Mta-türk videolar için tıklayınız.

Hıristiyanlar Hz. İsa’nın, ona iman edenlerin günahlarını üstlenmek suretiyle çarmıhta ölüp kefaret olduğuna inanırlar. Bundan dolayı Hz.İsa’nın çarmıhta ölüp ölmediğini incelememiz gerekir. Eğer o, kefaret olmaya razı idiyse ve seve seve çarmıhta ölmeyi kabul ettiyse kendisinin buna istekli olduğunu İncil’de görmemiz gerekir. Ama Yeni Ahit’i incelediğimizde o çarmıha gerilmeye istekli değildi ve orada ölmemek için Allah’acc yalvarıyordu. Allahcc da duasını kabul ederek onu bu ölümden kurtardı. Hz. İsaas Yahudilerin çarmıh olayının hazırlıklarını yaptığını hissediyor ve “bu kaseyi benden uzaklaştır” diye Allah-u Teâlâ’ya dualar ediyordu. Kendisi dua etmekle kalmayıp havarilerine de dua etmelerini tembih ediyordu. Ancak Hıristiyanların iddia ettiklerine göre Hz. İsaas çok dua etmesine rağmen çarmıhta ölmekten kurtulamamış.

Allah-u Teala peygamberleri en çetin sınavlara sokmak suretiyle dener. Ona iman etmeyenler düştüğü durumu görünce artık bu kurtulamaz diye zannederlerken Yüce Allahcc duaları sonucu peygamberlerini sıkıntıdan kurtarıp desteğinin onların arkasında olduğunu gösterir.

Hz. İsa’nınas durumunu incelediğimizde, onun aleyhinde kurulan entrikalar çok korkunçtu. Bu tuzakların ne denli tehlikeli olduğunu Hz. İsaas biliyordu ve bundan dolayı hem kendisi Allah’acc yalvarıyordu hem de havarilerin dua etmelerini istiyordu.  Yeni Ahit’e göre duası kabul olmayanın durumunu incelememiz gerekir.

Matta 21. Bölüm ayet 21’de şöyle deniyor:

“İsa onlara şu karşılığı verdi: «Size doğrusunu söyleyeyim, eğer imanınız olur da kuşku duymazsanız, yalnız incir ağacına olanı yapmakla kalmazsınız; şu dağa, ‘Kalk, denize atıl' derseniz, dediğiniz olacaktır.”

 

İncil’in bu ifadesinden anlaşıldığı gibi eğer Hz. İsa’nınas duası kabul olmadıysa o zaman hâşâ onun imanı yoktu ve kuşkuları vardı demektir. Matta 26. Bölüm ayet 36-45’de Hz. İsa’nın çarmıha gerilmeden önceki hali şöyle anlatılıyor:

“Sonra İsa öğrencileriyle birlikte Getsemani denen bir yere geldi. Öğrencilerine, «Ben şuraya gidip dua edeceğim, siz burada oturun» dedi.

Petrus ile Zebedi'nin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye ve ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.

Onlara, «Yüreğim ölüm derecesinde kederli» dedi. «Burada kalın, benimle birlikte uyanık durun.»

Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. «Baba» dedi, «mümkünse bu kâse benden uzaklaştırılsın. Yine de benim değil, senin istediğin olsun.»

Öğrencilerin yanına döndüğünde onları uyumuş buldu. Petrus'a, «Demek ki benimle birlikte bir saat uyanık kalamadınız!» dedi.

«Uyanık durup dua edin ki, ayartılmayasınız. Ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür.»

İsa ikinci kez uzaklaşıp dua etti. «Baba» dedi, «eğer ben içmeden bu kâsenin uzaklaştırılması mümkün değilse, senin istediğin olsun.»

Geri geldiğinde öğrencilerini yine uyumuş buldu. Onların göz kapaklarına bir ağırlık çökmüştü.

Onları bırakıp tekrar uzaklaştı, yine aynı sözlerle üçüncü kez dua etti.

Sonra öğrencilerin yanına dönerek, «Hâlâ uyuyor, dinleniyor musunuz?» dedi. «İşte saat yaklaştı, İnsanoğlu günahkârların eline veriliyor.

Bu ayetlerden Hz. İsa’nınas duaya olan güçlü ve sarsılmaz imanı anlaşılıyor. Bundan dolayı durmadan Allah’acc yalvarıyordu. Çünkü duası sonucu her peygamberde olduğu gibi onun düşmanlarının da hedeflerine ulaşamayacaklarını biliyordu.

Markos bölüm 14, ayet 32 den 42 ye kadar da bu dua tekrar tekrar anlatılır.

“Sonra Getsemani denilen bir yere geldiler. İsa öğrencilerine, «Ben dua ederken siz burada oturun» dedi.

Petrus'u, Yakup'u ve Yuhanna'yı yanına aldı. Hüzünlenmeye ve ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.

Onlara, «Yüreğim ölüm derecesinde kederli» dedi. «Burada kalın, uyanık durun.»

Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. «Mümkünse o saati yaşamayayım» dedi.

«Abba, Baba, senin için her şey mümkün, bu kâseyi benden uzaklaştır. Ama benim değil, senin istediğin olsun.»

Öğrencilerinin yanına döndüğünde onları uyumuş buldu. Petrus'a, «Simun» dedi, «uyuyor musun? Bir saat uyanık kalamadın mı?

Uyanık durup dua edin ki, ayartılmayasınız. Ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür.»

Yine uzaklaştı, aynı sözleri tekrarlayarak dua etti.

Geri geldiğinde öğrencilerini yine uyumuş buldu. Onların göz kapaklarına bir ağırlık çökmüştü. İsa'ya ne diyeceklerini bilemiyorlardı.

İsa üçüncü kez yanlarına döndü, «Hâlâ uyuyor, dinleniyor musunuz?» dedi. «Yeter! Saat geldi. İşte İnsanoğlu günahkârların eline veriliyor.

Kalkın, gidelim. İşte beni ele veren geldi!”

Bu ayetlerden Hz. İsa’nınas duaya olan imanı anlaşıldığı gibi onun çarmıha gerilmek istemediği de anlaşılmaktadır. Eğer onun duası kabul edilmediyse o zaman haşa Hz. İsa Allahcc indinde değeri olmayan birisiydi. Ancak böyle bir şeyin ona isnat edilmesine ne bir Müslüman ne de onu gerçekten seven bir Hıristiyan razı olabilir.  Aslında onun bu konudaki duaları kabul edildi ve Yahudilerin ona içirmek istedikleri kâse ondan uzaklaştırıldı.

Hz. İsa’nın çarmıhta ölmediğine dair Yeni Ahit’teki başka bir delil Matta 12. bölüm ayet 38’den 40. Ayete kadar şöyle anlatılıyor;

“Bu arada bazı din bilginleri ve Ferisiler söz alarak şöyle dediler: «Öğretmenimiz, senden doğaüstü bir belirti görmek istiyoruz.»

İsa onlara şu karşılığı verdi: «Kötü ve vefasız kuşak bir belirti istiyor! Ama ona Yunus peygamberin belirtisinden başka bir belirti gösterilmeyecek.

Yunus, nasıl üç gün üç gece o koca balığın karnında kaldıysa, İnsanoğlu da üç gün üç gece yerin bağrında kalacak.”

Matta 16. Bölüm 4. Ayette şöyle deniyor:

“Kötü ve vefasız kuşak bir belirti istiyor! Ama ona Yunus'un belirtisinden başka bir belirti gösterilmeyecek.» Sonra İsa onları bırakıp gitti.”

Luka 11. bölüm 29. ayette ise şöyle deniyor:

“Çevredeki kalabalık büyürken İsa konuşmaya başladı. «Şimdiki kuşak kötü bir kuşak» dedi. «Doğa üstü bir belirti istiyor, ama ona Yunus'un belirtisinden başka bir belirti gösterilmeyecek.”

Bu ayetlere göre Yahudi din bilginleri İsa’dan bir alamet göstermesini istiyorlar. İsaas da onlara şöyle diyor: «Kötü ve vefasız kuşak bir belirti istiyor! Ama ona Yunus peygamberin belirtisinden başka bir belirti gösterilmeyecek. Yunus, nasıl üç gün üç gece o koca balığın karnında kaldıysa, İnsanoğlu da üç gün üç gece yerin bağrında kalacak.”

Çarmıh olayı Hıristiyanların anlattığı gibi gerçekleştiyse Hz. İsa Yunus peygamberin mucizesini gösteremedi demektir. Çünkü Yunus peygamber iri balığın karnına canlı olarak girmişti, üç gün üç gece orada canlı olarak kaldıktan sonra yine canlı olarak oradan çıkmıştı. Eğer Hz. İsaas yerin bağrına ölü olarak girip, üç gün üç gece ölü olarak orada kaldıysa ve oradan göğe çıktıysa bunun Yunus’un alemeti ile hiç ilgisi yoktur. Ama eğer İsaas yerin bağrına canlı olarak girdiyse, üç gün üç gece orada canlı olarak kalıp yine canlı olarak oradan çıktıysa bu Yunus’un alametine tıpatıp uymaktadır.

İncil’in ayetlerinden anlaşılan, çarmıh olayı Hıristiyanların bugün anlattıkları gibi değil Hz. İsa’nın dua ettiği gibi gerçekleşmişti. Yüce Allah’ıncc duasını kabul etmesi sonucu ölüm kasesi ondan uzaklaştırılmış ve o çarmıh üzerinde ölmemişti.

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 175

Bu devir insanları özellikle barış ve sevgi arayışındadır. Kur'an-ı Kerim ve hadislerden az çok haberi olan herkes için bu devir öncede...

Video

Ses-mp3

Downloads: 69

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler