Mta-türk videolar için tıklayınız.

Allah Teala buyurur ki

لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتّٰى تُنْفِقُوا [1

Tercüme: sevdiğiniz şeylerden harcamadıkça İyiliği asla elde edemezsiniz. Ve siz her ne harcarsanız Allah onu çok iyi bilir.

Hz.Enes ra beyan eder: Resulüllah sav buyurdu ki:  müşriklerle mallarınızla, canlarınızla ve lisanlarınızla cihat edin. (Ebu Davud, Kitabül cihad)

Hazreti akdes Mesih-i Mevud as şöyle buyurur:

Gerçekten O’nun yolunda bir ölümü kabul ederek vücudumuzu O’nun önüne koymaktan daha büyük bir fedakarlık yoktur Hüda Teala’yı razı eden. Allah-u Teala bize işte bu fedakarlığı emretmiştir. “Len Tenalül birre” yani “ siz sevdiğiniz her şeyi Allah yolunda harcamadıkça gerçek iyiliği hiç bir şekilde bulamazsınız,” buyurmuştur. (Ruhani Hazain cilt 12, sayfa 347)

Hazreti Mesih-i Mevud as şöyle buyurur:

Faydasız ve işe yaramaz şeyleri harcamakla hiç kimse iyilik yapma iddiasında bulunamaz. Çünkü ayet açıktır : “Len tenalül birre” en değerli ve en sevimli şeyleri harcamadıkça sevgili ve saygıdeğer olmanın derecelerine ulaşılamaz. Eğer zorluklara katlanmak istemezseniz ve gerçek iyiliği benimsemek istemezseniz nasıl başarıya ve muradınıza erebilirsiniz?  Ashap, o yüce dereceye bedelsiz mi ulaştı? Dünyevi ünvanları elde etmek için ne kadar harcama ve zorluklara katlanmak zorunda kalınır, sonra bir yere gidip sıradan bir unvan elde edilir ki ondan kalb teselli ve sükun bulamaz. Şimdi bir düşünün, kalbe teselli ve sükun veren ve Kerim Mevla’nın hoşnutluğunun nişanı olan “Raziyallahu anhüm” hitabı, öylesine kolayca mı elde edildi? Kısacası, gerçek mutluğun mucibi olan Hüda Teala’nın rızası, geçici zorluklara katlanmadıkça elde edilemez. Hüda Teala dolandırılamaz. Rıza-yı İlahî’yi elde etmek için zorlukları umursamayan insanlar ne mübarektirler. Çünkü ebedi mutluluk ve daimi rahatlığın sevinci müminlere, o geçici zorluklardan sonra nasip olur.[2]

Hazreti Mesih-i Mevud as şöyle buyurur: İnsanın kendi çabasıyla yapabildiği malî ibadet sadece, rağbet ettiği mallarından birazını Allah için vermektir. Nasıl ki Allah-u Teala buyurmuştur ki

وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ [3

Ve başka bir yerde

لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتّٰى تُنْفِقُوا [4

Fakat açıktır ki, eğer insanın malî ibadeti sadece, sevdiği ve rağbet ettiği malından bir kısmını Hüda Teala’nın yolunda vermesi ise, bu kemal değildir. Kemal, masivadan[5] külliyeten el çekmek ve neyi varsa onun kendisi için değil Allah için olmasıdır. O kadar ki, canını bile Allah yolunda feda etmeye hazır olmasıdır.[6]

Vadedilen Mesih’in ikinci Halifesi şöyle buyurur:

Hazreti Mesih-i Mevud as buyurdu ki, Şadi Han Siyalkoti Sahip, Hazreti Ebubekir Sıddık’ın ra gösterdiği örneğin aynısını gösterdi ki Hz. Ebubekir Allah’tan başka evinde hiçbir şey bırakmadı. Miya Şadi Han Sahip bunu duyduğunda evindeki karyolaları da sattı ve onun bedelini de Hazreti Mesih-i Mevud’a as sundu.[7]

Kısacası Hazreti Mesih-i Mevud as, devamlı olarak kendi cemaatinden fedakarlık talebinde bulunmaya devam etti. Çünkü o, dinin mesajının bir an evvel dünyaya yayılması arzusundaydı ve sahabelerini daima lebbeyk (hazırım) diyen olarak gördü. Bu fedakarlıklar onun vefatından sonra da Hilafet-i Ahmediye’nin gölgesi altında devam etti ve muhtelif devirlerde dine hizmet için Ahmediye Halifeleri, Cemaat ahbabından fedakarlık talep ettiler. Onlardan bir fedakarlık talebi 1934’de yapıldı. Seyyidna Hazreti Muslih Mevud ra bütün dünyada davet ilellah işini artırmak için Tahrik-e Cedit’i başlatınca, o zaman Cemaatin mali durumu çok zayıf olmasına rağmen, Huzur Cemaate, birbirleriyle yarışarak bu harekete katılmalarını telkin etti.

Hazreti Halifetü’l Mesihi’s Sani ra 20 ocak 1940’da kurban bayramında hutbe verdi. Bu hutbede, Tahrik-e Cedit’in taleplerinden vakfe zindigi (hayatını vakfetmek) ve malî fedakarlıklara dikkat çekerek bayramın gerçek sevinci konusunda bizi aydınlattı ki hepimizin iman ve amellerimizi artırmaya mucib oldu.

Şöyle buyurdu: Bayram kutlamalarında bazı insanlar herkesten öne geçerler. Fakat eğer onlar, İbrahim as gibi Hüda Teala’nın dini için kendi evladını feda etmezlerse ve İslam’a hizmet için vakfetmezlerse, o zaman bu sevince ortak olmaya ne hakları vardır? Halbuki o, İbrahim’in as yaptığını yapmadı. İbrahim’in as mutluluğuna ortak olmak, İbrahim as gibi fedakarlık yapanların hakkıdır. Şüphesiz, Allah yolunda her fedakarlıkta yer alan Hz. Ebubekir’in ra sevinç kutlamaya hakkı vardı.  Hiç şüphesiz, her türlü fedakarlıkta payı olan Hz. Ömer’in ra, Hz. Ali’nin ra bu kutlamada hakkı vardı. Talha ra, Abdurrahman bin Avf ra, Hamza ra, Abbas ra, Osman bin Maz’un ra bu kutlamaya hak kazanmışlardı. Onlar canlarını, mallarını, evlatlarını, akrabalarını, değerliden daha değerli şeylerini Allah için feda ettiler. Fakat diğerlerinin hakkı nedir ki bu sevince ortak olsunlar?[8]

Sevgili efendimiz, Halifetü’l Mesih 5 hazretleri (Atba) şöyle buyurur:

Bir bey, kendi Tahrik-e Cedit sözünü birçok kat artırdığını yazdı. Ben kişisel olarak onu tanırım, gücünün üstünde söz vermiştir. Allah-u Teala öyle lütfetti ki o ne kadar söz verdiyse onu tamamlamak için vesileler de yarattı. Bu yıl o, iki kat söz verdi. Bunun üzerine Allah-u Teala

يَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ

“Onu beklemediği yerden rızıklandırır”[9] vaadine uygun olarak öyle durumlar yarattı ki  onun, ihtiyaçları da karşılandı, verdiği söz de tamamlandı.  O, yazmaktadır ki, bunun üzerine kalbim, vaatlerinde doğru olan Hüda Teala’nın hamdı ile doldu. Fakat daima hatırımızda olması gerekir ki, kalplerimiz ne kadar hamd ile dolarsa dolsun biz O’nun hakkını eda edemeyiz. O yüzden kalplerimizi daima hamd ile dolu tutmalıyız. Çünkü Allah-u Teala, “siz ne kadar şükrederseniz Ben o kadar artıracağım,” der ve Allah-u Teala artırdığı zaman birçok kat artırır. Bu yüzden bizim şükrümüz, Allah-u Teala’nın ecrini verdiği ve artırmaya devam ettiği noktaya kadar asla ulaşamaz. Allah-u Teala Kendine hamd edenlerin ve tevekkül edenlerin imanını daha da artırır. Aynı beyefendi şöyle yazar; Vakfe Cedit sekreteri, “o kadar söz verdiniz ki bunu nasıl eda edeceksiniz?” deyince ben dedim ki, “Sizin endişeniz varsa, rızasını elde etmek ve emrine göre hareket etmek için söz verdiğim ve harcadığım O Allah Teala hakkında benim hiçbir endişem yoktur.”[10]

Huzur (Atba) şöyle buyurur:

Tahrik-e Cedit’in kurucusu olan Hazreti Muslih Mevud ra şöyle buyurmuştur: Unutmayın, Tahrik-e Cedit Hüda Teala tarafındandır. Bu yüzden O, ona mutlaka ilerleme bahşedecek ve onun yolundaki engelleri uzaklaştıracak. Eğer gerekli olan şeyler yeryüzünde yaratılmayacaksa gökyüzünden bu harekete bereket verecek. Yarışarak bu tahrikte payı olanlar mübarektirler. Çünkü onların ismi edep ve hürmet ile İslam tarihinde canlı kalacak ve Allah-u Teala’nın katında bu insanlar özel saygınlık ve makam bulacaklar. Çünkü onlar bizzat sıkıntılara katlanarak dinin güçlenmesi için çaba sarfettiler. Hüda Teala onların evlatlarına Kendisi kefil olacak ve İlahi nur onların sinelerinde kaynayıp çıkmaya devam edecek ve dünyayı aydınlatacak.[11]

Huzur (Atba) şöyle buyurdu:

Dünyayı Din-i Vahid üzerinde toplayarak tevhid üzerinde kaim kılmak, Kuran-ı Kerim’in egemenliğini dünyada ikame etmek, onun talimatını yaymak, temiz yaratılışlı insanları Hazreti Resulüllah’ın sav bayrağı altında toplamak. Bütün bunlar, Hazreti Mesih-i Mevud’un as kendisinden sonra cemaate yüklediği büyük ve geniş işlerdir. Fakat bu iş, kendi durumunda pak değişiklikler yapmadan, fedakarlıklar ve dualar olmadan yapılamaz. Biz bunun için çaba sarfettiğimiz müddetçe, Allah-u Teala’nın Cemaat için mukadder kıldığı ilerlemeleri göreceğiz. Bu güne kadar cemaatin güzelliği ve şanı işte budur ki bu maksada ulaşmaya devam ederek bir cemaat olarak hep öne geçmektedir. Ve kendi içinde pak değişiklikler yaratmaya çalışarak Allah’ın rızasına ulaşmaya çabalamaktadır. Bunun için fedakarlıklar yapmaya devam etmektedir. Bu amaca ulaşmak için dualara ilgi göstermeye devam edilirse, İnşaallah biz ilerlemenin manzaralarını görmeye devam edeceğiz. Her ne zaman bu maksat için Cemaat’in dikkati çekilirse, Allah’ın lütfu ile Cemaat daima “Lebbeyk” (hazırız) dedi ve öncesinden daha fazla Cemaat ve İslamiyet’in ilerlemesi için dualarla meşgul oldular ve diğer fedakarlıklara sarıldılar.[12]

Allah-u Teala hepimize din için fedakarlıklar yapma gücü bahşetsin. Amin

 

Kaynak: Alfazl International, 7 Kasım 2014

[1] Âl-i İmran suresi, ayet 93 (İnfak etmedikçe iyiliğe ulaşamazsınız)

[2] Tefsir Hazreti Mesih-i Mevud as, cilt 2, sayfa 131

[3] Bakara suresi, ayet 4 (Verdiklerimizden infak ederler)

[4] Âl-i İmran suresi, ayet 93 (İnfak etmedikçe iyiliğe ulaşamazsınız)

[5] Masiva: O’ndan gayrısı. Allah’tan başka her şey için kullanılan tabirdir. (Çev.)

[6] Ruhanî Hazain, cilt 22, sayfa 139,140

[7] Envaru’l Ulum, cilt 5, sayfa 22

[8] Elfazl, 9 mayıs 1940

[9] Talak suresi, ayet 4

[10] Hutubat-ı Masrur, cilt 5, sayfa 451-452

[11] Hutubat-ı Masrur, cilt 1, sayfa 462

[12] Hutubat-ı Masrur, cilt 9, sayfa 544-545

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 288

1896 yılının Aralık ayında, Hindistan’ın Lahor Şehrinde (bugün Pakistan sınırları içinde bulunuyor) Büyük Dinler Konferansı toplan...

Video

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler