Mta-türk videolar için tıklayınız.

“Sakın zinaya yaklaşmayın. Yani kalbinizde bunun düşüncesini bile meydana getirebilecek toplantılara sakın katılmayın. Bu günahı meydana getirme kuşkusu olan yollardan uzak durun. Doğrusu zina yapan bir kimse kötülüğü en yüksek çizgiye ulaştırmış olur. Zina yolu en kötü yoldur. İnsanın gerçek amacına ulaşmasına engel olur. Varacağınız son amacınız için de çok tehlikelidir. Evlilik imkânı bulamayan bir kimse namusunu öteki yolardan korumalıdır. Örneğin oruç tutmalı, az yemek yemeli veyahut güçlerini vücudu yoran ağır işlerde çalıştırmalıdır,”

Zinadan Sakının!

Yalan konusundan sonra; adı geçen şu ikinci şartta zinadan sakınmak da şart koşulmuştur.

Bu hususta Cenab-ı Hak,“Sakın zinaya yaklaşmayın. Bu bir hayâsızlık ve en kötü yoldur,” der.[1]

Şöyle bir hadis vardır. Muhammed bin Sirin, Yüce Peygamber Efendimizin aşağıdaki konuyla ilgili olarak nasihatte bulunduğunu rivayet eder. Daha sonra uzun bir rivayeti anlatır. Bu rivayette Peygamber Efendimiz, “İffet, namusluluk, doğruluk; zina ve yalan uydurmak karşısında en yüce ve kalıcı bir ahlaktır,” diye öğütte bulunmuştur.[2]

Bu rivayette zina ile yalan söylemek bir arada anlatılmıştır. Bu da yalanın ne kadar büyük bir günah olduğunu gösterir. Vâdedilen Mesih hazretleri:

“Sakın zinaya yaklaşmayın. Yani kalbinizde bunun düşüncesini bile meydana getirebilecek toplantılara sakın katılmayın. Bu günahı meydana getirme kuşkusu olan yollardan uzak durun. Doğrusu zina yapan bir kimse kötülüğü en yüksek çizgiye ulaştırmış olur. Zina yolu en kötü yoldur. İnsanın gerçek amacına ulaşmasına engel olur. Varacağınız son amacınız için de çok tehlikelidir. Evlilik imkânı bulamayan bir kimse namusunu öteki yolardan korumalıdır. Örneğin oruç tutmalı, az yemek yemeli veyahut güçlerini vücudu yoran ağır işlerde çalıştırmalıdır,” der.[3]

Vâdedilen Mesih Hazretleri, insanın kafasında kötü düşünceleri meydana getirebilecek bütün durumlardan uzak kalınmasını öğütler. Gençler bazen buna aldırış etmezler. Filmleri seyretmeye alışırlar. Seyredilmeye layık olmayan filmleri izlerler. Bazıları ahlak seviyesinin çok aşağısında olur. Bunlardan uzak durmalı, çünkü bu da zinanın bir çeşididir.

Kötü bakmaktan uzak durun!

Adı geçen şu ikinci şartta üçüncü çeşit fenalıktan ise “kötü bakmaktan uzak durun” diye bahsedilmiştir. Bu nedir? Tabii ki, gözleri yere indirmek demektir. Gözleri harama bakmaktan çevirmek demektir.

Şöyle bir hadis var; Ebu Rehane, bir savaş esnasında Peygamber Efendimizin yanında olduğunu rivayet eder. Bir gece Yüce Peygamber Efendimiz

“Allah yolunda uyanık olan göze ateş haram kılınmıştır. Allah korkusundan gözyaşı döken göze de ateş haram kılınmıştır” dedi. Ebu Şüreh de râvinin birinin şöyle dediğini anlatır. Yüce Peygamber Efendimiz, “Allah’ın haram kıldığı şeyleri görmeden yere inen göze ateş haram kılınmıştır. Allah yolunda patlatılan göze de ateş haram kılınmıştır,” dedi.[4]

Yine şöyle bir hadis vardır. Ubâde bin Samit, Peygamber Efendimizin şöyle dediğini rivayet eder; “Kendiniz için şu altı şey hakkında bana kefalet verin, ben de size cennet için kefalet veririm.

  • Konuştuğunuz zaman doğru söyleyin.
  • Söz verdiğiniz zaman onu yerine getirin.
  • Size bir emanet verilirse istenildiği vakit hemen geri verin (boş yere oyalamayın)
  • Edep yerlerinizi koruyun.
  • Gözlerinizi yere indirin.
  • Ellerinizi zulmetmekten çekin.[5]

Hz. Ebu Sait Hudrî şöyle rivayet eder: Yüce Peygamber Efendimiz “Yolda toplanmaktan sakının” dedi. Ashab-ı Kiram da, “Eğer yollarda toplanmaktan başka çare yoksa” diye sorunca bunun üzerine Yüce Peygamber “O zaman yolların hakkını verin” dedi. Ashab-ı Kiram, “Ya Resulüllah yolların hakkı da nedir?” diye sordular. Yüce Peygamber de “Her gelip geçenin selamına cevap verin. İcabında gözleri yere indirin. Yolu soranlara yol gösterin. İyiliğe çağırın, kötülüğe engel olun” dedi.[6]

Vâdedilen Mesih hazretleri “Kur’ân-ı Kerîm insan tabiatının gerektirdiklerine ve zaafına uygun olarak talimat vermekte ne güzel yol seçmiştir! Yüce Allah, “Sen iman edenlere gözlerini yere indirmelerini, edep yerlerini korumalarını söyle. Doğrusu ancak bu amelle nefisleri tertemiz olacaktır,” diye öğütler. Fürûc sözcüğü[7] yalnız edep yeri anlamına gelmez. Her çeşit delik anlamına gelir. Örneğin kulak vs. hep buna dâhildir. Bunda mahrem olmayan kadının şarkılarını dinlemeye karşı talimat verilmiştir. Binlerce tecrübeden şu gerçekte ispatlanmıştır ki Cenab-ı Hakk’ın yasak ettiği şeyden insanoğlu eninde sonunda vazgeçer” der.[8]

Yine Vâdedilen Mesih Hazretleri, “İslamiyet, ister kadın olsun ister erkek, şeriat koşullarını yerine getirmek konusunda her ikisini bağlamıştır. Dinimiz kadınlara örtünme emri verdiği gibi, erkeklere de harama bakmayıp gözlerini yere indirmelerini sıkı sıkıya emir buyurmuştur. Namaz, oruç, zekât, hac, helali haramdan ayırdetmek, Cenab-ı Hakk’ın ahkâmına karşın insanın kendi örf ve âdetlerini terk etmesi vs. Bunlar öylesine ağır sınırlamalardır ki, bunun sonucu İslamiyet’in kapısı pek daralmıştır. Bu nedenle herkes bu kapıdan geçemez,” der.[9]

Böylece bu mesele erkeklere artık iyice aydınlanmıştır. Onlar harama bakmayıp gözlerini daima yere indirmelidirler. Utanmak yalnız kadınlara mahsus değil, erkeklere de gereklidir.Yine Vâdedilen Mesih Hazretleri, “Namusu koruma ahlakı, yani iffeti elde etmek için Cenab-ı Hak salt yüce talimatı anlatmakla kalmayıp, namuslu olabilmek için beş tane de çare buyurmuştur. Örneğin, insanın kendisini mahrem olmayana bakmaktan koruması, mahrem olmayanın sesini dinlemekten sakınması, mahrem olmayanın hikâyelerini dinlememesi ve bu gibi kötü hareketlerin ortaya çıkma endişesi olan toplantılardan uzak kalması, evlilik olmadığı zaman oruç tutması v.s.” der. Yine kendisi “Biz burada iddia ederek şunu söylüyoruz ki, her türlü önlemi içeren Kur’ân-ı Kerîm’in anlattığı şu yüce talim ancak İslamiyet’e özgüdür. Burada düşünmeye değer bir nokta daha var. İnsanın şehvani isteklerin kaynağı olan bir doğal durumu vardır. İnsanoğlu, olağanüstü bir değişme meydana gelmedikçe bu isteklerden kopamaz. Onun şehvani duyguları yeri ve vakti gelince coşmaktan geri kalmaz. Başka bir ifadeyle bu duygular tamamen tehlikeye düşer. Onun için Cenab-ı Hak bize mahrem olmayan kadınlara rahatça bakabilirsiniz, onların bütün güzelliklerini görebilirsiniz, onların dansı vs. gibi şeyleri seyredebilirsiniz, ancak temiz bakışlarla bakabilirsiniz diye bir buyruk asla vermemiştir. Yine Cenab-ı Hak, genç ve yabancı kadınların şarkılarını dinleyebilirsiniz, onların güzelliklerini anlatan hikâyeleri de dinleyebilirsiniz, ancak temiz düşüncelerle dinleyin diye de asla buyurmamıştır. Tam tersine bizler “mahrem olmayan kadınlara ve onların güzelliklerine asla bakmayalım; Ne temiz gözle ne kötü gözle, asla bakmayalım. Onların şarkı seslerini dinlemeyelim. Güzelliklerini anlatan hikâyeleri de dinlemeyelim. Ne temiz düşünceyle ne de kötü düşünceyle, asla dinlemeyelim diye sıkı sıkıya tembihlemiştir. Doğrusu hiç tökezlenmemek için böyle şeyleri dinlemek ve görmekten, leşten iğrendiğimiz gibi iğrenmeliyiz. Çünkü başıboş bakışlar sonucu günün birinde mutlaka tökezlemeler meydana gelir.

Cenab-ı Hak, gözlerimizin gönüllerimizin ve düşüncelerimizin tertemiz kalmasını istediği için bu yüce ahkâmı bize buyurmuştur. Hiç şüphesiz başıboşluk tökezlenmelere yol açar. (Herhangi bir uyarma olmasa elbette tökezlenme meydana gelir.) Aç bir köpeğin önüne yumuşacık ekmek koyduktan sonra “köpeğin aklından ekmeğin düşüncesi bile geçmez” diye düşünmemiz yanlış olur doğrusu.  Nitekim Cenab-ı Hak, nefsanî kuvvetlerin gizli kapaklı işlere dalmasına fırsat bırakmadı. Kötü düşüncelerin kabarıp taşmasına yol açan bir durumun meydana gelmesini hiç istemedi” der. [10]

Hz. Mirza Masroor Ahmed

Vadedilen Mesih'in 5. Halifesi

Biat Şartları ve Bir Ahmedinin Sorumlulukları kitabından 


 

[1] Ben-i İsrail suresi; 33

[2] Sünen Dâr Kutnî, Kitab-ül Vasaya, Bab-ü  ma yüstehabbü mine’et-teşehhüt ve’l- kelam

[3] İslam İlkeleri Felsefesi; Ruhani Hazâin c.10, s 342

[4] Sünen Dârmi Kitab’ül- Cihat Babü fillezi yesherü fi sebilillahi hârisen

[5] Müsned Ahmed Bin Hanbel, c.5, s.323 (Beyrut)

[6] Müsned Ahmed Bin Hanbel, c.3, s.16 (Beyrut)

[7] Metinde fürûc kelimesi geçer. Fürûc ‘delikler’ anlamına gelir. Biz de edep yeri diye tercüme ettik. (çevirmen)

[8] Melfuzât, c.7, s.135

[9] Melfuzât c.5, s.614

[10] İslam İlkelerinin Felsefesi S.51


Related news items:
Newer news items:
Older news items:

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 92

Orijinal adı “Hasti-i Bari Teala” olan kitabımızın girişinde, kitabın yazarıda olan Hz Mirza Beşiruddin Ahmed radiyallahü anh şöyle ...

Video

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler