Mta-türk videolar için tıklayınız.

Hz. Yunus’unas alameti Hz. İsaas tarafından nasıl gösterildi?

Hıristiyanlar Hz. İsa’nınas kabre, toprağın bağrına ölü olarak girdiğini, ölü olarak toprağın altında kaldığını ve sonra canlanarak oradan çıkıp göklere gittiğini söylüyorlar. Hıristiyanların inanışı budur. Geçen sayıda Hz. Yunus’unas başına gelenleri Eski Ahit’ten gösterdik. O, kitabın dediğine göre, Hz.Yunusas balığın karnına canlı olarak girdi, canlı olarak orada kaldı ve canlı olarak oradan çıktı. Bu üç şey önemlidir. Canlı olarak girmesi, orada canlı olarak kalması ve canlı olarak oradan çıkması...

Hz. İsaas Yahudilere diyor ki;

“Kötü ve vefasız kuşak bir belirti istiyor! Ama ona Yunus'un belirtisinden başka bir belirti gösterilmeyecek.”[1]

Yunus’unas alameti Hz. İsa’yaas göre furkandır. Furkan, doğru ve yalancı arasındaki farkı ayırt etmektir. O Yahudilere, size gösterilecek alamet sadece budur, dedi ve bunu vurgulaya, vurgulaya söyledi. Hıristiyanların söylediklerine inanacak olursak bu alamet gerçekleşmemekte ve Hz. İsaas hâşâ yalancı durumuna düşmektedir.  Ama biz Hz. İsa’nınas Allah’ıncc hak peygamberi olduğuna iman etmekteyiz ve İncil’den Hz. İsa’nınas o alametinin, Hz. Yunusas devrinde gerçekleştiği gibi aynen gerçekleştiğini anlamaktayız.  Hz. İsaas bunu kendisi anlatmıştır ve çarmıha gitmemek için, orada ölmemek için yalvarmıştır.  Çünkü o, onun lanetli bir ölüm olduğunu bilmektedir. Arapça ve İbranice’ye göre lanetlinin manası ise, Allah’tancc uzak, Allahcc da ondan uzak, şeklindedir. O, Allah’tancc nefret eder, Allahcc da ondan nefret eder. O, şeytana yakındır, şeytan da ona yakındır. Şeytan onu sever, o da şeytanı sever. Neuzü billahi min zalike (bu düşünceden Allah’acc sığınırız.) Allah’ıncc peygamberi için böyle bir ölüm hayal etmek bile korkunçtur. Çünkü o insanları lanetten kurtarmak için gelirken, kendisi böyle bir şeyi nasıl kabul edebilir. Bu nedenle İsaas çok dua etti, çok yalvardı ve Allah-u Teâlâ onu böyle lanetli bir ölümden kurtarmak için planlar kurdu. Kuran-ı Kerim’in anlattığına göre kafirler peygamberlere karşı düzen kurarlar, Allahcc da kafirlerin entirikalarını boşa çıkarmak için plan kurar.

“Vallâhu hayrul mâkirîn” Allah’tan daha iyi plan kuran kimse yoktur.

 

Yahudilerin İsa’ya karşı kurduğu entrikalar ve Allah’ıncc onların entrikalarını bozmak için hazırladığı düzen hakkında İncil’de ayrıntılı bilgiler bulunmaktadır. İncil’in anlattığına göre Hz. İsa’yıas çarmıha germek için çabalar sürmekte ve buna karşın Hz. İsa’nınas da duaları devam etmektedir.  Yukarda da anlatıldığı gibi İncil’de, Allah’ın mümin kullarının dualarını kabul etme sözü vardır.

İncil Matta 27. Bölüm, ayet 17’de şunlar geçmektedir;

Halk bir araya toplandığında, Pilatus onlara, «Sizin için kimi salıvereyim istersiniz, Barabas'ı mı, Mesih denilen İsa'yı mı?» diye sordu.”

Pilatus validir. Hz. İsaas hakkında karar vermek ona aittir. Yahudiler Hz. İsa’yıas çarmıha germesi için baskı yapıyorlardı. Pilatus Hz. İsa’yıas bir şekilde oradan kurtarmak istiyordu. İncil’den de anladığımız gibi, bunun bazı sebepleri vardı. Pilatus Yahudilere, belki Hz. İsa’yıas sal derler diye, “Kimi salayım; Barabas’ı mı yoksa Mesih denilen İsa’yı mı?” diye sordu. Pilatus hâkimdi ve Yahudilerin kıskançlıktan dolayı, suçsuz olduğu halde İsa’yıas ele verdiklerini biliyordu. Pilatus’un İsa’nınas suçsuz olduğunu biliyor olması dikkate değer bir durumdur.

Matta 27. Bölüm, ayet 19’da şöyle deniyor:

“Pilatus yargı kürsüsünde otururken karısı ona, «O doğru adama dokunma. Dün gece rüyamda onun yüzünden çok sıkıntı çektim» diye haber gönderdi.”

İncilin yukardaki ayetlerinden iki önemli ayrıntı dikkat çekiyor:

1- Hakimin, Hz. İsa’nın suçsuz olduğunu bilmesi ve bundan dolayı ona ceza vermekten çekinmesi.

2- Hanımının gördüğü rüyanın etkisiyle Dava aşamasında Pilatus’a, “O salih adamla senin bir işin olmasın,” diye mesaj yollaması. Bu demektir ki hem Pilatus hem de hanımı Hz. İsa’nınas suçsuz olduğuna inanıyorlardı. Pilatus’un hanımı rüyasında Hz. İsa yüzünden çok sıkıntı çektiğinden korkmuştu ve hakimin onun aleyhine bir karar vermesini istemiyordu.

Allah-u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

“(İsa’nın düşmanları) bir plan kurdular. Allah (da) tedbir aldı. Allah, tedbir alanların en mükemmelidir.[2]

Kuran-ı Kerim’in bu ayetinde bildirildiği gibi Allah-u Teâlâ tedbirini aldı, bunun ayrıntıları İncil’de vardır. Bir melek vasıtası ile Pilatus’un hanımına bir rüya gösterildi. Çünkü bazen bir hanımın baskısı daha iyi sonuç verebilmektedir. Allah-u Teâlâ Pilatus’un düşüncesini desteklemek için hanımına rüya gösterdi ve o rüyanın tesiri o kadar büyüktü ki, o tesir ile hanımı da gelip, kürsüde oturan Pilatus’a, “Hayır, o senden zarar görmesin, yoksa biz sıkıntı çekeceğiz.” dedi.

Matta 27. bölüm, ayet 20-24’de:

“Başkâhinler ve ihtiyarlar ise, Barabas'ın salıverilmesini ve İsa'nın öldürülmesini istesinler diye halkı kışkırttılar.

Vali onlara şunu sordu: «Sizin için ikisinden hangisini salıvereyim istersiniz?»

«Barabas'ı» dediler.

Pilatus, «Öyleyse Mesih denen İsa'yı ne yapayım?» dedi.

Hep bir ağızdan, «Çarmıha gerilsin!» dediler.

Pilatus, «O ne kötülük yaptı ki?» diye sordu.

Onlar ise daha yüksek sesle, «Çarmıha gerilsin!» diye bağrışıp durdular.

Pilatus, elinden bir şey gelmediğini, tersine, bir kargaşalığın başladığını görünce su aldı, kalabalığın önünde ellerini yıkayıp şöyle dedi: «Bu adamın kanından ben sorumlu değilim. Bu işe siz bakın!»”

İncil’de geçen bu olay bize ne anlatmaktadır? Görüldüğü gibi Hz. İsa’nın duası (Ey Allah’ım bu kâse benden geçsin şeklindeki dua) artık işlemeye ve etkisini göstermeye başlamıştır. Hâkim, Yahudiler beni yetkililere şikâyet eder düşüncesi ile Yahudiler tarafından baskı altındadır, ama kalben Hz. İsa’nın salih bir insan olduğuna inanmaktadır. Hanımı da onun salih bir kişi olduğuna inanıyor, çünkü melek rüyasında ona, “Bu salih bir kişidir, eğer bunun kılına bir zarar dokunursa siz sorumlusunuz,” demiştir. O da bunu kocasını tembihliyor. Bir şekilde Pilatus Yahudilerin din adamlarını, kâhinlerini ikna etmeye çalışıyor, ama belki isyan çıkarırlar ya da kendisini şikâyet ederler düşüncesi ile ister istemez korkuyor. Ancak diğer taraftan da İsa’ya zarar verirse kendisine ve ailesine büyük sıkıntı geleceğinden korkuyor. O nedenle de orta bir yol bulmaya çalışıyor. Urduca da bir ifade vardır. “Yılan da ölsün, ama sopamda zarar görmesin.” Pilatus ta böyle bir yol aramaya çalışmıştır. Anlaşılan, Pilatus Hz. İsa’yıas kurtarma çabasındadır ve kurtarmak için bir yol aramıştır.

Peki, aldığı tedbir neydi?

Çarmıhta bir insanın ölmesi için üç dört gün gerekir. Bir iki saatte bir insanın çarmıhta ölmesi mümkün değildir.

Çarmıh nedir? Resimde görüldüğü gibi iki el, ayaklar, bacaklar ve hatta dirseklere çivi çakılan bir sehpadır. İnsan orada durdukça, yavaş yavaş vücudundaki kan ve kemiğin içindeki ilik akar ve insan acıyla üç dört günde ölür. Birkaç saatte insanın çarmıhta ölmesi mümkün değildir. Bu bilimsel bir gerçektir. Bu cezayı uygulayanlar bu gerçeği o zaman da biliyorlardı ve insan çarmıhta ölsün diye orada üç dört gün tutuluyordu.

İncil’den açıkça anladığımız Hz. İsa’yı kurtarmak için, hâkimin bir tedbir aldığıdır. Bunun ayrıntılarına göre Hz. İsaas üç gün çarmıhta bırakılmayıp, birkaç saat içinde çarmıhtan indirilecekti. Çünkü üç gün orada kalsa, mutlaka ölür.

Hakimin aldığı tedbir zahirde Başkahinler ve ihtiyarların istediğini gerçekleştiriyordu ama gerçekte ise Hz. İsa’yıcc çarmıhta ölmekten kurtarıyordu. Bu tedbir neydi?

Pilatus, Hz. İsa’nın Cuma günü öğleden sonra asılmasını sağlamıştır…

 

Devam edecek....

 


[1] Matta 16. Bölüm 4. Ayet

[2] Ali İmran Suresi, Ayet 55

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 176

Bu devir insanları özellikle barış ve sevgi arayışındadır. Kur'an-ı Kerim ve hadislerden az çok haberi olan herkes için bu devir öncede...

Video

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler