Mta-türk videolar için tıklayınız.

Aslında en büyük kötülük yalandır. Nitekim adamın biri yüce Peygamber Efendimize,  “Bana, uygulayabileceğim bir nasihat edin, bende birçok kötülük vardır, ben bütün kötülükleri birden bırakamıyorum,” diye ricada bulundu. Hz. Resulüllah ona; "Daima doğru söyleyeceğine ve asla yalan söylemeyeceğine dair bana söz ver” diye buyurdu. Böylece birbiri ardına onun bütün kötülükleri yok oldu.

Her ne zaman bir kötülük yapma düşüncesi aklına gelse hemen kendi kendine, "Yakalanırsam Hz. Resulüllah’ın önüne çıkarılacağım. Ben ona yalan söylemeyeceğime söz verdim. Doğru söylersem ya mahcup olacağım yahut ta ceza göreceğim” diye düşündü. Böylece yavaş yavaş onun bütün kötülükleri yok oldu. Demek ki, aslında yalan bütün kötülüklerin köküdür.

Şimdi ben bunu biraz daha ayrıntılı olarak anlatmak istiyorum. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerim’de mealen:

"Allah’ın belirttiği saygıdeğer yerlere bir kimsenin saygı göstermesi Rabbinin katında kendisi için hayırlıdır. Kur’ân-ı Kerim’de yasak edilen hayvanlar dışında diğer bütün hayvanlar size helal kılınmıştır. Siz putlara tapmak pisliğinden ve yalan söylemekten uzak durun,” diye buyrulmuştur.[1]

Burada yalan sözcüğü şirk ile birlikte anlatılmıştır. Kur’ân-ı Kerim’de ayrıca: 

"İyi dinleyin! Hâlis din ancak Allah’a yaraşır. Allah’tan başkasını dost edinenler, “biz onlara ancak bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye tapıyoruz” derler. Allah, aralarında ihtilaf ettikleri konular hakkında, şüphesiz karar verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve nankör olan kimseye hidayet yolunu nasip etmez,” diye buyrulmuştur.[2]

Sahih-i Müslim’de şöyle bir hadis vardır. Abdullah B. Amr B. El-as (r.a) rivayet eder: Hz. Resulüllah (s.a.v.) her kimde dört şey bulunursa o, kesin bir münafıktır. Her kimde onlarından birisi bulunursa onu bırakıncaya kadar, kendisinde ikiyüzlülüğün bir özelliği bulunur.

1.    Konuştuğu zaman yalan söyler.

2.    Sözleşme yaptığı zaman onu bozar.

3.    Söz verdiği zaman ona aykırı davranır. (Bu da bir çeşit yalandır.)

4.    Kavga edince küfürler savurur.

İşte bütün bunlar aslında yalan ile ilgilidir. Bu konuda bir hadis daha vardır. Hz. İmam Malik kendisine Hz. Abdullah Bin Mes’ud’un şu nasihatinin ulaştığını rivayet etmiştir: “Sizler daima doğruluğu benimsemelisiniz. Çünkü doğruluk iyilik yolunu gösterir, iyilik ise insanı cennete götürür. Yalandan sakınınız. Çünkü yalan itaatsizliğe götürür ve itaatsizlik ise insanı cehenneme götürür. Filan kişi doğru söyledi ve itaat edenlerden oldu, yalan söyledi ve kötülüklere saplandı. Bunun böyle söylendiğini duymadınız mı?"[3]

Keza Müsnet Ahmet Bin Hanbel’de bir hadis vardır. Hz. Ebu Hüreyre, Hz. Resulüllah’ın, “Birisi, bir çocuğa, “gel sana bir şey vereceğim” derse, ancak çocuk gelince ona bir şey vermezse, işte onun böyle söylemesi dahi yalan sayılır” buyurduğunu rivayet etmiştir.[4]

Bu terbiye için çok önemli bir şeydir doğrusu. Özellikle çocuklara yalancıktan da olsa böyle sözler söylememek gerekir. Aksi halde yalancıktan bile olsa, çocuklar yavaş yavaş gerçeğe aykırı sözler söylemeye alışırlar.  Daha ileride bunu huy edinirler ve yalan uydurmaktan bile utanmazlar. Artık gitgide bunun duygusu bile ortadan kalkar.

Hz. İbni Mesut  (r.a.), Yüce Peygamber Efendimiz; “Doğruluk iyiliğe götürür. İyilik ise cennete iletir. Daima doğruyu söyleyen bir kimse Allah katında sıddık yazılır. Yalan ise insanı günah ve fısk-ü fücura sürükler. Fısk-ü fücur ise insanı cehenneme götürür. Daima yalan söyleyen bir kimse Allah katında yalancı yazılır” dedi, diye rivayet eder.[5]

Hz. Abdullah Bin Ömer Bin (a.s.) rivayet eder: “Adamın biri Peygamber Efendimizin huzuruna gelir ve “Ya Resulüllah cennete götüren amel hangisidir?" diye sorar. Peygamber Efendimiz de, “Doğru söylemek! Adamın biri doğru söylediği zaman itaat eden biri oluverir. İtaat eden olduğu zaman da gerçek mümin oluverir. Gerçek mümin olduğu zaman da eninde sonunda cennete girer,” dedi. Yine aynı adam Peygamber Efendimize “Ya Resulüllah! Cehenneme götüren amel hangisidir? diye sordu. Bunun üzerine Yüce Peygamber Efendimiz, “Yalan söylemek! Adamın biri yalan söylediği zaman aslında itaatsizlik etmiş olur. İtaatsizlik ettiği zaman da kâfirlik etmiş olur. Kâfirlik üzerinde ısrarla durduğu zaman da artık cehenneme girer,” dedi.[6]

Vâdedilen Mesih hazretleri, “Kur’ân-ı Kerîm, yalana pislik ve çirkeflik der. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm “Putların pisliğinden ve yalan söz söylemekten sakının,” der.[7]

Yüce Allah yalandan puta paralel olarak söz etmiştir. Gerçekten yalan da bir nevi put demektir. Yoksa insan gerçeği bırakıp da neden başka tarafa gitsin? Nasıl ki, bir put altında herhangi bir gerçek yatmıyorsa, tıpkı onun gibi yalan da yaldızcılıktan öte bir şey değildir. Yalancılara güven öylesine azalır ki, onlar doğruyu konuşmak isterlerse de konuştuklarına belki de yalan karıştırmışlardır diye zannedilir. Yalancılar, yalanlarının azalmasını isterlerse de bu alışkanlık çabucak yok olacak değildir. Bu hususta uzun zaman manevi egzersiz yapmaları gerekir. Ancak o zaman doğruyu söylemek alışkanlığına nail olacaklardır,” der. [8]

Yine Vâdedilen Mesih hazretleri, “İnsanın doğal hallerinden olup, tabiatının özelliği olan bir şey de doğruluktur. İnsanoğlu, kendisini nefsanî bir istek kışkırtmadıkça yalan söylemek istemez. Yalanı seçtiği zaman kalbinde bir nevi nefret ve burukluk hisseder. Nitekim birinin apaçık yalanı ortaya çıkınca hoşnutsuz olur. Onu hor görür. Ancak bu durum onun doğal ahlakı sayılmaz. Çünkü bu hal çocuklar ve delilerde de görülür. Doğrusu insanoğlu, kendisini doğruluktan alıkoyan nefsanî arzularından ayrılmadıkça gerçek anlamda doğru adam olamaz.

Eğer insanoğlu sadece hiçbir sakıncası olmayan işlerde doğruyu söylerse, fakat canı, malı ve şerefinin zarar göreceği işlerde yalan uydurursa yahut doğruyu konuşmayıp susarsa o zaman onun çocuklar ve delilerden ne üstünlüğü olur? Deliler ve ergin olmayan çocuklar bile böyle doğruyu söylemezler mi? Dünyada, herhangi bir tahrike kapılmaksızın, öyle boşu boşuna yalan uyduran yoktur. Nitekim herhangi bir zarar kuşkusuyla terk edilen doğruluk asla gerçek ahlaktan sayılmaz. Doğru söylemenin en büyük yeri, cana, mala veya şerefe dokunacak zarar endişesinin bulunmasıdır. Bu hususta Yüce Allah’ın talimatı da şöyledir: 

“Putlara tapmak ve yalan söylemekten uzak durun” Yani yalan da bir puttur âdeta. Puta güvenen kimse, Allah’a güvenmeyi terk eder. Nitekim yalan söylemekten dolayı Tanrı da elden gider. Yine Cenab-ı Hak, “Doğru tanıklık için çağrıldığınız zaman sakın hayır demeyin. Sakın doğru tanıklığı gizlemeyin. Bunu gizleyenin kalbi günahkârdır doğrusu. Konuştuğunuz zaman ağzınızı hayra açın ve büsbütün doğru ve adaletli söz söyleyin. İster yapacağınız tanıklık yakın akrabanıza karşı olsa bile! Hak ve adalet üzerinde olun! Her türlü tanıklığınız yalnız Tanrı uğruna olmalıdır. Sakın yalan söylemeyin! İster doğruluk uğruna canınıza, anne babanıza veya yakınlarınıza ve oğullarınıza zarar gelse bile! Size karşı bir milletin düşmanlığı dahi sizi doğru tanıklık etmekten sakın alıkoymasın! Doğru erkeklerle doğru kadınlar büyük ecirlere nail olacaklar. Onlar başkalarına da doğruluk için öğüt vermeyi âdet edinmişlerdir. Yalancıların toplantısında asla oturmazlar.” [9]-[10] 

Hz. Mirza Masroor Ahmed

Vadedilen Mesih'in 5. Halifesi

Biat Şartları ve Bir Ahmedinin Sorumlulukları kitabından


 

[1] Hacc Suresi, a.31

[2] Zümer Suresi, a.4

[3] Muvatta İmam-ı Malik, Bab-ü mâ ca’a Fıssıdk-ı vel-Kzibi

[4] Müsnet Ahmet B. Hanbel, c.2, s.348, Beyrut

[5] Buhari, Kitab-ül Edeb, Bab-ü Kavlillah, “İttekullah ve kûnû ma’assâdıkîn”

[6] Müsnet Ahmet bin Hanbel, c.2, s.176, Beyrut

[7] Hacc suresi; 31

[8] Melfuzât, c.3, s. 350

[9] İslam İlkeleri Felsefesi, Ruhani Hazain, c.10, s.360-361

[10] Enam suresi; 153, Nisa suresi;136,  Maide suresi; 9, Ahzap suresi;36, Asr suresi; 4, Furkan suresi; 73


Related news items:
Newer news items:
Older news items:

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 162

Bu kitap “Davetü’l Emir” adı altında 1926’da bir mektup şeklinde Urdu dilinde yazılmış olup, Farsçaya çevrilerek eski Afgan Kralı Emanullah Han’a sunulmuştu. İlk İngilizce te...

Video

Downloads: 87

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler