Mta-türk videolar için tıklayınız.

Daha önceki Ramazanlarda ne salih amel işlemişsek, hangi takvayı edinmişsek ve hangi makama erişmişsek manevi makama, bundan istifade etmeliyiz. Bu Ramazan ayında kendimizi incelemeliyiz, biz geçen Ramazanda hangi makama erişmişsek bu Ramazanda da o makam bizde devam etmekte midir yoksa bizden uzaklaşmış mıdır?

Eğer biz eski makamımızdan bile uzaklaşmışsak o zaman bu Ramazanın bize ne bereketi kalmıştır. Allah-u Teâlâ "Siz bu belli günlerde oruç tutarsanız iyi davranışlarda bulununuz, sâlih amel yapınız ki Allah-u Teâlâ’ya yakınlık kazanasınız." der, eğer sizde hiçbir değişiklik olmazsa biz takvayı edindik diyebilir misiniz?

Yüzde yüz gerçek olan bir şey vardır ki Allah-u Teâlâ’nın sözleri hiçbir zaman yanlış değildir, insan yanlıştır insan yanlışlığı yapar. Bu nedenle kesin olan ne varsa orada bizde eksiklikler, zayıflıklar vardır. Ya biz bu Ramazandan ve geçmiş Ramazanlardan faydalanmamışızdır veya biz geçici olarak bir iyilik edinmişizdir ondan sonra zaman geçince biz bunlardan vazgeçmişiz ve uzaklaşmışızdır.

Hâlbuki durum ne olmalıdır?

Son Ramazanda edindiğimiz takvanın standardı daha da gelişmeli ve bu içinde bulunduğumuz Ramazan'da bizim takvamız salih amelde daha da  ilerlememize yardım etmeli ve takvanın gelecek basamaklarını bize göstermelidir. Onun içindir ki oruç tutanlar ve kendilerinde büyük değişiklikleri yaratanlar, takvayı edinenler ve bunu hayatlarının bir parçası haline getirenler, işte bu insanlar talihli insanlardır ve bu talihli insanların adımları daha da ileriye gitmektedir. Fakat bütün bunları unutanlar veya hiçbir şey elde etmeyenler bunun üzerinde düşünmelidirler. Oruç bize ne fayda sağlamıştır, eğer bize hiçbir şey sağlamamışsa o zaman bunu yapmanın faydası nedir?

Ne gibi hatalar yapmışsak onlar için Allah-u Teâlâ’dan af dilemeli ve kendimizi düzeltmeliyiz. Ve öyle bir söz vermeliyiz ki:

“Ey Allah’ım! Lütfen benim geçmiş günahlarımı bağışla ve bu Ramazan artık benim salih ameller yapmamı bana nasip eyle Yarabbi. Ve beni sana yaklaştıran amelleri yapmamı nasip et ve bu Ramazanın nimetiyle beni nimetlendir ve daima takvayı takip etmemi ve onu kendime edinmemi nasip eyle” diye dua etmeliyiz.

Eğer biz bu şekilde dua edersek ve kendimizi bunun ışığında inceleyip kontrol edersek salih amellere yöneliriz ve Allah-u Teâlâ’nın emretmiş olduğu iyi amellere döner ve kötülükleri bırakırız. Allah-u Teâlâ kötülükleri bize yasaklamıştır. Biz Allah-u Teâlâ’ya olan görevimizi ve onun yaratıklarına olan görevimizi yerine getirmeliyiz. Aksi halde orucumuza gerçek bir oruç diyemeyiz. Bu, açlıktan susuz kalmaktan eziyet çekmekten başka bir şey olmaz. Sabahtan akşama kadar hiçbir şey yememekten başka bir şey olmaz.

Bunun içindir ki Allah-u Teâlâ “lealleküm tettekûn” yani, “böylece takva sahibi olasınız” buyurmuştur. Biz ancak bu talimatları takip ettiğimizde ve dindarlıkta salih amelde daha ileriye gittiğimizde bu gerçekleşir Ramazan ayında. Çünkü bu salih amellerden dolayı daha fazla mükâfat verir Allah-u Teâlâ. Onun içindir ki Resulüllah (sav) bir hadis-i Şerifte; Allah-u Teâlâ şöyle der

“Oruç benim içindir ve onun mükâfatını ancak ben veririm. “

Allah-u Teâlâ nasihatlerden istifade etmeyi ve ona göre kendimizi düzeltmeyi hepimize nasip etsin.

Allah-u Teâlâ’nın gösterdiği yolda ilkönce insanoğlu gayret göstermelidir. Allah’ın ibadet edenlere verdiği ilk sorumluluk; eğer benim kulum bana bir adım yaklaşırsa ben ona on adım yaklaşırım demişti. Eğer kullarım bana yürürse ben onlara koşarım demişti. İşte bu nedenle Mümin daima düşünmelidir, üzülmelidir; Allah’ın rızasını kazanmak için takvayı edinmek için ben sevgili Rabbime gideyim öyle gideyim ki böyle bir ibadeti yapan kişiye Allah-u Teâlâ daha da çabuk yaklaşacaktır ve özellikle Ramazan ayında koşarak yaklaşacaktır. Böyle bir kişiyi kendi koruması altına alacaktır.

Hz. Ebu Mesud Buhari’nin bildirdiğine göre Ramazanın başlangıcından sonra Resulüllah (sav)’in şöyle dediğini duydum:

“Eğer insanlar Ramazanın nimetini bilselerdi benim sahabelerim bütün yıl boyunca oruç tutmak isterlerdi.” İçlerinden birisi:

“Ey Allah’ın Resulü! Lütfen bize Ramazanın nimetlerini anlatır mısınız?” dedi.

Resulü Ekrem (sav):

“İnsanoğlu için Allah-u Teâlâ’nın rahmet rüzgârları Allah-u Teâlâ’nın tahtının altından eser.”

İşte bu nimet rüzgârları Allah-u Teâlâ’nın ibadet eden kullarına fayda sağlar. O nimetler, kendilerinde değişiklik meydana getirmeye ve takvayı kazanmaya karar verenlere verilir. Bu rüzgârlar onları Allah-u Teâlâ’ya doğru uçurur ve onları Allah’a götürür. Bütün yıl cennet süslenmektedir. O nimet öyle hiçbir şey yapmadan kazanılamaz. Kişi Ramazan boyunca hazırlanmalıdır. Allah-u Teâlâ yıl boyunca cennetini hazırlamaktadır. Benim kullarım ibadet edecekler oruç tutacaklar ve salih amel işleyecekler ben de onları affedeceğim diye. Bizim de kalbimizi değiştirmemiz lazımdır ve Allah-u Teâlâ’nın bizim için yarattığı fırsatlara göre kalbimizi değiştirmeli ondan istifade etmeliyiz.

Ramazanın daha birçok büyük nimetleri vardır diğer hadislerde belirtilen. Bu da göstermektedir ki Allah kendi “ibadürrahman” kullarını Ramazanda nasıl mükâfatlandırmak istemektedir. Bu ibadet edenlerin de işidir, adımlarınızı Allah-u Teâlâ’ya doğru atınız ve kendinizde takvayı geliştiriniz. Eğer Allah-u Teâlâ’nın emirlerini gözönünde tutarak oruç tutarsak o zaman oruç tutmakla Allah-u Teâlâ’nın nimetlerine sahip olacaksınız.

Hz. Selman (ra)’ın bildirdiğine göre Resulullah (s.a.v.) Şaban’ın son gününde bize hitap etti:

"Ey insanlar! Büyük bir ay gelmektedir, onun içinde öyle bir gece vardır ki o sizin bütün hayatınızdan daha nimetlidir.”

Gece ibadet yaptığınızda nafile namaz kıldığınızda Allah-u Teâlâ’nın istediklerini kendinizde edinirseniz ve diğer görevleri de yerine getirirseniz: işte böyle bir kişi bu mübarek ayda bir salih amel işlerse sanki yetmiş farzını yerine getirmiş gibi olacaktır. Ramazan ayı sabır ayıdır. Sabrın neticesi cennettir. Kardeşlik yaratmak bu ayda gereklidir. İnsanın rızkı bu şekilde nimetlenir. Bu nimetler o kadar çoktur ki, Allah-u Teâlâ’nın talimatına göre oruç tutulursa ve O’nun rızasını kazanmak isterseniz salih amel işleyiniz ve Allah’ın peygamberinin bize müjde verdiği gibi, eğer davranışlarınızı bu niyetle yaparsanız Allah-u Teâlâ bu davranışları boşa harcamayacaktır. Size bunun öyle mükâfatını verecektir ki bunu hayal bile edemezsiniz. Bir salih amelin mükâfatı ile siz sanki bütün farzlarınızı bütün sorumluluklarınızı yerine getirmişsiniz gibi mükâfatlandırılırsınız. Ramazan ayında takvayı takip ederek bir sorumluluğun yerine getirilmesi sanki yetmiş kere sorumluluğun yerine getirilmesi gibidir. İşte bu Allah-u Teâlâ Ramazan ayında mükâfatları nasıl artırır onu göstermektedir. Bu günlerde yapılan her iyilik yetmiş iyiliğe bedeldir. Unutmayınız ki bütün bunları, iyilikleri yalnızca Allah’ın rızasını kazanmak için yaptığımızda kazanabiliriz.


Related news items:
Newer news items:
Older news items:

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 1683

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Video

Downloads: 103

Cuma ve dua, cematimizin fedakarlıkları, şehitlerimiz

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler