Mta-türk videolar için tıklayınız.

Daha önceki haftalarda İslamın üstün özelliklere haiz olduğundan biraz bahsetmiş ve sormuştuk; Böylesine mükemmel bir inanç sistemine sahip olduğumuz halde neden böyle bozuk ve geri kaldık demiştik. Ve geçen hafta her Müslümanın doğru sözlü, dürüst ve her bakımdan güvenilir olması gerektiğini ayetlerle ve hadislerle izah etmeye çalışmıştık İslam’ın dürüst olunuz emrinden uzaklaşan Müslümanların ne kadar itibar kaybettiklerini ve buna mukabil kişisel olarak dürüstlüğü benimseyen gayri müslim toplumların şan ve şöhret kazandıklarını günümüzü örnek göstererek anlatmıştık.

Bu gün bahsetmek istediğim konu ise Müslüman ümmeti tarafından yanlış anlaşılması sebebiyle bize zillet acısını tattıran kaza ve kader meselesidir.

Cenab-ı Hakkın kaza ve kaderi bu dünyada her an işlemektedir ve kıyamete kadar böyle devam edecektir. O’nun kaderini hiç kimse değiştiremez. Ancak bir hırsızın hırsızlığı, birinin namazı terk edişi, yalancının yalan söylemesi, sahtekârın sahtekârlığı, katilin öldürüşü ve fuhuş yapanın fuhşu yüce Allah’a isnat edilemez. Birinin kendi yüz karalığını Yüce Allah’ın yüzüne sürmeye kalkışması saygısızlıktır doğrusu. Cenab-ı Hak bu dünyada kader ve tedbir diye iki ırmak aynı anda akıttı ve “Beynehüma berzehun la yebğıyan” ayetinde buyurduğu gibi aralarında bir engel bulunduğu için birbiriyle çarpışmazlar. Tedbir kendi yerinde, kaza ve kader de kendi yerinde işlevini sürdürmektedir.

Burada şu can alıcı misali sizlere aktarmak istiyorum. Kurânı Kerimde eceli müsemmadan bahsedilmektedir. Yani her insan için geçerli olan mutlak ölüm. Bu ise hücrelerimizin ömrü ile ilgilidir. Ve genel olarak insan hücrelerinin normal şartlarda belli bir ömrü vardır. Resûlüllah (S.A.V.) bizlere sağlımızı korumamızı, hatta bu konuda dikkatli olmakla birlikte aynı zamanda Yüce Allah’a da beş vakit namazda sağlımız için dua etmemizi tavsiye etti, sağlımızı korumaya yönelik çeşitli metodlardan bahsetti, karnımızı tıka basa doyurmamamızı, yatmadan az önce yemek yemememizi, içki içmememizi tembihledi. Dünyada sağlığına özen gösteren, sigaradan, aşırı kilolardan uzak duran, spor yapan toplumlardaki yaş ortalamasına bir bakın ve sonra da Müslümanların çoğunlukla yaşadığı 2. ve 3. Dünya ülkelerindeki yaş ortalamasına bakınız. Bizler Resûlüllah (S.A.V.)’in harikulade tavsiyelerini kulak arkası yaptık, sağlığımıza dikkat etmedik ve sonra da kalkıp eceli geldi çattı garibin dememeliyiz. Allah-u Teâlâ insan ömrü için bir had tayin etmiştir, bununla birlikte kazasını ve kaderini de yaratmıştır. Ve bize tedbirli davranmamızı emretmiştir. Hiç kimse aşırı kolestrol, şeker, kalp ve damar rahatsızlıklarından dolayı bu benim kaderimmiş demesin, önce tedbirli davranalım, Allah’ın bizlere emanet olarak verdiği bu bedeni gözümüz gibi koruduğumuz halde gene de bir hastalık bir musibet başımıza gelirse ancak o zaman bu kaderimizdir diyebiliriz. Bir Müslümana düşen her zaman tevazuyla başını öne eğmesi ve her davranışını gözden geçirip bildiği ve bilmediği hataları için Allah’tan af dilemelidir.

Cenab-ı Hak, kaderi bir şeyde gerekli kıldıysa, orada tedbir işleyemez. Fakat tedbir yolunu açık bıraktığı yerlerde yalnız kaderi beklemek kendi geleceğini mahvetmek demektir. Kısaca, anlatmaya çalıştığımız şey, birinin kendi yaptığı kötülüğü kader örtüsüyle örtmeye kalkışması, kendi tembellik ve ihmalkârlığının cevazını kaderde aramaya çalışması, Cenab-ı Hakk’ın tedbire sarılmaya emir verdiği yerlerde yalnız kaderi beklemesidir. Çünkü böyle hareket etmek daima korkunç sonuçlar doğurur. Müslümanlar hep Allah’ın kaderine bel bağlayıp, çalışıp didinmeyi terk ettiler. Hâlbuki çalışmak milli kalkınma için şarttır. Nitekim sonuçta ortadadır. Müslümanlar hem dinden hem de dünyadan oldular. Eğer onlar Cenab-ı Hakk’ın tedbir kapısını açık bıraktığı yerlerde kaderi değil de tedbiri göz önünde tutsaydılar, bu gün düştükleri sefalet ve çaresizliğe asla düşmezlerdi.

Allah-u Teâlâ hepimizi kendi öz eleştirisini yapan ve hatalardan kurtulmak için çaba sarfedenlerden kılsın. Amin.


Newer news items:
Older news items:

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 135

Bu kitap Vâdedilen Mehdi ve Mesih (a.s.)’ın Dördüncü Halifesi Mirza Tahir Ahmet hazretlerinin körfez savaşı esnasında vermiş olduğu cu...

Video

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler