Mta-türk videolar için tıklayınız.

[1]

Ayeti kerimede “Onlar verdiklerimizden harcarlar” buyrulmuştur. Bu âyette takva sahibi için “mimmâ” kelimesi kullanılmıştır. Çünkü o bu makamdayken kördür. Bu yüzden Allah (c.c.) bu kelimeyi kullanmıştır. Bu yüzden Allah’ın (c.c.) verdiklerinden bir miktarını Allah (c.c.) yolunda da harcar. Ama gerçek şudur; eğer o sağlam bir göze sahip olsaydı o zaman zannettiği gibi kendisinin hiçbir şeyin sahibi olmayıp her şeyin sahibinin Allah (c.c.) olduğunu anlayacaktı. Ama bu takva makamına özgü hicaplardan biridir. Bu durumda ondan istenen Allah’ın (c.c.) verdiğinden bir miktar vermesidir. Peygamber Efendimiz son hastalığı esnasında Hz. Ayşe’ye (r.a.): “Evimizde ne var” diye soruyor. Hz. Ayşe, evde bir dinarın bulunduğunu söyleyince, Efendimiz “bir dinarın bile bizde bulunması şanıma yakışmaz” buyurdu. (Yani onun sadaka edilmesini istedi.) Peygamber Efendimiz takva makamından daha öte makamların sahibi olduğundan dolayı, onun için “mimme” şeklindeki kelime kullanılmadı. Çünkü bir miktarı evde saklayıp bir miktarı Allah (c.c.) yolunda harcamak köre yakışır. Ama takva makamı ve bu davranışın her ikisi, lazım-ı melzumdur[2]. Allah (c.c.) yolunda bu kadar vermesi bile nefsiyle bir mücadeledir. Ama Peygamber Efendimiz hiçbir şeyi (evinde) saklamayıp hepsini Allah (c.c.) yolunda harcadı.

 

Bundan önce dinler arası konferansta “İslâmiyet’in Öğrettiği Esaslar” adı altında sunduğum tebliğimde, insanın üç manevi durumundan söz etmiştim. İnsan bu yolu kat ederken başlangıçtan sonuna kadar bu üç hâlden geçer. Kur’ân-ı Kerim, bu üç yol kat edilirken insana yardım etmek için geldiğinden dolayı ilk olarak takvayı ele aldı. Takva tekellüf dolu tehlikeli bir yoldur. Bu yolda hem senin hem nefsinin elinde kılıç vardır. Nefsini öldürdüğün takdirde kurtuluş bulacaksın ama öldürüldüğün takdirde “esfel-üs safilin[3]”den olursun. Bu âyet-i kerimede takva sahibi için “verdiklerimizin hepsini harcar” denmemiştir. Çünkü takva sahibi bir peygamberde bulunan iman gücüne sahip değildir. Nitekim Allah’ın (c.c.) yolunda harcamanın tadına varıp, ilerde daha çok harcasın diye, bu yolun başında ondan sanki çok az vergi istenmektedir.

Bu âyet-i kerimeden Allah’ın (c.c.) rızktan kastettiği sadece mal olmayıp O’nun verdiği her nimettir. Mesela ilim, hikmet, tabiplik vs. Bunların hepsi rızka dâhildir. İnsan bunlardan Allah (c.c.) yolunda harcayıp gün geçtikçe, ilerlemek zorundadır. Eğer Kur’ân-ı Kerim de İncil gibi “Senin sağ yanağına kim vurursa, ona ötekini de çevir[4]” deseydi veya “verdiklerimin hepsini harca[5]” anlamına gelen bir ifade kullansaydı o zaman bu emirlere uyulması imkânsız olduğundan dolayı, Müslümanlar da Hıristiyanlar gibi sevaptan mahrum kalacaklardı.

 

[1] Bakara Suresi; a.4

[2] Birbirinden asla ayrılmayan, birisi olunca diğerinin de olması şart olan

[3] Cehennemin dibi, mahlûkatın en aşağısı

[4] Kitab-ı Mukaddes Eski ve Yeni Ahit (Tevrat ve İncil: Matta; bab: 5,) a.39, İstanbul, 1993

[5] Matta; bab 6, a.19–20

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 328

İsa Mesih'in çarmıh hadisesi nasıl oldu. Peki çarmıhtan sonra göğemi yükseldi? Yoksa hayatına devammı etti. Şu an göktemi? Yoksa ve...

Video

Downloads: 64

İslam'da Hilafet nedir? Kuran-ı Kerim'de nasıl anlatılmıştır? Asr-ı Saadet döneminde hil...

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler