Mta-türk videolar için tıklayınız.

Saff suresinde de bu ikinci manevi gelişindeki görev açıklanmıştır. Şöyle buyurur;[1]

Yani öyle bir gün gelecektir ki Allah (c.c) Resulünün başlattığı işi tüm dünyada yayacaktır; tüm diğer dinlere galip kılacaktır.

Düşünmeye değerdir ki aynı ayet Vâdedilen Mesih’e de vahiy edilmiştir ki bahsedilen günün artık geldiği anlaşılsın. Eski müfessirler de bu ayetin Vâdedilen Mesih’in dönemiyle ilgili olduğu konusunda hemfikirdirler.

İlk gönderilişin amacı dinin sağlam bir şekilde yerleştirilmesiydi. İkinci manevi gönderilişinin amacı ise diğer tüm dinlere galip kılmaktır. Yani

1) Sağlam delillerle diğer insanları İslamiyet’e çağırmak

2) Onların medeniyetlerini yok edip İslam’ın medeniyetini kurmak. Bu sebeple Allah (c.c)  "liyuzhirehu 'aleddiyni kullihi" (ki İslam tüm dinlere galip gelsin) demektedir.

İslam nasıl galip gelecek?

 

İslam’ın tüm dinleri nasıl mağlup edip galip geleceği konusu düşünmeye değerdir. Sadece öğretinin üstünlüğünü ele alıp her dinden birkaç insanı Müslüman yapmak “galibiyet” değildir. Çünkü böyle bir durumda da diğer tüm dinler var olmaya devam edeceklerdir. Hiçbir galibiyet söz konusu olmayacaktır.

Demek ayetteki “galip gelmek” bu değildir. “Galip gelme”’nin asıl anlamı şudur ki nasıl ki bugün tüm dinler var olmalarına rağmen batılılık zihinlerini mağlup etmiştir; aynı şekilde görevimiz İslami medeniyete ve İslami örf ve adetlere o kadar revaç vermektir ki Yahudi ve Hıristiyan olan insanlar kalsa dahi İslamiyet’in rengiyle renklenmiş ve medeniyetini benimsemiş olarak kalsınlar.

İşte Vâdedilen Mesih’in gönderilişinin arkasındaki gaye budur. İslami medeniyet zihinleri o kadar fethetsin ve o kadar revaçta olsun ki üç beş farklı din mensubu kalsa dahi İslamiyet onların da evine girmiş olsun. Farklı bir şeye inanmalarına rağmen fiilen seçmeye gelince İslamiyet’in tarzını seçsinler. Bugün nasıl herkes “batı medeniyeti daha üstündür” diyorsa aynı şekilde “İslami medeniyet daha üstündür” desinler.

Bu hakiki inkılâp hakkında Vâdedilen Mesih’e inen vahiy

Vâdedilen Mesih’e indirilen vahyi incelersek bu inkılâba dair ipuçları bulabiliriz. Bir keşfinde kendisi şöyle diyordu;

“Biz yeni bir nizam; yeni bir yeryüzü ve yeni bir gök istiyoruz”[2]

“Çeşmeyi Mesihi” adlı eserinde kendisi bunu şöyle yorumlamıştır;

Bu keşfin anlamı şudur ki Allah (c.c) benim elimle öyle bir değişim yaratacaktır ki sanki yeryüzü ve gökler değişmiş olacaklardır. Gerçek insanlar (yeniden) doğacaktır.

Başka bir vahyi şöyledir; [3] 

Yani Vâdedilen Mesih dini ihya edecektir; şeriatı yeniden uygulayacaktır.

Başka bir ilhamı ise şöyledir: [4]

İyi bilin ki İslami açıdan dünya ölmüştür ve Vâdedilen Mesih (a.s.) onu ihya etmek için yollanmıştır.

Dördüncü ilhamı muhaliflerle ilgilidir. [5]

Bu ilham insanların bu çağda “moda” ve “tarz” gibi gelip geçici şeylerle meşgul olduğunu ve Allah’ın anlattığı esas hayat tarzından uzak düştüklerini[6] ve bu sebeple İlahi kaderin onları ezip bitireceğini söylüyor. Dünya bu sahtelikten kurtulsun diye ilhamın içinde bir duada öğretilmiştir. Ey Allah’ım Sen bunları Nuh’un zamanında muhalifleri mahvettiğin gibi mahvet ki batılılık yerine İslami medeniyet yerleşsin denmiştir.

Beşinci ilham şöyledir; 7]  

Ey Vâdedilen Mesih; dünyaya Kuran gibi olduğunu söyle. Kuran ilk dönemde nasıl inkılâp yaratmıştı; aynı şekilde senin döneminde de inkılâp yaratacaktır.

Altıncı ilham şöyledir; [8]

Yani Allah’ın hükümdarlığı yeryüzünde de olacaktır.

Bütün bunlar gösteriyor ki Vâdedilen Mesih’in geliş sebebi mevcut olan batı medeniyetini yok ederek yerine İslamiyet’in akideleri, şeriatı, medeniyeti, ilimleri, iktisadiyatı, siyaseti, muaşereti ve ahlakını yerleştirmektir.

Bu olağanüstü değişimin bir kısmı şahısların zatlarıyla sınırlıdır. Örneğin namaz kılmak, oruç tutmak vs. Bir kısmı vardır ki vaaz ve nasihatler gerektirir. Örneğin birileri tarafından insanlara “gelin namaz kılın, oruç tutun, hacca gidin, sadaka verin, hayrat yapın” denmesi ve bu nasihatlerden faydalanan insanların amellerini değiştirmesi. Ama bir kısmı vardır ki ancak hükümet tarafından yapılabilir ve bu kısım çok ciddi bir nizam’ın varlığını gerektirir. Örneğin biz namaz kılsak dahi başkalarını zorlayamayız. Başkası kılmıyorsa bizim namazımız bize yetecektir. Ama bazı emirler bir nizam ister ve başkalarının katılımı sağlanmadıkça yerine getirilemezler. Örneğin namaz bağımsız da kılınabilir ama Cemaatle birlikte kılınması gereken namazlar bağımsız kılınamaz. Bir başkasına ihtiyaç duyarız. Bu artık bir nizam gerektirir. Bir İmam gerektirir ve arkasında duran en az bir kişi daha gerektirir. Bunun gibi onlarca emir daha vardır ki organize olmuş bir nizam gerektirirler. Aynen devlet nizamları gibi kaçması mümkün olmayan nizamlar.

Akideler dünyasında Ahmediye Cemaatinin fethi

Bugün apaçık bir şekilde cemaatimiz akideler dünyasında diğer tüm ideolojileri fethetmiştir. Düşmanlarımız dahi bunu inkâr edemiyorlar. Bakınız; Vâdedilen Mesih (a.s.) “Hz. İsa (a.s.) vefat etmiştir” deyince her taraftan küfür fetvaları yağmaya başladı. “İsa Mesih’in değerini düşürüyorsun; onunla alay ediyorsun” dendi. Ama bugün dünyanın neresine giderseniz gidin; okumuş etmiş entelektüellerin hepsi Hz. İsa’nın (a.s.) vefat ettiğini kabul etmişlerdir. En azından “ister ölmüş olsun, ister hayatta; bundan bize ne. Bu önemli bir konu değildir” deyip işin içinden çıkıyorlar. Bu değişim düşmanlarımızın delillerimize karşı yenildiğinin apaçık göstergesidir.

Sonra Vâdedilen Mesih (a.s.) için çıkartılan küfür fetvalarının arkasındaki sebeplerden birisi Kuran-ı-Kerimde “nesih ve mensuh[9]”’un hiç olmadığına inanmasıydı. Eski âlimlerden bazıları neredeyse binyüz ayetin iptal olduğuna inanırlardı; bazılarıysa altıyüz ve bazıları daha az. Hatta nesih ve mensuh’un son derece tehlikeli bir kavram olduğunu düşünen âlimler dahi en az üç ayetin muhakkak iptal edildiğine inanırdı. Ama Vâdedilen Mesih “bunlar hep abes ve beyhude düşüncelerdir. Tüm Kuran geçerlidir.” dedi ve ardından itiraza maruz kalan ayetleri öyle inanılmaz bir şekilde çözdü ki bırakın iptal olmayı; Kur’ân-ı Kerîm’in en önemli ayetleri gibi durmaya başladı. Öyle değerli bir hazineyi kazıp çıkardı ki dünya şaşkına döndü. “Bu kadar değerli anlamlar şimdiye kadar nasıl gözümüzden kaçtı” dendi. Ama “Kuran-ı-Kerim’in her virgülü dahi geçerlidir” dediğinde küfür fetvaları yağmıştı ve halk Vâdedilen Mesih’e karşı kışkırtılmıştı. Oysaki bu o kadar büyük bir mucizeydi ki aklı başında bir millete sunulsaydı mutluluktan dilleri tutulurdu. Ama bugün artık bunların hepsi geride kaldı. Bugün Müslümanların ulemalarından yüzde doksan dokuzu nesih ve mensuh kavramını reddetmektedir. “Hiçbir ayet iptal edilmemiştir” derler ve “peki bunun anlamı ne o zaman” diye sorduğumuzda aynen Vâdedilen Mesih’in yaptığı tefsirleri okumaya başlarlar.

Ahmediyetin galip gelmesi ve amel meydanı

Sözün özü akideler meydanından düşman tamamen çekilmiştir. Ama şu da bir gerçektir ki akideler meydanını fethetmiş olsak dahi amel meydanı için aynı şey söz konusu değildir. En azından daha dünyaya hiç itiraz gelmeden “bakınız; amel dünyasında da meydan bizimdir” diyemeyiz. “Mevcut nizamları yok edip İslami nizamı yerleştirdik” diyemeyiz.
 


[1] Saff (61) sûresi, ayet 10

[2] Tezkere 193. sayfa 4. baskı

[3] Tezkere 70. sayfa 4. baskı

[4] Tezkere 78. sayfa 4. baskı

[5] Tezkere 509. Sayfa, 4. baskı

[6] Çok ilginçtir ki “moda” kelimesi Vâdedilen Mesih’in zamanında o kadar yaygın değildi ama 20. yüzyıl ilerledikçe bacak kadar çocukların her gün kullandığı bir terim haline geldi*

[7] Tezkere 674. sayfa 4. baskı

[8] Tezkere 679. Sayfa, 4.baskı

[9] Bazı ayetlerin diğer ayetler tarafından iptal edilmiş olma inancı. Vâdedilen Mesih (as) bu akidenin tamamen temelsiz olduğunu anlatmıştır.*


Related news items:
Newer news items:
Older news items:

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 26

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş n...

Video

Downloads: 72

Yüce Allah şirki Kendisine ortak koşulmasını affetmez. Bunun dışındaki günahları diledi...

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler