Mta-türk videolar için tıklayınız.

Kur’an’ın dış güzelliğine itiraz etmek için batı dört yöntem kullanmıştır.

1) Önce diyorlar ki hâşâ Kur’an-ı Kerim’in tarzı çok çirkindir.

2) Arapça olmayan kelimeler içermektedir

3) “Gereksiz tekrar vardır; mantıksız bir şekilde aynı şeyi tekrar edip duruyor” derler.

4) Konularının arasında bir bağlantı ve sıralama yoktur. Emirlerden bahsederken birden bire vaaz vermeye başlar; Savaşları anlatırken birden bire münafıkları azarlamaya başlar.

Birazdan anlatacağım gibi bu itirazların hepsi yersizdir. Gerçek şudur ki dış güzelliği açısından da diğer tüm kitaplardan üstündür ve bu üstünlük on farklı şekilde ispatlanabilir.

Kullanılan dilin fesahati

Kur’an’ın bu üstünlüğü o kadar barizdir ki en büyük düşmanları bile itiraf etmişlerdir. Araplar zaten tamamen pes edip teslim olmuşlardı; en büyük edebiyatçıları, önünde diz çökmüşlerdi. Size bu konuda bir olaydan bahsedeyim;

Arabistan’ın yedi büyük ve meşhur şairinden birisi Lebid adlı bir şairdi. Öncelikle muhaliflerden olup sonradan İslamiyet’i kabul etmişti ama kabul ettikten sonra işi gücü Kur’an-ı Kerimi okumaktı. Şiir söylemeyi de bırakmıştı. Hazreti Ömer bir seferinde Kufa’nın valisine bir yazı yazmış ve yazısında meşhur şairlerden bazı şiirler yazdırmasını talep etmişti. Kufa’nın valisi Mugheyra Bin Şeyba bu iş için Lebid ve Aghlab’ı seçti ve halifenin emrini onlara iletti. Aghlab bir kaside yazdı ama Lebid “İslamiyet’i kabul ettiğimden beri artık şiir yazmıyorum” diyerek geri çekildi. Çok mecbur edilince Bakara suresinden birkaç ayet yazdı ve “valla bunlardan başka şiir bilmiyorum” dedi. Mugheyra Lebid’i cezalandırdı ve Aghlab’ı Hazreti Ömerin önünde övdü ama Hazreti Ömer Lebid’in gerekçesinden o kadar haz aldı ki “bu onun imanının bir göstergesidir ki kelamı son derece güçlü olmasına rağmen ortada Kur’an varken bir şey söylemekten çekinmektedir; Kur’an’dan başka bir şey de yazamamaktadır” dedi.

Hıristiyanlar bu olayı duyunca hemen “İslamiyet’i kabul etmeden önce Kur’an’ı hiç duymamış mıydı?” derler. “Gerçek şudur ki sadece sahte bir alçak gönüllülük gösterip ödüllendirilmek için bunu yapıyordu” derler. Oysaki bu itiraz eğer doğruysa Hıristiyanlığın kendisi de zedelenmektedir. Birçok insan incili okur ama etkilenmez ama sonra başka bir zamanda Hıristiyanlığı kabul eder. Soruyoruz; her hemen kabul etmeyen sahtekâr mıdır? Ödül beklentisi neticesinde mi iman etmiştir? Gerçek şudur ki bu son derece doğal bir şeydir; İnsan belli bir ruh halinde bir şeyi ret eder ama başka bir ruh halinde hakikati görür ve kabul eder. Buna benzer olaylar tüm dinlerin tarihinde yaşanmıştır. Bugün din değiştirip Hindu olanlara “siz yıllardır Hindu dini hakkında biliyordunuz; neden birden bire Hindu olmaya karar verdiniz? Bir gizli çıkarınız mı var?” diyebilir miyiz? Doğrusu bu son derece çürük bir delildir ve ancak kendisi hırslı ve gizli çıkarları olan birisi tarafından öne sürülebilir.

Dünyada birçok güzel kitaplar yazılır; kabul da görürler. Ama önemli olan şudur ki daha basılmadan, olağanüstü kabul göreceğini ve diğer tüm kitaplardan üstün çıkacağını iddia eden kitap var mıdır? Avrupalılar Shakespeare’in kelamının en üstün olduğunu iddia ederler. Allah’ın kudretine bakın; Kur’an hakkında itiraz etmeye başladıklarından beri Shakespeare’in kelamında hata bulan toplulukları oluşmuştur ama bu bizi ilgilendirmez. Kelamının çok üstün olduğunu aynen kabul etsek de önemli olan şudur ki yazmadan kelamının bu kadar kabul göreceğini ve diğer kelamlardan üstün olacağını iddia etmiş miydi? Kesinlikle etmemişti. Ama Kur’an ilk günden “dünya bunun kelamına karşı koyamayacaktır” demişti. Bennet adlı bir yazar bir kitabı hakkında “yazmadan önce çok kabul göreceğini sanmıştım ama hem basımevleri kem küm etti hem halk da pek ilgilenmedi” demiştir. Sözün özü insan yazdığı kitabın kabul görüp görmeyeceğini bilemez ama Kur’an ilk günden “bu üstündür; hep de üstün kalacaktır” demişti.

Unutulmamalıdır ki Arabistan’ın tek bildiği ve ustalaştığı konu dil bilgisiydi; kelam bilgisiydi. Kur’an işte böyle bir ülkeye indirildi; onların en çok hâkim olduğu dilde indirildi. Ama kısa sürede öyle bir devrim yarattı ki ustaların tarzını değiştiriverdi. Kelamlarıyla böbürlenenler Kur’an’ın tarzını benimsediler; eski kelam şekilleri altüst oldu ve herkes bu inanılmaz kitabın tarzına boyun eğdi.

Bazı insanlar “zaten Müslüman olanlardan ne beklenebilirdi ki; onlar zaten Kur’an’ın tarzını benimseyeceklerdi” derler ama soruyorum; neden Tevrat veya İncil veya Vedalara inananlar böyle yapmadı? Onlar bu kitapların İlahi ve semavi olduklarını kabul etmiyorlar mı?

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 137

Bu kitap Vâdedilen Mehdi ve Mesih (a.s.)’ın Dördüncü Halifesi Mirza Tahir Ahmet hazretlerinin körfez savaşı esnasında vermiş olduğu cu...

Video

Downloads: 51

2010 Yılı Uluslararası Yıllık toplantıda Huzur'un (ATBA) 1. gün yaptığı açılış kon...

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler