Mta-türk videolar için tıklayınız.

“İbrahim, “Ben, Rabbime gideceğim, bana başarı yolunu mutlaka gösterecektir” demişti. “Yarabbi! Bana iyi evlat ihsan et” (diye dua etmişti). Biz de kendisine yumuşak huylu bir oğlanı müjdeledik. Bu oğlan onunla birlikte hızlı yürüyebilecek çağa gelince, (İbrahim, oğluna), “Oğlum! Ben rüyamda seni (sanki) boğazlarken gördüm. İyi düşün taşın, bunun hakkında senin görüşün nedir?” dedi. (Bunun üzerine oğlan), “Babacığım! Allah’ın sana dediğini yap, inşallah beni iman üzerinde kaim olan bir kimse olarak göreceksin,” dedi.” (Saffat Suresi 100-103)

Bu ayetten anlaşıldığına göre İbrahim (as) bu rüyayı daha önce görmüştü. Fakat çocuk koşabilecek çağa geldiğinde bundan bahsetti. Hatta ayette geçen “say” koşmak kelimesinin bir diğer anlamı da babasının işlerine yardım edebilecek çağa geldiğinde demektir.

Ehlisünnet, “Rü’yel enbiyayi vahyün” yani “Peygamberlerin rüyaları vahiydir” diye iman ederler. O halde İbrahim (as) Allah’tan aldığı vahyi neden hemen uygulamayıp onun büyümesini beklemiştir? Bu ayet bize çok yüce dersler vermektedir; Allah-u Teâlâ adaletli olmayı peygamberlerine iyice öğretmişti. Eğer oğlunun rızasını almadan bu emri uygulasaydı bu çocuğa karşı haksızlık olurdu. Hâlbuki İbrahim (as) bu haksızlığı yapmamış bunun yerine oğlunu çok iyi yetiştirmişti. Daha delikanlılığının başındaki bir çocuk Allah yolunda canını vermeye hazırdı. Bundan sonraki ayetlerden bir başka şey öğreniyoruz. Peygamberlerin rüyası bile bazen yoruma tabi olabilir.“ İkisi de itaat etmeye hazır oldular. (İbrahim, rıza gösteren oğlunu) alnı üzerine yere yatırdı. Biz İbrahim’e, “Ey İbrahim! Sen rüyanı gerçekleştirdin. İşte Biz, iyilik edenlere böyle karşılık veririz,” diye seslendik. Şüphesiz bu apaçık bir sınavdı. (İsmail’in) fidyesini büyük bir kurbanla verdik.” (Saffat Suresi 104-108)

 

Eski müfessirler, ayetteki “zibhın azim” büyük bir kurban kelimelerinden İsmail’in yerine fidye olarak bir koç indirildiğini söylerler. Halen de kurban bayramlarında aynı hikâye tekrarlanır. Hâlbuki ayette koçtan filan bahsedilmemiştir. Zaten bir koç veya bir başka hayvan ne kadar büyük olursa olsun azim olamaz. Ayet “vefedeynahü bizibhın azim” biz ona fidye olarak büyük bir kurban verdik, yani biz ondan çok büyük bir fedakârlık istedik demektir. Nitekim onlar çok büyük bir fedakârlık yaptılar. Hem de bütün aile hep beraber. Buradaki emir, Hz. İsmail’in annesi ile beraber Kâbe’nin bulunduğu yere göç etmesiydi. O zaman orası yerleşim yeri değildi. Öyle bir yerde yiyecek ve içecek gibi en temel ihtiyaçları bile temin etmek çok ama çok zordu. Bu öylesine büyük bir fedakârlıktı ki, insan boynu kesilse bir defa ölür, düşünün ki Hz. İsmail ve onun annesi Hz. Hacer açlığa ve susuzluğa uzun süre katlanmaya razı olmuşlar, Hz. İbrahim ise oğlundan ve hanımından ayrı kalmaya razı olmuştu. Rivayetlere göre bir tulum su ve birkaç hurma ile onları oraya bıraktığında Hz. Hacer “Bizi kime bırakıyorsun” diye seslenmiş, İbrahim (as) bir şey diyememiş ve eliyle işaret etmiş “Allah’a” diye. O zaman Hz. Hacer “Öyleyse Allah bizi zayi etmez” demiştir. Bu çok yüce bir iman örneği idi. Ayette söylenilen “zibhın azim” işte buydu.

İşte bu apaçık bir sınavdı. Onlar teslimiyetin en güzel bir örneğini sergiledikleri için, Allah-u Teâlâ onlara birçok mükâfatlar vermiştir.

“ Daha sonra gelen milletlerin içinde onun daima iyilikle anılmasını sağladık. İbrahim’e daima selam olsun! Biz iyilik edenlere böyle karşılık veririz. Şüphesiz o, mü’min kullarımızdandı.” (Saffat Suresi 109-112)

Bundan başka Allah-u Teâlâ İbrahim (as)’ın dualarını kabul etti, en son ve en yüce şeriatı getiren, bütün peygamberlerin efendisi Hz. Muhammed Mustafa (sav) onun neslinden doğdu. Resulüllah (sav) bir hadisinde; “Ben babam İbrahim’in dualarının meyvesiyim” buyurmuştur. İbrahim (as) ve oğlu İsmail, yeryüzünde Allah’a ibadet maksadıyla inşa edilmiş ilk ev olan Kâbe’nin temellerini yeniden yükseltmişler, Hz. Muhammed (sav) aynı yerde tevhit inancının öyle sağlam binasını kurmuştur ki kıyamete kadar bu inanç yok olmayacaktır. O mübarek yerde, Hz. Resulüllah (sav)’in yaptığı fedakârlıklar, Hz. İbrahim ve ailesinin yaptığı fedakârlıktan asla daha az değildi. Bildiğiniz gibi Resulüllah (sav) yatarken şöyle dua ederdi; “Allahümme bi ismike emutu ve ahya” “Allah’ım senin isminle ölürüm ve senin isminle tekrar hayat bulurum”.  İşte Resulüllah (sav) sanki binlerce defa can vermişti, ama bu yolda asla bir yılgınlık bir cesaretsizlik göstermemişti. Resulüllah (sav)’in en büyük aşığı Vâdedilen Mehdi ve Mesih Mirza Gulam Ahmed Hazretleri, bundan bahsetmiş, Onda bulunan cesaret hiçbir erkekte yoktu demiştir.

İşte biz her kurban bayramında bu büyük fedakârlıkları, Allah’a teslim olmanın bu en güzel örneklerini hatırlamalıyız. Bu büyük fedakârlıklara karşılık, Allah-u Teala ne kadar muazzam nimetler ihsan etmiştir, bunu hatırlamalıyız.

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 157

Bu kitap “Davetü’l Emir” adı altında 1926’da bir mektup şeklinde Urdu dilinde yazılmış olup, Farsçaya çevrilerek eski Afgan Kralı Emanullah Han’a sunulmuştu. İlk İngilizce te...

Video

Downloads: 47

2010 Yılı Uluslararası Yıllık Toplantıda Huzur'un (ATBA) 2. Gün Yaptığı Konuşma

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler