Mta-türk videolar için tıklayınız.

Ahmedi Müslümanlar yasadıkları ülkelerin kanunlarına dini bir vecibe olarak itaat ederler.

Bazı Müslüman gruplar Ahmedi Müslümanların bu inancını beğenmeyip sadece Şeriat ile yönetilen hükümetlere itaat edilmesi gerektiğini söylerler.

Aşağıdaki makalede Ahmedi Müslümanların tutumunun nedenleri Kur'an-ı Kerim ışığında açıklanmaktadır: İslam dini, diğer dinlere benzemeyip her türlü eksiklikten arınmış bir öğreti takdim eder. Onun sunduğu öğreti her açıdan mükemmeldir. İslam öğretisi din, siyaset, medeniyet ve sosyal yaşantıyı ilgilendiren hangi konuya el attıysa onu eksiksiz olarak açıklamıştır. Mesela siyasete gelince, sadece İslam, vatandaş ve devlet arasındaki ilişkiyi itiraza mahal bırakmayacak şekilde açıklamıştır.

İslamiyet’in emrettiği bu ilişkiye tabi olunduğu takdirde bir Müslüman, diniyle gurur duyar ve diğer vatandaşlara devlete itaat açısından güzel örnek teşkil eder.

İslam dini ikiyüzlülüğü ve devlete karsı ayaklanmayı şiddetle kınar ve böyle bir tutumdan nefret ettiğini bildirir. Kur'an-ı Kerim devletin dini ve milliyeti ne olursa olsun ona itaat etmeyi farz kılar. Nitekim Allah (C.C.):

"Allah'a, peygamberine ve idarecilerinize itaat edin, eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz onu Allah'a ve Resule götürün"[1]

buyurmaktadır. Bu öğretiye uyulduğu takdirde her türlü fitne, fesat ve kargaşa kendiliğinden sona erir. Bu ayeti kerimeye göre idarecimiz hangi dine ve millete mensup olursa olsun ona itaat etmeliyiz. Sadece onunla bir konuda anlaşmazlık çıkarsa yani o, dinin emrettiğine aykırı bir şey söylediği zaman Allah ve peygamberin emrettiğine uyulmalı.

Bu ayetteki kelimeler dikkate sayandır; Kur'an-ı Kerim idarecileriniz dine aykırı bir şey söyledikleri zaman onlara kafa tutun, isyan edin vs. buyurmamaktadır. Tersine böyle bir anlaşmazlık zamanında isyan çıkarmayıp Allah ve peygamberin emirlerine uymamızı emreder.

Tabii ki bu ayette idarecilere itaat bir şarta bağlanmıştır: Vatandaş, Allah ve peygamberi tarafından kişiye yüklenmiş olan vecibelerin yerine getirilip getirilmemesi konusunda serbest bırakılmalı. Sonuç olarak, bir Müslüman yaşadığı ülkede namaz, oruç, hac, zekât vs. vecibeleri özgürce yerine getirebiliyorsa, devletine itaat etmek zorundadır. Tıpkı Allah'a ve peygamberine itaat etmenin farz olduğu gibi.

Devlete yüklenmiş olan görevlerden fertler sorumlu değildir. Bu bağlamda devletin Kur'an-ı Kerim'e uyup uymaması kişiyi ilgilendirmez. Bilindiği gibi ayni düşünceye, aynı dine ve ayni ilkelere sahip olan idarecilere itaat etmek zaten sorun değildir. Onlara itaat insanin kendisine itaat etmesi gibidir. Ama vatandaşı gibi düşünmeyen, aynı dini kendisiyle paylaşmayan ve aynı ilkelere sahip olmayan idareciye karşı vatandasın davranışı nasıl olmalı? Bu konuda Kur'an-ı Kerim haricinde bütün din kitapları kendine mensup olanlara hiç yol göstermezken, dinimiz söz konusu ayette idarecilere itaati farz kılmaktadır.Bundan dolayıdır ki, Vadedilen Mesih Hz. Mirza Gulam Ahmed (A.S.) ve halifeleri, her Ahmedi Müslüman'a yaşadığı ülkenin devletine itaat etmeyi emretmiştir.

Vadedilen Mesih (A.S.) bu ayeti açıklarken şöyle buyurmaktadır:

"Kuran-i Kerim'den hükümete itaat etme zorunluluğu ispatlanmaktadır."[2] 

Vadedilen Mesih'in Birinci Halifesi Mevlana Nurüddin Hazretleri bu ayeti söyle açıklar:

"Allah'a, peygamberine ve idarecilerinize itaat edin."[3]

Vadedilen Mesih'in ikinci halifesi Hz. Mirza Beşirüddin Mahmud söz konusu ayet hakkında söyle der:

"İslam idarecilerimize içtenlikle itaat etmemizi emreder."

Nitekim bir devlete iyilik olsun diye ona itaat etmeyiz; tersine Allah’ın bir emrini yerine getirmek için bunu yaparız. Namaz, oruç, haç ve zekât bize farz edildiği gibi devlete itaat ta bize farz edilmiştir. Namaz kılmayan, oruç tutmayan, hacca gitmeyen ve zekât vermeyen kimsenin kendi maneviyatına zarar vermesi gibi devlete itaat etmeyen de kendi maneviyatına zarar verir. Aslında devlete itaat etmeyen kimse Allah’ın diğer emirlerini de hiçe sayar. Bundan dolayıdır ki, Allah'ın seçkin kulları hiçbir zaman devletine isyan etmemişlerdir.

Nedenine gelince, namaz ve oruç Allah’ın emridir. Aynen bunun gibi, devlete itaat da O'nun emridir ve bu emre uymayanın manen Allah'a yaklaşması mümkün değildir. Netice itibariyle manevi ilerlemeyi sağlamak isteyen her mümine namaz farz olduğu gibi devlete itaat de farzdır. Bu emre itaat, kaçışı mümkün olmayan bir farzdır. Bu emir bizzat Allah'ın ağzından çıkmıştır. Şüphesiz peygamberin ağzından çıkan emirlere itaat farzdır. Ama Allah'ın ağzından çıkan emirlere itaat ondan daha da önemlidir.[4] 

Müslümanların bir kısmı bu ayette geçen "minküm" kelimesini "sizden olan idarecilerinize itaat edin" şeklinde çevirmektedirler. Böylelikle onlar Müslüman olmayan veya Müslüman olup devleti dini kurallarla yönetmeyen idarecilere itaatin farz olmadığını söylerler. Onların bu inanışının Kur'an'la hiçbir alakası yoktur. Eğer "minküm" kelimesinin manası belli bir din veya gruptan olan yöneticiyse o zaman dünya bir türlü kargaşadan kurtulamaz.

Bu görüşe itibar edilecek olursa bütün gayr-i Müslim ülkelerde yasayan Müslüman halk idarecilerine hep isyan çıkarmalıdır!Ayrıca Müslüman ülkelerin yöneticileri de kendileri gibi düşünmeyen daha fanatik mollalar ve onlar gibi düşünenlerin isyanından kurtulamazlar. Böyle bir mana Kur'an-ı Kerim'in sözleşmelere bağlı kalma ve barışı koruma öğretisine ve Resulüllah'ın (sav) uygulamasına ters düştüğü için tamamıyla batıldır.

İlerde açıklanacağı gibi, burada "minküm" (sizlerden) kelimesi genel manada kullanılmıştır. Anlamı da sizlerden yani insanoğlundan her hangi biri demektir. Bu kelimeye böyle genel bir mana vermediğimiz zaman Kur'an öğretisine ters düşen birçok sorun yaşanacaktır ve İslam dünyasında yaşanmaktadır da."Minküm” kelimesinin manasını mollaların bir grubu;"sadece Müslüman idareciye itaat edin" şeklinde açıklama hakkına sahip ise, o zaman başka bir grup bu hakkı kullanarak; "bu kelimenin manası soyunuzdan olan idareciye itaat edin" der ve sadece mensup olduğu millet ve soyun idarecilerine itaatin farz olduğunu ileri sürmek suretiyle diğer idarecilere hep isyan çıkarma hakkına sahip olduğunu söyler.

Bazı Müslümanlar kendi ülkelerinin yöneticilerine değil ama kendileri gibi düşünen başka ülkelerin yöneticilerine itaat etmeyi benimserler. Söz konusu ayet bu sorunu da çözmektedir. Çünkü bu ayette "min" seklinde geçen harf "ala'' (üzerinize) manasındadır. Yani üzerinize hüküm sürenlere itaat edin. Böylelikle Kur'an-ı Kerim bu emirle bir devlete karşı yaratılabilecek bütün fitnelerin kökünü kazımıştır.

Bu ayetin manası şudur: Her idareciye itaat etmeyin sadece üzerinize idareci olanlara itaat edin. Burada kendi ülkelerinin yöneticilerine itaat etmeyip başka yöneticilere itaat etmek bu ayetle yasaklanmış oldu. Minküm (sizlerden) kelimesinden sadece Müslüman idarecilere itaatin farz olduğunu ileri sürenlere cevap olarak Vadedilen Mesih'in birinci Halifesi Hz. Mirza Nurüddin şöyle karşılık verir:

"Kur'an-ı Kerim'de Allah (C.C.) cehennemliklere hitaben "peygamberleriniz sizin içinizden size gelmedi mi?"[5] buyurmaktadır.

Acaba peygamberler (hâşâ) cehennemliklerden miydi? Hayır. Aslında bu ayetten de anlaşılan şudur: Minküm kelimesinden kast edilen insanoğludur.[6] 

Bu açıklamadan da anlaşıldığı gibi Kuran-ı Kerim'de "minküm" kelimesi genel manada kullanılmıştır. Manası da belli bir din yahut grup mensubu olmayıp insanoğlundan her hangi birisidir. Yoksa bu kelimenin manasını genelden özele çekenler Hz. Nurüddin'in de buyurduğu gibi peygamberlerin (hâşâ) cehennemliklerden olduğunu kabul etmek zorundadırlar.   

 


[1] Nisa Suresi, Ayet 60

[2] Tefsir, Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani, cilt 2, sayfa 246

[3] Hakaik-ül Furkan, c.2, s.30, Nazarat İshaat, Zia-ul İslam Pres Rabvah Pakistan

[4] İtaat or İhsan Şinasi, Anvar-ul Ulüm, c.4, s.9, İslam İnternational Publications ltd. Tilford Surrey GU10 2AQ UK

[5] Zümer Suresi, Ayet 72

[6] Hakaik-ul Kuran, c.2, s.30-31 Nazarat Ishaat, Zia-ul İslam Pres Rabvah Pakistan


Related news items:
Newer news items:
Older news items:

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 132

Dünya lanetlerinden korkmayınız, çünkü onlar duman gibi göz açıp kapayıncaya kadar dağılıverir ve gününüzü geceye çeviremezler. B...

Video

Downloads: 65

Kuran-ı Kerim ve Hadisler ışığında cinler konusuna doyurucu açıklamaları bu bölümde bu...

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler