Mta-türk videolar için tıklayınız.

Şimdi meleğin mi yoksa insanın mı üstün olduğu sorusuna gelelim. Biraz önce İsaas ve Musaas ve Muhammed’insav Cebrail’in aktardığı feyiz yüzünden yükseldiklerini söyledik. Bu bazıları için bir soruyu doğurmuş olabilir. Aktaran aktarılandan daha üstün olur diye düşünebilirler.

Unutulmamalıdır ki Cebrail’in aktardığı nur sebebiyle mertebelerini bulan Isaas, Musaas ve Peygamber Efendimizsav buna rağmen ondan üstündürler ve bunun birçok sebebi vardır.

Cebrail aktaran varlık olabilir ama kendiliğinden aktarmıyor. Asıl aktaran Allah’tır ve Cebrail sadece bir vesiledir. Bu örnek güneşin ışığının önce bir aynadan yansıtılıp başka bir aynaya düşmesi gibidir. Vesileler bazen âlâ ve bazen de edna olurlar. Âlâ olan vesilenin misali demin verdiğim ayna misalidir. Edna vesilenin misali bir padişahın mektup yazıp vezirine aktarsın diye sıradan bir adama vermesi gibidir. Bu durumda o sıradan adam mektubun ne içerdiğini bile bilmeyecek; sadece aktaran bir vesile olacaktır. Vezirden daha üstün olması şart değildir. Bu durumda onun işi sadece aktarmak olacaktır. Sözlerle bile aktarsa vezirin üstün zekâsı o sözleri daha derin anlayacaktır. Bu örnekten anlayabiliriz ki Allah’ın Cebrail vasıtasıyla aktardığı bilgi hakkında Cebrail’in kendisinin tam anlamıyla haberdar olmaması mümkündür.  Bir hadis de bu konuya ışık tutuyor. Miraçla ilgili bir hadiste Miraç sırasında belli bir noktaya gelince Cebrail “Bundan sonra ben devam edemeyeceğim. Siz gidin” demiş. Yani Cebrail vasıtasıyla yollanan mesajların bir kısmını muhakkak anlıyordur ama bir kısmı öyle bir dildeydi ki tam anlaması sadece asıl muhatabın harcıydı. Cebrail ona verileni aynen götürdü ama tam anlamak ya Allah ya da Peygamber Efendimizin işiydi.

 

Bu götürüp de anlayamadığı kısmıyla ilgilidir. Anladığı kısmına gelince de Peygamber Efendimiz Cebrail’den üstündür; daha iyi ve daha derin anlamıştır. Bir örnek verecek olursak ateşi çıkmış iki kişiye aynı ilacın verildiğini farz edelim. Birisi çabuk reaksiyon gösterip iyileşeceği gibi diğerinin vücudu nispeten yavaş tepki gösterecektir. Bu fark ikisinin iç durumundandır. Vücudunda ilaca karşı koyan maddesi fazla olan geç iyileşirken tertemiz bir içi olan hemen iyileşecektir; ateşi düşecektir.

 

Bu örnek şer kuvvetlerini def etmekle ilgiliydi. İyiliği cezp etmekle ilgili de benzer bir durum söz konusudur. İki kişi aynı gıdayı yerler ama birisi sağlam ve kuvvetli bir vücuda kavuşurken diğeri zayıf ve sıska kalıyor; o kadar faydalanamıyor. Bazen ilkine göre fazla yediği halde bile o kadar güçlü olamıyor. Aynı şekilde yollanan öğretinin hem Peygamber Efendimizin hem de Cebrail tarafından anlaşılan kısmında Peygamber Efendimizin anlama seviyesi yüksekti. Öğreti de aynen gıda gibi ikisinin iç kuvvetlerine göre etki yapardı.

Daha da anlaşılır bir örnek verecek olursak şu anda anlatmakta olduğum bu konuyu ele alalım. Herkesin ana dili olan Urduca dilinde anlattığım bu konuyu oturan herkes anlamaktadır ama herkesin anlama seviyesi aynı olmayacaktır. Zihinlerinde bıraktığı etki de birbirinden farklı olacaktır. Kalbin durumu da gelen mesajın rengini değiştirmektedir. Fatiha süresini alalım. Okuyanlardan birisi hıçkırarak ağlarken diğeri ise gülümsüyor; tebessüm ediyor. Bu neden böyledir. Sadece şunun için ki zor durumda olan o zor anında bunu okuyunca “gerçekten de artık beni sadece Allah kurtarabilir” der ve ağzından çığlıklar çıkar; haykırır. Öbür tarafta başarıların içinde yüzen birisi “demek her başarımın arkasında Allah var ve o beni koruyor” der ve yüzü gülümser; tebessüm eder. Yani aynı sözler kalbin iç durumuna göre farklı etkiler yaparlar.

Sözün özü Peygamber Efendimizsav için gelen kelam onun iç kabiliyetleri ve kuvvetleriyle birleşince belli bir etki yaparken Cebrail’in iç kuvvetleriyle birleşince başka bir etki yapıyordu. İç yapının farklılığının farklı netice doğurduğu zaten aşikâr olan bir gerçektir. Örneğin söndürülmemiş kirecin üstüne tuğla koyarsak hiç bir şey olmaz ama su dökersek yanar. Neden? Çünkü su ile kireç birleşince bu özel neticeyi doğururlar. Bu sebeple her ne kadar Cebrail kelamın bir kısmını anlıyor olsa da içyapısı Peygamber Efendimizdensav farklı olduğu için Peygamber Efendimizsav kadar derin anlayamazdı ve bu konuda da Peygamber Efendimizsav ondan üstündü.

Şunu eklemekte fayda vardır ki her insan her melekten üstün olmuyor. Bu sadece bazı insanlar için geçerlidir. Özel insanlar özel meleklerden üstün oldukları gibi sıradan insanlar sıradan meleklerden üstün olurlar. İnsanın sorumlulukları meleğe nazaran çok daha geniştirler. İnsan cehenneme bile atılabilir; oysaki melek için böyle bir şey söz konusu değildir. Onlar iyilik yapmaya mecburdurlar ama insan için bu bir seçimdir. İster iyilik yapar ister kötülük. Bu sebeple iyilikler yapan sıradan insanlar sıradan meleklerden üstün olabiliyorlar.

İlgili Diğer Konular

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 427

Ahmediler biat şartlarını kabul ederek cemaate katılırlar. Peki bu 10 biat şartı aslında nedir? Bilmeden bu şartlara uymak mümkünde de...

Video

Downloads: 86

8 Ekim 2010 Cuma Hutbesi

Ses-mp3

Downloads: 73

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler