Mta-türk videolar için tıklayınız.

"Sonsuz kerem ve rahmet eden Al­lah’ın adıyla (okuyorum.)  Şüphesiz Biz, (bu Kur’an’ı[1]) kadir ge­cesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu, sana ne bildirsin? Kadir gecesi, bin aydan daha iyidir. Melekler ile Ruh-ül Kudüs, o (gece) Rablerinin emriyle her konu için iner (dururlar.) (O, hep) selamettir. Bu, gün doğana kadar (da de­vam eder.)[2]

Huzur(atba) birkaç gün sonra, içinde Kadir Gecesinin de yer aldığı Ramazan ayının son on günlük dönemine girilecek olduğunu hatırlattı. Bu maneviyat dolu gecede ise, Allah(cc) kullarına çok özel bir şekilde yönelir. Genel olarak Müslümanlar arasında Ramazan’ın bu son dönemine çok büyük önem verilir. Hatta bu ayın ilk yirmi günlük döneminde pek özenli davranmamış olanlar bile, bu son on günde çaba içine girerler ve manevi durumlarını iyileştirmeye çalışırlar. Cemaatimiz içinde de insanlarımız Allah(cc) yollunda çaba ve ibadetlerini bu son on günde arttırmaya yönelirler.

Resulullah’ın(sav) bir hadisine göre Kadir Gecesi Ramazan ayının son on günü içerisindedir ve o muazzam değerli bir gecedir.

Böyle olmakla birlikte, yılın kalan kısmının ihmalkârlık içerisinde geçirildiği bir durumda, sadece Ramazan’ın son on gününde gösterilen bu gayret, insanı gerçek iman sahibi ve Allah’ın(cc) sadık bir kulu yapabilir mi?

Allah(cc), insanlar ve cinleri ancak Kendisine ibadet etmeleri için yarattığını buyurmaktadır. Bir yaşam boyu yapılması gereken ibadetin yerini tutsun diye Ramazan’ın son on günü içerisindeki özel bir manevi geceyi aramak üzere ibadete yoğunlaşmak, insanı yaratılışın bu temel gayesinden uzaklaştırmaktadır.

Allah(cc) dilediği için, kulunu teselli etmek üzere özel Rahmeti ile tecelli ettiği bu özel gecenin bahşedilmesine vesile olan bir durumu yaratmıştır. Kulu ise böylece fevkalade bir manevi durumu tecrübe etmektedir. Bu, ancak Allah’a(cc) olan ibadet ile ilgili vaadin yerine gelmesidir. İnsan bunun her safhasında kendisindeki manevi ilerleme ve güçlenmenin farkına varacaktır. Bunu mutlaka fark edecektir.

Kur’an-ı Kerim’i okuyup tatbik ederek oruç tutan bir kimse, öncelikle Yüce Allah(cc) ile kurmaya çalıştığı bağı güçlendirmek üzere oruç tutmaktadır. Şüphesiz Allah(cc), Kendi buyruklarının kulu tarafından mümkün olduğunca tatbik edilmeye çalışıldığını görmektedir. İnsan, Allah’a(cc) yalvararak aşağıda yer alan Bakara Sûresinin ilgili ayet-i kerimesindeki talimatı dikkate alarak dua eder.

(Ey Peygamber,) kullarım sana Beni sorarlarsa, (de ki:) “Ben onlara pek yakınım. Bana dua edenin duasını kabul ederim. Onlar doğru yolu bulsunlar diye, Benim emirlerime boyun eğsinler ve Bana inansınlar.”[3]

Allah(cc) kullarının dualarını yalnızca işitmekle kalmaz, vaadine uygun olarak Kadir Gecesinde yeryüzüne iner ve kullarına yaklaşır. Eğer bunda bir eksiklik vukuu bulursa, bu ancak bizlerin çabalarımızda ve uygulamalarımızdaki eksikliktendir. Kendi yakınlığını elde etmek için en uç nokta olan bu rahmet ayını ve onun son on günü ile Kadir Gecesini Allah(cc) insanlara her sene tekrar tekrar ihsan etmeye hep devam etmektedir.

Peki, bu durumda insan ne kadar çok gayret göstermelidir?

Aslında bu özel gecede yaşanan manevi deneyimin insanda şaşırtıcı bir değişime yol açması gerekir ve yol açarda. Aksi takdirde bu gece için vâdedilen gerçekleşmemiş olacaktır.

Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Eğer bir kimse Kadir Gecesini idrak ettiğine inanıyorsa ve yukarıdaki bilgi ışığında bundan böyle ibadet etmesi gerekmediğini düşünüyorsa, o büyük bir yanılgı içerisindedir. Aslında Kadir Gecesi bir insanı Allah’a(cc) daha sağlam bir kul kılar. Böylece ona Allah’ın(cc) ihsanı yağmaya başlar.

Allah(cc), insan O’na yakınlaşma uğruna gayret edip, verdiği sözü şerefli kılarak o sözünün arkasında durursa, onun dualarını işiteceğini ve ona olan ihsanına devam edeceğini, buyurmaktadır.

Vâdedilen Mehdi(as), Kadir Gecesinin insan için Allah’ın(cc) tüm emirleri karşısında itaatkâr hale gelebildiği bir arınma zamanı olduğunu bildirmiştir.

Huzur(atba), Ramazan ayı kendimizde böyle bir değişimi başlatabilmemiz ve son on günde de Kadir Gecesini aramamız için gelmektedir diye buyurmuştur.

Hz. Resulullah(sav) Ramazan ayının son on gününde çok özel bir gayret içerisine girmiştir ve Allah’a(cc) ibadet için çok çaba göstermiştir. O gece boyunca uyumaz ve ailesini de uyandırırdı.   O, bu günlerde sadece kendi ibadetlerini arttırmakla kalmaz, ailesinin de bu on gün boyunca Allah’ın(cc) engin rahmetinden mahrum kalmaması için çabalardı. Diğer zamanlarda onun ibadetleri öylesine güzel ve öylesine uzun olduğundan, bu günlerdeki ibadetlerini yoğunluğunu tasavvur etmek bizler için çok güçtür. Onun bizim için oluşturduğu örnek, işte budur. Allah(cc) bizlere de mağfiretini elde edebilmek üzere evlerimizde böyle bir ortamı oluşturmayı nasip etsin. (İnşallah)

Ebu Hureyre(ra) tarafından rivayet edilen iki hadis-i şerif şöyledir:

Hz. Resulullah(sav) şöyle buyurmuştur: “Kim bilerek ve Allah’a inanarak Ramazan orucunu tutarsa, onun geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhari)

Hz. Resulullah(sav) şöyle buyurmuştur: “Kim inanarak Allah rızası için Kadir Gecesini ihya ederse (yani ibadet, dua ve tevbe ile geçirirse,) onun geçmiş günahları affolunur.” (Buhari)

Huzur(atba) Ramazan’da oruç tutmanın şartları olduğunu hatırlatmıştır. Oruç ancak imanı arttırmak ve Allah’ın rızasını elde etmek içindir. Öte yandan Allah’ın(cc) bir kimsenin aç kalması yönünde bir arzusu yoktur. Aynı şekilde Kadir Gecesinin idraki de şartlara bağlıdır. O, samimiyetle Allah’ın(cc) rızasını elde etmek için olmalıdır ve herhangi dünyevi unsurların yerine gelmesi için olmamalıdır. Huzur(atba), Allah’ın(cc) rızası dualarımızda en önde gelmelidir diye buyurmuştur.

İbni Abbâs(ra) tarafından rivayet edildiğine göre Hz. Resulullah(sav) şöyle buyurmuştur: “Kadir Gecesini Ramazan’ın son on gününde gözleyin.” (Buhari) Ayrıca o, “Eğer bir kimse zayıf ve savunmasız ise kendisine son yedi günde galip gelmeye çalışmayın,” diye de buyurmuştur.

Huzur(atba), eğer bir kimse herhangi bir sebepten dolayı Ramazan’ın bereketlerinden istifade edemediyse, son on günde her türlü bahaneden kurtulmaya çalışmalıdır, diye açıklamıştır.

Başka bir hadiste ise Resulullah’ın(sav) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “O (Kadir Gecesi) bazılarınıza son on günün ilk yedi gecesinde gösterilmiştir, diğerlerine ise son yedi gecesinde.” Huzur(atba) bunun önceki hadisi doğruladığını belirterek, Kadir Gecesinin kesin olarak tayin edilmiş bir gece olmadığını, ancak Kadir Gecesinin Ramazan ayının son on günü içerisinde herhangi bir geceye denk gelebileceğini belirtmiştir.

Başka bir hadis ise Kadir Gecesinin son on günün tek sayılı gecelerinde aranması gerektiğini bildirmektedir.

Huzur(atba), kim Kadir Gecesini bulursa, o bunu ancak Yüce Allah’ın(cc) özel bir lütfu vasıtasıyla bulmuş olur diye açıklamıştır. En önemlisi böyle bir deneyimin değerini bilmektir. Bu insanın maneviyatını sürekli arttıracak bir durumdur.

Bu gecenin ibadeti ise bin ayın ibadetinden daha hayırlıdır. Bin ay insan ömründe yaklaşık seksen üç sene demektir. Bu nedenle eğer bir kimse bu deneyimi yaşayacak olursa, onun kendi hayrına olan tüm duaları bir ömür boyu kabul görecektir. Allah(cc) nezdinde, insanın ettiği her dua kendisi için hayırlı değildir. Bu sebeple O, ancak insan için hayırlı olanları kabul edecektir.

Diğer taraftan bu gece mümine daha üstün bir manevi mertebe sağlayacaktır. Meleklerin o gece boyunca inip durmaları ise, müminin Allah(cc) ile ilişkisinde kendisi için köklü bir değişikliğe sebep olacaktır. O bir gecenin ibadeti, bir ömür boyu süreyle yapılan ibadete de denk olacaktır. Bu insanın yaratılış gayesine ulaşması sonucudur. Bir kez bu elde edildiğinde ise, mümin sürekli bunu geliştirmek üzere çabalayacaktır.

Huzur(atba), Vadedilen Mesih’in(as) açıkladığı şekilde bu gecenin ziyadesiyle önemi olduğunu belirtmiştir.

Bu gecenin diğer bir önemi ise, Kadir Sûresinin ikinci ayet-i kerimesinde yer alan önceden verilmiş bir haberdir.

"Şüphesiz Biz, (bu Kur’an’ı) kadir ge­cesinde indirdik."

Allah(cc) Bakara Sûresi yüz seksen altıncı ayet-i kerimesinde de, “Ramazan ayı (öyle mübarek bir aydır ki,) onun hakkında Kur’an indirildi,” diye buyurmaktadır.  Kur’an-ı Kerim’in nazil olması Ramazan ayında başlamakla kalmadı, Cebrail(as) ise onu her Ramazan Resulullah(sav) ile birlikte tekrar okumaya devam edecekti.

Bundan başka önem arz eden bir durum ise, bu Kur’an-ın zamanın ihtiyaç duyduğu rehber olmasıdır. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur: “İnsanların yaptıkları kötü işler yüzünden karada ve denizde fesat ortaya çıkmıştır.”  Dünyanın maruz kaldığı karışıklıklar öylesine bir boyuta ulaşınca, mükemmel bir Kitabın nazil olması lüzum arz etmişti. Kur’an Duhan Sûresi 2-7 ayetlerinde şöyle buyurmuştur:

"(Bu sûre) Hamîd ve Mecîd olan (Al­lah tarafından indirilmiştir.[4])

(İçindekileri) açıkça anlatan (bu) Kitab’a andolsun. Şüphesiz Biz onu, mübarek bir gecede indir­dik. Biz, mutlaka (her durumda) uyarandık.

O (gece boyunca,) Katımızdan emrettiğimiz her hikmetli konu karara bağlanır. Şüphe yok ki, ancak Biz peygamber göndereniz.(Bu) Rabbinden bir rahmet­tir. Şüphesiz O, (duaları) çok işiten ve (gönüllerdekini) çok (iyi) bilendir."

Bu anlamları açık ve pak olan, yol gösterici Kitap, bu mübarek zamanda ve gecede bu mükemmel adama nazil olmuştur. O, insanların Allah’a(cc)bir oğul isnat edip, onun vefatını bir kurtuluş kaynağı olarak görmeleri yerine, tek İlâh olan Allah’a(cc) ibadet etmeleri ve ancak O’nun her türlü hamda layık olduğunu kabul etmeleri için sabırsızlanan bir durumdaydı.

O mükemmel insanın(sav) dualarının kabulü sonucu bu mükemmel din nazil olmuştur. O, bin dört yüz sene önceki karanlık çağ için bir aydınlanma kaynağı olup, hesap gününe kadar da böyle kalacaktır. Aynen Yüce Peygamber’in(sav) de tüm diğer peygamberlerin mührü ve onaylayıcısı olarak baki kalacağı gibi. O, şeriat getiren son peygamberdir.

Her ne zaman dünyanın durumu rayından çıksa, Allah’ın(cc) hizmetkârları Kendisine yalvarıp yakaracaklardır. O da onlara, şüphesiz her şeyi duyan ve her şeyi bilen olarak teselli verecektir.

Vadedilen Mesih(as) Resulullah’ın(sav) ateşli, gerçek bir tutkunuydu ve tamamen ona tabi olarak gönderilmişti. O, Kadir Sûresinde bulunan ince bir noktayı belirterek, "ne zaman Allah(cc) tarafından bir ıslahçı gönderilecek olsa, melekler de onunla inerler ve hevesleri olan insanları hakikate cezp ederler", diye buyurmuştur. Bundan dolayı manevi karanlıklar döneminde insanlar dine meyletmişken, bu Allah(cc) tarafından bir ıslahçının nazil olacağına dair bir alamet ve delildir. Bu dönemde iki tür etki söz konusudur. Birincisi ile insanların ruhlarına temizlik bahşedilir ve bunun sonucunda akılları keskinleşir. Diğer etki ise, akıl keskinleştiği halde ruhun gerçeğe ulaşamama durumudur. Bu, Bakara Sûresi on birinci ayetinde, “Kalplerinde bir hastalık vardı. Sonunda Allah, hastalıklarını arttırdı,” diye yer alan kelâmın da bir ispatıdır. Bu Allah’ın(cc) tüm peygamberlerinin kendi zamanlarında başlarına gelenin aynısıdır. Meleklerin Allah’ın(cc) peygamberleri ile birlikte inmeleri karşısında, her ruh heyecana kapılır. Açık yürekli olanlar hemen doğruya yönelirler. Ancak şeytani yollara meyletmiş olan diğerleri, aslında heyecanlanmış ve dini hususlara da yönelmiş olsalar bile, doğruya dönemezler. İyi tabiatlı olanlar üzerinde etki iyi iken, kötü tabiatlı olanlar üzerinde ise etki kötü olur.

Her peygamberin döneminde kendisine ihsan edilen Kitabın ortaya çıktığı bir Kadir Gecesi vardır. En yüce Kadir Gecesi ise Yüce Peygamber’inkidir(sav). Onun Kadir Gecesinin kapsamı Karar Gününe kadar uzanmaktadır. Yüce Peygamber’in(sav) kendisine bağlı bir vekili nazil olacağı zaman da, kalpler aynen yukarıda anlatıldığı gibi tekrar heyecana kapılmıştı. Bu vekilin gelişine binaen tayin edilmiş olan Kadir Gecesi ise, aslında Resulullah’ın(sav) Kadir Gecesinin bir dalı ya da bir gölgesi gibidir. Kıyamete kadar sürecek bu dönemde, Kur’an’da Duhan Sûresi beşinci ayetinde, “Her hikmetli konu onunla karara bağlanır,” diye buyrulduğu üzere, manevi ilim yeryüzünün her tarafına yayılacaktır. Kadir Gecesinde, Allah’ın Kelâmı ortaya çıktığı gibi, bu zamanda O’nun peygamberinin de nazil olması, Allah’ın(cc) sünnetinin sonucudur. Bu aynı zamanda meleklerin indikleri ve insanların imana yönlendirildikleri zamandır. Melekler cehaletin karanlık gecesinden başlayarak, hakka istek duyan insanların cezp edildikleri şafak vaktine kadar inmeye devam ederler.

Vadedilen Mesih’in(as) bu güzel yazısının bir yorum olarak Huzur(atba) şöyle buyurmuştur:

Eğer dünya ve özellikle Müslümanlar, muhalefet etmek yerine onun mesajı anlayabilseler, onun yardımcıları olurlardı. Vadedilen Mesih(as) tarafından ortaya konulan düşünce çok sağlamdır. Barışı isteyenler ve bir ıslahçı arayanlar ve mesihi bekleyenler düşünmelidirler. Onlar, Vadedilen Mesih’in(as), eğer manevi karanlıklar döneminde insanlar dine meyletmişlerse, bu bir ıslahçının Allah Katından nazil olacağına dair bir alamet ve delildir sözünü, iyice muhakeme etmelidirler.

Onun geliş zamanında insanlar ümitsizce birini beklemekteydiler. Ancak o iddiasını ortaya koyduğunda, toplumun bir kısmı ona muhalefet etti, bir kesim ise onu kabul etti. Bunu neticesinde onların dünyevi yaşamları ve ahiret hayatları da sonuçlanmış oldu.

Vadedilen Mehdi ve Mesih’in(as) 5. Halifesi Hz. Mirza Masrur Ahmad’in(atba) 27 Ağustos 2010 tarihli “Kadir Gecesi ve Ramazan ayının son on günü” konulu Cuma hutbesinin Türkçe’ye tercüme edilmiş özet alıntılarını içermektedir:

Çeviren: Mehmet Önder (18.08.2011)

[1] Yahut diğer bir anlam olarak, Yüce Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed-i Mustafa’ya (s.a.v.) işaret edilmiştir.

[2] Kadir Sûresi

[3] Bakara Suresi, 187. Ayet

[4] Bilgi için bkz. dipnotlar 40:2 ve 2:2.


Related news items:
Newer news items:
Older news items:

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 85

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza re...

Video

Downloads: 123

Sabır, sebat ve dua; başta Peygamber efendimiz (s.a.v.) olmak üzere, müminlerin en büyük ö...

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler