Mta-türk videolar için tıklayınız.

Bu dünya bir ibtilâ yeridir. Burada en iyi kimse kendisini riyakârlıktan koruyan kimsedir. Gerçekten Allah (c.c.) rızası için O’nun emirlerine uyanlar amellerini gizli tutarlar. Böyle kimseler gerçek takva sahibidirler.

Tezkire-tül Evliya’da bir yerde şöyle yazılıdır:

“Evliyanın biri kendisinin yardıma muhtaç olduğunu bir topluma bildirmiş. Bunun üzerine Allah’ın (c.c.) bir kulu gizlice, ona bir miktar para yardımında bulunmuş. Evliya parayı aldıktan sonra, yardım edenin yokluğunda onun cömertliğinden bu topluma övgüyle söz etmiş.  Yardım sever bu övgü sözlerini duyunca çok üzülmüş. “Bu dünyada övüldükten sonra ahiret sevabından mahrum kalabilirim” düşüncesiyle geri dönmüş ve kalabalık oradayken evliyaya: “Size vermiş olduğum para aslında benim değil annemindir ve o parasını size vermek istemiyor” demiş. Evliya parasını geri vermiş. Kalabalık: “Bu adam yalancı ve sahtekârdır. Parasını geri almak için bahane uyduruyor” demeye başlamış. Geceleyin evliya evine dönünce, yardım sever de ona gitmiş ve:

“Siz beni herkesin önünde övdünüz. Ben de ahiret sevabından artık mahrum kaldım düşüncesiyle bahane ileri sürerek sizden paramı geri aldım. Buyurun bu para artık sizindir. Ama hiç kimseye bundan söz etmeyin” demiş. Bu manzarayla karşılaşan evliya ona: “Artık, halk kıyamet gününe kadar seni lânetleyecektir. Çünkü dün olanlardan herkesin haberi var. Ama bugün olanlardan hiç kimsenin haberi yok” deyip ağlamış.

Gerçek Muttaki Bir Çeşit Gizlilik İster

Takva sahibi nefs-i emmare ile savaşıp hayallerini gizli tutar. Ama Allah (c.c.) ne düşündüğünü daima ortaya çıkarır. Tıpkı kötü kimsenin kötülüğünü gizlemek istediği gibi takva sahibi de yaptıklarını gizlemek ister. Tekrar söyleyeyim ki gerçek takva sahibi bir çeşit gizlilik ister. Takva mertebeleri çoktur ve takva “tekellüf”ü[1] ister. Ayrıca yukarıda riyakârlık ile ilgili beyan ettiğim örnekte olduğu gibi takva sahibi savaş halindedir. Ama salihlik mertebesine ulaşan için artık savaş sona ermiştir ve barış dönemi başlamıştır.

Riyakârlık Ve Hilm’in Savaşı

Bazen riyakârlık ve hilm aralarında savaşırlar. İnsan bazen kızar ve bu kızgınlık Kur’ân’a ters düşer. Mesela, küfür dinleyince nefsi hiddetleniyor. Takva ise Kur’ân’ın: “Saçma sapan şeylerin yanından geçerken (ona asla katılmayıp) pek ağırbaşlı olarak geçerler” buyruğuna uygun olarak, öfkelenmekten meneder. Aynen bunun gibi takva sahibi acelecilikle veya sabırsızlıkla savaşmak zorunda kalır. Takva yolunda takva sahibi o kadar zorluklarla karşılaşır ki hedefine zar zor ulaşır. Bu yüzden insan sabırsızlık gösterir.

Ama bakınız bir yerde elli metreye kadar toprak kazdıktan sonra, su çıkarılıyorsa, biri onu iki-üç metre kazdıktan sonra, buradan su çıkmaz diye kazmaktan vazgeçerse, ne olur?  Tabii ki su’i zan ettiği için hiçbir şey elde edemez. Tıpkı bunun gibi takvanın şartı Allah’ın (c.c.) verdiği bütün emirleri tam bir sabır ve sebatla yerine getirmektir.

Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani

Eserlerden Seçmeler Kitabından
 


[1] İçten gelmediği hâlde kendini zorlayarak Allah’ın emerlerine uymak


Related news items:
Newer news items:
Older news items:

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 151

Bilgi edinmek her Müslüman’ın görevidir. Bilginin sınırı yoktur. İnsan daha önce hiç bilmediği konularla karşılaşabilir. Yeni bir k...

Video

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler