütün kötülükleri kendisinden uzaklaştırdığındadır. Allah lütfetsin ki, bizim çoğumuz, duaların kabul edilişinin özel fırsatı olan bu “Leyletü’l Kadir”e kavuşanlardan olsun. Amin


Newer news items:
Older news items:

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Galerimiz Resimler