Mta-türk videolar için tıklayınız.

Arkadaşlarımızdan birisi “maddenin özelliklerinin son yularının neden meleklerin elinde olduğuna inanalım. Neden doğrudan maddenin özellikleri olduğuna inanmayalım” diye soru sormuştur.

Meleklerin varlığını anlatırken bazı deliller de vermiştim ve bu delillerle onların varlıklarını ispatlamıştım. Varlıkları ispatlanırsa gereklilikleri de ispatlanmış olur. Delillerle bir şey ispatlanırsa ondan sonra “peki neden böyle olduğuna inanmıyoruz” diye sorulmaz. Örneğin bir kâğıt parçası rüzgârın etkisiyle de uçup bu masanın üstünde düşebilir ama eğer gözümüzle birisini kâğıdı getirirken görürsek ondan sonra bu ihtimalden bahsetmek doğru olmayacaktır. Aynı şekilde meleklerin varlığı ispatlandıktan sonra maddenin özellikleriyle ilgili bu soru da geçersiz hale gelir. İmkan başka şeydir; delillerle ispat ise başka. Örneğin Hazreti İsa’nınas göklere çıkmadığına inanırız. Bunun sebebi böyle bir şeyin Allah için imkansız olduğu değildir; tersine ispatlayan bir sürü delillerin varlığıdır. Bu durumda tahminler yürütülmez. Tahminler ancak hiçbir delil yokken yürütülür. Her işte birçok imkanın olması mümkündür ama gerçekleşen o seçeneklerden birisi olur. Maddenin özellikleri en genel senaryoda maddenin kendisine ait olabilirdi ama bizim senaryomuzda öyle değildir. Öyle olmadığına dair deliller vardır; son yuları meleklerin elindedir.

 

Kaldı ki biz maddede özellik olmadığını söylemiyoruz ki! Böyle bir iddiamız yoktur. Dediğimiz sadece şudur ki bu özelliklerin dışa vurmasını sağlayan ilk muharrik melektir. Allah tarafından emir alan melekler bir sebep sonuç zincirinin bir sonraki sebebini tahrik ederler ve silsile başlamış olur. Bu ruhani silsile eninde sonunda zahiri dünyada bir domino etkisiyle maddenin özelliklerini ortaya çıkartır.

 

Allah’a inanan ve maddenin de Allah tarafından yaratıldığına inanan herkes maddenin özelliklerinin de Allah tarafından yerleştirildiğine inanmak zorundadır. Böyle yapmazsa maddenin mahluk olmadığı ortaya çıkar. Ancak Allah’ın olmadığı ve her şeyin kendi kendine olduğuna inanan birisi böyle diyebilir. Böyle düşünen birisiyle melek konusuna girmeden önce Allah’ın zatıyla ilgili tartışmak gerekecektir. Allah’ın zatına inandıktan sonra hala diğer her şeyin kendiliğinden oluştuğunu söylerse o zaman melek konusu gündeme gelebilir. Allah’a inanan ve her şeyin O’nun tarafından yaratıldığını kabul eden meleklerin varlığını da kabul edecektir. Yani ancak Allah’ın varlığını ve her şeyin Allah tarafından yaratıldığına inanan birisi için bu soru anlamlıdır. Bu sebepten olsa gerek ki sadece Allah’a inanmayan veya bir tanrıya inanıp da maddenin kendiliğinden var olduğuna inanan kavimlerde melek kavramı yoktur. Bu sebeple önce bu iki konunun anlaşılması şarttır; meleklerle ilgili bahis sonra gündeme gelecektir. Melekler konusunu tartışmak isteyen zaten Allah’ın varlığını ve her şeyin O’nun mahlûku olduğunu kabul etmiş birisi olması gerekir. Bu kadarını anlamış olan birisi maddenin özelliklerinin de Allah tarafından yerleştirildiğine inanacaktır. Bizim söylediğimiz sadece şudur ki bu özellikler doğrudan değil, meleklerin vasıtasıyla yerleştirilmişlerdir. Madde kesiftir; Allah ise Latif ve latif ile kesifin ilişkisi ancak ara vesilelerle mümkündür. Bunun ispatı doğanın kanununda da mevcuttur çünkü orada da Allah kesif şeylerle etkileşmek için latif vesileler kullanmıştır. Hiçbir yerde doğrudan kesif ile latif arasında vesilesiz bir bağlantı yoktur.

Örnek olarak insanı alalım. İnsanın içinde bir türlü tariflenemeyen ruh veya kalp veya İngilizce deyimle MIND denilen bir şey vardır ve insanın tüm iradesini ve hareketlerini sağlar. İnsan her şeyi yapar ama bu ruh denilen şey giderse cansız bir şey haline gelir. Ama içindeki bu ruh denilen özellik, görünen ve “şunu yap bunu yap” diyen kesif bir varlık değildir. Tam tersine son derece latif ve algılama ötesi olan sinirleri tetikliyor ve onlarda bir sonraki seviyeyi temsil eden dalları itiyorlar ve eninde sonunda büyük uzuvlarda hareket görünmeye başlıyor. Örneğin ruh veya MIND doğrudan insan gözüne bir emir vermez; son derece gizli perdelerin arkasından niyetini belirtir ve bu niyet zincirleme reaksiyon sonucunda göze kadar varır ve hareketi doğurur. Sözün özü latif olan her varlık kesif bir varlıkla irtibata geçmek istediği zaman bu yöntemi seçer. Bu durumda eğer birisi Allah’a inanıyorsa ve kesif olan maddenin de Allah tarafından yaratıldığını kabul ediyorsa latif olan bir ara vesileyi de kabul etmek durumundadır çünkü eşyalarla olan ilişki bir şekilde sağlanmak zorundadır. Bu vesile ise melektir. Ama Allah’ın varlığına veya maddenin O’nun tarafından yaratılmış olduğuna inanmayana biz melekler konusunu açmayız; önce diğer konuları halletmeye çalışırız. Onları aşınca zaten kendisi doğanın kanununu inceleyince latif ama mahluk olan bazı varlıkların Allah ve madde arasında vesile olduğunu anlayacaktır; iddiamıza hak verecektir. Bu bilimsel olarak da ispatlanabilir. Bilim bize her şeyin arkasında sebeplerin yattığını söyler. Hiç bir şeyin sebepsiz olmadığını vurgular. Latif olan bir sebep kesif bir sonuç doğurur ve o da nispeten daha kesif olan bir sonuç için sebep görevini görür ve bu silsile devam eder. Aspirin’in özelliklerine inanırız ve her özelliğin arkasında bir sebep olduğuna da inanırız. Ama Aspirin yekpare bir şey değildir; birçok maddeden oluşmuştur. Bilimin geldiği noktada, daha yekpare olan hiçbir şey bulunamamıştır; her şeyin başka şeylerle yapıldığı ortaya çıkmıştır[1]. Aspirin’in içinde ateş düşürücü bazı unsurlar vardır ve bu unsurların kendileri de nispeten daha gizli olan sebeplerden etki yapmaktadırlar. O sebepler ise yine daha da gizli sebeplere tabidirler ve algılama perdesinin ötesine gidene kadar bu silsile devam etmektedir. Sonundaysa melek vardır ve o da doğrudan Allah’ın gücünden gücünü almaktadır; Allah’ın feyzinden feyizlenmektedir, çünkü Halik O’dur. Eğer özelliklerin doğrudan maddeye ait olduğuna inanırsak Yaratan’ın Allah olduğundan da vazgeçmek zorunda kalırız çünkü her özelliği Halik yerleştirir. Ama özellikleri yerleştirenin Allah olduğunu kabul ettikten sonra kesiften latife giden sebepler silsilesini görünce bu silsilenin sonunda yuları Allah’ın elinde olan latif varlıkların da olduğunu kabul etmek zorunda kalırız. İşe onlar melektir.

 


[1] Bu o kadar net bir şekilde ortaya çıkmıştır ki inkar etmek için resmen inatçı olmak gerekir. Ne zamanki bilim adamları “işte maddenin en küçük bölünmez tuğlasını bulduk” diye iddia etmişlerse o tuğlanın sadece daha küçük tuğlalardan oluşan bir bulut olduğu ortaya çıkmıştır.


Related news items:
Newer news items:
Older news items:

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 91

Orijinal adı “Hasti-i Bari Teala” olan kitabımızın girişinde, kitabın yazarıda olan Hz Mirza Beşiruddin Ahmed radiyallahü anh şöyle ...

Video

Downloads: 94

Müslüman Ahmediye Cemaati Başkanı ve Vadedilen Mesih'in 5. Halifesi Mirza Masrur Ahmed Hazret...

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler