Mta-türk videolar için tıklayınız.

Maalesef gayr-i Müslimler özellikle Hıristiyan doğubilimciler Kurân-ı Kerim’de hiçbir gaybi haber olmadığını savunurlar ve böylece bunun Yüce Allah tarafından indirilmediğini kanıtlamaya çalışırlar. Bu kadarla da kalmayıp Terry Jones adlı bir papaz gibi birçok Hıristiyan din bilginleri bu yüce kitabın hâşâ nefreti öğrettiğine inanırlar. Bu düşüncelerinin etkisiyle geçen günlerde Kurân-ı Kerim’i yakmıştır. Ve bunun üzerine Müslümanlardan o papazı öldürelim, katledelim vs. gibi çeşitli tepkiler gelmiştir.  Gerçek tepki nasıl olmalıdır, bu konuda Müslüman Ahmediye Cemaatinin başkanı Mesih-i Mevud as’ın beşinci Halifesi Mirza Masrur Ahmed atba şöyle demektedir:

Kur’an-ı Kerim’in şerefi, yasadışı gösterilerle ve bu elim duruma sebep olanların başları için ödül ilan edilmesi ile korunamaz. Müminler Kur’an’ın üstün şerefini, ancak onun emirlerine ve öğretilerine uygun davranarak ispat edebilirler...”

Biz de Kurân-ı Kerim’i daha fazla incelemeli ve Kurân-ı Kerim ile bağımızı daha kuvvetli hale getirmeliyiz. İşte bu sebepten Kurân-ı Kerim’in yüceliğini ortaya koymak üzere ben de konuşmam için bu konuyu seçtim.

Allah’ın insanlara verdiği lütuflardan en iyisi Allah’ın kendisine giden yolu bizzat göstermesi ve rehberlik yapmasıdır. Çünkü O, bu lütfu, insanların yaradılışının başından bu yana kullarına etmektedir. Sonunda da Kuran-ı Kerim şeklinde bu nimeti nicelik ve nitelik açısından tamamlamıştır. Bir taraftan bu mükemmel ve tamamlayıcı hayat yöntemleri, kulların gerçek rabbine ulaşabilmesinin yollarını gösterir, diğer taraftan da, hayatın her bölümünde rehberlik yapar. Aynı zamanda hem Allah tarafından olduğuna, hem de mükemmel olduğuna dair öyle fevkalade deliller sunar ki, ona boyun eğip kabul etmekten başka çare kalmaz. Bu delillerden olağanüstü ve hayret verici bir delil, Kuran da muhtelif durumlar ve olaylar hakkında binlerce gaybi haberin olmasıdır.

Ayrıca bu gaybi haberler Hz. Muhammed Mustafa sav’in, Yüce Allah’ın resulü olduğunun da bir kanıtıdır.

 

Kuranda ki gaybi haberler sadece varsayımlara dayanan uydurma sözler değildir, aksine bu haberler, anlamlarıyla geçmişte gerçekleşmiştir ve şimdi de gerçekleşmektedir ve inşallah gelecekte de gerçekleşmeye devam edecektir.

 

Batılı oryantalistler bir taraftan Kurân-ı Kerim’de hiçbir gaybi haber olmadığını iddia ederken, diğer taraftan onların meşhur ulema ve filozoflarının kendi tecrübelerine dayanarak ve şuanda ki bilimlere göre ortaya attıkları kehanetler boşa çıkıyor.

Böyle bir kehaneti size örnek olarak vermek istiyorum.

Cenevre’de bir Enstitu 1968 de şöyle bir kehanet ileri sürdü:

The last buses will have disappeared from cities by the early 1990. They will have been replced by a system of individual computer operated cabins on rails. (Battel institute of geneva, 1968)

Yani:

Son otobüs 1990 başlarında şehirlerden kaybolmuş olacaktır. Onların yerini, bireysel bilgisayar sistemli raylar üzerinde çalışan kabinler alacaktır. (ve böylece insanlar bir yerden diğer yere ulaşacaktır).

Hepimiz şunu biliyoruz ki bu kehanette sözü geçen kabinler hiç bir şehirde yoktur. Bunun tek sebebi şudur ki, bu kehanetler zahiri ilime dayanmaktadır.

Fakat Kuran-i Kerim gaybı bilen Allah’ın kelamıdır ki o hem geçmişten hem şimdiki zamandan hem de gelecekten haberdardır. Ve bu sebepten dolayı Kuran-ı Kerimin sunduğu bütün gaybi haberler kesinlikle gerçekleşir, hem de gün gibi apaçıktır.

Bugünkü konuşmamda Size bu olağanüstü gaybi haberlerin bazılarından bahsedeceğim ki bunlar müminlerin imanlarını güçlendirir ve her zaman, dürüst ve ilham sahibi olanların gözünü açmaya yeterlidir.

Kuran kelimesinde bulunan gaybi haber

Yüce Allah Kurân-ı Kerim’de şöyle buyurmuştur:

اِنَّا اَنْزَلْنَاهُ قُرْءٰنًا عَرَبِیًّا لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

Yani

Biz, kendi manalarını çok iyi açıklayan bu Kuran’ı indirdik ki, (bunda) inceden inceye düşünesiniz.

Bu ayette kullanan “Kuran” kelimesi de bir gaybi habere işaret eder.

Kuranın anlamı, çok sık okunan kitaptır, zira bu kelimenin altında bir haber gizlidir.

Vâdedilen Hazret Mesih Mevud as buyuruyor ki:

Bu kelime üzerinde derin düşününce bana malum oldu ki bu mübarek kelimede olağanüstü bir haber var. O da şudur ki: Bunun adı Kuran’dır, yani okunmaya layık bir kitaptır. Gelecekte bu kitap daha da çok okunmaya layık bir kitap olacaktır. O zaman asıl okunacak kitap Kurân-ı Kerim olacaktır." (Melfuzat 3. cilt 386. sayfa)

Okunmaya değer kitaptan kasıt, hem konuları ve yüksek derecede korunmuş olması açısından, hem de zahiri açıdan diğer kitaplardan daha fazla okunacak olmasıdır. Böylece bu gaybi haber her gün ve her an, görkemle gerçekleşiyor. Bu dünyada Kuran okunmayan bir yer yoktur. Hatta 24 saat içinde Kuran okunmayan bir dakika bile yoktur. Gerek manevi ve gerekse zahiri olarak. Başka böyle bir kitap var mı? Kesinlikle hayır!

Dünyanın hiç bir köşesi bunu inkâr edemez ki, o isminde, gaybi haber olan yegâne kitaptır. Ve bu haber gerçekleşmiştir ve gerçekleşmeye devam etmektedir.

Kuran’ın korunması hakkındaki gaybi haber

Kuran,daki bir ayete göre

اِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَاِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ

Yani:

Bu beyan (Kuran’ı) ancak Biz indirdik ve Biz onu elbette koruyacağız.

Bu ayet-i kerimeden açıkça anlaşılıyor ki burada Kuranın korunması ile ilgili olağanüstü bir gaybi haber vardır. Ve bu haberi yüce Allah öyle sözler ile vurgulamıştır ki dünyanın hiçbir gücü bunun olmasını durduramaz. Gerçek şu ki, bu gaybi haber görkemiyle gerçekleşmiştir ve gelecekte de kıyamete kadar inşallah gerçekleşmeye devam edecektir.

Kuranın korunması, hem anlam hem de sözleri bakımından aynı şekilde kalması ile gerçekleşmiştir ve inşallah önümüzdeki günler de aynı şekil de gerçekleşmeye devam edecektir.

Yüce Allah her asırda Muceddidler ve Muslihler vasıtasıyla Kuranın anlamının korunmasını sağladığı gibi, kelimelerinin de korunmasını sağlayıcı tedbirler almıştır. Kurân-ı Kerim Peygamber efendimizin zamanında yazılarak kayıtlara geçiriliyordu ve binlerce hafız tarafından ezberlenmiştir. Peygamber efendimizin zamanından kısa bir süre sonra Kuran kitap haline getirilerek dünyanın her köşesine ulaştırılmıştır ve yüz binlerce hafız yetiştirilmiştir.  Kuranın korunması ile ilgili haber öyle görkemli ve hayret verici bir şekilde gerçekleşti ki, İslam’a her türlü itiraz eden Hıristiyan yazar Sör William Mure bile şunu dile getirmekten geri kalamadı.

“There is otherwise every security internal and external that we posses that text which Mohammad himself gave forth and used” (Life of Mohammad)

Yani buna ilaveten bizde bir delil daha var, o da, dahili ve harici şahitler ki şuan mevcut olan kitap, aynı Muhammed’in sunduğu ve kullandığı kitaptır. (Life Of Muhammad, Tefsir e Kebir, 4. Cilt,).

Dünyada hiç bir kitap bu açıdan Kuranla rekabet edemez, ister din kitabı olsun, ister tarih kitabı ya da başka kitap. Bu konuda William Mure hasretini şöyle dile getirir:

“To compare this pure text with the various readings of our books is to compare between which there is no analogy.:

Yani: Müslümanların tamamen pak (katışıksız) ve hiç değişmemiş kitabıyla bizim kitapların bazı parçalarını karşılaştırmak, iki benzersizi karşılaştırmak gibi olur. (Tefsir e Kebir)

Peygamber Efendimizin Mekkeden hicret edişi ve geri dönüşü ile ilgili gaybi haber
Kuran’ı Kerim’de Kasas suresinin bir ayeti şöyledir

اِنَّ الَّذٖى فَرَضَ عَلَيْكَ الْقُرْاٰنَ لَرَادُّكَ اِلٰى مَعَادٍ

Yani

Bu Kuran’ı sana farz kılan Allah, kendi adına ant içerek, seni insanların uğrak yeri olan yere mutlaka döndürüp götüreceğini söyler.

Kasas suresi Mekke de inmiştir. Bu surede Peygamber sav’in Mekke’den hicret edişi ve geri dönüşü ile ilgili gaybi haber bulunmaktadır.

Tarih bu haberin gerçekleşmesine şahittir ve hiç kimse bunu inkar edemez. Böylece aynen bu haberde belirtildiği gibi Peygamber efendimiz nübüvvetin 13.cü yılında en sevdiği arkadaşıyla birlikte Medine’ye göç etti ve biraz önce bahsettiğim gaybi haberin bir kısmı gerçekleşmiş oldu. Bu olaydan 8 sene sonra (hicretin 8. yılı) Peygamber efendimiz on bin mukaddesle büyük fatih olarak insanların uğrak yeri olan yere, yani Mekke’ye girdi. Böylece haberin ikinci kısmı da görkemle gerçekleşmiş oldu. Bu ikinci kısım hakkında Tevrat’ta da şu sözlerle aynı haber bulunmaktadır.

“Tanrı Sina’dan geldi. Şeir den onların üzerine yükseldi ve Faran dağlarında gözüktü. On bin mukaddesle geldi. (Tesniye 33. bölüm ayet 1,2).

Rumlar’ın galibiyeti hakkındaki gaybi haber

Rum suresinde şöyle denmiştir:

غُلِبَتِ الرُّومُ ۞ فٖى اَدْنَى الْاَرْضِ وَهُمْ مِنْ بَعْدِ غَلَبِهِمْ سَيَغْلِبُونَ ۞ فٖى بِضْعِ سِنٖينَ لِلّٰهِ الْاَمْرُ مِنْ قَبْلُ وَمِنْ بَعْدُ وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ ۞

Yani:

Rumlar yakın bir yerde yenilgiye uğradılar. Onlar yenildikten sonra bir kaç yıl içinde tekrar galip gelecekler. Hükümranlık bu olaydan önce de , sonra da Allah’ın olacaktır.  O gün müminler Allah’ın yardımıyla çok mutlu olacaklardır. Allah dilediğine yardım eder. O üstündür, sonsuz kerem edendir.

Bu ayeti kerime peygamber efendimize indiğinde, Rum ve İran hükümetleri savaş içindeydiler.

Gaybi Haber ileri sürüldüğü zaman Iran askerleri, Rum askerlerini geri püskürtüyordu ve birçok Rum toprakları İranlılar tarafından ele geçiriliyordu. Görünüşte Rumlar için hiçbir umut yoktu ama dokuz yıl içinde savaş tersine döndü ve Rumlar, İran’ı mağlup ederek kendi bölgesini geri aldı. Ve savaşın sonunda Rum galip oldu. Bu galibiyet ve sahabenin Bedirdeki zaferi eş zamanlıydı, işte o anda Müslümanlar galibiyet kutlamaları içindeydiler. Böylece bu görkemli gaybi haberin her üç kısmı, Rum’un önce mağlup olması, daha sonra galip olması ve müminlerin sevinçli olması, hepsi apaçık gayet belli bir şekilde gerçekleşti ve müminlerin imanlarının güçlenmesine neden oldu. Bu gaybi haber hakkında Hz. Mesih Mevud as buyuruyor ki:

“Şimdi dikkatle düşünün ki bu nasıl hayret verici ve celil ül kadir bir haberdir. Öyle bir zamanda bu gaybi haber ileri sürüldü ki Müslümanlar güçsüz, zayıf ve tehlikedeydiler. Ne araç gereç ne de güçleri vardı. Bu durumda muhalifler Müslüman cemaatin yeryüzünden silineceğini iddia ediyorlardı. Buna zaman sınırlaması da eklendi. Ve

“يَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ” diyerek başka bir haber ilave etti. Yani Rumların, İranlıları yendiği gün, Müslümanlar da teskin olup mutluluk içinde olacaklardır. Böylece gaybi haberde ileri sürüldüğü gibi Bedir günü aynen gerçekleşti. Bu tarafta Rumlar galip geldi öbür tarafta Müslümanlar galip oldular. (Melfuzat 2. Cilt 32. sayfa)

Bir Yüce Vadedilenin gaybi haberi

Kuran da ki bir ayete göre

هُوَ الَّذٖى بَعَثَ فِى الْاُمِّيّٖنَ رَسُولًا مِنْهُمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِهٖ وَيُزَكّٖيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَاِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلُ لَفٖى ضَلَالٍ مُبٖينٍ ۞ وَاٰخَرٖينَ مِنْهُمْ لَمَّا يَلْحَقُوا بِهِمْ وَهُوَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ۞

3. Okuma yazması olmayanlara, aralarından birini Peygamber olarak gönderen O’dur. O, onlara (Allah’ın) ayetlerini okur, onları tertemiz kılar ve kendilerine Ki­tap ile hikmeti öğretir. Oysa onlar, daha ön­ce büyük bir sapıklık içindeydiler.

4. Onlardan başkalarına (da, o­nu gönderecektir. Ancak) onlar, henüz bun­lara katılmış değiller. (Allah) her ­şeyden üstündür, hikmet sahibidir.

Bu ayeti kerimede,  nurunu peygamber efendimizden alan bir hizmetçisinin geleceği haberi vardır.

Onun hakkında Allah buyuruyor ki O (peygamber) başka bir millete de gönderilecek. Ama henüz onlar bunlara (sahabelere) kavuşmuş değildirler.

Bu ayet-i kerime indirildiği zaman, ashab-ı kiram “henüz kavuşmamış olanların” kimler olduğunu, sordu. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz sav, Selman-ı Farisi ra’nin omzuna elini koyarak, iman Ülker yıldızına yükselmiş olsa da, onlardan birinin onu tekrar dünyaya geri getirecek olduğunu buyurmuştur. (Sahih-i Buharî)

Bu yüce Vâdedilen zat, Kuran ve Hadiste belirtildiği gibi, Mesih ve Mehdinin kendisidir.

Böylece bu gaybi haber Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani as’nin gelmesiyle görkemli bir şekilde gerçekleşmiştir.

Kendisi iddiası hakkında buyuruyor ki:

“Ben kitaplarımda daha önce de yeminle bahsederek insanları aydınlattım ve şimdi de bu yazıda, hayatımı elinde tutan, Allah üzerine yemin ederek yazıyorum ki Sahih Buhari, Sahih Muslim ve diğer Sahih hadislerde bahsedilen ve Peygamber efendimiz tarafından haberi verilen Vâdedilen Mesih benim. (Allah buna şahitlik için yeterlidir). (Ruhani Khazayin Melfuzat 1. Cilt).

Ama ne yazık ki bu devirde bile bazı insanlar inat ve ortalığı karıştırmakla meşguller ve bu yüce zata inanmaktan mahrum kalıyorlar.

Vadedilen Mehdi ve Mesihin doğruluğunu kanıtlamak üzere ay ve güneşin tutulacağına dair gaybi haber

Kurân-ı Kerim’de kıyamet suresinde şunu okuyoruz:

فَاِذَا بَرِقَ الْبَصَرُ ۞ وَخَسَفَ الْقَمَرُ ۞ وَجُمِعَ الشَّمْسُ وَالْقَمَرُ ۞ يَقُولُ الْاِنْسَانُ يَوْمَئِذٍ اَيْنَ الْمَفَرُّ ۞

8-11. Nitekim gözlerin kamaşacağı, ayın tutulacağı ve güneş ile ayın (tutulmalarının) bir araya getirileceği zaman, insanoğlu kaçış (yolu) nerededir, diyecek.

Kuran-ı Kerim’in verdiği bu haberin detayları Peygamber efendimizin şu hadisinde dile getirilmiştir:

“Mehdimiz'in iki alâmeti vardır. Dünya oldu olalı hiç meydana çıkmamıştır. Ay (her zaman tutulduğu tarihlerin) ilk gecesinde, güneş ise (her zaman tutulduğu tarihlerin) ortasında Ramazan ayında tutulacaktır. Bu iki alâmet gökle yer yaratılalı hiç ortaya çıkmamıştır.”

Bu ayet ve hadis’te belirtilen gaybi haber, 1894 yılında Hz. Mirza Gulam Ahmed as, vaat edilen Mehdi ve Mesih olduğunu ilan ettikten sonra, büyük bir ihtişam ile kimsenin reddedemeyeceği şekilde gerçekleşti. Bu konuda Mesih-i Mev’ud as şöyle der:

“Canımı elinde bulunduran Allah'a yemin ederim ki, bu alâmetleri gökyüzünde Cenab-ı Hak yalnız ve yalnız beni doğrulamak için ortaya çıkardı. Yüce Allah bu alâmetleri hocaların bana deccal, yalancı, sahtekâr, kâfir hatta korkunç kâfir dedikleri bir anda meydana çıkardı. Bu semavi alâmet hakkında bundan yirmi sene evvel (ilk eserim olan) Berahin-i Ahmediye'de bir vaat ve gaybi haber olarak bilgi verilmişti...

Ben Kâbe içinde durup yemin edebilirim ki Cenab-ı hak yalnız benim doğruluğumu ortaya koymak için bu semavi alâmeti meydana getirdi.'“(Tuhfe-i Golarvia S. 32)

Kutsal Toprak (Filistin’de) Beni İsrail’in hakim olması hakkında gaybi haber.

Allah’u Taala Kuran’ı Kerim de İsrail’oğullarına hitap ederek şöyle buyuruyor:

وَقُلْنَا مِنْ بَعْدِهٖ لِبَنٖى اِسْرَایٖٔلَ اسْكُنُوا الْاَرْضَ فَاِذَا جَاءَ وَعْدُ الْاٰخِرَةِ جِئْنَا بِكُمْ لَفٖيفًا

Yani:

Ondan sonra Biz İsrâiloğulları’na, “(Size vadedilen) ülkede yaşayın. İkinci vaadin gerçekleşme zamanı geldiğinde, hepinizi toplayıp getireceğiz,” dedik.

Bu ayeti kerime de İsrail oğullarına hitap ederek sunulan gaybi haberin detayları hakkında Hz. Muslih Mevud ra şunu söyledi

“Ve surede adı gecen vadul akhira’tan kasıt, Müslümanlara ikinci azap vaadidir ve Müslümanlara bu azap indiğinde ikinci defa Kutsal Toprak yani Filistin, bir süre için, onların elinden çıkacaktır. O zaman Allah tekrar sizi bu ülkeye geri alacak”.

Bakınız böylece aynen ilk defa olduğu gibi, olaylar tekrar gerçekleşti ve Bakht Nasar ‘in zamanında ilk defa Kutsal Toprak’ı Yahudilerin kaybettikleri gibi Müslümanlar da Haçlı Savaşı sırasında toprak kaybettiler. Ve Musa as’dan bin üç yüz sene sonra İsa as çarmıha gerilerek, memleket halkının gözünde ölmüş sayıldı. İsrail oğulları Kutsal Topraktan tekrar mülk dışı edildi. Benzer bir şekilde Peygamber efendimizin vefatı üzerinden aynı süre geçiyor ve Kuran’ın söz ettiği gibi Müslümanlar tekrar Kutsal topraklarda hükümeti kaybediyorlar.

Böylece Müslümanlara verilen ikinci azap, Yahudilerin Kutsal Toprağa dönüşüne sebep oldu”. (Tefseer-e Sageer 4. Cilt, 397/ 398. sayfa)

Tren, araba, uçak vesaire hakkında gaybi haber

Kuran’i kerimde Nahl Suresi’nde:

وَالْخَيْلَ وَالْبِغَالَ وَالْحَمٖيرَ لِتَرْكَبُوهَا وَزٖينَةً وَيَخْلُقُ مَا لَا تَعْلَمُونَ

Yani:

Atları, katırları ve merkepleri onlara binesiniz ve süs (olsun diye, O yarattı.) (Gelecekte de) bilmediklerinizi yaratacaktır.

Başka bir yerde Allah şöyle buyuruyor ki:

وَاِذَا الْعِشَارُ عُطِّلَتْ

Yani

On aylık hamile dişi develer başıboş bırakılacağı zaman.

Yukarıdaki iki ayette bugünden bin dört yüz sene önce şu gaybi haber verilmiştir ki, şu anda develer, atlar, katırlar ve eşekler binmeniz için, eşya taşımak ve benzeri işler için kullanılıyor ama bir süre sonra başka araçlar bu işler için yaratılacaktır. Bu araçlara Peygamber Efendimizin verdiği isim Deccal’in Eşeğidir. Günümüzde bu gaybi haberi incelediğimizde anlıyoruz ki, tren, araba, uçak ve buna benzer diğer icat edilmiş araçlar bu gaybi haberin muhteşem bir şekilde gerçekleştiğini kanıtlıyor. Arap ülkelerinde şimdi nadiren develerle yolculuk yapılıyor veya deve kazanç amacıyla kullanılıyor.  O zamandaki duruma göre ise hem yolculuk hem de taşıma aracı olarak sadece bunlara güveniliyordu.

Süveyş ve Panama kanalları hakkında gaybi haber

Rahman suresi ayetleri şöyledir:

مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ ۞ بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَا يَبْغِيَانِ ۞

20-(O,) iki denizi akıttı. (Gelecekte ise) onlar, birleşecekler.

21. ( Şimdilik ) aralarında bir engel bulunduğu (için) ikisi (de) onu aşamazlar.

Yüce Allah (c.c.) burada, ayet-i kerimenin indiği dönemde iki denizin bir engelle (yani bir kara parçası ile) birbirinden ayrı bulunduğunu, ama ileriki bir zamanda bunların birleşeceğini belirtmiştir. Süveyş Kanalı, Kızıldeniz ile Akdeniz’i, Panama Kanalı ise, Atlantik ve Pasifik Okyanuslarını birleştirmiştir. Böylece bu gaybi haber de gerçekleşmiştir.

Buharlı gemiler hakkındaki haybi haber

Yüce Allah Rahman suresi ayet 25’de diyor ki:

وَلَهُ الْجَوَارِ الْمُنْشَاٰتُ فِى الْبَحْرِ كَالْاَعْلَامِ

25. Denizde dağlar gibi yükseltilecek olan gemiler (de) O’nun (sanatının eseridir.)

Yani dağlara benzeyen büyük gemiler üretilecek. Hazret-i Resûlüllah sav zamanında da tabii ki gemiler vardı, ancak bu zamandaki gemiler ile eski gemiler arasında mukayese yapabilmek dahi zordur. Bugün modern gemiler sekiz dokuz katlı olup tam dağlara benzerler ve içinde oyun sahaları, yüzme havuzları, marketler vs. bulunur ve bunlar eski gemilerde yoktu.

Atom ve hidrojen bombaları hakkındaki gaybî haber

Meâric suresinde Yüce Rabbimiz diyor ki:

يَوْمَ تَكُونُ السَّمَاءُ كَالْمُهْلِ ۞  وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِ ۞

9. O gün, gökyüzü erimiş bakır gibi olacak.

10. Dağlarsa atılmış yün gibi olacak.

Bu ayet-i kerimelerde atom ve hidrojen bombalarının ortaya çıkacağı ve bunlar patladığı zaman gökyüzünün bakıra benzeyeceği, aynı şekilde dağların da yerlerinden sökülerek paramparça olacağı haber verilmiştir.

Aynı şekilde Hümeze suresinde şöyle denmiştir:

5. Hayır (sandığınız gibi) değil. O, mutlaka Hutame’ye atılacaktır.

6. Hutame’nin ne olduğunu, sana ne bildirsin?

7-8. O, tutuşturulmuş olan ve kalpleri yakan Allah’ın ateşidir.

9-10.  Şüphesiz o (ateş) onlara karşı, uzayan sütunlarda kapalı tutulmuştur.

Nükleer çağın özellikleri hakkında tam bilgi sahibi olmayan biri, bu sûreyi tamamen anlayamaz. Bu ateşin saklı olduğu nükleer madde, patlamadan önce uzayan sütunlar şeklindedir. Yani artmakta olan iç basınç sonucu, önce uzamaya başlar, sonra ise ateşi insanların bedenlerini yakmadan önce onların kalplerini etkiler ve kalplerini durdurur. Atom bombasının patlaması sırasında, bu hadisenin cereyan ettiğine bütün bilim adamları şahittir. Onun alevi insanlara ulaşmadan önce, çok kuvvetli radyasyon dalgaları kalplerin durmasına sebep olur.

Keza Rahman suresi ayet 36. da da bunlardan bahsedilmiştir ve denmiştir ki:

يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِنْ نَارٍ وَنُحَاسٌ فَلَا تَنْتَصِرَانِ

36. Her ikinizin üzerine (de)  ateşten bir alev ile (erimiş) bakır gönderilecektir. (Bilin ki) ikiniz asla üstün gele­mezsiniz.[1]

Mürselât suresi ayet 11’de de dağların yerlerinden oynatılacağı bildirilmiştir ve denmiştir ki:

وَاِذَا الْجِبَالُ نُسِفَتْ

Bu ayet-i kerimede dağlar kelimesinden tabii ki maddi dağlar kastedilmiştir. Fakat aynı zamanda dünyanın krallarına da işaret edilmiştir ve onların yok edileceği ve onların yerine cumhuriyetlerin kurulacağı da bildirilmiştir.

Hayvanat bahçelerinin kurulacağına dair gaybi haber

Tekvir suresi  ayet 6’da denmiştir ki:

وَاِذَا الْوُحُوشُ حُشِرَتْ

6. Vahşi hayvanlar bir araya toplatılacağı zaman;

Yani vahşi hayvanlar bir yerde toplatılacaklar. Nitekim bugün dünyanın her ülkesinde hatta her büyük şehirde vahşi hayvanlar bir araya getirilmiştir ve hayvanat bahçeleri oluşturulmuştur.

Tekvir suresi ayet 8’de denmiştir ki:

وَاِذَا النُّفُوسُ زُوِّجَتْ

8. (Farklı) insanlar bir araya getirilece­ği zaman;

Bu ayeti kerimede bütün dünya insanlarının birleşeceği açıklanmıştır. Bugün yeni ulaşım vasıtaları insanların birleşmelerini sağlamıştır. Keza radyo, televizyon ve özellikle internet vasıtasıyla insanların globalleşmeleri mümkün olmuştur.

Yine tekvir suresi ayet 9’da Yüce Allah der ki:

وَاِذَا الْمَوْءُدَةُ سُئِلَتْ . بِاَىِّ ذَنْبٍ قُتِلَتْ 9-10. Diri diri gömülen kız çocuğun, hangi suç sebebiyle öldürül­düğü, sorulacağı zaman;

Toplumlarda yasaların hâkim olduğu bir düzen oluşacak ve cahiliye devrindeki gibi kız çocukları öldürmek ise, bir suç olarak kabul edilecek.

Tekvir suresi ayet 11

وَاِذَا الصُّحُفُ نُشِرَتْ

11. Kitaplar yayınlanacağı zaman;[2]

Eskiden matbaa yoktu ve kitaplar el ile yazılırdı. Ancak matbaa icat edildikten sonra bugün artık kitaplar alabildiğine çoklukla neşredilmektedir. Mesela eskiden bütün insanlık tarihi boyunca ne kadar kitap el ile yazıldıysa, bugün dünyada bir tek şehirde mesela İstanbul, Londra, Newyork vesaire gibi şehirlerin her birinde eskiden yazılan kitaplardan daha fazlası bir tek günde neşredilmektedir. Burada sırası gelmişken şunu da söylemek istiyorum. İslam âlemindeki sözde din bilginleri daima yeni icatlara karşı çıkmışlardır. Mesela İstanbul’da ilk matbaa kurulduğu zaman günün ulemaları onun haram olduğuna fetva verdiler. Daha sonra günün Osmanlı sultanı bu matbaada Kurân-ı Kerim ve İslam tarihinin basılacağını belirterek matbaa lehinde fetva çıkartmayı başarmıştır.

وَاِذَا السَّمَاءُ كُشِطَتْ

12. Göğün derisi yüzüleceği zaman;[3]

Yani astronomi çok ileri safhaya varacak ve yeni dürbünler ve yeni cihazlar vasıtasıyla yıldızlar ve diğer gezegenler hakkında bilgi elde edilecek.

İnşikak suresinde denmiştir ki:

وَاِذَا الْاَرْضُ مُدَّتْ

4- Yeryüzü genişletileceği[4] zaman

Yani gelecekte yeryüzü genişletilecek. Maddi olarak yerin genişletilmesi mümkün ise de bu genişleme zikredilemeye şayan değildir. Ancak son zamanlarda astronotlar aya ulaşmışlardır ve diğer gezegenlere de ulaşmaya çalışmışlardır. Yeryüzünün genişletilmesinin bir anlamı budur.

Aynı surede Yüce Allah der ki:

وَاَلْقَتْ مَا فٖيهَا وَتَخَلَّتْ

içindekini dışarı atıp boşalacağı zaman,[5]

Yani jeoloji bilgilerinin ileri safhaya varacağı böylece yer altındaki hazinelerin ortaya çıkarılacağı bildirilmiştir. Bu haber, hem eski kalıntıların yer altından çıkarılması vasıtasıyla gerçekleşmiştir, hem de yeraltındaki kaynakların, mesela petrol ve diğer kaynakların dışarı çıkarılması ile de gerçekleşmiştir.

İnfitar suresinde ise:

وَاِذَا الْقُبُورُ بُعْثِرَتْ

5. Kabirler söküleceği zaman.

Bu ayetlerde şimdiki zamanda meydana gelen ilerleme hakkında muhteşem gaybi haberler var. Ve bu haberler açıkça tüm detaylarla gerçekleşmiştir. Hayvanat bahçesinin olması, matbaalar ve kitapların çok sayıda basılması, fizik, arkeoloji, jeoloji bilimlerinin ilerlemesi sayesinde bütün gaybi haberler gerçekleşmiştir. Ve bir yüzeysel bilim sahibi bile bunu inkar edemez.

Yüce Allah tekvir suresi 13 ile 14 ayetlerde demiştir ki:

وَاِذَا الْجَحٖيمُ سُعِّرَتْ . وَاِذَا الْجَنَّةُ اُزْلِفَتْ.

13. Cehennem alevlendirileceği za­man; 14. Cennet yaklaştırılacağı zaman;

Yani gelecek zamanda bütün yeryüzü bir cehennem haline gelecek, yani büyük devletler küçük devletlere haksızlık yapacaklar, ayrıca terörizm ortaya çıkacak ve insanların değişik tabakaları arasında nefret oluşacak. Aynı şekilde yeryüzünde günah çok çoğalacak. Bugün içki, kumar, fuhuş v.s. o derece çoğalmıştır ki insanların büyük bir kısmı bunları hiç yadırgamamaktadır. Kısacası insanlar yüce Yaratandan uzaklaşmışlardır. Fakat hemen akabinde yüce Allah der ki

وَاِذَا الْجَنَّةُ اُزْلِفَتْ

Cennet yaklaştırılacağı zaman;

Cennete ulaşmak müminlerin bir hedefi olmuştur. Ancak vaat edilen Mesih ve Mehdi hazretleri Vasiyat nizamı vasıtasıyla müminlerin cennete ulaşmalarını kolaylaştırmıştır.

Fakat Mesih-i Mev’ud (a.s.)  vasıtasıyla bize sunulan bu şansı elde edebilmek için, onun nasihatlerini iyi anlamalıyız. Bu nimet öyle boş sözlerle elde edilemez. Cennete götüren bu yolu yürüyebilmek için, İslamiyetin yayılışı için birçok çabalar sarfetmek, mal, vakit, izzet ve duyguları feda etmek gerekir. Hatta gerektiğinde canımızı feda etmek gerekir.

Bugün bazı sözde İslam alimleri, intihar saldırıları vesaire ile insanları öldürmeyi, cennete nail olmanın bir yolu olarak gösteriyorlar. Vadedilen Mehdi (a.s.) ise bunun tam tersine insanları öldürerek değil, İslamiyete ve insanlığa hizmet ederek cennete ulaşmanın yolunu göstermiştir.

Kuranı kerim de yukarıda bahsedilen gaybi haberlerin dışında, Onun gerçek ve doğru olduğunu kanıtlayan daha nice haberler vardır.

Kısaca huzurlarınızda birkaç gaybi haberden bahsettim ki bu haberler aynen olduğu gibi gerçekleşerek görkemini göstermiştir.

Kuran ve İslam’a karşı olanlara bu bir kanıttır ki buna itiraz edemezler. Kendini teselli etmek için oradan buradan laf yetiştirmeye çalışabilir ama hakikatten kaçamaz. Allah bu muhaliflere gerçekleri göstersin ve Kuranın görkemini ve azametini anlamayı nasip etsin.

Allah bize de lütfü ile Kuranın talimatına uymayı nasip etsin ve Kuranın her kelimesi bizim imanımızı artırsın. Âmin.

Sözlerimi Hz Mesih Mavud as’in bir iktibasıyla bitirmek istiyorum, Hz buyuruyor ki:

“Nereye bakarsak bakalım, Kuran’ı kerim de ki gaybi haberler fevkalade bir şekilde gerçekleşmiştir hiçbir kitap bu açıdan bu haberlerle yarışamaz.  Çünkü bu gaybi haberler sadece Peygamber efendimizin zamanında gerçekleşmedi, ondan sonrada gerçekleşmeye devam etti. Hatta pek çok gaybi haber bugün bile gerçekleşmeye devam ediyor. Ve daha pek çokları gelecekte gerçekleşecektir.” (Melfuzat 2. Cilt 32. sayfa)

 

Münir Ahmed Münevver,

Türkiye 4. Jalsa Salana Konuşması,2011

 

[1] Bu ayet-i kerimede kozmik dalgalara ve bombalara işaret edilmiştir. Ayrıca uzaya gidenlerin bir çeşit ateş ve duman ile karşılaşacakları bildirilmiştir.

[2] Matbaa ve yayınevleri yaygınlaşacak ve böylece kitaplar çoğalacak.

[3] Astronomi ilmi çok ilerlemiş olacak.

[4] Dünya üzerinde daha önce gidilmemiş yerler keşfedilecektir.

[5] Yeraltındaki gizli kaynaklar öylesine çok miktarda ortaya çıkarılacak ki, böylece yer adeta boşalıyor olacaktır.

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 18. sayısı

3. Dünya savaşının tartışıldığı şu günlerde

İLAHİ UYARICIDAN BİR UYARI

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 157

Bu devir insanları özellikle barış ve sevgi arayışındadır. Kur'an-ı Kerim ve hadislerden az çok haberi olan herkes için bu devir öncede...

Video

Downloads: 62

Büyü var mı? Peygamber Efendimize büyü yapıldı mı? Evliliklerin daha iyi yürümesi için...

Ses-mp3

Downloads: 57

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Galerimiz Resimler