Mta-türk videolar için tıklayınız.

Şii inancına göre Hz. Resulullahsav ölümünden sonra Hz. Ali’ninra halife olacağını açık bir şekilde vasiyet ettiği halde, Hz. Resulullah’ınsav vefatından sonra vasiyet yerine getirilmemiştir. Hz. Resulullah’ınsav Hz. Ali’ninra hilafeti ile ilgili vasiyeti Şii inancına göre şöyledir:
“Hz. Resulullah’ınsav vefatından sonra hükümeti ve iktidarı ele geçirmek her ikisinin (Hz. Ebu Bekirra ile Hz. Ömerra) planlarıydı. Onlar başlangıçtan beri o gaye ile entrikalar çevirmekteydiler. Onlar aynı fikirde olan bir topluluğu da hazırlamışlardı. Onların hepsinin gayesi Hz. Resulullah’ınsav vefatından sonra hükümeti ele geçirmekdi. Bunun dışında Kuran-ı Kerim ve İslam ile onların hiçbir alakaları bulunmuyordu.”[8]

Yani: Ben kimin “Mevla”sı isem, Ali (de) onun “Mevla”sıdır. Allah’ım! Herkim ona dost olursa Sen (de) onun dostu ol ve herkim onun düşmanı olursa Sen (de) onun düşmanı ol.[1]

Şii rivayetlere göre Hz. Ömerra Hz. Ali’yera hitaben şöyle demiştir: Gözün aydın ey Ali! Sen benim “Mevlam” oldun ve inanan her erkek ve kadının da “Mevla”sı oldun.[2]

Gerçek şudur ki, bu ve buna benzer diğer rivayetlerde Hz. Resulullah’tansav sonra Hz. Ali’ninra halife olacağı asla bildirilmemiştir. Aksine bütün inananların Hz. Ali’yira dost edinmeleri tavsiye edilmiştir. “Mevla” kelimesi, dost veya azat edilmiş köle yahut efendi ve lider anlamında kullanılır.

 

Bu kelime halife anlamında asla kullanılmaz. Bu rivayette bile Hz. Ali’ninra hilafeti konusunda asla bir kelime mevcut değildir. “Halife-tün Nebi” Hz. Resulullah’tansav sonra onun yerine geçen ve görevlerini üstlenen zattır. Böyle bir kimse ancak Hz. Resulullah’ınsav vefatından sonra onun halifesi olabilir. Hz. Alira ise Hz. Resulullah’ınsav yaşamı esnasında nasıl onun halifesi olabilir? Bu rivayetin kelimelerinde Hz. Resulullahsav, “Ali benim vefatımdan sonra benim yerime halife olacak” diye buyurmamıştır. Aksine o, “Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır” demiştir. Diğer bir deyişle, beni dost tutan, Ali’yi de dost tutmalıdır, buyurmuştur.

 

Muhaddisler bu rivayetin zayıf olduğunu da belirtmişlerdir. İmam ibn-i Teymiye’year göre İmam Buhariar ve birçok diğer Muhaddis bunun zayıf olduğunu bildirmişlerdir. İmam İbn-i Teymiyear Minhacüssünneh adlı eserinde şöyle demiştir:

Hz. Resulullah’asav isnat edilen, “Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır” ifadesi sahih hadis kitaplarında mevcut değildir. Aksine bu, bazı ulemaların rivayet ettiği, fakat insanların doğruluğunu kabul etmediği rivayetlerdendir. İmam Buhari, İbrahim El-Harbî ve diğer bilgili zatların bir topluluğunun buna itiraz ettikleri ve zayıf olduğunu beyan ettikleri de (kitaplarda) nakledilmiştir. Ebu Muhammed B. Hazm’in dediğine göre bu rivayet muteber ravilerin usulüne göre sahih değildir.

İmam İbn-i Hacer Mekkîar Sevaikü Mührike adlı eserinde şöyle demiştir:

Bu rivayetin doğruluğuna itiraz edip, onu kabul etmeyenler, hadis imamlarının ve hadis konusunda insanların güvendiği bilginlerin bir topluluğudur. Mesela Ebu Davud Secestanî ile Ebu Hatem Razîar bunun zayıf olduğunu belirtmişlerdir.

Kütüb-i Sitte imamları arasından, İmam Buhariar, İmam Müslimar, İmam Davudar ile İmam Nesaiar bundan bahsetmemişlerdir. İmam Tirmiziar bunu zikretmiş olsa da, onu “Hasanün Garibün” olarak nitelendirmiştir.

Gerçek şudur ki, Hz. Resulullahsav Hz. Ali’yira Yemen’deki ganimet mallarını dağıtmak üzere görevlendirmişdi. Bazıları Hz. Ali’yera itiraz ettiler ve onun malı doğru olarak dağıtmadığını ileri sürdüler.[3] Hz. Alira buna çok üzüldü. Bunun üzerine Hz. Resulullahsav “Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır” diye buyurdu. Yani herkim beni dost tutuyorsa, Hz. Ali’yira de dost tutmalıdır, dedi. Açıkça anlaşıldığı gibi,  burada Hz. Muhammed Resulullah’ınsav vefatından sonra kimin halife olacağı konusu asla zikredilmemiştir.

Ayrıca şunu da unutmamak gerekir: Eğer burada “Mevla” kelimesi ile Hz. Resulullahsav Hz. Ali’ninra kendisinden sonra halife olacağını vasiyet ettiyse, ashaplarra neden Hz. Resulullah’ınsav vefatından sonra Hz. Ali’yira onun halifesi olarak seçmediler ve neden Hz. Ebu Bekir’inra hilafeti üzerinde birleştiler? Keza ashaplarra neden Hz. Resulullah’ınsav vasiyetini göz ardı ettiler ve aralarından hiçbirisi niçin bu vasiyeti hatırlatmadı? Şii inancına göre, üç kişi hariç, diğer ashapların hepsi Hz. Resulullah’ınsav vefatından sonra mürted oldular. Yani, eliyazü billah dinden döndüler. Böylece Hz. İmam Ebu Cafer’inra “Hz. Resulullah’tansav sonra üç kişi dışında bütün insanlar dinden döndüler,” dediği rivayet edilir.

Bu rivayet hem Kuran-ı Kerim’e hem de Hz. Resulullah’ınsav yüce şanına aykırıdır ve Hz. İmam Ebu Cafer’ear yanlış bir şekilde isnat edilmiştir. Buna göre güya Allah’ın Habibi Muhammed-i Mustafasav kendi ashaplarını tam olarak terbiye edememiştir ve onların kalbinde gerçek bir iman ve ihlâs yaratamamıştır! Kuran-ı Kerim de bu rivayeti reddetmektedir. Kuran-ı Kerim’de ashaplar hakkında

 

buyrulmuştur. Yani: Allah onlardan razı oldu ve onlar da Allah’tan razı oldular.[4] Keza Hucurat suresinde ashaplar arasında

buyrulmuştur. Yani, Allah size imanı sevdirmiştir ve onu sizin kalplerinizde süs olarak yerleştirmiştir. Küfrü, fasıklığı ve isyanı da size çirkin göstermiştir. İşte hidayet yolunda olanlar da ancak bunlardır.[5]

Bazı Şii kaynaklardan dahi, Hz. İmam Cafer’era isnat edilen rivayetin doğru olmadığı ispat edilmektedir. Nehc-ül Belage Şerhi’ne göre Hz. Abdullah İbn-i Abbas, Hz. Ali’yera şöyle dedi: “Hz. Resulullah’asav git ve kendisiyle bu konuyu (hilafeti) konuş. Eğer hilafet aramızda kalacaksa bize bildirsin. Eğer bizden başkasına verilecekse bizim lehimizde vasiyet etsin. O, (yani Hz. Ali): Ben asla böyle davranmam. Eğer o, (yani Hz. Resulullahsav) onu bize yasak ederse, insanlar ondan sonra onu (hilafeti) asla bize vermezler. Ravinin dediğine göre Hz. Resulullahsav aynı gün vefat etmiştir.[6]

Demek ki Hz. Resulullah’ınsav vefatına kadar, ehli beytra, vefatından sonra onun halifelerinin olacağını bilmiyorlardı. Bizzat Hz. Alira dahi Hz. Resulullah’tansav sonra halifesi olacağından haberdar değildi. Yoksa o, İbn-i Abbas’ara, kendisinin halifesi olacağına dair Hz. Resulullah’ınsav vasiyetinin zaten bulunduğunu söylemez miydi?

Şii kaynaklarda ilk üç halifenin, gerçek birer halife olmadığı belirtilmekle kalmayıp, hepsinin, eliyazü billâh, münafık, gasip hatta kâfir oldukları belirtilmiştir. Birkaç referans vermek gerekirse:

“Yedinci masum imam, her ikisinin (Hz. Ebubekirra ile Hz. Ömerra) önceden münafık olduğunu yemin ederek ifade ederim... Her ikisi kesin kâfirdir. Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti, her ikisinin üzerine olsun!”[7] (Eliyazü billâh)

 

“Genel olarak ashaplara gelince, onlar ya onların (Hz. Ebu Bekirra ile Hz. Ömerra) özel hiziplerine girmiş olup, onların yandaşları ve hükümeti ele geçirmek konusunda kendilerinin yardımcıları idiler. Yahut ta onlardan korkuyorlar ve onlar aleyhinde ağızlarından tek bir kelime dahi ifade etme cesaretini gösteremiyorlardı.”[9] (Eliyazü billâh)

“İmam Cafer, her vakit namazından sonra dört erkeğe (Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ile Muaviye) ve dört kadına (Hz. Ayşe, Hz. Hafsa, Hind ve Ümmel Hikem) hiç aksatmadan lanet okurdu.”[10]

Hz. Ebu Bekir’inra Hilafeti

Hz. Resulullahsav vefatından sonra Hz. Ebu Bekir’inra halife olacağını değişik yollarla izah etmişti. Delilleri aşağıdadır:

Sahih-i Müslim’deki bir hadis şöyledir:

Hz. Ayşe dedi ki; Hz. Resulullahsav hastalığında bana: “Baban Ebu Bekir’i ve kardeşini bana çağır ki ben bir yazı yazdırayım. Ben (hilafeti) temenni edenlerin, temenni edeceğinden korkarım. Onlardan birisi ben (hilafet için) daha uygunum diyebilir. Ancak hem Allah, hem de inananlar Ebu Bekir’den başkasını kabul etmezler.” (Aynı hadis Mişkat; Menakıb-i Ebi Bekrinissıddik’te de mevcuttur.)

Aynı hadis Sahih-i Buhari’de şöyle rivayet edilmiştir:

“Ben Ebu Bekir ile oğlunu çağırarak (hilafet konusunda) kesin söz söylemeye niyet ettim ki, itiraz edenin itirazına yahut (hilafeti) temenni edenlerin temenni etmelerine mahal bırakılmasın. Sonra (kendi kendime dedim ki,) Allah (başkasının halife olmasını) kabul etmeyecektir ve inananlar da (başkasını) reddederler.[11]

Hz. Resulullahsav, Hz. Ebu Bekir’inra üstünlüğünü açık olarak dile getirmiş ve

 

buyurmuştur. Kenz-ül Ümmal’deki bir hadise göre Hz. Resulullahsav,

 

buyurmuştur. Yani: Ebu Bekir bu ümmetin en seçkini, insanların da en hayırlısıdır. Ancak (ümmet arasında) bir peygamber olursa o başka.[12]

Hz. Huzeyfe’ninra bildirdiğine göre Hz. Resulullahsav : “Aranızda ne kadar yaşayabileceğimi bilmem. Onun için benden sonra olanlara yani Ebu Bekir ile Ömer’e tabi olun” buyurmuştur.[13]

Hz. Cübeyr B. Mutam’ın bildirdiğine göre: Bir kadın Hz. Peygamber’esav geldi ve herhangi bir mesele hakkında kendisiyle konuştu. O, da kadına tekrar kendisine gelmesini tavsiye etti. Bunun üzerine o kadın Hz. Resulullah’asav: Şayet gelip de seni bulamazsam, dedi. Güya o kadın Hz. Resulullah’ınsav ölümüne işaret ediyordu. Hz. Resulullahsav : Eğer beni bulamazsan, o zaman Ebu Bekir’e gel, diye buyurdu.[14]

Hz. Ebu Musa’nınra bildirdiğine göre: Hz. Resulullahsav hastalandı. Hastalığı da çok şiddetlendi. O, Ebu Bekir’e söyleyin, insanlara namaz kıldırsın, diye buyurdu. Hz. Ayşe: O, kalbi çok yumuşak olan bir kimsedir. Senin yerinde durunca insanlara namaz kıldıramaz, dedi. Hz. Resulullahsav tekrar: Ebu Bekir’e söyleyin, o insanlara namaz kıldırsın, diye buyurdu. Hz. Ayşe tekrar aynı şeyi söyledi. Hz. Resulullahsav yine dedi ki: Ebu Bekir’e söyle, insanlara o namaz kıldırsın. Siz Yusuf’u yoldan çıkarmaya çalışan kadınlarsınız. Bunun üzerine bir elçi Ebu Bekir’e Hz. Resulullah’ınsav mesajını iletti. O, da Hz. Resulullah’ınsav hayatında insanlara namaz kıldırdı.[15]

Hz. Ebu Hureyre’ninra bildirdiğine göre Hz. Resulullahsav şöyle buyurdu: Ey Ebu Bekir! Benim ümmetim arasında Cennet’e ilk girecek olan sensin.[16]

Hz. Resulullahsav zevcesi Hz. Hafsa’yara şöyle buyurdu: Benden sonra Ebu Bekir hilafetin sahibi olacak. Ondan sonra ise senin baban (Hz. Ömer) hilafetin sahibi olacak.[17]

Yukarıda belirtilen hadislerden açıkça anlaşılacağı gibi Hz. Resulullah’tansav sonra Hz. Ebu Bekirra Yüce Allah’ıncc iradesine göre haklı olarak halife seçilmiştir. Bu arada Hz. Alira ve diğer Şii imamlar Hz. Ebu Bekir’inra üstünlüğünü açık bir şekilde kabul etmektedirler. Keza Hz. Alira kendi gönül rızasıyla Hz. Ebu Bekir’era biat etmiştir. Hz. Muhammedsav B. Hanefiye babası Hz. Ali’yera bir soru sordu. Soru ve Hz. Ali’ninra cevabı şöyledir: Hz. Peygamberdensav sonra insanların en iyisi kimdir? O da, Ebu Bekir, dedi. Ondan sonra kim, diye sordu. O da, Ömer, dedi.[18]

Aynı şekilde Hz. Alira Hz. Ebu Bekirra ile Hz. Ömer’inra üstünlüklerini kabul ederek şöyle demiştir: Yemin ederim ki onların ikisinin İslam’da yerleri çok yücedir. Her ikisinin ölümüyle İslam âlemi çok şiddetli bir yara almıştır. Yüce Allahcc her ikisine rahmet eylesin ve onların en iyi amellerine göre kendilerini mükâfatlandırsın.[19]

Hz. Ali’ninra Hz. Ebu Bekirra ve diğer halifelere biat etmesine gelince, bu konuda Tabakat İbn-i Sad; Nehc-ül Belage şerhi İbn-i Ebi Hadid C.1; Tarih-ül Hulefa Seyuti; Menar-ül Huda; Tefsir-i Kummi ve benzerlerinde birçok yazı bulunmaktadır. Örnek olarak birkaç yazı aşağıda nakledilmektedir:

Hz. Alira ile Hz. Zübeyirra dediler ki: Biz kendi aramızda istişare ederek (hilafet konusunda) karar verdik ve Ebu Bekir’ira hilafete, bütün insanlardan daha haklı gördük.[20]

Menar-ül Huda adlı Şii bir eserde Hz. Ali’ninra bir rivayeti bulunmaktadır. Bu rivayetin gerekli kısmı şöyledir: “O zaman ben Ebu Bekir’e gittim ve ona biat ettim… Allah’ın emirlerine itaat ettiği için ben de ona sağlam bir şekilde itaat ettim. Hiçbir zaman onun bir kazaya uğramasına ve biat ettiğim (hilafetin) bana dönmesine asla heves etmedim.”[21]

Hz. Alira Basra’ya gittiğinde bazı kimseler kendisini ziyaret ettiler. Hz. Alira onlara şöyle dedi: Biz Ebu Bekir’era biat ettik, çünkü o ona (hilafete) ehildi. Aramızdan iki kişi bile bu konuda anlaşmazlıkta bulunmadılar.[22]

Bazı kimseler Hz. Ali’ninra Hz. Ebu Bekir’era biat etmek konusunda geciktiğini ileri sürerler. Bu doğru ise de onun sebebi Hz. Ali’ninra biatten kaçınması değil, aksine Hz. Ali’ninra önemli bir işle meşguliyetidir. Bu konuda İbn-i Sirin’in rivayeti şöyledir:  “Resulullahsav vefat edince Hz. Alira Hz. Ebu Bekir’era biat etmekte gecikti. Hz. Ebu Bekirra kendisiyle görüştü ve “Amirliğimi sevmiyor musun, diye sordu. O ise: Hayır. Ancak ben Kuran’ı cem etmedikçe, namaz dışında başka hiçbir iş için evden çıkmayacağıma kesin karar verdim.[23]

Bunlardan da anlaşılan, Hz. Resulullah’ınsav ilk halifesi Hz. Ebu Bekir’dirra ve Hz. Ali’ninra ilk halifesi oluşuyla ilgili Şii inancı gerçeklere dayanmamaktadır. Bu konuda Hz. Ali’ninra hilafet meselesine açıklık sağlayan bir sözünü de burada naklediyoruz. O şöyle demiştir: “Hz. Ebu Bekir’era, H z. Ömer’era ve Hz. Osman’ara biat etmiş olanlar bana da biat etmişlerdir. Onlar bu üçüne hangi şartlarla biat ettiyseler, bana da aynı şartlarla biat etmişlerdir… Onlar kimin eli üzerinde birleşirlerse ve ona imam derlerse Allah’ıncc rızası da onunla birlikte olur.[24]”

Şii kaynaklarda değerli bir yeri olan “Tefsir-i Kummi”de Hz. Hafsara şöyle demiştir: Bir defa Hz. Resulullahsav kendisinden sonra Hz. Ebu Bekir’inra halife olacağını, ondan sonra ise Hz. Ömer’inra halife olacağını söyledi. (Ya Resulullah!) Siz nasıl biliyorsunuz, diye sorduğumda, o her şeyi bilen Yüce Allah’ıncc bilgi verdiğini söyledi.[25]

 

Dr. Muhammed Celal Şems

 

[1] Sünen Tirmizi

[2] Bkz. Fikh-ül Hayat; Ahmed Ahmed-Adil-ül Kazı, Müessese-tül Mearif; Beyrut 1997

[3] Hz. Alira ile diğer bazı ashaplar arasında Yemen’deki ganimet mallarının dağıtımı konusunda kırgınlık bulunduğu, mesela Hz. Halidra ile Hz. Büridera ile Hz. Alira arasında malların dağıtım konusunda anlaşmazlık bulunduğu, Sahih-i Buhari, Kitab-ül Megazi’de zikredilmiştir.

[4] Tövbe suresi, ayet 100

[5] Hucurat suresi, ayet 8

[6] Nehc-ül Belage Şerhi; İbn-i Ebilhadid; C.1; S.75

[7] Kitab-ür Revze; S.62

[8] Keşf-ül Esrar; İmam Hümeyni; S.113-114

[9] A.G.E; S.119-120

[10] Fruru-i Kâfi; C.3, S.342

[11] Sahih-i Buhari; Bab-ül İstihlaf; C.4; S.175; Mısır

[12] Kunûz-ül Hakaik; Fi Hadis-i Hayr-il Halâyık; Kenz-ül Ümmal

[13] Mişkat, Kitab-ül Menakıb ve Tirmizi

[14] Müttefekün Aleyh

[15] Sahih-i Buhari; Babü Ehl-il İlmi vel-Fazli Ehakkü bil İmameti

[16] Mişkat; Kitab-ül Menakıb

[17] Tefsir-i Kummi; Şii müfessir Ali. B. İbrahim; Tahrim Suresi Tefsiri

[18] Sahih-i Buhari; C.2; S.189; Pakistan Baskısı; Daha önce zikrettiğimiz gibi buna benzer bir hadis Müsned Ahmed B. Hanbel; C.1’de de mevcuttur.

[19] Şerh-i Nehc-ül Belage; İbn-i Ebi Hadid; C.2; S.219

[20] Nehc-ül Belage Şerhi; İbn-i Ebi Hadid; C.1; S.75

[21] Menar-ül Huda; Şeyh Ali; S.372

[22] Tarih-ül Hulefa; Seyyuti; Muhammedi Mat. S.120

[23] Tarih-ül Hulefa; İmam Seyyutiar

[24] Nehc-ül Belage; C.2; S.7; Mısır Baskısı

[25] Tefsir-i Kummi; Tahrim Suresi

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 151

Bilgi edinmek her Müslüman’ın görevidir. Bilginin sınırı yoktur. İnsan daha önce hiç bilmediği konularla karşılaşabilir. Yeni bir k...

Video

Ses-mp3

Downloads: 139

Şems Suresi Tefsiri Konuşmacı S.A. Ahmad 13 Mart 2011 Skype Toplantısı

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler