Mta-türk videolar için tıklayınız.

İlham Rabbani olabildiği gibi şeytani de olabilir. Durum böyleyken hangisinin Rabbani ve hangisinin şeytani olduğunu nasıl anlayalım? Unutulmamalıdır ki Rabbani ve şeytani vahiy[1] arasında birçok fark vardır. Önce bariz bir farkı anlatayım. Kûr’ân-ı Kerîm şöyle buyurur;

 ...وَمَنْ يَتَّخِذِ الشَّيْطَانَ وَلِیًّا مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَقَدْ خَسِرَ خُسْرَانًا مُبٖينًا  يَعِدُهُمْ وَيُمَنّٖيهِمْ وَمَا يَعِدُهُمُ الشَّيْطَانُ اِلَّا غُرُورًا [2]

Doğrusu Allah’ı bırakıp şeytanı dost edinen kimse apaçık hüsrana uğramış olur. Şeytan onlara büyük vaatlerde bulunur; boş yere ümitlendirir. Fakat şeytanın vaatleri aldatmacadan başka bir şey değildir. Hiçbir netice çıkmaz.

Şeytani ilhamlarda çok şey söylenir. Örneğin “sen peygambersin; Allah’ın resulüsün, O’nun sevdiği kulusun” denir ama bunların doğal neticesinde olması gereken hiçbir şey verilmez. Buna nazaran Allah önce verir sonra söyler. Önce kuluna irfan kapılarını açar; dini bilgilerle donatır, sonra haber verir ki kimse yanılgıya düşmesin. Peygamber Efendimiz’in peygamberlik verilmeden önceki döneminin amelleri ortadadır.

Şeytani ilhamın bir örneğini vereyim. Peygamber olduğunu iddia eden Abdullah Timarpuri Bey bir seferinde bana “Allah bana bu görevi verince ben Vâdedilen Mesih’e karşı hissettiğim saygı yüzünden Allah’a rica ettim ki görevin yarısını Vâdedilen Mesih’in evlatlarına yani size versin”[3]. “Bu yüzden artık görevin yarısını size havale ediyorum. İster doğrudan bana katılın; ister siz Timarpur’a[4] gidin ben burada kalayım; ister siz burada kalın ben Timarpur’a döneyim” dedi. Ben de ona “siz Allah tarafından Vâdedilen Mesih’in işini tamamlamak için görevlendirildiğinizi söylüyorsunuz. Peki, göreve uygun güçler de bahşedildi mi? Yoksa duyan nasıl inansın?” dedim. O da hemen “Tabi; birçok vaatler yapıldı” dedi. Ben de “sadece vaatlere kim inanacak. Elle tutulur bir şey yok mu?” diye sorgulamaya devam ettim. O da “Bilirsiniz; vaatlerin bir süresi olur. Zamanı gelince her şey kendini gösterir” dedi. “Ama Allah’ın sünneti böyle değildir. O birisini görevlendirmeden önce toplumda onu güçlü kılar. Herkes görevlendirilecek kişinin ruhani gücünü kabul eder. Peygamber Efendimizde böyle olmadı mı? Hz. Salih hakkında Kûr’ân-ı Kerîm

 كُنْتَ فٖينَا مَرْجُوًّا [5 der. Yani onun kavmi onun hakkında ‘Ey Salih; biz sana ne umutlar bağlamıştık’ demişti. Vâdedilen Mesih’e gelince iddiasından önce Berahin-i Ahmediye adlı eseriyle düşmanları tarafından bile takdir toplamıştı. Ancak ondan sonra görevlendirildi; peygamber oldu. Eğer önceden verilen bu güçler olmasa Allah’ın önce sıradan bir insanı seçip yavaş yavaş eğiterek belli bir noktaya getirdiği anlaşılır ki bu doğru olmaz” dedim. Bunu duyunca o da “öyleyse nasıl bir ispat arıyorsunuz?” dedi. Ben ona “Bakınız; siz Vâdedilen Mesih’in görevini tamamlayacağınızı iddia ediyorsunuz. Berahin-i Ahmediye adlı eseri hala tamamlanmamıştır. Siz de ilmî seviyesini koruyarak tamamlayınız. Sonra kimse inanmasa da ben inanırım” dedim. Bunu duyunca bir şey diyemedi; tamamıyla sustu. Bu şeytani ilhamların bir örneğidir. Hep vaat; hep gelecekteki güzel günlerin umudu ama sonuç yok. Allah ise muhakkak ruhani ilim bahşederek toplumda saygıdeğer kılar; sonra görevlendirir. Böyle birisi peygamberliğini iddia edince ona kimse “sen de kimsin” demez.

Vâdedilen Mesih’in hayatından benzer bir örnek vereyim. Bir seferinde birisi ona gelmiş ve “ben sesler duyuyorum” demiş. “Sen Muhammedsin, İsa’sın Allah’ın resulüsün diyor bu sesler” demiş. Vâdedilen Mesih ona “Allah, kimse ile alay etmez. Sana İsa denince İsa’nın güçleri de veriliyor mu? Ya da Muhammed ismiyle çağırılınca ona bahşedilen ilim de bahşediliyor mu?” demiş. O da “Verilen hiç bir şey yok. Sadece lakaplar var” demiş. Vâdedilen Mesih “Öyleyse bil ki o şeytandır; seninle alay ediyor” demiş. İşte bu Rabbani ve şeytani ilhamlar arasındaki en bariz farktır.


[1] İlham, rüya, keşf, ilka: Bunlar hepsi vahyin çeşitli tiplerdir. Bu bazen sesli olabilirken; bazen sadece bir görüntü şeklindedir. Bazen uyanıkken olduğu gibi uykudayken de mümkündür. Temelde Allah tarafından kuluna verilen mesaj vahiydir. Şekilleri farklı farklıdır. Türkçede ilham kelimesi özellikle insanın içinden gelen ses için kullanılır. Oysa Arapçada dışarıdan gelen ses kastedilir.*

[2] Nisa (4) sûresi, ayet 120-121

[3] Abdullah Bey Vâdedilen Mesih’e inananlardan birisiydi ama vefatından sonra kendisi bazı şeytani ilhamlar yüzünden kendisini peygamber sanmaya başladı.*

[4] Bir şehrin adı

[5] Hûd (11) sûresi, ayet 63

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler