Mta-türk videolar için tıklayınız.

Kur’an-ı Kerime göre dini nizamlar dahi belli bir müddet geçtikten sonra ya uygulanamaz hale gelir ya da insanlar tarafından yavaş yavaş unutulur. Uygulanamaz hale gelmesi de iki türlüdür. Ya insanlar içine bir şeyler karıştırdıkları için uygulanamaz hale gelir ya da halis halini korumasına rağmen çağ dışı kalırlar. Bunun örneği birisinin elbisesi yırtılınca yeni bir elbiseye ihtiyaç duyması veya çocuğun boyu uzadığı için eski elbisenin üzerine olmaması gibidir. Aynı şekilde ilahi öğretiler de ya insanlar tarafından bozulduklarından ya da doğrudan insanların hayatlarındaki gerçek ihtiyaç değişimi yüzünden değiştirilirler. Bu durumda Allah artık yeni bir öğretiye ihtiyaç olduğuna karar verir ve yollar.

Sözün özü ilahi mesajlar için iki şeyden birisi muhakkak geçer-lidir.

1. Uygulanamaz hale gelince ondan iyisi gönderilir. Daha iyisi şunun için gerekir ki aynı iyilikte olan zaten bitmiştir; uygulanamaz hale gelmiştir. Böyle olmasaydı eskisi hala geçerli olurdu. Ne'ti bi hayrim minha işte bunu anlatmak için kullanılmıştır.

2. İkinci durum da asıl öğreti hala geçerli ve uygulanabilir olmasına rağmen insanlar tarafından terk edilir ve İlahi mesajda olmayan kavramlar icat edilip hayat onlara göre yaşanmaya başlanır. Bu durumda geçerliliğini kaybetmiş olan eski öğretinin bir daha hükmeder hale getirilmesi gerekir. Bu sebeple Kur’an-ı-Kerim ev misliha kelimelerini kullanmıştır. Yani “öyle durumlarda benzer bir öğreti bir kez daha getirtilir”. Burada “benzer” kelimesi şunun için kullanılmıştır ki asıl öğreti ölüp gitmiş olduğu için Allah tarafından yeniden canlandırılır ve böylece yok olmuş olan öğretinin bir benzeri yeniden hükmetmeye başlar.

Bu ayetten şunları çıkartabiliriz ki İlahi mesajlar dahi belli bir müddet sonra;

  • Ya uygulanamaz hale gelirler
  • Ya insanlar uygulamayı terk ederler

Uygulanamaz hale gelmesi de iki türlü olur;

  • İnsanlar asıl öğretinin içine hurafeler karıştırırlar
  • Çağ öğretiyi aşar

Her iki duruma karşı Allah’ın da iki farklı sünneti vardır. Bir öğreti uygulanamaz hale gelince Allah tarafından nesih  edilir ve yerine daha iyi bir öğreti yollanır çünkü zaten zamanın artık daha iyi bir şeye ihtiyacı oluşmuş olur. Ama eğer öğreti hala uygulanabilir olmasına rağmen insanlar tarafından terk edilirse Allah onu tekrarlayarak yeniden canlandırır. Mislini yeniden göndererek hayat verir.

Ayetin sonundaki “Allah’ın gücünün buna yetmeyeceğini mi sanıyorsunuz” kısmı şimdiye kadar yapılan tefsirlere ters düş-mektedir. Şimdiye kadar yapılan tefsirlerde ayetin Kuranın bazı ayetlerinin nesih edildiğini anlattığı söylenir. Oysaki böyle bir işin Allah’ın kudretiyle hiçbir alakası yoktur. Kudreti hatırlat-mak ancak benim verdiğim manalarla anlamlı olur.

Sonra E lem ta'lem ennellahe lehu mülküs semavati vel ard kısmında da dinlerin yeniden canlandırılmasının ancak büyük inkılâplarla mümkün olduğu hatırlatılır. Öyle bir çağın insanları öyle bir inkılâbı imkânsız sanırlar  ama Allah kudretiyle isterse yeni bir öğreti gönderebilir; isterse de eski ve unutulmuş öğretiyi canlandırır.

Benim bu ayete verdiğim anlamlar yeni olsalar dahi tüm ayeti anlamlı kılmak için şarttırlar. Önceki müfessirler Allah’ın önce bazı ayetleri yollayıp ardından iptal ettiğini yazmışlardır ama hep düşmanın eline bir koz vermişlerdir. Onlar gülerek “Allah neden önce ayeti indirip sonra iptal eder? İndirirken emrin uy-gunsuz olduğunu bilmez mi?” derler. Kaldı ki kendi yaptığı işi hemen ardından iptal etmek bir zaaftır ve böyle bir zaaftan bahsedip “Allah’ın kudretini bilmez misiniz?” demek çok an-lamsızdır. Oysaki benim verdiğim anlam gerçekten büyük bir güç ve kudrete işaret eder. İnsanların bütün kalpleriyle sevdiği ve kesinlikle bırakmak istemediği bir hayat tarzını tamamen değiştirip yeni bir nizam yerleştirmek kudret ister. Ya da ruhani olarak ölmüş ve Allah’ın emirlerini arka plana atıp güzellikle-rinden habersiz olan bir milletin bir kısmını yeniden canlandırıp kalbini o unutulmuş güzelliklerle doldurmak ve sonra bu küçücük grupla tüm dünyaya hükmetmek de böyledir. Şüphesiz bu çok zor bir iştir ve Allah’ın yüce kudretine delalet eder. Bu-nu daha da vurgulamak için ayet şöyle devam eder; E lem ta'lem ennellahe lehu mülküs semavati vel ard, Yani yeryüzü-nün ve göklerin hükümetinin Allah’ın elinde olduğunu bilmez misiniz? O isterse bu inkılâbı çok rahat gerçekleştirebilir.

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 172

Bugün İslam alemi bir arayış içerisindedir, her ağızdan bir ses çıkmakta ve Hak dininin bu kadar ayaklar altına alınması tüm müslüma...

Video

Downloads: 67

Kuran-ı Kerim ve Hadisler ışığında cinler konusuna doyurucu açıklamaları bu bölümde bu...

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler