Mta-türk videolar için tıklayınız.

Bundan sonra ruhani vücudun dördüncü mertebesi vardır ki Kuran-ı Kerimde şu şekilde ifade edilmiştir;

[1]

Yani nefsanî duygular ve şehvani heveslerden kendilerini durdurabilen müminler üçüncü dereceden de üstünler. Bu mertebenin üçüncü mertebesinden üstün olma sebebi şudur ki üçüncü mertebede insan her ne kadar çok sevdiği ve bel bağladığı malı Allah için harcasa da bu mertebede maldan da yakın ve paradan da fazla değer verdiği şeyden, yani nefsani şehvetlerden Allah uğruna vazgeçiyor. Sebebi de şudur ki insan nefsanî şehvetlerini değerli malını su gibi harcayarak bile elde edecek kadar sever. Binlerce Rupi’yi[2] şehvetlerini ve arzularını elde etmek için çarçur eder ve şehvet dolu nefsanî arzularına kavuşmak için parayı hiçe sayar. Muhtaç, aç ve fakir birisine bile pintilikleri yüzünden bir kuruş dahi vermeyen ve kendi evini viraneye çeviren kimseler nefsanî şehvetlerini tatmin etmek için sokak kadınlarına binlerce Rupi verirler. Bunlar gösteriyor ki bu şehvet selinin akıntısı öyle güçlüdür ki cimriliğin tüm necasetini ve pisliğini bile sürükleyip götürür. Dolayısıyla sadece cimriliği ve mal sevgisini yenebilen iman seviyesine göre bu iman seviyesi ki şehvani cûş ve arzuların fırtınasını yenebiliyor; çok daha güçlü ve üstündür. Bu olağanüstü iman seviyesi şeytana karşı uzun müddet savaşabilmek için son derece sert ve sağlam olarak tasarlanmıştır çünkü görevi nefsi-emmare[3] denilen o ezeli ejderhayı yenmektir; ayağın altına alıp ezmektir. Mal sevgisi, şehvet giderme durumlarında; hatta basit riyakârlık ve gösteriş anlarında bile yenilebilir ama nefsanî coş ve arzuların tufanı öyle şiddetli, öyle sürükleyip götürendir ki Allah’ın özel merhameti olmadan karşı konulamaz. Nasıl ki cismani vücudun en sağlam ve en sert ve en uzun ömürlü kısmı kemiklerse nefsanî şehvetlerini yenebilen imansal kuvveti de son derece uzun ömürlü ve sağlamdır ki böylesine tehlikeli düşmanla uzun müddet savaşıp Allah’ın yardımı ve merhametiyle yenebilsin. Dediğimiz gibi nefsanî şehvetlerin fırtınası öylesine korkunç ve tehlikelidir ki Cenabı Hakkın (c.c.) özel ilgisi ve merhameti olmadan def edilemez. Bu sebeptendir ki Kuranı Kerimin beyanına göre Hazreti Yusuf (a.s.) şöyle demiştir;

[4]

Yani Ben nefsimin her türlü hatadan uzak olduğunu söyleyemem çünkü insan nefsi kötülüğü emretme konusunda pek cesurdur ve Allah’ın merhameti olmadan bunun hamlesinden kurtulmak mümkün değildir.

Bu ayette kullanılan  ibaresine çok benzeyen bir ibare Nuh’un tufanını anlatırken de kullanılmıştır. Orada da Kuranı Kerim şöyle buyurur;

 [5]

İbarelerdeki bu benzerlik gösteriyor ki nefsani şehvetlerin tufanı heybet ve kuvvet açısından Nuh’un tufanını çok benzemektedir.

Ruhani vücudun dördüncü mertebesine karşı gelen cismani vücudun dördüncü mertebesi ise Kuranı Kerimde şöyle beyan edilmiştir;

Sonra Biz et parçacığından kemikler yarattık

Kemiklerin ete göre daha dayanıklı ve sert ve yoğun olduğu aşikardır. Kemik ete göre çok daha uzun ömürlüdür ve binlerce sene sonra bile tamamen yok olmaz; bir şekilde kalır. Bu açıdan ruhani vücudun dördüncü mertebesi ile cismani vücudun dördüncü mertebesi arasındaki benzerlik ortadadır çünkü dördüncü mertebede olan kimsenin imanı çok daha sağlam ve kalıcıdır ve Rahim olan Allah ile ilişkisi de şiddetinde üçüncü mertebeye göre üstündür. Aynı şekilde cismani dünyada da kemikler ete göre daha kıvamlı ve serttirler ve bu aşamada olan bebeğin anne rahmiyle ilişkisi bir önceki aşamasına göre daha kalıcı ve sağlamdır.


[1] Müminun suresi 6. ayeti

[2] Hindistan’ın para birimi

[3] Kuranın terminolojisine göre insanı kötülüğe davet eden iç meyli

[4] Yusuf suresi 54. ayeti

[5] Hud suresi 44. ayeti

 

Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani

"Berahin-i Ahmediye" adlı eserinden


Related news items:
Newer news items:
Older news items:

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler