Mta-türk videolar için tıklayınız.

Huzur Maide suresi (5/68) in tilavetini yaparak şöyle açıklamada bulundu:

Allah (c.c.) Peygamber efendimize seslenerek;

“Ey peygamber, sana vahyedilenleri senden başkalarına bildir. Eğer bu mesajı başkalarına iletmezsen peygamberlik görevini yerine getirmiyorsun demektir. Allah seni insanların kötülüklerinden koruyacaktır. Çünkü sana kesinlikle karşı çıkacaklar ve sana düşman kesileceklerdir. Ama Allah sana itaat etmeyi söylemiş ise seni koruyacaktır. Hiç şüphesiz Allah kâfirleri doğru yola iletmez.”

Kanada, Amerika ve bazı Avrupa ülkelerinde tebliğ işine önem verilmemektedir. Bu işi sanki ilave veya angarya olarak görürler.

Allah (c.c.) nin Peygamber (sav)’a kişisel olarak hitap etmesinin amacı;

1-  ‘’Senin statünden, seviyenden hiç kimsenin seviyesi yüksek değildir, hiç kimseyi senden daha fazla sevmiyorum. Eğer bu görevini yerine getirmezsen hâşâ Benim gözümden düşer ve reddedilirsin’’ Tabii ki reddedilmesi söz konusu değildir ama burada dinleyicilere mesaj vardır. Onun içindir ki o olmasaydı âlemlerin yaratılması da söz konusu değildi. Böyle olunca eğer o bu mesajı iletmeseydi hiçbir değere layık görülmeyecekti.

2-  Allah (c.c.) nin ona tek olarak hitap etmesinin nedeni,  bütün Müslüman milletlerin bu görevle görevlenmesi demek değil, her kim Peygamberin ümmetinden ise tek tek bu görevle sorumludur demektir. İşte onun için bu görevin önemini kavramak gerekir.

Bazı cemaatler tebliğ yapıyor biz de bundan payımızı alırız demek yanlıştır. Sizin bunda payınız yoktur. Mali fedakârlık ve ibadet ayrı ayrı şeylerdir. Allah (c.c.)  nin bu talimatı diğer emirlere ilave olarak verilmiştir. Bu talimat, herkesten daha fazla fedakârlık yapan, hiç kimsenin erişemeyeceği kadar Allah (c.c.) ye yakın olan ve ona en güzel şekilde ibadet eden peygamberin şahsında herkese verilmiştir. Eğer bu mesajı iletmezsen sen bu görevini yerine getirmemiş sayılırsın denilmiştir.

Cemaat bu işi yapıyor bize gerek yok demek çok gülünçtür. Herkesin tek tek bireysel olarak kendi hissesini ortaya koyması gerekir. Her cemaatin bu konuyu göz önünde bulundurması gerekir.

Bu konu her Amila komite toplantısında her şahısça ele alınmalıdır. Bir konuya dikkatleri yoğunlaştırıp üzerinde çalışmalı, onu halledip başka bir konuya geçmelidir. Sistem oturuncaya kadar bu konuda çalışmaktan yılmamalıdır.

Bütün Ahmediler, yetişkinler, çocuklar herkes tebliğ alanında kendi yolları ve metotları ile buna katılmalıdır.

Herkesin, her şahsın ayrı ayrı kapasiteleri vardır. Bazıları sadece yatağında uzanır halde bu işe dua ile katılır. O kişinin bu tebliğe katılmadığını kim söyleyebilir? Onun bundan başka kapasitesi yoktur, fakat kapasitesi olup da tebliğe katılmayanlar tebliğ yapmayanlardır.

Kapasitelerin tespiti ve eksikliklerin ve bilgisizliğin giderilmesi cemaatin görevidir.

Birçok sözlü ve yazılı yakınmalar almaktayım ‘’Bizler nasıl tebliğ yapacağımızı ve nasıl tartışacağımızı, ilişkileri nasıl kuracağımızı bilmiyoruz derler. Onun içindir ki cemaatler bunu göz önünde tutarak herkesin yaptığı tebliğin meyvesini almalarına yardımcı olmalı ve herkesi tek tek yönlendirmelidir.

Birçokları tebliğ işine başlamak isterler ama bunu nasıl yapacaklarını bilmezler. Bunun için cemaatin yönetim kurullarına sesleniyorum.

 

•    Önce herkesin kapısını çalarak kimin tebliğ yapıp kimin yapmadığını, Allah’ın (c.c.) peygamber efendimize sorduğu gibi sizde onlara sorun. O Allah’ın (c.c.) mesajının peygambere iletilmesi demek bütün dünyaya iletilmesi demektir. Çünkü o evrensel bir peygamberdir. Onun için bu mesaj bile her eve tek tek tebliğ edilecektir. Bazıları mesajın kendilerine ait olduğunu fakat bu mesajın kendilerine iletilmediğinden habersizdirler.

•    Sadece bu işi Tebliğ Sekreterine iletmek, bütün yükü ona yıkmak işleri çözümlemez. Onun için Amila Komitesine sorumluluk vermeliyiz. Amilanın genel kapasitesini kullanıp, her sekreterliğin bu görevi üstlenmesi gerekir. Amir bunun beyni ve kalbidir. Bu işi kurmak amirin görevidir. Bu bir günde yapılacak bir iş değildir. Öncelikle bu işi kurmak, oturtmak ve Allah’a (c.c.) güvenmek gerekir. Sonra da bunu devamlı gözlemleyip ve emin adımlarda İslamiyeti ileriye götürmelidir. Bu araştırma ve inceleme işidir ve derhal uygulamaya konulmalıdır. Bu görevi Huddam , Ensar  veya Lajna  arasında ayırmak yersizdir. Onun için Amir bu işi ele almalı ve gönüllüleri seçmelidir. Direkt olarak Ensar’a veya Huddam’a görev vermemelidir. Onları ayırmak istiyorum ama Emir Bey şöyle şöyle insanlara ihtiyacım var derse onu sağlamak başkanın görevidir. Yoksa huddam veya ensar bu işin görüntüsünü veya notunu alıyor demek yanlıştır. Bunun mükâfatı Allah’ın (c.c.) katındadır. Kim Allah’ın (c.c.) yolunda hayatını, zamanını, malını ortaya koyarsa onun mükâfatı Allah  (c.c.) tarafından verilecektir. ‘’Vallahü seri-ül hisab’’ O hesabı çabuk görendir. Ölümden sonra bile zerre kadar bir iyiliğin kaybolmayacağı görülür. Amirin talebi üzerine elimizde şu şu türde adam var, o size yardımcı olacak diye ona bilgi vermek gerekir.

•    Başlangıçta araştırma ve işin oturtulmasında adama ihtiyaç olacaktır. Orada sadece ofislerin kurulması bir sonuç getirmez, hareket ve çalışma önemlidir

•    Amir bütün ülke çapında araştırma yapacak adama ihtiyacım var diye talepte bulunur. Onlara görev verir. 10-15 günde bir kimlerin tebliğ yapıp yapmadığını araştırın. Bu arada nasıl yapıldığı sorulunca onlara nasıl tebliğ yapıldığı öğretilir. Birçokları biz hazırız bunu nasıl yapacağımızı bize öğretin derler. Bunları öğrenince bunun ardı gelecektir.

•    Birçokları tebliğ yapmayı isterler ama bunun metodunu bilemezler. Onun için cemaatlere uygulanabilecek değişik sistem ve metotlar onlara öğretilir.

•    Önce etkili tebliği kimin yaptığını bulunuz. Allah herkese güzel konuşma sanatı vermiştir veya basit ve temiz bir hayat bütün bunlar meyvelerini verirler. Meyve veren ağaçla meyve vermeyen ağaç tabii ki farklıdır. Meyve vermeyen ağacı meyvelendirmek bizim görevimizdir.

•    Onun için önce meyveli ağaçların nasıl meyve verdiklerini araştırın. Onlar size belli metotları uyguladıklarını ve böylece bunların meyve verdiklerini söyleyeceklerdir. Eğer sonuç almayan birisi varsa onlara neden sonuca ulaşamadıklarını sorun. Çünkü bizler sonuca ulaşıp meyvelerini alıyoruz. Bazen verilen hedefleri bir kişi gerçekleştirir, diğer üyeler yatarlar. Sonrada Elhamdülillah biz hedefe ulaştık derler.

•    Bütün bu güzel işleri yapanların kimler olduğunu araştırın ve kaç kişi olduklarını tespit edin. Onları çağırıp onlardan konuşma yapmalarını istemeyin. Amila üyeleri onlarla oturup konuşsun ve ne şekilde neler yaptıklarını onlardan öğrensinler. Onlardan metotları öğrenin ve onlara değişik bölgelerdeki Ahmedileri eğitmeleri için görev verin. Her iyi tebliğ yapan, tespit edilen ve ileride tebliğ yapacak 1-2 kişiyi yanına alsın. Bunların arasından sevgisi, sabrı ve samimiyeti olanları seçin. Hayatı olmayan içi geçmişleri seçmeyin. Bir fidanı diğer bir yere geçirince hemen o gelişip meyve vermez. Biraz zaman geçtikten sonra canlanır. Kökleninceye kadar bakım ister.

•    Öncelikle kendilerinde hayat olanları, talimatları kabul edip ona göre hareket edenleri seçin. Onları belirlemek bile çok büyük bir iştir. Bazı insanlar yazışmada çok başarılıdırlar. Onlara konuş derseniz konuşamazlar. Bazıları hoş yaradılışlı olduklarından insanları evlerine davette başarılıdırlar.

•    Birini eve davet edince ona hangi videoyu veya cd yi ne şekilde nasıl gösterebileceğinizi bilmemiz gerekir. Onlara kitap verecekseniz, bunların bilgisine önceden sahip olmanız gerekir. Bütün bunlar detaylar olup üzerinde uzun uzun çalışmak gerekir.

•    Cemaat buna başlamamış ize hemen başlamak gerekir. Çalışmanın metodu budur.

•    Tebliğ çalışmalarını araştırınca veya yönetince, bununla ilgili eserleri, video veya cd leri de almanız gerekir. Ayrıca kitaplarda nelerin tartışıldığını, nelerin bulunduğunu da bilmeniz gerekir. Ör: hangi kitabın muhaliflerin yanlış ve çarpık fikirlerine cevap verdiğini ve onları yendiğini biliniz. Audıo, video veya cd. lerde ne çeşit çarpık fikirlerin cevaplarının bulunduğu, cemaatin hizmetlerini en güzel ve etkili şekilde nelerin ortaya koyduğu bilinmelidir. Ör: Araplarla, Alman ve Arnavutlarla yapılan toplantıları seyretmek büyük etki bırakır. Kısaca bu çalışmalar büyük zaman alır. Bunları yapmadan kişilere tebliğ sorumluluğu işini vermeyiniz, yoksa başarısız olur. Bütün bu materyalleri alarak uykuya yatmayınız.

•    Biz bu materyalleri bütün dünyaya gönderdik. Buna rağmen hala bize bazı sorulara nasıl cevap vereceklerini sorarlar. Hiçbir ülkede bu sistem oturtulmuş değildir. Halen bize bu soruların cevaplarını nasıl verelim diye sorarlar. Bu da oradaki emirin veya görevlilerin ne gibi materyalleri olduğunu başkalarına söylemediklerini göstermektedir. En azından elinizde nelerin olduğunu herkese söyleyin. Hele tebliğ yapacak olanların elinizde neler olduğunu bilsinler. Onlara bunu tek tek söyleyin. Örneğin değişik oturumların Türkçe tercümelerini içeren Vıdeo cd vs. değişik soruların cevaplarını içeren Türkçe tercümeler bulunmaktadır. Ayrıca Türkçe olarak basılmış kitaplar da bulunmaktadır. Bütün bunlar bir yere gömülmüş durmuş. Bana Türk arkadaşım var ona hangi kitabı vereyim diye sorarlar. Biz bunların hangisine cevap verelim.

•    Amir yerel amirleri kontrol edip, bu konudaki bilgilerinin olup olmadığını denetlemelidir. Yeni amir değişince bile kendisi bunları araştırıp bulmalıdır. Neyin nerede olduğunu araştırıp bulun. Cemaatin elinde çok materyal var silah deposu gibi. Buna rağmen cevapları bulup veremiyoruz. Bunlar yazılı eserler, video, audıo, cd, tercümeler vs.

•    Bu seviyeye gelince bu insanların nerede bulunacağını araştırın bulun. İşte tebliğ yapacak insanları bu alanlara yayın. Bazılarını değişik milletler için ör: Araplar, Pakistanlı, Bangali ve diğer gruplar için görevlendirin. Bu yolla toplumda kimlerin olduğunu açıkça görürsünüz. Böylece mümkün olduğu kadar grup liderleri tayin edin. Bütün bunları bir Tebliğ Sekreterinin üzerine yıkarsanız bunları yapacak gücü bulamaz. Ancak o sirküler gönderir ve senenin sonu gelince birçok sirküler gönderdim ama hiç tebliğ yapılmadı dersiniz. Hiç böyle bir tebliğ mümkün mü?

•    Onlara nasıl tebliğ yapıldığını öğretin. Eğer bir şehirliye tohum ekmeyi emrederseniz onu bilmeden hiç yapamaz ama bu köylü için çok basit bir iştir. Zavallı şehirli bütün yılını geçirecek fakat bunu nasıl gerçekleştireceğini bilemeyecektir.

•    Her meslek beceri ister. Beceri yalnız arzu ile gelişmez. Ayrıca bu talimatla da olmaz. Bir kişi ne kadar yüce tahsile sahip olursa olsun kolunu bacağını nasıl oynatacağını bilemez ve buna da kabiliyeti yoksa suda boğulur gider. Akademik çalışmanın yanında uygulama olmadan, ne kadar bilgi sahibi olursanız olun denizin dibini boylarsınız. Bu doğal bir kanundur.

•    Onları ellerinizle yönlendiriniz ve tebliğ ekibini kurunuz. Metotları gözden geçiriniz, görevleri dağıtınız ve üzerinde durunuz. Kim tebliğ yapmak isterse bu karardaki insanın desteklenmeye ihtiyacı vardır. Bu kadar insan gücü ile mesajı ülkeye yayın. Çocuklarla, büyüklerle hepsinle konuşun ve onları yönlendirin.

•    Çocuklarla oturup konuşmak bile ne kadar vaktinizi alacaktır. Kızlar bana nasıl tebliğ yapacaklarını sorarlar. Ben onlara bunun açıkladım. Şimdi onlar tebliğden başka bir şey yapmamaktadır.

•    Makaleler hazırlayarak okullara gönderin. Onlara elinizde şöyle şöyle materyaller olduğunu ve bizlerin elimizde kılıç taşıyan Müslümanlar olmadığımızı onlara bildirin. Biz uçak kaçıran, kalplerin silahla değiştirileceğine inananlardan değiliz.

•    Bizler ancak değiştirilmeye çalışılan ve bunlardan eziyet çektiğimiz halde, beyinleri mantıklı tartışmalarla değiştirmeyi uygun bulduğumuzu ve kendinizi onlara tanıtın. Bu konuda kaç kişinin ilgisi olduğunu bulun. Ayrıca Kuran-ı Kerimi onlara ücretsiz olarak kütüphanelerine bağışlayacağınızı yazın. Bütün bunlar talepleri geliştirecek. Genç kızlar bir araya gelerek bu işe başladılar ve büyük başarı elde ettiler. Bazen çok kaba ve karşı davranışlar gerçekleştirildi. Onlara karşı kaba davranılmamasını ve aynı fikirde olmazlarsa sakince oradan ayrılsınlar ve böylece nazik davranışlarından dolayı karşı taraf kabalığını anlar ve özür mektubu gönderir. Ör. Hz. Molvi Şer Ali Bey’in İngilizce Kuran tercümesi vardır. Araplar bile onun en mükemmel tercüme olduğunu söylerler.

•    Bu ülkede yüzlerce okul ve üniversite bölümleri bulunur. Eğitim Kütüphaneleri 50.000 den fazladır. Kuran’ı bunlara göndermek çok büyük iştir. İslamiyet’in Öğrettiği Esaslar’ın 100. yılıdır. Kaç kişi bunu aldı. Tebliğ demek mesajı alıp iletmek demektir. Bunları bilim adamlarına iletmek ve onların tepkilerini almak demektir.

•    Onun için birileri bunları araştırıp incelemesi gerekir. Allah (c.c.) Kuran’ı Kerimde söz verir ‘’Kim Bizim yolumuzda Cihad ederse hiç şüphesiz onu Bizim yolumuza iletmek Bizim görevimizdir Sırat-ı Müstakim’e. ulaşırsınız. Bu doğru yoldur. Eğer Sırat-ı Müstakime ulaşırsanız tebliğde ne var ise, hangi güç yollar varsa bu yolda dua edince Allah (c.c.) sizin elinizden tutacaktır. Bunun için

o    Kitapların kütüphanelere ulaştırılması,

o    Bunların ayrıca sene sonu gelmeden bilim adamlarına ve din bilginlerine ulaştırılması gerekir. Eğer UK’de 100.100 kitap dağıtılmaya karar verilirse bu fazla değildir. Önce düşünülmeli, kitaplar tespit edilmeli, paranın nereden tedarik edileceği de düşünülmelidir, kitaplar nereye dağıtılacaktır. Bütün bunları düşünmeden şu taleplerimizi karşılayın demek aptallıktır. Ben biliyorum bu stok bir yerde takılıp kalacaktır. Dağıtımda sistem olmalıdır. Bu yapılmazsa bütün çabalar boşa çıkar.  Bütün kitapların dağıtımı sistemi ve organizasyonu gerektirir. O kitapların nerede tutulduğunu her emir, başkan bilmelidir. Ne zaman neye ihtiyacımız var ise bunu bir çırpıda çekip çıkarmayı bilmelidir.

•    Kuran-ı Kerim Hz. Süleyman’dan bahseder fakat insanlar bunu anlayamazlar. Hz Süleyman her iş için bir sistem kurmuş ve ihtiyaç anında bunları derhal hizmete sokmuştur. İşte bu idari iştir.

•    Emir için işlerin organizasyonunu kurmak çok zordur. Fakat bir kere bu sistemi kurdumu ona zaman harcamıştır fakat daha sonra bundan memnun olacaktır. Her şeyi hazır olacaktır. İşler genişleyince bu işleri belli kişilere dağıtmalıdır. O işleri belli yollarda çözümleneceğini bilir. Zihni, organize edilmiştir.

•    Kısaca size söylemek istediğim şey, eğer bu şeyler üzerine milyonda bir bile dikkatinizi çevirirseniz, önünüze yeni ufuklar açılır. Allah (c.c.) bütün sistemleri oturttuktan sonra Kendi arşına çekilmiş ve bütün bu sistemler sanki kendi kendine çalışıyormuş gibi yürür gider.

•    Tebliğ sistemini, Allah’ın (c.c.) evrende teşekkül ettiği sistem gibi siz de düzenleyin. Bunu bir kere kurdunuz mu bu ileriye gidecek ve meyvelerini verecektir. Küçük bir sonuç verecektir. Sonuç vermeyen bir düzeni işler hale getirmek sizin görevinizdir. Bazı insanlar bazı alanlarda olumsuzluk üretirler. Fakat onları başka alanlara kaydırırsanız oradan sonuç alınacaktır. Bunu evrenden yani Allah’ın (c.c.) işinden öğrenin. Bunları uygulamaya sokun. Allah’ın (c.c.) izniyle tebliğ organizasyonu her geçen gün canlanacaktır.

•    Burada başka bir şey daha söylemek gerekir. Sistem kurunuz, ondan sonra bütün bir yıl boyunca çalıştıktan sonra bu sistem oturmayabilirde. Bu öyle 1-2 aylık bir sistem değildir.

•    Bir şey daha söyleyeyim, bir Ahmediyi insanlık için yararlı hale getirdiğini zaman, ona yaratıkların ihtiyaçlarını karşılayacak beceriler kazandırdığınız zaman, Allah (c.c.) her insanı kendine has özgü ile yaratmıştır. Her kişi kendi kapasitesine ve özelliğine göre bundan yararlanacaktır.

•    Cemaatin yönetiminin görevi, kimin neyi yapabilip becerebileceğini anlamalıdır. Bir kere bunları yaptınız mı her gün onların elinden tutmanız gerekmez. Bu da “Sümmes teka alel arş” yani arşa çıkmak demektir. Kişi bu işi bir kere öğrendi mi o bundan bu hizmetten o kadar zevk alacaktır ki otomatik olarak ileriye gidecektir. Daha sonra da daha fazla sorumluluk alarak bu hizmeti yapmayı arzu edecektir. Bu tip insanların Tebliğ Sekreterine ihtiyaçları yoktur. Bilakis tebliğ sekreterlerinin bunlardan yararlanmaları gerekir. Bunu yaptınız mı onlar kendiliğinden çalışırlar. Dua edin sonra dikkatinizi başka alanlara çevirin. İnsanlarda yeni yeni konular doğmaktadır ve yeni yeni ufuklar açılacak ve ileriye gidilecektir. Allah (c.c.) bize bunu öğretir ve dünya ancak böyle fethedilir.

•    Peygamber (sav) ‘a Allah (c.c.) tarafından hitap edilir Bütün bunları unutarak arkasını dönüp gitmesi ona söylenmiyor Eğer bu sistemi unutursanız ne bir sokağı, ne de evlerinizdeki insanları fethedebilirsiniz.

•    Allah (c.c.) bizlere böyle yapmamızı nasip etsin Amin.

Herkes bugünün dünden daha faydalı olduğunu düşünmeli ve kendi görevini daha fazla yerine getirdiğini bilmelidir. Bunun için dua etmeyi unutmamalıdır.  Her işin başlangıcında dua lazımdır. Duasız en büyük bir iş bile faydasız olur. Manevi dünyada her işin anahtarı duadır.

 

4. Halife Mirza Tahir Ahmed’in (r.a.) Tebliğ İle İlgili Verdiği 06.06.1997 Tarihli Cuma Hutbesinin Özeti

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 132

Dünya lanetlerinden korkmayınız, çünkü onlar duman gibi göz açıp kapayıncaya kadar dağılıverir ve gününüzü geceye çeviremezler. B...

Video

Downloads: 49

2010 Yılı Uluslararası Yıllık toplantıda Huzur'un (ATBA) 1. gün yaptığı açılış kon...

Ses-mp3

Downloads: 69

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler